Geçtiğimiz günlerde Bolu'da, Nurettin Akkaya ile oğlu Fırat Akkaya sahibi oldukları apartmanın çatısına baz istasyonu kurulmasını haber yapan Bolu Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Süha Alparslan ile Yazı İşleri Müdürü Ayşegül Topçu'ya muşta, sopa ve bıçakla saldırmış ve yaralanan Süha Alparslan hastanede tedaviye alınmıştı.
Görüntü alan gazetecilere de küfür edip, tehditte bulunan Nurettin ve Fırat Akkaya polis ekipleri tarafından gözaltına alınmıştı.
TGC, Bolu Gündem Gazetesi çalışanlarına yönelik saldırıyı kınadı
Gazetecilere yönelik sözlü ve fiziksel saldırıların olağan hale getirildiğine dikkat çeken Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Bolu Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Süha Alparslan’a ve Yazı İşleri Müdürü Ayşegül Topçu’ya yönelik saldırıyı kınadı.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle:
“Mehmet Süha Alparslan ve Ayşegül Topçu, Bolu Gündem Gazetesi'nde yaptıkları baz istasyonu haberi nedeniyle, 3 Ağustos’ta üç kişinin saldırısına uğradı. Muşta, sopa ve bıçak kullanan saldırganların serbest bırakıldıklarını ve meslektaşlarımıza yönelik tehditlerin ise hala sürdüğünü öğrendik.
Gazetecinin görevi halkın haber alma hakkına hizmet etmektir. Kamuoyunu bilgilendirmek, kamuoyu aleyhine olan haksızlıkları, yolsuzlukları haber yapmak gazetecilerin en önemli işlevidir.
Bu olayı halkın bilgi edinme hakkına yapılmış çirkin bir saldırı olarak niteliyor, olayın sorumlularının cezalandırılmasını istiyoruz, yetkilileri göreve davet ediyoruz.
Gazetecilere yönelik sözlü ve fiziksel saldırıların olağan hale gelmesinin basın özgürlüğü açısından bir utanç konusu olduğunu hatırlatıyor, meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz."
GAZETEDEN AÇIKLAMA YAZISI:
ÇATIDAKİ DÜŞMAN: BAZ İSTASYONLARI VE BOLU GÜNDEM GAZETESİNE SALDIRI Fevzi Engin / Bolu Gündem Gazetesi Teknolojik gelişmelerden yararlanma gereği şüphesiz tartışmasızdır. Ancak; bunların sağlığımızı hiçe sayarak tehtid edecek boyutta kurulması gerekli değildir. İletişim teknolojisinde gelişmeye bağlı olarak en hızlı gelişme gösteren alan baz istasyonlarının kurulmasıdır. GSM şirketleri 'daha iyi hizmet' verme amacıyla insan sağlığını hiçe sayarak baz istasyonları kurmaktadırlar. 1994 yılından günümüze bu sektöre yapılan yatırım maliyeti 20 milyar doların üzerindedir. Günümüzde 'her yarım saatte bir baz istasyonu' kurulacak boyuta varmıştır. Günümüzde cep telefonu ve baz istasyonların kanserojen etkisi sabit görülen 'zararlılar' arasında yer aldığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Tubitak'ın yaptığı araştırmada baz istasyonların termal etki yaratarak kendisi bizzat kanser yaptığını, kanser yapıcı maddelerin hücreye girişini hızlandırdığını, var olan ama gizli kalmış kanserin gidişini hızlandırdığı bilimsel verilerle ispatlanmıştır. 