Selahattin Demirtaş KCK davasından yargılananlar için düzenlenecek Büyük Diyarbakır yürüyüşünü hatırlatırak başladı.
Arkadaşlarının 4 ayrı cezaevinde kaldığını söyleyen Demirtaş, arkadaşlarının tek cezaevinde toplanması gerektiğini söyledi. Partilerine yönelik bir linç kampanyası başladığını söyleyen Demirtaş "Bunların faili hükümettir." dedi.
MAHKEME HALKIN İRADESİNE İPOTEK KOYDU
Anayasa Mahkemesinin verdiği kararı değerlendiren Demirtaş, ilkesel olarak partimizin kararını açıklayalım dedi. Biz Anayasa Mahkemesinin kararını halkın iradesine ipotek koyma olarak algılıyoruz. BU sen anayasa yapamazsın demek.
Başbakan Anayasa Mahkemesini defalarca statükonun kalesi olarak tanımlamıştır. Anayasa Mahkemesi her iki statikoya fırsat sağlayan bir karar vermiştir. BDP'nin ısrarla dile getirdiği, 'bu değişikler statikoyu değiştiremez' tezinin teyidi olmuştur. Hiç bir rahatsızlık duymamışlardır. İşin esasına girerek burda bir rahatsızlık duymuyorsa, derin bir uzlaşmanın göstergesidir. bu uzlaşam Kılıçdaroğlu ve Erdoğan görüşmesinde ortaya konacaktır. Bu görüşmenin terörle mücadele kapsamında görüşecekleri tespiti çok eksik kalır. Denize düşen yılana sarılır misali iki statikocu güç anlaşma noktasına gelmişlerdir.
NE EVREN NE DE ERDOĞAN ANAYASASI
12 Eylül'de gidilecek referandumda bizlerin sandığa gitmesi için bizi heyecanlandıran ne var diye bakmak lazım. Son derece samimi bir yaklaşımla verdikleri önerilerle büyük bir çaba gösterdiler. Ne oldu, BDP yokmuş gibi davrandılar. Paket AKP paketi olarak referanduma götürülüyor. Şimdi 12 Eylül sabahı sandığa gitme niyetindekilere sesleniyorum. Sandığa gitmeyi düşünen emekçiler.. Bu pakette sizin için ne var.. Alevi vatandaşlarımız sizin için ne var? Evinizden çıkmanızı gerektirecek ne var? Cem evleri için ibadet özgürlüğü mü var? Kadınlar için ne var? Kürtler için ne var? Kenan Evren Anayasasının koyduğu Tek dil Terk millet anayasasını gidip onaylamanız için bir gerekçe mi var? Sizi yok sayan bir paketi oylamaya götürecek ne var? YÖK mü kaldırılıyor, sol ve sosyalist çevreler MGK mı kaldırılıyor? Ezilenler sandığa gitmeyecek statikonun oyununu mahkum edeceklerdir. Türkiye'de yeni anayasa istiyenler, biz bu kadar milyonuz diyecekler. O milyonların en kısa sürede demokratik baskısı herzamankinden daha fazla olacaktır. bu anayasanın ömrü uzatılmaya çalışılıyor. AKP darbe anayasasının ömrünü uzatarak yaptığı yama anlayışıyla demokrasi özlemini ötelemeye çalışıyor. Ve biz şunu ifade ediyoruz. O gün sandığa gitmeyenler demokrasi ve barış isteyenler ve yeni anayasa isteyenler olacaktır. Ne Kenan Evren Anayasası ne Tayyip Erdoğan Anayasası..
Anayasa sürecinde BDP'yi yok sayan anlayış şimdi Anayasa Mahkemesi'ni suçluyor. böyle iktidarın böyle anayasa mahkemesi olur. Meselenin kökeni yine iktidarın halka bakış açısıyla ilgilidir. Seçim barajında ısrarını sürdüren bu hükümettir. TCK ve Polis selahiyetleri kanunda değişiklik yaparak halkın üzerine kabus gibi çöken bu hükümettir. Şimdi bu hükümet çıkmış parlamentonun iradesine saygı duymuyorlar diyor. Ben Haşim Kılıç'ın yerinde olsam döner Aynaya Bak derim.
AKP, DGM'lerin yerine Özel Mahkemeleri kuran partidir.
Asıl devrim 12 Eylül sabahında görecekler. Halkın nasıl bir tercih kullanacağını görecekler. Biz ayın 19'da vereceğimiz startla boykot kararımızı halka aktaracağız. Halk da boykotu destekleyecektir. Bakın ünlü bir Türk büyüğü önceki gün nasıl bir laf etmişti.
NİJERYALILAR EVET DESE DE BİZ HAYIR DİYECEĞİZ
Biz Nijeryalılara Türkçe öğrettik ama Hakkarililere Türkçe öğretemedik dedi. Onun canını sıkan Kürtlerin hala kendi anadiline sahip çıkmasıdır. Milyonlarca Kürt bu ünlü Türk'den daha iyi Türkçe konuşuyor. Onu rahatsız eden Kürtlerin kendi kimliğini inkar etmemesidir. Bu zat hükümet adına konuşuyor. Eminim Nijeryalılara 'Siz aslında Nijeryalı değilsiniz.. Aslında Türksünüz.. Siz dağda yürürken öyle oldu'.. Herkes öğrenebildiği kadar dil öğrenmeli. Ama ana dilini unutmamalıdır. Bin sene de geçse siz Kürt dilini yok sayamazsınız...
