Ulaştırma Bakanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, EXPO 2020 sunumuna katılmak ve OECD binasında öğleden sonra yapılan sunumda tanıtım konuşmasını gerçekleştirmek için dün sabah özel uçakla Paris'e geldi. THY'nin Opera Meydanı'ndaki bürosunda basın temsilcileri ile buluşan Bakan Yıldırım, hem İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yapılan son operasyon, hem de İzmir'in ikinci EXPO yolculuğuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.Bakan Yıldırım, belediyeye yapılan operasyonun kendisi için iki yönü olduğunu söyleyip, şöyle konuştu:
"Bu tarz uygulamaları, yani yeri yurdu belli olan, kamu görevinde çalışan, kaçma durumu olmayan kişilere yapılan baskın tarzlarını doğru bulmuyorum. Operasyonların münasebetsiz yapılmasının anlamı yok. Memur statüsünde insanların operasyonla evlerinden alınması, Türkiye'ye yakışmıyor. Bu herkes için rencide edici bir şey. Operasyonların şekli savcının mı, kolluk kuvvetlerinin mi tasarrufu bilmiyorum. Ancak, kimin tasarrufu olursa olsun, gözden geçirmek gerek. Yasal düzenlemelerle mutlaka değişmesi lazım. Bunlar adresi belli, konumu belli, kamuda çalışan memur, yönetici ya da işadamı kimlikli insanlar. Bu tür kişiler kibar bir şekilde davet edilerek sorgulanabilirler. Sorgu müessesi her zaman vardır, olacaktır. Özellikle kamuda çalışanlar her zaman bununla karşılaşabilirler. Ancak, ben operasyonların şekli, insanların gözaltına alınış şekli itibarıyla olaydan rahatsızım. Türkiye'nin görünümüne yakışmıyor bu davranışlar. Tabii ki bunu sadece İzmir'e yapılan operasyon için söylemiyorum. O anlamdaki tüm operasyonlar için söylüyorum. Ancak, terör suçunda, çeteler ya da suçüstü pozisyonlarda tabii ki baskınlar olacaktır. Onları ayırmak lazım. Onlar farklı. Fakat diğerlerini yasal düzenlemelerle doğru hale getirmek gerekir."
Bakan Yıldırım, İzmir'e yapılan operasyonların "CHP'li belediye olduğu için hedefte" eleştirilerini ve zamanlama konusundaki tepkileri de yanıtladı. "Eğer operasyonları biz yönetseydik, bu zamanı seçer miydik hiç? Düşüncesiz olmak lazım bu seçimi yapmak için" diyen Yıldırım, şöyle devam etti: "Bu tamamıyla yargının tasarrufu. Ne zamanlamayla, ne dosya ile ilgimiz var. Dosyanın içeriğinden bizim de bilgimiz yok. Böyle zamanlama mı olur diye tepkiler var. Ancak, bu işlerin zamanı olmaz. Zamanlamasına müdahale etmek de yargıya müdahale olur zaten. Herkes işini ne zaman yapacağına kendi karar verir. Şimdi bize deseler, ya bugün perşembe, uğursuzluk getirir, şu işi yapmayalım, yapmayacak mıyız yani? Böyle bir düşünce olabilir mi? O yüzden, zamanlama tamamen tesadüf oldu, buna böyle bakmak lazım. Sonra diyorlar ki, muhalif belediye diye bu baskınlar oluyor. Baktım, hiç öyle değil. Bunun iktidarı, muhalefeti yok. Buraya gelmeden önce Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'i aradım. Sana müfettiş gelmiyor mu diye sordum. Ayda en az iki defa ifadeye gittiğini, şu ana kadar 500 soruşturma geçirdiğini söyledi. Yani, bu tür soruşturmalar her yerde oluyor. Bazıları adli makamlara taşınıyor, bazıları ifade bazında kalıyor. Bakın, Muhsin Yazıcıoğlu'nun kazasıyla ilgili bir takım gelişmeler oldu. Cumhurbaşkanı'nın sözlerinden sonra sabah Sivil Havacılık Kurumu'nu bastılar. Hiç haberimiz yok. Bazıları tutuklandı sonrasında. Böyle şeyler oluyor. Ayrıca yine baktım, İzmir Belediyesi, Ankara ve İstanbul'a göre çok daha az soruşturma geçiriyor. Demek ki İzmir Belediyesi muhalefet partisinde diye hedefte sözleri yerine oturmuyor." Bakan Yıldırım, belediye baskınına yönelik sözlerinden sonra, İzmir'in ikinci EXPO yolculuğuna yönelik görüşlerini de dile getirdi. "Süreç başladı, kalkışa geçiyoruz, maça başlıyoruz" diyen Yıldırım, şöyle konuştu: "EXPO'yu kazanırsak iyi olur, ama bu İzmir için herşey demek değildir. Kazanmak ya da kaybetmek projelerimizi, yatırımlarımızı asla engellemez ya da kesintiye uğratmaz. EXPO süreci, günlük, sürekli canlı tutarak yöneteceğimiz bir süreç değil bence. Çok fazla üzerine düşmek yerine, ölüm-kalım meselesi haline getirmek yerine, abartmadan, daha sakin davranarak, zamana yayarak işlerimizi yapmalıyız. Bugün yola çıkıyoruz. Yasal düzenlemelerimizi hallettik. Bundan sonra da tüm unsurlarımızla, bütün gücümüzü kullanarak çalışmaları sürdüreceğiz."