'Bu durum birçok şikayete ve buna bağlı yargı konusu olmuş, ve Yargıtay 2012-2613 sayılı ilamında 'baz istasyonların insanların yoğun olarak yaşadıkları ve hayatlarını sürdürdükleri yerlerde kurulması nedeniyle uzun sürede insanlara biyolojik ve psikolojik olarak zarar verme riskinin yüksek olduğunu, ölçüm değerleri normal sınırlarda olmasına rağmen sağlık açısından riskli olabileceğini dolayısıyla kaldırılması gerektiğine' karar vermiştir. Nitekim batı ülkelerinde kanser hastalarının cep telefonu kullanmaları doktorlar tarafından yasaklanırken, baz istasyonları şehir dışında kurulmaktadır. İşte toplum sağlığı açısından son derece önemli olan bu konuyu Bolu gündem gazetesi sorumluluk gazeteci anlayışıyla Bolu'dan örneklerle haber yapmıştır. 3 Ağustos 2012 Cuma günü gazetenin genel yayın yönetmeni Süha Alparslan ile yazı işleri müdürü Ayşegül Topçu'ya alçakça fiziki saldırıda bulunulmuştur. Öncelikle bu saldırıyı yapanları şiddetle ve nefretle kınadığımı belirtmek isterim. Aslında bu saldırı bu kişilerin nezdinde tüm toplumun haber alma özgürlüğüne yapılan bir saldırıdır. Başta bu mesleğin örgütlü gücü olan gazeteler cemiyeti, demokratik kitle örgütleri, meslek odaları ve toplumun tüm duyarlı kesimlerini, gerekli tepkiyi göstermeye davet ediyorum. Bolu'da olduğu gibi okullarımızın, hastanelerimizin, evlerimizin üzerinde ya da mahallemizin ortasında kurulmasına tepki göstermek insanların en doğal hakkı olmalıdır. Nitekim Bolu'da sözü edilen baz istasyonunun 50 metre yakınanında öğrenci yurtları bulunmaktadır. Okullara 100 metre yakına kahve ve içkili lokanda açma ruhsatı verilmezken baz istasyonu kurulmasına nasıl izin verilmektedir? Bu konuda merkezi yönetim yanında yerel yönetimlere de büyük görevler düşmektedir. Son aylarda kamu görevi yürüten doktorlara, öğretmenlere, gazetecilere artan oranda ve ölümle sonuçlanan saldırıların arttığı ve toplum tarafından da kanıksandığı görülmektedir. Bu anlayış toplumun her alanında yaygınlaşmaktadır. Kendinden olmayanı yok et, çıkarlarına karşı çıkanı yok et anlayışı toplumsal barışı tehtid eden en önemli faktördür. Yine iki hafta önce aynı gazeteye tehtid edici telefonlar yapılmıştı. Bu durumlar karşısında özellikle Gazeteler cemiyetine büyük görev düşmektedir. İki hafta önce yazımda belirttiğim gibi 'Özgür basının kendisi için taşıdığı önemi kavrayamayan toplum, kendi seçtiği denetim gücünü yitirir ve onun tutsağı olur.' Sonuç olarak; yazımın başlığında çatıdaki düşman, baz istasyonu diye yazmıştım. Bu istasyonları kuran ve kurduran insanlardır. Bu nedenle çatıdaki değil zemindeki düşmanları görmek ve tüm duyarlı ve sorumlu kesimlerin gereğini yapmasını diliyorum.
