Lions 118-T Yönetim Çevresi, Geleneksel Birleşmiş Milletler ile Lions Günü nedeniyle Ramada Plaza Otel’de etkinlik düzenlendi.
Etkinlikte, Ulu Önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi doğrultusunda ve 2010 İstanbul Kültür Başkenti Projesi ile uyumu açısından “Kültür Sanatın Barışın Korunmasındaki Rolü” ele alındı.
İstanbul’da bulunan çeşitli Konsolosların ve Yabancı Misyon Şeflerinin de davetli olarak katıldığı etkinlikte, Almanya, İstanbul Başkonsolosu Brita Wagner, UNESCO Türkiye Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi ve T.A.C. Vakfı Başkanı Prof. Dr Gül İrepoğlu, Orkestra Şefi-Müzikolog Gürer Aykal birer konuşma yaptı.
Flut ustaları Özge Salar, Ayça Çetin ve Nil Koroğlu Yan Flütleriyle icra ettikleri klasik müzikler ile geceye renk kattılar. Etkinlik; klasik müzik dinletisi ve plaketlerin verilmesinin ardından düzenlenen kokteyl ile sona erdi.HABERİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
Barış ve Refah İçin
LIONS 118-T Yönetim Çevresi Uluslararası Anlayış ve işbirliği Komitesi tarafından düzenlenen Birleşmiş Milletlerle Lions Günü ekinliğinin açılışında konuşan Lions 118-T Yönetim Çevresi A.Y.K.U. (Uluslararası) Ln. Tülin Tanrıkut, farklı toplumlar arasında anlayış ve işbirliği oluşturmak, toplumun kültürel, ahlaki kurallarına katkıda bulunmak amacıyla Lions örgütünün 1. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulduğunu anlattı.
Birleşmiş Milletler (BM) Teşkilatı’nın 2. Dünya Savaşı’nın ardından kurulduğunu ve dünya ülkelerinin barış ve refah için birleştiği tek kurum olduğunu belirten Tanrıkut, BM ile müşterek bir gün düzenleme onuru verilen ilk ve tek uluslararası kuruluşun, Lions örgütleri olduğunu bildirdi. Tanrıkut, Lions kulüplerinin amaçlarıyla bire bir örtüşen bu uluslararası kurumu onurlandırmak için her yıl BM Günü´nü kutladıklarını sözlerine ekledi.
B.M. ile LIONS Günü
Tanrıkut, “Birleşmiş Milletlerin, dünya üzerinde 1500 den fazla Sivil Toplum Kurulusu (STK) ile müşterek proje yürütmesine karşın bir tek Uluslar arası Lions Kulüpleri Birliğine müşterek bir gün kutlama onuru verilmiştir, Bu nedenle "B.M. ile LIONS Günü" kutlanmaktadır” dedi.
Birleşmiş Milletlerle Lions Günü ekinliğinin açılış konuşmasını yapan Lions 118-T Yönetim Çevresi Genel Yönetmeni Ln. Metin Yılmaz’da, Gerçek ‘Barış’a ancak, din, dil, Irk, etnik ve kültürel farklılıklar gözetilmeden dünya üzerinde yasayan tüm insanları eşit kabul ederek ve haklarına saygı göstererek ulaşılabileceğini söyledi.
Yılmaz, “eğer dünyada insanlar, savaş yerine barış, nefret yerine sevgi, düşmanlık yerine, dostluk tohumları ekebilselerdi, inanıyoruz ki, dünya daha huzurlu ve daha yaşanabilir olurdu. Maalesef böyle olamadığı için, 20'ci yüzyılda da savaşlar sürekli dünya gündemini işgal etti. Hepimizin üyesi olmaktan gurur duyduğumuz Lions1917 yılında Birinci Dünya Savaşının getirdiği acı ve yoksulluğu hafifletmek, toplumsal yaraları sarmak amacı ile kurulup, bu gün dünyanın 205 ülkesinde 1,5 milyon üyesi ile din, dil ve Irk ayrımı gözetmeden 'Hizmet Ediyoruz' sloganıyla insana ve insanlığa karşılıksız hizmetler sunan dünyanın en etkin hizmet kuruluşlarından biridir” diye konuştu.
