Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Kıbrıs sorunu çözülmeden Rum tarafının 2012'de AB Dönem Başkanlığını üstlenmesi halinde, açık net söylüyorum; Türkiye'nin AB ile ilişkileri tamamen donacaktır. 6 aylık Güney Kıbrıs Rum yönetiminin dönem başkanlığında bizim AB ile herhangi bir görüşme yapmamız söz konusu olmayacaktır. AB Dönem Başkanı da olsa Rum tarafıyla aynı masaya oturmamızı hiç kimse bizden beklemesin” dedi.
Başbakan Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 37. yıl dönümünde, “Barış ve Özgürlük Bayramı” kutlamaları kapsamında Lefkoşa’da halka seslendi. “Sizlere, Kıbrıs Türkünün sevincini her zaman yürekten paylaşan Anavatandaki kardeşlerinizin selam ve sevgilerini getirdim” diyen Erdoğan, “Bu topraklarda şehit düşen ve gazi olan kardeşlerimizin aziz hatıralarını da bu vesileyle saygıyla ve minnetle yad ediyoruz. Şehitlerimizin ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun. Bize kanlarıyla, canlarıyla emanet bıraktıkları bu vatan toprağını sonuna kadar korumak, burada sadece Kıbrıs Türklerinin değil aynı zamanda insanlığın onurunu ve izzetini sonuna kadar savunmak boynumuza borç olsun. Bir kez daha bütün dünya bilsin ki, Kıbrıs Türkleriyle ebedi kardeşliğimiz ve dayanışma ruhumuz ilk günkü kadar taze ve diridir. Sonsuza kadar da böyle devam edecektir” diye konuştu. Barış ve Özgürlük Bayramı olan bugünde yaşanan acıları ve ödenen bedelleri unutmadan Adanın eşit ortağı olarak Kıbrıs Türk halkının hakkını, hukukunu korumaya devam edeceklerini belirten Erdoğan, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, siyasi ve ekonomik alanlarda bugüne kadar kat ettiği mesafeyi misliyle aşabilecek birikimi ve donanımıyla bizim için de iftihar kaynağıdır. Kıbrıs Türk halkı bu günlere, birlik ve beraberlik içinde milli değerlerine sahip çıkarak gelmiştir. Herkes emin olsun ki, gönül birliğimizi, dayanışma ruhumuzu ve bu asil milli davaya olan inancımızı muhafaza ettiğimiz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Türkiye nasıl ki gücünü birleştirerek, omuz omuza vererek yüzyılın en büyük refah ve kalkınma hamlesini, başardıysa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin vatandaşları da tarih sahnesindeki izzetli yerini alacaktır. Yeter ki, arızi sorunlara takılıp kalmayalım, yeter ki dönemsel sorunları aşabilmek için büyük fotoğraftan, milli davamızdan gözümüzü bir an ayırmayalım” diye konuştu. Erdoğan, her zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkeleri istikametinde bölgede güvenlik ve refahı hedeflediklerini, barış için, adalet için ellerini herkese uzattıklarını ifade ederek, bu hedefe ancak hukuk, adalet ve eşitlik çerçevesinde ulaşacaklarına inandıklarını ifade etti.
-“BIÇAK KEMİĞE DAYANDI“-
Kıbrıs Türk tarafıyla, ortak milli dava etrafında tam bir fikir ve gönül birliği içinde ve samimiyetle çözüm için çaba sarf ettiklerini vurgulayan Erdoğan, bu dayanışmadan kuvvet alarak, tüm ezberleri bozduklarını belirtti. Erdoğan, artık ortada tüm dünya kamuoyunun gördüğü bir gerçek olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Kıbrıs meselesi, tam yarım asırdır BM Teşkilatının gündemindedir. Bu süreçte sorunun çözümüne ilişkin parametreler ortaya çıkmış ve yerleşmiştir. Kıbrıs sorununda geçmişte de günümüzde de güçlü çözüm iradesi gösteren taraf, Kıbrıs Türk halkı ve garantör Türkiye'dir. Nitekim, Kıbrıs Türk halkı, tüm güçlükleri göze alarak ve fedakarlıkla 2004 yılında yapılması istenen referandumda barış ve uzlaşmaya yüzde 65’le ‘evet’ demiştir. Güney Kıbrıs yüzde 75’le ‘hayır’ demiştir. Uzlaşmaya ve barışa yüzde 75 ile ‘hayır’ diyen Güney Kıbrıs ödüllendirilmiş, ‘evet’ diyen Türk halkı cezalandırılmıştır ve hala bu süreç devam etmektedir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Onun için bugün biz daha güçlüyüz. Kıbrıs Türküne hiçbir meşru temeli olmadan maruz kaldığı kısıtlamaların ortadan kaldırılacağı sözü verilmiş, ancak bu sözler tutulmamıştır. Bütün bu haksızlıklara, adaletsizliklere rağmen Kıbrıs Türkü barış ve çözüm için çaba göstermeye devam etmiştir. Biz, çözüm hedefine samimiyetle inanıyoruz. Fakat şunu da unutmayalım, artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Bu yolda üzerimize düşeni yaptık, yapmaya da hazırız. Diğer tüm ilgili tarafları da barışa destek vermeye ve bu yolda adım atmaya davet ediyoruz.”