Bakan Yıldırım, İzmir'e yapılan operasyonların "CHP'li belediye olduğu için hedefte" eleştirilerini ve zamanlama konusundaki tepkileri de yanıtladı. "Eğer operasyonları biz yönetseydik, bu zamanı seçer miydik hiç? Düşüncesiz olmak lazım bu seçimi yapmak için" diyen Yıldırım, şöyle devam etti: "Bu tamamıyla yargının tasarrufu. Ne zamanlamayla, ne dosya ile ilgimiz var. Dosyanın içeriğinden bizim de bilgimiz yok. Böyle zamanlama mı olur diye tepkiler var. Ancak, bu işlerin zamanı olmaz. Zamanlamasına müdahale etmek de yargıya müdahale olur zaten. Herkes işini ne zaman yapacağına kendi karar verir. Şimdi bize deseler, ya bugün perşembe, uğursuzluk getirir, şu işi yapmayalım, yapmayacak mıyız yani? Böyle bir düşünce olabilir mi? O yüzden, zamanlama tamamen tesadüf oldu, buna böyle bakmak lazım. Sonra diyorlar ki, muhalif belediye diye bu baskınlar oluyor. Baktım, hiç öyle değil. Bunun iktidarı, muhalefeti yok. Buraya gelmeden önce Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'i aradım. Sana müfettiş gelmiyor mu diye sordum. Ayda en az iki defa ifadeye gittiğini, şu ana kadar 500 soruşturma geçirdiğini söyledi. Yani, bu tür soruşturmalar her yerde oluyor. Bazıları adli makamlara taşınıyor, bazıları ifade bazında kalıyor. Bakın, Muhsin Yazıcıoğlu'nun kazasıyla ilgili bir takım gelişmeler oldu. Cumhurbaşkanı'nın sözlerinden sonra sabah Sivil Havacılık Kurumu'nu bastılar. Hiç haberimiz yok. Bazıları tutuklandı sonrasında. Böyle şeyler oluyor. Ayrıca yine baktım, İzmir Belediyesi, Ankara ve İstanbul'a göre çok daha az soruşturma geçiriyor. Demek ki İzmir Belediyesi muhalefet partisinde diye hedefte sözleri yerine oturmuyor." Bakan Yıldırım, belediye baskınına yönelik sözlerinden sonra, İzmir'in ikinci EXPO yolculuğuna yönelik görüşlerini de dile getirdi. "Süreç başladı, kalkışa geçiyoruz, maça başlıyoruz" diyen Yıldırım, şöyle konuştu: "EXPO'yu kazanırsak iyi olur, ama bu İzmir için herşey demek değildir. Kazanmak ya da kaybetmek projelerimizi, yatırımlarımızı asla engellemez ya da kesintiye uğratmaz. EXPO süreci, günlük, sürekli canlı tutarak yöneteceğimiz bir süreç değil bence. Çok fazla üzerine düşmek yerine, ölüm-kalım meselesi haline getirmek yerine, abartmadan, daha sakin davranarak, zamana yayarak işlerimizi yapmalıyız. Bugün yola çıkıyoruz. Yasal düzenlemelerimizi hallettik. Bundan sonra da tüm unsurlarımızla, bütün gücümüzü kullanarak çalışmaları sürdüreceğiz."