Yurtta Barış, Dünyada Barış
Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini tema olarak kullandıklarını kaydeden Yılmaz; “Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere gösterdiği hedef doğrultusunda,
Birleşmiş Milletlerle Lions Günü temasını ‘Yurtta Barış, Dünyada Barış’ olarak belirledik. Barış, insanın aklında ve yüreğinde bulunması gereken çok değerli bir olgudur ve insana ve ‘İnsan Haklarına’ gösterilen ‘Saygı’ ile baslar. Gerçek ‘Barış’a ancak, din, dil, Irk, etnik ve kültürel farklılıklar gözetilmeden dünya üzerinde yasayan tüm
insanları eşit kabul ederek ve haklarına saygı göstererek ulaştırılabilir. Lions, yürüttüğü pek çok çalışma gibi, ‘Barış Posteri Yarışması’ ve ‘Gençler Arası Değişim’ adlı iki uluslararası proje ile genç beyinlere "Barış" olgusunu yerleştirmek, huzurun ve refahın savaşarak değil ancak "barış"la elde edilebileceği bilincini aşılamaya çalışmaktadır” diye konuştu.
Birleşmiş Milletlerin geçen dönem ki Genel Sekreteri Kofi Annan’ın milenyumu “İnsan Hakları ve Barış Kültürü Yüzyılı" diye tanımladığını da hatırlatan Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Birleşmiş Milletlerin, bu küresel örgütün, insanlık için yapabileceği çok güzel hizmetlerin olduğunu, bunların başında da ‘İnsan Hakları Ve Barış Kültürü’nü geliştirmenin ve buna etkili biçimde sahip çıkmanın gerektiğini vurguluyor. İnanıyorum ki Biz ‘Lionlar’ bu kültüre etkili bicimde sahip çıkıp, bu amaç doğrultusunda çalışarak dünya barışını korumaya özen göstereceğiz.”
Barış ve Diyalogun önemi
Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Brita Wagener de Kültür Politikası'nın Barış ve Diyalogun önemi başlıklı bir konuşma yaptı.
Başkonsolos Brita Wagener Savaş, barış, güvenlik ve istikrarla ilgili sorular Küreselleşmenin hâkim olduğu günümüzde Soğuk Savaş Dönemi'nden daha farklı ele alındığını belirterek Küreselleşme ve Küreselleşmenin etkilerinin yeni siyasi yaklaşım gerektirdiğini söyledi.
İnsanlar açısından hayat akışının oldukça hızlandığı bir dönemde yaşandığına dikkat çeken Başkonsolos Brita Wagener, “Küreselleşme diye tanımladığımız olguyu kolayca tarif etmemiz mümkün. Dünyanın dört bir tarafından daha fazla ürün pazarlara sürülüyor, turizm artıyor, göç artıyor, bilgi ile veriler, resimler ve edindiğimiz izlenimler artıyor. Her şeyin daha fazlası mevcut. Bu hızlı değişim karşısında çok sayıda insan, toplum ve hatta kültürler kendini baskı altında, kenara itilmiş ve kayıp hissediyor. Çelişkiler, çok yönlülük ve paralellikler insanların güncel yaşamını etkiliyor. Belirsizliklerin hüküm sürdüğü böylesi bir ortamda, yeni çatışmalara neden olabilecek, ayrıca gerek siyasete gerekse bireylere yeni sorumluluklar yükleyecek bir güvensizlik meydana geliyor. Eskiden uzak sayılan
mesafeler artık kolayca aşılabiliniyor. Bu yeni yakınlıklar yeni temas yüzeylerine, dolayısıyla yeni çatışmalara yol açabildiğinden, birbirine yakın olmak yeni bir yabancılık doğurabiliyor. Ekonomik kaynakların ve bilginin eşitsiz paylaşımı, açlık savaş ve dikta rejimlerinin yarattığı tehditler, insanlarda gelecek korkusu ile kaybolmuşluk hissi uyandırarak, göç hareketlerini de arttırıyor. Ulusal kimlik modelleri önemini yitirip, entegrasyonda başarı sağlanmadığı takdirde, toplumsal ve siyasi istikrarsızlıklar meydana gelebiliyor. Bu istikrarsızlıklar ise yeni çatışmaları, savaşları ve terör eylemlerini beraberinde getirebiliyor. Günümüzde yaşanan gerilimlerin büyük bir kısmı kimlik ayırımından kaynaklanıyor. Bu durumda. Kültür Politikası, çatışmaları engellemeye yönelik önemli bir katkı sağlayabilir” dedi.