REFERANDUM İÇİN 80 TL RÜŞVET VERİYORLAR
Bölgeden edindiğimiz bilgilere göre sandığa giden herkese rüşvet dağıtmaya başlamışlar. T.C numarasını alıp gidenlere 80 TL rüşvet vereceklermiş. Böyle bir onursuzluğu kabul etmeyeceğimizi 29 Mart seçimlerinde anlamamış olacaklar ki daha büyük cevabı 12 Eylül'de vereceğiz. Biz bir kez daha boykot cephesi olarak barış isteyenleri bu cepheye çağırıyoruz.
Çatışmalarda hayatını kaybeden PKK'lıların cenazelerine yapılanlar var. Başbakan Srebrenitsa'da yaşananlarla ilgili açıklamalar yaptı. Katliama dair. Bosna'da yapılan katliamı unutturmayacağız, unutmayacağız. Ama Başbakan Gazze'de taş atan çocukları alkışlarken ama Diyarbakır'da taş atan çocukları içeri tıkan zihniyet samimi olabilir mi? Aynı zihniyet kendisinden bir haftadır cevap beklediğimiz PKK'lı cenazelerine uygulananlar karşısında sessiz kalınıyor. Bu cenazeler neden ailelere verilmiyor? Çünkü kimyasal silahlarla işkence yapılmıştır. Yüzlerinin parçalanması asitlerle yok edilmesinin olduğu noktada insanlık sorgulanmalıdır. Hiç bir kirli savaşta böyle bir durum kabul edilemez. Binlerce yıl birlikte yaşadık binlerce yıl daha birlikte yaşayacağız diyen halka bir haksızlıktır. Ama sayın Başbakan'dan Genelkurmay Başkanı'ndan çıt yok. Burda kimi suçlayacağız. Elbetteki sen vereceksin. Siyaseten sorumlu sensin.
Cenazelere yapılan işkence bizim için onur meselesidir.
Diyalog gibi erdemli bir meselenin bu hale getirilmesi Başbakan'ın yarattığı bir utanç tablosudur. Ne olacak Parti Yetkilileri gelip konuşacak. 3 yıldır Meclis'^teyiz Başbakan'ın elinde bir projesi yok. Başbakan kendini nimetten sanıyor. Kendini bu kadar ağırdan alması diğer partilerle görüşmesini lütuf sayıyor. Kimse senin kara gözüne kara kaşına hayran değil. Diyalog anayasal bir görevdir. Paketiniz olsaydı 30 partiyi gezecektiniz. Şimdi CHP ile bir araya geliyorlar.
İkisi de askerden yeni geldiler. Askerlik anılarını konuşacaklar herhalde. ortada bir yangın var. İtfaiyeciyi araması gerekirken benzinciyi arıyor. Böyle bir çözüm olabilir mi?
KÖŞEYİ DÖNMEDİK YAKININIZ KALMADI
BDP ile görüşmemek gerekçesi olarak terörden nemalananlar olarak tanımlanıyoruz. 7 partisi kapatılan, binlerce insan işkencelerden geçirilirken, hala bin 600 partilimiz içeride. Eğer bu nemaysa Allah size iki katını versin. Eğer bu nemaysa biz payımıza düşeni aldık. Siz yıllardır bölgede ihaleler ve atamalar dışında neler yapıyorsunuz. Köşeyi dönmedik yakınınız kalmadı.
Maskeniz düştü siz farkında değilsiniz. BDP'nin barış konusundaki samimiyetini sorgulamaya hiç birinizin hakkı yok haddi de değil. Başbakan ya partiyi kapatın diye talimat veriyor ya da kapatılmış muamelesi yapıyor. Kendisi böyle konuştukça partililerimiz tutuklanıyor, binalarımız taşlanıyor. Kendisi böyle konuştukça eline pompalıyı alan sokağa çıkıyor.
Geldiğimiz nokta 1990'ların başıdır. Başbakan NATO'yu göreve çağırıyor ve partimizin kapatılması için daha büyük çaba sarfediyor. Bu noktada sayın Başbakan'ı bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Yakın geçmişte herkes çok şey kaybetti. sizler haksızsınız. Dayandığınız gerekçeler haklı değil. Bir halkın dilini yok sayarak verdiğiniz mücadeleden sonuç alamazsınız. Siz erirsiniz. Başbakan Bosna ve Gazze için samimiyse dönsün kendi halkına baksın. bırakın bu sorunu çözmeyi kendilerini çözeceklerdir.
Siyaset
Yayınlanma: 13 Temmuz 2010 - 14:35
Bdp'den Çiçek'e Nijeryalı Yanıtı
Cemil Çiçek, 'Nijeryalılara Türkçe öğrettik ama Hakkarililere öğretemedik' demişti... Çiçek'e yanıt Demirtaş'tan geldi;
Siyaset
13 Temmuz 2010 - 14:35
İlginizi Çekebilir
























