Alman hoca kötü giden işleri düzelteceği yerde, her geçen gün biraz daha agresifleşiyor, Beşiktaş'ta kolay kolay kapanmayacak yaralar açıyor. Artık basını "ti"ye alıyor, Aragones'ten bile sevimsiz bir hale bürünüyor
Beşiktaş taraftarının ve camiasının Teknik Direktör Bernd Schuster'e açtığı kredi bugüne kadar siyah-beyazlı takımı çalıştıran hiçbir hocaya sunulmadı...
Mustafa Denizli bile Alman hoca kadar el üstünde tutulmadı... Ona verilen imkânların yarısını bulamadı...
İlk 10 haftayı şöyle bir gözünüzün önünden geçirin, oynanan futbolu ve alınan sonuçları tartıya koyun. Sizce hangi antrenöre bu kadar sabır gösterilirdi... Kimseye... Hele bir yerliye...
Yıldırım Demirören başkanlığındaki yönetim hangi hedeflerle yola koyuldu...
Rota şuydu; Avrupa Şampiyonluğu...Quaresma ve Guti gibi transferlerin önüne bu yüzden bavul dolusu eurolar konuldu...
Beşiktaş Kulübü kurduğu kadronun ligi açık ara götüreceğini planlamış, Avrupa'yı da tatlının kaymağı olarak hesaplamıştı... Ama gelinen nokta bir yığın soru işareti ile dolu...
Takım kötü oynuyor, yapılan transferlerin birçoğu her geçen gün biraz daha sorgulanıyor... Schuster mi? Ona da bir haller oluyor...
Yönetimin sezon başından bu yana söz geçiremediği "Sarı Melek", herkese papucu ters giydiriyor... Tayfur Havutçu'yu yanından uzaklaştıran, istediği transferlerin tamamı olmayınca bir çocuk gibi kapris yapan, basın ile arasına duvarlar koyan Alman hoca çözüm bulmak yerine hepimizle "ti" geçiyor...
Önce "Beşiktaş'ın sistemi yok" diyor, ardından Süper Lig için "Çok kolay ve eğlenceli" yakıştırmasını yapıyor... "Siz ne anlarsınız futboldan"ın başka bir versiyonu yani...
Ancak Schuster şunu ıskalıyor; bunca para harcayan, ağır borç yükü altında şampiyonluktan başka hiçbir sonucu kaldıracak gücü olmayan Beşiktaş için bu sezon en ufak bir sorun bile memleket meselesi gibidir. O yüzden tüm camia ve kamuoyu olup biteni sorgulayıp, merak edecektir...
Nihat'ın devre arası satılmasını isteyen, Fatih Tekke ile tüm takımın ortasında didişen, sezon başından bu yana ideal bir 11'i yerleştiremeyen, Aragones'ten daha sevimsiz bir hale bürünen Schuster'e soralım bakalım;
Dünyanın hangi takımı 2-1 öndeyken 90+3'te kalesinin 30 metre ilerisinde çizgi defans yapar?
Bunu kendi istiyorsa "intihar", oyuncular kendi kafasına takılıyorsa "akıllara zarar." Üç değişiklik yapıp da, bunların bir tanesinden bile fayda sağlayamamak usta bir antrenör hamlesi midir?
Takımdan bir oyuncu eksilince (Quaresma), iskambil kağıdı gibi dağılan bir kurgu modern futbolun habercisi midir?
Schuster'in kötü bir hoca olmadığını gayet iyi biliyoruz... Ancak Türkiye'yi ve Türk insanını iyi tanımadığından eminiz... Rijkaard'ın yaşadığı travmayı şu an kendisi yaşıyor... Aynı çaresizlik, aynı gidişat, aynı boşvermişlik... Hele hele Rijkaard'ın sonunu gördükten sonra geleceğe daha kaygılı bakıyor olmalı...
Beşiktaş ayağa kalkmak istiyorsa Schuster acilen form tutmalı... Takımla bağlarını biraz daha sıkılaştırmalı... Biraz daha sempatik davranmalı... Aksi halde burada ömrü Rijkaard'tan daha kısa sürecek gibi...
-Milliyet-
Spor
Yayınlanma: 03 Kasım 2010 - 09:48
Bernd Schuster’e Bir Haller Oluyor!
Alman hoca kötü giden işleri düzelteceği yerde, her geçen gün biraz daha agresifleşiyor, Beşiktaş’ta kolay kolay kapanmayacak yaralar açıyor.
Spor
03 Kasım 2010 - 09:48
İlginizi Çekebilir


