Kalıcı bir Barış ve Birliktelik
Çok farklı yönlere sahip olan insanlar, birbirilerine şiddet ve nefret gütmeksizin bu dünyada birlikte nasıl yaşayabilirler? Sorusuna çözüm arandığına dikkat çeken Başkonsolos Brita Wagener, kalıcı bir barış ve birliktelik için gereken faktörlerin, Tolerans, Kültürlerarası Diyalog ve Karşılıklı Fikir ve Bilgi Alışverişi olarak sıralanabileceğini söyledi.
Başkonsolos Brita Wagener, Sürekli "Batı" ile “İslam Dünyası" arasındaki “Diyalogdan bahsedenlerin kalıplaşmış klişelere vurgu yaparak, aslında yakınlaşmayı engellediğini de savundu.
Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Hintli Amartya Sen’in, kimliklerin sınırlı özelliklere indirgenmesini "insanların minyatürleştinnesi" olarak tanımladığına dikkat çeken Başkonsolos Brita Wagener, "Diyalog Sektörünün oluşturduğu kimlik tuzağına düşmemeye dikkat etmeliyiz. Diyalog, kuramlar ve teorik konuşmalar çerçevesinde sürdürüldüğünde birbiriyle çatışan grup veya bireyler anlaşmakta zorlanacak, gerçek problemler dile getirilmediğinden, var olan önyargı ve duygusallıklar tekrar ortaya çıkacaktır” uyarısında bulundu.
Kültürel Zenginlik AB Tarafından Teşvik Ediliyor
Farklılıkları muhafaza ederek, uyum içinde olma konusunu Avrupa Birliği’nin de önemsediğine dikkat çeken Başkonsolos Brita Wagener, “Avrupa' da, dünyanın diğer bölgelerinde olmadığı kadar çok sayıda farklı diller ve kültürler var. Hatta bu kültürel zenginlik AB tarafından teşvik ediliyor: Son yıllarda yaygın olmayan ve küçük toplulukların konuştuğu diller ile farklı kültürlerin korunmasına yönelik yoğun destek var! Çeşitlilik zenginliktir” diye konuştu.
Diyalog" kavramını eleştirmesinin sebeplerinden birinin de, "Diyalog" denildiğinde, sürekli "ortak" bir noktanın ve "birleştirici" bir unsurun aranmasından duyduğu rahatsızlık olduğunu vurgulayan Başkonsolos Brita Wagener, “Çünkü bu tür çabalar çeşitlilik ve çok yönlülüğün değerini azımsamamıza neden oluyor” dedi.
Değişim Programları Önemli
Çeşitli ülkelerin katılımıyla gerçekleşen ortak eğitim ve kültür projeleri, öğrenci değişim programları, üniversitelerarası işbirliği ile gazeteci değişim programları, Daniel Barenboim ile Edward Said' in birlikte kurulmasına öncülük ettikleri, Suriyeli, Filistinli ve İsrailli müzisyenlerden oluşan "Doğu Batı Divanı Orkestrası" gibi çalışmaların karşılıklı bilgi alışverişinin gerçekleştiği projeler arasında sayılabileceğini de anlatan Başkonsolos Brita Wagener, “Bu projeler, bireylerin birbirini tanımasını sağlayarak, karşılıklı önyargılar ile yanlış anlamaların oluşmasını engeller. Diğer yandan kültür, güncel gelişmelere de ışık tutmalı ve siyasetle ilgili olmalıdır. Uzun yıllardan beri "Genişletilmiş Kültür Kavramı" ndan söz ederken, bunu hayata geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu bağlamda moda, mimarlık, bilgisayar oyunları, spor vs. gibi alanları da kültür politikasına dâhil etmeliyiz” şeklinde konuştu.
