Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile terör sorununun çözümü için yaptıkları görüşmeye ilişkin, ''Doğrusu bugünkü tabloyu gördüğüm zaman, bu tablonun güçlenerek devamı benim en büyük arzumdur, isteğimdir. Onun için zaten o teklifi kendilerine de yaptım. 'Bunu beraber, onlar gelmesin kendi kendilerini dışlasınlar bırakın biz beraber yapalım' dedim. Bunu da söyledim. Niye? Önemli olan bizim için milletçe şu üzümü yemek. Bağcıyı dövmek gibi bir derdimiz yok'' dedi.Başbakan Erdoğan, atv'nin canlı yayınında gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının bugün kendisine yaptığı ziyareti değerlendiren Erdoğan, CHP'nin terör sorununun çözümü için ortaya koyduğu yaklaşımı olumlu bulduğunu söyledi.''Artık Türkiye'de Kürt meselesi yok''
Başbakan Erdoğan, ''Teşebbüs noktasında CHP'nin attığı adımı olumlu bir yaklaşım olarak'' gördüğünü ifade ederken, sorunun tanımı noktasındaki görüşünü şöyle aktardı: ''Böyle bir teröre karşı, onların 'Kürt meselesi' dediği olaya ama ben bugün olaya artık Kürt meselesi olarak yaklaşmıyorum. Yaptığım açıklamalar var. Artık Türkiye'de Kürt meselesi yok. Artık benim Kürt vatandaşlarımın meseleleri, sorunları olabilir. Kürt meselesi değil, Türkiye'de terör meselesi vardır, PKK meselesi vardır. Bununla bunu birbirine karıştırmamak gerekir diye düşünüyorum. Böyle inanıyorum ve arkadaşlarımızla yaptığımız değerlendirmelerde vardığımız nokta burasıdır. Bunu ben hatta Kürt kökenli vatandaşlarıma da bir hakaret olarak telakki ediyorum. Çünkü PKK sorununu, öbür tarafta adeta benim Kürt kökenli vatandaşlarımla eşleştirme gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bu da tabii birçok Kürt kökenli vatandaşlarımızı rahatsız ediyor.'' Öneri paketi CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının sunduğu 10 maddelik raporu, ''öneri paketi'' olarak görmediğini vurgulayan Erdoğan, ''Kendileri de daha sonra 'evet, bu bir öneri paketi değil' dediler. Bu 10 madde bir öneri paketi değil. Burada bir tespit var, teşhis var. Ölüm sayılarını veriyor'' dedi. CHP'nin sunduğu dosyadan bazı bölümleri okuyan Erdoğan, ''Ama burada öneri olarak en sonunda 'toplumsal mutabakat komisyonu' öneriyor. Bir de TBMM dışında 'akil insanlar grubu' öneriyor. 'Toplumsal mutabakat komisyonu' ifadesini kullandıkları anda MHP Genel Başkanı sert bir açıklamayla her tarafı tozu dumana kavuşturdu. Ben artık üzülüyorum. MHP Genel Başkanının, muhalefetin içinde böyle bir genel başkanın ağzından bu tür ifadeler, 'ihanet üçlüsü, şeytan üçgeni' gibi ifadeler kullanmasını doğrusu kendine yakıştıramıyorum. Siz böyle bir ziyareti kabul etmeyebilirsiniz. Nitekim ben 3 kez randevu talebinde bulundum. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak bu randevu taleplerimin hiçbirine olumlu cevap vermedi'' diye konuştu. 'Akil adamlar grubu'nu oluşturmuş oluyoruz Başbakan Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, 2009 Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni kendisine anlatmak isteyen Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın da randevu talebine olumlu yanıt vermediğini hatırlatarak, o zaman CHP'nin genel başkanı olan Deniz Baykal'ın da olumlu yanıt vermediğini söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti: ''Bu işin zaten yeni arayışında olan bir parti değiliz. Başından beri bu işin arayışı içindeyiz. MHP'nin bu cevabından sonra 'Toplumsal Mutabakat Komisyonu' da kendiliğinden zaten düşmüş oluyor. Parlamento içindeki gruplar arasında mutabakat demek ki sağlanamıyor. 