Mağdur Emekli Polis Memurları, CİMER aracılığı İçişleri Bakanlığına ilettiği dilekçelerde, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye seslenerek Yaşadıklarıı Ekonomik, Sosyal ve Psikolojik Sorunların Sosyal Devlet İlkesi Kapsamında Değerlendirilmesini istediler.
Mağdur Emekli Polis Memurlarından Halil Erdemir'in CİMER aracılığıyla 15.04.2026 tarihli İçişleri Bakanlığına ilettiği dilekçesinde şu ifadeler yer aldı : "Sayın Bakanım,1994 yılında Emniyet Teşkilatında polis memuru olarak göreve başladım, 2024 yılında yaş haddinden emekli oldum. Yaklaşık 30 yıl boyunca, kamu düzeninin sağlanması, suçla mücadele ve toplum güvenliğinin temini amacıyla ağır çalışma şartları altında görev yaptım.Görev sürem boyunca uzun mesailer, düzensiz çalışma saatleri, yüksek stres, hayati riskler ve psikolojik yıpranma mesleğimizin kaçınılmaz bir gerçeği olmuştur. Bu durum, emniyet hizmetinin doğasından kaynaklanan bir zorunluluk olmakla birlikte, emeklilik sonrası yaşam koşullarında telafi edilmesi gereken bir husustur.Ancak bugün gelinen noktada, emekli polis memurlarının önemli bir kısmı, aldığı maaşla insanca yaşamını sürdürememekte ve yeniden çalışmak zorunda kalmaktadır.Emekli polis memurları çoğunlukla özel güvenlik, inşaat bekçiliği, şoförlük gibi işlerde düşük ücretlerle ve ağır şartlarda çalıştırılmaktadır.Daha da ağır bir durum olarak, bazı emekli polislerin geçmişte mücadele ettiği suç unsurlarıyla bağlantılı kişi veya çevrelerin yanında çalışmak zorunda kalması, mesleki itibar ve kamu hizmeti anlayışı ile bağdaşmamaktadır.Çalışma ortamlarında, geçmişte kamu gücünü temsil etmiş bireyler olmalarına rağmen küçümsenmekte ve zaman zaman onur kırıcı davranışlara maruz kalmaktadırlar.Görev süresince ciddi şekilde yıpranmış ve çeşitli sağlık sorunları bulunan emekli polis memurları, çalışamayacak durumda olmalarına rağmen geçim sıkıntısı nedeniyle çalışmaya mecbur kalmaktadır.Emekli emniyet personelinin faydalanabileceği uygun fiyatlı sosyal tesisler yetersiz olup, mevcut tesislerin önemli bir kısmı fiilen erişilebilir değildir.Emniyet hizmetinin doğası gereği maruz kalınan yoğun stres ve travmaya rağmen, emeklilik sonrası dönemde psikolojik destek sağlayan kurumsal bir mekanizmanın bulunmaması önemli bir eksikliktir.Toplum genelinde ortalama yaşam süresi yaklaşık 72 yıl civarında iken, polis memurlarında bu sürenin yaklaşık 55,5 yıl olması, mesleğin olağanüstü derecede yıpratıcı olduğunu ortaya koymaktadır.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan “sosyal devlet” ilkesi gereğince, devletin, vatandaşlarının insan onuruna yakışır bir yaşam sürmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Aynı şekilde, kamu hizmetini ağır şartlar altında yerine getirmiş olan emniyet mensuplarının emeklilik dönemlerinde korunması, bu ilkenin doğal bir sonucudur.Bu kapsamda, emekli polis memurlarının ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi, hukuk devleti ve sosyal devlet anlayışının bir gereğidir.Gereğini bilgilerinize saygılarımla arz ederim."
**HALİS KAHRAMAN
Mağdur Emekli Polis Memurlarından Halil Erdemir'in CİMER aracılığıyla 15.04.2026 tarihli İçişleri Bakanlığına ilettiği dilekçesinde şu ifadeler yer aldı : "Sayın Bakanım,1994 yılında Emniyet Teşkilatında polis memuru olarak göreve başladım, 2024 yılında yaş haddinden emekli oldum. Yaklaşık 30 yıl boyunca, kamu düzeninin sağlanması, suçla mücadele ve toplum güvenliğinin temini amacıyla ağır çalışma şartları altında görev yaptım.Görev sürem boyunca uzun mesailer, düzensiz çalışma saatleri, yüksek stres, hayati riskler ve psikolojik yıpranma mesleğimizin kaçınılmaz bir gerçeği olmuştur. Bu durum, emniyet hizmetinin doğasından kaynaklanan bir zorunluluk olmakla birlikte, emeklilik sonrası yaşam koşullarında telafi edilmesi gereken bir husustur.Ancak bugün gelinen noktada, emekli polis memurlarının önemli bir kısmı, aldığı maaşla insanca yaşamını sürdürememekte ve yeniden çalışmak zorunda kalmaktadır.Emekli polis memurları çoğunlukla özel güvenlik, inşaat bekçiliği, şoförlük gibi işlerde düşük ücretlerle ve ağır şartlarda çalıştırılmaktadır.Daha da ağır bir durum olarak, bazı emekli polislerin geçmişte mücadele ettiği suç unsurlarıyla bağlantılı kişi veya çevrelerin yanında çalışmak zorunda kalması, mesleki itibar ve kamu hizmeti anlayışı ile bağdaşmamaktadır.Çalışma ortamlarında, geçmişte kamu gücünü temsil etmiş bireyler olmalarına rağmen küçümsenmekte ve zaman zaman onur kırıcı davranışlara maruz kalmaktadırlar.Görev süresince ciddi şekilde yıpranmış ve çeşitli sağlık sorunları bulunan emekli polis memurları, çalışamayacak durumda olmalarına rağmen geçim sıkıntısı nedeniyle çalışmaya mecbur kalmaktadır.Emekli emniyet personelinin faydalanabileceği uygun fiyatlı sosyal tesisler yetersiz olup, mevcut tesislerin önemli bir kısmı fiilen erişilebilir değildir.Emniyet hizmetinin doğası gereği maruz kalınan yoğun stres ve travmaya rağmen, emeklilik sonrası dönemde psikolojik destek sağlayan kurumsal bir mekanizmanın bulunmaması önemli bir eksikliktir.Toplum genelinde ortalama yaşam süresi yaklaşık 72 yıl civarında iken, polis memurlarında bu sürenin yaklaşık 55,5 yıl olması, mesleğin olağanüstü derecede yıpratıcı olduğunu ortaya koymaktadır.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan “sosyal devlet” ilkesi gereğince, devletin, vatandaşlarının insan onuruna yakışır bir yaşam sürmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Aynı şekilde, kamu hizmetini ağır şartlar altında yerine getirmiş olan emniyet mensuplarının emeklilik dönemlerinde korunması, bu ilkenin doğal bir sonucudur.Bu kapsamda, emekli polis memurlarının ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi, hukuk devleti ve sosyal devlet anlayışının bir gereğidir.Gereğini bilgilerinize saygılarımla arz ederim."
**HALİS KAHRAMAN 




