Kültür ve eğitim alanındaki çeşitliliğin, salt kendi başına bir değer olarak da algılanılabileceğini vurgulayan Başkonsolos Brita Wagener, “ Kültür Politikası'nın tek başına insanların uyumlu bir biçimde bir arada yaşayabilmeleri için yeterli olmadığını belirtmek istiyorum, Gerilimleri önlemek ve çatışmalara son vermek, ancak başka siyasi alanların da gözetildiğinde mümkün olabilir. Bu sebepten dolayı kültür projeleri, insan haklarını, insanların siyasi kararlara katılımım ve kaynakların eşit paylaşımını garanti altına alacak politikalarla birlikte yürütülmelidirler” diyerek sözlerini tamamladı.
UNESCO Türkiye Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi ve T.A.C. Vakfı Başkanı Prof. Dr Gül İrepoğlu da Mimarlıktan Sanat Tarihine ve Ede3biyata uzanan "Kültür ve Sanat" yolculuğunu anlattı. Osmanlı dönemini, Lale Devrini, Cariyeleri anlatan eserleri, TRT 2'de hazırlayıp sunduğu, Şehir- Mekan Sanat-Mekan programlarını anlattı.
Müzik Savaşı Engeller
Orkestra Şefi-Müzikolog Gürer Aykal ise, Mozart'ın müziği eserleri dünyada her tarafta dinlendiğini belirterek "Mozart dinleyen, Mozart anlayan bir insan savaşmaz. Eğer Bush ve Saddam bir araya gelip bir Mozart çalabilselerdi. Biri keman, biri viyolonsel, birisi piyano, tabii ki hiç problem kalmazdı. Gerçekten kalmazdı. Mozart'ın verdiği şeyler dünyada her gün çoğalarak kabul görüyor ve insanları mutlu kılıyor. Biliyorsunuz anne karnındaki çocuğu bile eğitiyor. Çocuk doğduktan sonra onu eğitiyor. Geçenlerde bir ülkede süt kalitesinin artması için inekler Mozart dinletildiğini okudum" diyerek müziğin barış elçisi bir kültür olduğunu söyledi.
ABD’de toplam 16 yıl şeflik ve genel müzik direktörlüğü yapan Aykal, 1991–2003 yılları arasında El Paso Teksas Senfoni Orkestrası Daimi Şefliği’ni ve Genel Müzik Direktörlüğü’nü yürüttü ve ayrıca “Profesör Emeritus” unvanı aldı.
Etkinlikte, Ulu Önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi doğrultusunda ve 2010 İstanbul Kültür Başkenti Projesi ile uyumu açısından “Kültür Sanatın Barışın Korunmasındaki Rolü” ele alındı.
İstanbul’da bulunan çeşitli Konsolosların ve Yabancı Misyon Şeflerinin de davetli olarak katıldığı etkinlikte, Almanya, İstanbul Başkonsolosu Brita Wagner, UNESCO Türkiye Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi ve T.A.C. Vakfı Başkanı Prof. Dr Gül İrepoğlu, Orkestra Şefi-Müzikolog Gürer Aykal birer konuşma yaptı.
Flut ustaları Özge Salar, Ayça Çetin ve Nil Koroğlu Yan Flütleriyle icra ettikleri klasik müzikler ile geceye renk kattılar. Etkinlik; klasik müzik dinletisi ve plaketlerin verilmesinin ardından düzenlenen kokteyl ile sona erdi.HABERİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN
Barış ve Refah İçin
LIONS 118-T Yönetim Çevresi Uluslararası Anlayış ve işbirliği Komitesi tarafından düzenlenen Birleşmiş Milletlerle Lions Günü ekinliğinin açılışında konuşan Lions 118-T Yönetim Çevresi A.Y.K.U. (Uluslararası) Ln. Tülin Tanrıkut, farklı toplumlar arasında anlayış ve işbirliği oluşturmak, toplumun kültürel, ahlaki kurallarına katkıda bulunmak amacıyla Lions örgütünün 1. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulduğunu anlattı.
Birleşmiş Milletler (BM) Teşkilatı’nın 2. Dünya Savaşı’nın ardından kurulduğunu ve dünya ülkelerinin barış ve refah için birleştiği tek kurum olduğunu belirten Tanrıkut, BM ile müşterek bir gün düzenleme onuru verilen ilk ve tek uluslararası kuruluşun, Lions örgütleri olduğunu bildirdi. Tanrıkut, Lions kulüplerinin amaçlarıyla bire bir örtüşen bu uluslararası kurumu onurlandırmak için her yıl BM Günü´nü kutladıklarını sözlerine ekledi.