-“TAHAMMÜL SINIRLARI ZORLANIYOR”
Hazırlık dönemiyle beraber üç yılı aşan mevcut görüşme sürecinde nihai aşamaya gelindiğini belirten Başbakan Erdoğan, görüşmelerden netice alınması beklentisi içinde olduklarını ifade ederek, çözüm yolunda tüm tarafların sorumluluğu bulunduğuna işaret etti. BM parametreleri çerçevesindeki çözümün, mevcut müzakere sürecinde liderlerin ortak açıklamalarındaki mutabakatlarına uygun biçimde bulunacağını ifade eden Erdoğan, “Bu çerçevede yeni ortaklık, iki kesimli, iki toplumlu ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekliyle siyasi eşitlik temelinde bir federasyon olacak, bu ortaklığın, tek uluslararası kimliğe sahip bir Federal Hükümetinin yanı sıra, eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti bulunacaktır. Bu çözüm çerçevesi ve Kıbrıs Türk tarafının yeni nesillere huzurlu ve güvenli bir geleceğin miras bırakılmasına yönelik içten ve yapıcı çabaları tam desteğimizi vermeye hazırız. Aksi istikamette zorlamalar içine girmek ise çözüm iradesini sabote etmekten başka bir işe yaramayacaktır” dedi.
Mevcut fırsat penceresinin sonsuza kadar açık kalamayacağının herkes tarafından artık idrak edilmesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, “Arzumuz, bugüne kadar sarf edilen çabaların heba edilmemesi, zamanın boşa harcanmamasıdır. Zira, yarım asırlık Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için daima yapıcı ve dinamik açılımlar ortaya koyan Kıbrıs Türk tarafının maruz kaldığı haksızlık artık tahammül sınırlarını zorlamakta, vicdanları sızlatmaktadır. Böylelikle, AB açısından da mevcut çarpık durumun giderilmesi ve kapsamlı çözümle Kıbrıs'ta kurulacak yeni ortaklığın 2012'nin ikinci yarısında dönem başkanlığını deruhte etmesi de mümkün olabilecektir” diye konuştu. Bu hedefe ulaşılabilmesi için kapsamlı çözüm anlaşmasının referandumlara sunulması ve onay süreçlerinin de tamamlanarak, yeni ortaklık devletinin dönem başkanlığı sırasında hayata geçirilmiş olması gerektiğini belirten Erdoğan şöyle devam etti:
“Bu ise ancak yılsonuna kadar mevcut süreçte anlaşmanın sağlanmasıyla mümkün olabilecektir. 2012'nin ikinci yarısında Kıbrıs Türklerinin de yer alacağı ve bunun sonucunda Türkiye'nin de muhatap kabul edeceği bir dönem başkanlığı sadece Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir olumlu ivme yakalanmasına değil, Avrupa'nın siyasi ve stratejik açılardan daha etkin bir konuma yükselmesine de katkıda bulunabilir. Aksi takdirde, buradan bir kez daha seslenmek istiyorum; Kıbrıs sorunu çözülmeden Rum tarafının 2012'de AB Dönem Başkanlığını üstlenmesi halinde, açık net söylüyorum; Türkiye'nin AB ile ilişkileri tamamen donacaktır. 6 aylık Güney Kıbrıs Rum yönetiminin dönem başkanlığında bizim AB ile herhangi bir görüşme yapmamız söz konusu olmayacaktır. AB Dönem Başkanı da olsa Rum tarafıyla aynı masaya oturmamızı hiç kimse bizden beklemesin.”
Siyaset
Yayınlanma: 20 Temmuz 2011 - 19:39
Erdoğan: 'çabalar Akim Bırakıldı'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 37. yıl dönümü nedeniyle düzenlenen törenlerde konuştu.
Siyaset
20 Temmuz 2011 - 19:39
İlginizi Çekebilir
