ÇATIDAKİ DÜŞMAN: BAZ İSTASYONLARI VE BOLU GÜNDEM GAZETESİNE SALDIRI Fevzi Engin / Bolu Gündem Gazetesi Teknolojik gelişmelerden yararlanma gereği şüphesiz tartışmasızdır. Ancak; bunların sağlığımızı hiçe sayarak tehtid edecek boyutta kurulması gerekli değildir. İletişim teknolojisinde gelişmeye bağlı olarak en hızlı gelişme gösteren alan baz istasyonlarının kurulmasıdır. GSM şirketleri 'daha iyi hizmet' verme amacıyla insan sağlığını hiçe sayarak baz istasyonları kurmaktadırlar. 1994 yılından günümüze bu sektöre yapılan yatırım maliyeti 20 milyar doların üzerindedir. Günümüzde 'her yarım saatte bir baz istasyonu' kurulacak boyuta varmıştır. Günümüzde cep telefonu ve baz istasyonların kanserojen etkisi sabit görülen 'zararlılar' arasında yer aldığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Tubitak'ın yaptığı araştırmada baz istasyonların termal etki yaratarak kendisi bizzat kanser yaptığını, kanser yapıcı maddelerin hücreye girişini hızlandırdığını, var olan ama gizli kalmış kanserin gidişini hızlandırdığı bilimsel verilerle ispatlanmıştır. 'Bu durum birçok şikayete ve buna bağlı yargı konusu olmuş, ve Yargıtay 2012-2613 sayılı ilamında 'baz istasyonların insanların yoğun olarak yaşadıkları ve hayatlarını sürdürdükleri yerlerde kurulması nedeniyle uzun sürede insanlara biyolojik ve psikolojik olarak zarar verme riskinin yüksek olduğunu, ölçüm değerleri normal sınırlarda olmasına rağmen sağlık açısından riskli olabileceğini dolayısıyla kaldırılması gerektiğine' karar vermiştir. Nitekim batı ülkelerinde kanser hastalarının cep telefonu kullanmaları doktorlar tarafından yasaklanırken, baz istasyonları şehir dışında kurulmaktadır. İşte toplum sağlığı açısından son derece önemli olan bu konuyu Bolu gündem gazetesi sorumluluk gazeteci anlayışıyla Bolu'dan örneklerle haber yapmıştır. 3 Ağustos 2012 Cuma günü gazetenin genel yayın yönetmeni Süha Alparslan ile yazı işleri müdürü Ayşegül Topçu'ya alçakça fiziki saldırıda bulunulmuştur. Öncelikle bu saldırıyı yapanları şiddetle ve nefretle kınadığımı belirtmek isterim. Aslında bu saldırı bu kişilerin nezdinde tüm toplumun haber alma özgürlüğüne yapılan bir saldırıdır. Başta bu mesleğin örgütlü gücü olan gazeteler cemiyeti, demokratik kitle örgütleri, meslek odaları ve toplumun tüm duyarlı kesimlerini, gerekli tepkiyi göstermeye davet ediyorum. Bolu'da olduğu gibi okullarımızın, hastanelerimizin, evlerimizin üzerinde ya da mahallemizin ortasında kurulmasına tepki göstermek insanların en doğal hakkı olmalıdır. Nitekim Bolu'da sözü edilen baz istasyonunun 50 metre yakınanında öğrenci yurtları bulunmaktadır. Okullara 100 metre yakına kahve ve içkili lokanda açma ruhsatı verilmezken baz istasyonu kurulmasına nasıl izin verilmektedir? Bu konuda merkezi yönetim yanında yerel yönetimlere de büyük görevler düşmektedir. Son aylarda kamu görevi yürüten doktorlara, öğretmenlere, gazetecilere artan oranda ve ölümle sonuçlanan saldırıların arttığı ve toplum tarafından da kanıksandığı görülmektedir. Bu anlayış toplumun her alanında yaygınlaşmaktadır. Kendinden olmayanı yok et, çıkarlarına karşı çıkanı yok et anlayışı toplumsal barışı tehtid eden en önemli faktördür. Yine iki hafta önce aynı gazeteye tehtid edici telefonlar yapılmıştı. Bu durumlar karşısında özellikle Gazeteler cemiyetine büyük görev düşmektedir. İki hafta önce yazımda belirttiğim gibi 'Özgür basının kendisi için taşıdığı önemi kavrayamayan toplum, kendi seçtiği denetim gücünü yitirir ve onun tutsağı olur.' Sonuç olarak; yazımın başlığında çatıdaki düşman, baz istasyonu diye yazmıştım. Bu istasyonları kuran ve kurduran insanlardır. Bu nedenle çatıdaki değil zemindeki düşmanları görmek ve tüm duyarlı ve sorumlu kesimlerin gereğini yapmasını diliyorum.

