B.M. ile LIONS Günü
Tanrıkut, “Birleşmiş Milletlerin, dünya üzerinde 1500 den fazla Sivil Toplum Kurulusu (STK) ile müşterek proje yürütmesine karşın bir tek Uluslar arası Lions Kulüpleri Birliğine müşterek bir gün kutlama onuru verilmiştir, Bu nedenle "B.M. ile LIONS Günü" kutlanmaktadır” dedi.
Birleşmiş Milletlerle Lions Günü ekinliğinin açılış konuşmasını yapan Lions 118-T Yönetim Çevresi Genel Yönetmeni Ln. Metin Yılmaz’da, Gerçek ‘Barış’a ancak, din, dil, Irk, etnik ve kültürel farklılıklar gözetilmeden dünya üzerinde yasayan tüm insanları eşit kabul ederek ve haklarına saygı göstererek ulaşılabileceğini söyledi.
Yılmaz, “eğer dünyada insanlar, savaş yerine barış, nefret yerine sevgi, düşmanlık yerine, dostluk tohumları ekebilselerdi, inanıyoruz ki, dünya daha huzurlu ve daha yaşanabilir olurdu. Maalesef böyle olamadığı için, 20'ci yüzyılda da savaşlar sürekli dünya gündemini işgal etti. Hepimizin üyesi olmaktan gurur duyduğumuz Lions1917 yılında Birinci Dünya Savaşının getirdiği acı ve yoksulluğu hafifletmek, toplumsal yaraları sarmak amacı ile kurulup, bu gün dünyanın 205 ülkesinde 1,5 milyon üyesi ile din, dil ve Irk ayrımı gözetmeden 'Hizmet Ediyoruz' sloganıyla insana ve insanlığa karşılıksız hizmetler sunan dünyanın en etkin hizmet kuruluşlarından biridir” diye konuştu.
Yurtta Barış, Dünyada Barış
Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini tema olarak kullandıklarını kaydeden Yılmaz; “Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere gösterdiği hedef doğrultusunda,
Birleşmiş Milletlerle Lions Günü temasını ‘Yurtta Barış, Dünyada Barış’ olarak belirledik. Barış, insanın aklında ve yüreğinde bulunması gereken çok değerli bir olgudur ve insana ve ‘İnsan Haklarına’ gösterilen ‘Saygı’ ile baslar. Gerçek ‘Barış’a ancak, din, dil, Irk, etnik ve kültürel farklılıklar gözetilmeden dünya üzerinde yasayan tüm
insanları eşit kabul ederek ve haklarına saygı göstererek ulaştırılabilir. Lions, yürüttüğü pek çok çalışma gibi, ‘Barış Posteri Yarışması’ ve ‘Gençler Arası Değişim’ adlı iki uluslararası proje ile genç beyinlere "Barış" olgusunu yerleştirmek, huzurun ve refahın savaşarak değil ancak "barış"la elde edilebileceği bilincini aşılamaya çalışmaktadır” diye konuştu.
Birleşmiş Milletlerin geçen dönem ki Genel Sekreteri Kofi Annan’ın milenyumu “İnsan Hakları ve Barış Kültürü Yüzyılı" diye tanımladığını da hatırlatan Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Birleşmiş Milletlerin, bu küresel örgütün, insanlık için yapabileceği çok güzel hizmetlerin olduğunu, bunların başında da ‘İnsan Hakları Ve Barış Kültürü’nü geliştirmenin ve buna etkili biçimde sahip çıkmanın gerektiğini vurguluyor. İnanıyorum ki Biz ‘Lionlar’ bu kültüre etkili bicimde sahip çıkıp, bu amaç doğrultusunda çalışarak dünya barışını korumaya özen göstereceğiz.”
Barış ve Diyalogun önemi
Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Brita Wagener de Kültür Politikası'nın Barış ve Diyalogun önemi başlıklı bir konuşma yaptı.
Başkonsolos Brita Wagener Savaş, barış, güvenlik ve istikrarla ilgili sorular Küreselleşmenin hâkim olduğu günümüzde Soğuk Savaş Dönemi'nden daha farklı ele alındığını belirterek Küreselleşme ve Küreselleşmenin etkilerinin yeni siyasi yaklaşım gerektirdiğini söyledi.
İnsanlar açısından hayat akışının oldukça hızlandığı bir dönemde yaşandığına dikkat çeken Başkonsolos Brita Wagener, “Küreselleşme diye tanımladığımız olguyu kolayca tarif etmemiz mümkün. Dünyanın dört bir tarafından daha fazla ürün pazarlara sürülüyor, turizm artıyor, göç artıyor, bilgi ile veriler, resimler ve edindiğimiz izlenimler artıyor. Her şeyin daha fazlası mevcut. Bu hızlı değişim karşısında çok sayıda insan, toplum ve hatta kültürler kendini baskı altında, kenara itilmiş ve kayıp hissediyor. Çelişkiler, çok yönlülük ve paralellikler insanların güncel yaşamını etkiliyor. Belirsizliklerin hüküm sürdüğü böylesi bir ortamda, yeni çatışmalara neden olabilecek, ayrıca gerek siyasete gerekse bireylere yeni sorumluluklar yükleyecek bir güvensizlik meydana geliyor. Eskiden uzak sayılan
mesafeler artık kolayca aşılabiliniyor. Bu yeni yakınlıklar yeni temas yüzeylerine, dolayısıyla yeni çatışmalara yol açabildiğinden, birbirine yakın olmak yeni bir yabancılık doğurabiliyor. Ekonomik kaynakların ve bilginin eşitsiz paylaşımı, açlık savaş ve dikta rejimlerinin yarattığı tehditler, insanlarda gelecek korkusu ile kaybolmuşluk hissi uyandırarak, göç hareketlerini de arttırıyor. Ulusal kimlik modelleri önemini yitirip, entegrasyonda başarı sağlanmadığı takdirde, toplumsal ve siyasi istikrarsızlıklar meydana gelebiliyor. Bu istikrarsızlıklar ise yeni çatışmaları, savaşları ve terör eylemlerini beraberinde getirebiliyor. Günümüzde yaşanan gerilimlerin büyük bir kısmı kimlik ayırımından kaynaklanıyor. Bu durumda. Kültür Politikası, çatışmaları engellemeye yönelik önemli bir katkı sağlayabilir” dedi.
Kalıcı bir Barış ve Birliktelik
Çok farklı yönlere sahip olan insanlar, birbirilerine şiddet ve nefret gütmeksizin bu dünyada birlikte nasıl yaşayabilirler? Sorusuna çözüm arandığına dikkat çeken Başkonsolos Brita Wagener, kalıcı bir barış ve birliktelik için gereken faktörlerin, Tolerans, Kültürlerarası Diyalog ve Karşılıklı Fikir ve Bilgi Alışverişi olarak sıralanabileceğini söyledi.
Başkonsolos Brita Wagener, Sürekli "Batı" ile “İslam Dünyası" arasındaki “Diyalogdan bahsedenlerin kalıplaşmış klişelere vurgu yaparak, aslında yakınlaşmayı engellediğini de savundu.
Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Hintli Amartya Sen’in, kimliklerin sınırlı özelliklere indirgenmesini "insanların minyatürleştinnesi" olarak tanımladığına dikkat çeken Başkonsolos Brita Wagener, "Diyalog Sektörünün oluşturduğu kimlik tuzağına düşmemeye dikkat etmeliyiz. Diyalog, kuramlar ve teorik konuşmalar çerçevesinde sürdürüldüğünde birbiriyle çatışan grup veya bireyler anlaşmakta zorlanacak, gerçek problemler dile getirilmediğinden, var olan önyargı ve duygusallıklar tekrar ortaya çıkacaktır” uyarısında bulundu.
Kültürel Zenginlik AB Tarafından Teşvik Ediliyor
Farklılıkları muhafaza ederek, uyum içinde olma konusunu Avrupa Birliği’nin de önemsediğine dikkat çeken Başkonsolos Brita Wagener, “Avrupa' da, dünyanın diğer bölgelerinde olmadığı kadar çok sayıda farklı diller ve kültürler var. Hatta bu kültürel zenginlik AB tarafından teşvik ediliyor: Son yıllarda yaygın olmayan ve küçük toplulukların konuştuğu diller ile farklı kültürlerin korunmasına yönelik yoğun destek var! Çeşitlilik zenginliktir” diye konuştu.
Diyalog" kavramını eleştirmesinin sebeplerinden birinin de, "Diyalog" denildiğinde, sürekli "ortak" bir noktanın ve "birleştirici" bir unsurun aranmasından duyduğu rahatsızlık olduğunu vurgulayan Başkonsolos Brita Wagener, “Çünkü bu tür çabalar çeşitlilik ve çok yönlülüğün değerini azımsamamıza neden oluyor” dedi.
Değişim Programları Önemli
Çeşitli ülkelerin katılımıyla gerçekleşen ortak eğitim ve kültür projeleri, öğrenci değişim programları, üniversitelerarası işbirliği ile gazeteci değişim programları, Daniel Barenboim ile Edward Said' in birlikte kurulmasına öncülük ettikleri, Suriyeli, Filistinli ve İsrailli müzisyenlerden oluşan "Doğu Batı Divanı Orkestrası" gibi çalışmaların karşılıklı bilgi alışverişinin gerçekleştiği projeler arasında sayılabileceğini de anlatan Başkonsolos Brita Wagener, “Bu projeler, bireylerin birbirini tanımasını sağlayarak, karşılıklı önyargılar ile yanlış anlamaların oluşmasını engeller. Diğer yandan kültür, güncel gelişmelere de ışık tutmalı ve siyasetle ilgili olmalıdır. Uzun yıllardan beri "Genişletilmiş Kültür Kavramı" ndan söz ederken, bunu hayata geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu bağlamda moda, mimarlık, bilgisayar oyunları, spor vs. gibi alanları da kültür politikasına dâhil etmeliyiz” şeklinde konuştu.
Kültür ve eğitim alanındaki çeşitliliğin, salt kendi başına bir değer olarak da algılanılabileceğini vurgulayan Başkonsolos Brita Wagener, “ Kültür Politikası'nın tek başına insanların uyumlu bir biçimde bir arada yaşayabilmeleri için yeterli olmadığını belirtmek istiyorum, Gerilimleri önlemek ve çatışmalara son vermek, ancak başka siyasi alanların da gözetildiğinde mümkün olabilir. Bu sebepten dolayı kültür projeleri, insan haklarını, insanların siyasi kararlara katılımım ve kaynakların eşit paylaşımını garanti altına alacak politikalarla birlikte yürütülmelidirler” diyerek sözlerini tamamladı.
UNESCO Türkiye Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi ve T.A.C. Vakfı Başkanı Prof. Dr Gül İrepoğlu da Mimarlıktan Sanat Tarihine ve Ede3biyata uzanan "Kültür ve Sanat" yolculuğunu anlattı. Osmanlı dönemini, Lale Devrini, Cariyeleri anlatan eserleri, TRT 2'de hazırlayıp sunduğu, Şehir- Mekan Sanat-Mekan programlarını anlattı.
Müzik Savaşı Engeller
Orkestra Şefi-Müzikolog Gürer Aykal ise, Mozart'ın müziği eserleri dünyada her tarafta dinlendiğini belirterek "Mozart dinleyen, Mozart anlayan bir insan savaşmaz. Eğer Bush ve Saddam bir araya gelip bir Mozart çalabilselerdi. Biri keman, biri viyolonsel, birisi piyano, tabii ki hiç problem kalmazdı. Gerçekten kalmazdı. Mozart'ın verdiği şeyler dünyada her gün çoğalarak kabul görüyor ve insanları mutlu kılıyor. Biliyorsunuz anne karnındaki çocuğu bile eğitiyor. Çocuk doğduktan sonra onu eğitiyor. Geçenlerde bir ülkede süt kalitesinin artması için inekler Mozart dinletildiğini okudum" diyerek müziğin barış elçisi bir kültür olduğunu söyledi.
ABD’de toplam 16 yıl şeflik ve genel müzik direktörlüğü yapan Aykal, 1991–2003 yılları arasında El Paso Teksas Senfoni Orkestrası Daimi Şefliği’ni ve Genel Müzik Direktörlüğü’nü yürüttü ve ayrıca “Profesör Emeritus” unvanı aldı.






