'Akil insanlar grubu'na gelince buna bağlı olarak o da kendiliğinden düşmüş oluyor. Bizim Avrupa Birliği sürecimizle alakalı Nobel ödüllü Ahtisari'nin riyasetinde bir 'Akil Adamlar Grubu' oluşturdular ama hiçbir netice alamadılar. Türkiye'de de terörle ilgili olarak Parlamentomuzun içinde şu an elini taşın altına koymuş insanlar olarak aldığı ilimle, siyasetteki tecrübesiyle zaten hepimiz bir yerde de akil adamlar grubunu oluşturmuş oluyoruz.'' CHP'nin toplumsal mutabakat komisyonu ve akil adamlar grubu önerilerinin, uluslararası hukuktaki gerçekleri arama ve yüzleşme komisyonu gibi bir öneriye benzeyip benzemediğine ilişkin soruya Erdoğan, ''Bu, çok farklı bir şey. Belki onlarla benzer yanları olabilir. Parlamentomuzun içinde ya bir ihtisas komisyonu ya da bir araştırma komisyonu olacaktır. Şu anda biliyorsunuz bir anayasa komisyonu oluşturulmuştur, devam ediyor'' yanıtını verdi. Erdoğan'ı Kahkahaya Boğan O Soru CHP ile ikili komisyon CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na, ''(Ben size bir teklif daha getiriyorum) dedim. Girişiminizi olumlu bulduğum için getirdiğim teklif de şudur'' dediğini belirten Erdoğan, şunları söyledi: ''(MHP, BDP olumlu yaklaşmadılar, yaklaşmıyorlar. Gelin biz CHP ve AK Parti olarak şu anda yanımdaki 3 arkadaşım bu konularla ilgili çalışan arkadaşlardır. Sizin de yanınızdaki 3 arkadaşınız bu konularla ilgili çalışan arkadaşlar olduğuna göre hemen talimatları verelim. İktidar ve anamuhalefet partisi olarak biz bu konuda çalışmalarımıza başlayalım. Nerede iktidar olarak eksiğimiz var, ben bunu göreyim. Siz bu eksiğimizi bize önerdiğinizde biz de iktidar olarak bunu gidermenin gayreti içine gireriz. Ama bu getirdiğiniz şu metin bir öneri metni değil) dedim. onlar da bunu kabul ettiler.'' Uygulama safhasındayız Başbakan Erdoğan, ''Ortak komisyon önerinizi kabul ettiler mi?'' sorusunu, ''Diyorlar ki 'şu anda biz MHP'yle ilgili çalışmalarımızı devam ettirelim. Buradan belki bir netice alabiliriz. Ama bir ay, ama iki, ama üç ay... Ondan sonra bunu düşünebiliriz' dediler. Biz de 'peki' dedik'' diye yanıtladı. Soruna yönelik önerilerini AK Parti'nin kuruluşunda parti programında sıraladıklarını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Şu anda biz öneri safhasında değiliz, uygulama safhasındayız. Uygulama safhasında da biz bu işin artık güvenlik güçleriyle halledileceğine inanan bir parti değiliz. Biz mesela ret, inkar politikalarını kaldıran bir partiyiz. Asimilasyonu asla kabul etmeyiz. Çünkü Kürt kökenli vatandaşım da benim kardeşimdir, benim vatandaşımdır. Doğu ve Güneydoğu'da yaptığımız yatırım eski rakamla 30 katrilyonu aşmış durumda. Bunları sürekli olarak AK Parti iktidarı yapıyor. Daha iktidara geldiğimizin ayında olağanüstü hali kaldırdık.'' Bu tablonun güçlenerek devamı benim en büyük arzumdur
Başbakan Erdoğan, ''Karşınızda hakikaten yeni bir CHP ve müzakare üslubuyla konuşabileceğiniz bir muhalefet olduğunuzu görüyor musunuz?'' sorusuna ise şu karşılığı verdi: ''Doğrusu bugünkü tabloyu gördüğüm zaman, bu tablonun güçlenerek devamı benim en büyük arzumdur, isteğimdir. Onun için zaten o teklifi kendilerine de yaptım. 'Bunu beraber, onlar gelmesin kendi kendilerini dışlasınlar, bırakın biz beraber yapalım' dedim. Bunu da söyledim. Niye? Önemli olan bizim için milletçe şu üzümü yemek. Bağcıyı dövmek gibi bir derdimiz yok.'' Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, Kuzey İrlanda'daki benzer süreçle ilgili girişimlerini kendisiyle paylaştığına işaret eden Başbakan Erdoğan, '' Tony bana, 'o zaman biz IRA'yla mücadelede Muhafazakarların desteğini aldık' dedi. Aynı şekilde Zapatero da bana anlattı, 'İspanya'da ETA'yla olan mücadelede muhalefetin desteğini aldık' dedi. 'Biz 800 kişiyle mücadele ediyoruz' dedi. Düşünün bizim durumumuzu, bizim böyle bir durumumuz yok, buna rağmen...'' Başbakan Erdoğan, iktidarla muhalefet arasındaki bu diyaloğun siyasi üsluba yansıyıp yansımayacağına ilişkin bir soruya karşılık ise ''Bu süreç başlamadan dahi üslubumu mümkün olduğunda aldığımız ahlak dersi çerçevesinde yürütmeye çalışıyorum. Temenni ederim ki bunu karşılıklı olarak çok daha iyi bir noktaya getirelim. Yani miting meydanları tahrik etmesin ve bunu çok daha güzel bir şekilde sürdürelim. Bu meselede, hatta bazı benzer meselelerde de aynı şeyi yapmamız lazım'' diye konuştu. Terör örgütünün Parlamento'daki uzantısı kendi iradesiyle çalışmıyor
Erdoğan, ''Anlaşılan o ki CHP'nin önerileri beklentinizin altında görünüyor. Siz, zaten sürmekte olan demokratik açılım çerçevesinde CHP'ye bir yöntem önererek, bir hamle yapmayı düşünmekte misiniz?'' sorusu üzerine, şunları söyledi: ''Burada adeta yine bir istismar siyaseti yapmaya gerek yok. Dürüst olacağız. Zaten sonradan kendilerinin de kabul ettiği gibi öneriyle gelmediler. Öneri olarak gösterdikleri toplumsal mutabakat komisyonu. Bu komisyon da zaten daha baştan çöktü. Ama biz hemen karşı bir tekifle dedik ki 'bu çöküyor ama bu çökmüş olmasına rağmen gelin biz şurada 3 arkadaşımıza hemen talimatları verelim. Bu 3 arkadaşımız belli aralıklarla bir araya gelsinler. Bu alanda adımlarımızı atalım. Zaten terörle mücadelede yapmakta olduklarımız var. İnanın şu anda terör örgütünün Parlamento'daki uzantısı kendi iradesiyle çalışmıyor. Kendilerine gelen talimatlar çerçevesinde çalıştığı için de demokratik hayata İngiltere'de, İspanya'da, İrlanda'da olduğu gibi katılamıyor. Bunların asıl sıkıntısı burada. Bunların buradan çok derdi var, bunu da biliyoruz. Biz şu anda anamuhalefet, iktidar olarak birlikte çalışmaya başlasak, diğer muhalefet zaten ciddi bir yanlışın içinde olduğunu o zaman daha iyi görecek. Bakacak ki anamuhalefet-iktidar nasıl el ele verdiler, çalışıyorlar, terör sorununa karşı mücadele ediyorlar.'' Başbakan Erdoğan, ''Yöntemin işleyebileceğine inanıyorsunuz yani...'' denilmesi üzerine, ''Samimi olduktan sonra niye işlemesin. Baştan beri söylüyorum. Hiçbir önyargım, önkabulüm yok bu konuda. Oluşturmamız gereken ortak akıl. İktidar-muhalefet bu işi beraber halledebilir ve bu konuda somut adımı beraber atalım'' ifadesini kullandı. Habur'da başarılı olamadık
Başbakan Erdoğan, 2009'da yaşanan Habur olayına değinerek, şunları kaydetti: ''Habur, aslında bizim Milli Birlik ve Kardeşlik projemizin en önemli uygulamalarından biriydi. Biz burada samimiyet ortaya koyduk. MHP, 'ihanet projesi' dedi. Habur'da neydi bizim derdimiz? Habur'da Kuzey Irak'tan kendi kendine gelip teslim olacakların ilgili yasaya göre ülkeye girişlerini sağlayalım. Bir taraftan görünmeyen yönüyle terör örgütünün, öbür taraftan uzantısı olan BDP'nin bir operasyonuna kurban gitti. Bizim orda niyetimiz çok çok samimiydi. Ülkesine dönmek isteyenlerin önünü açmak istiyorduk. Derdimiz buydu. Maalesef provoke edildi. Bu işte biz orada başarılı olamadık ama bunu kalkıp da siyasi istismar vesilesi yapmayı da muhalefet partilerine, diğerlerine yakıştıramadım.' Uludere olayına yönelik bir soru üzerine Başbakan Erdoğan, ''Uludere olayı, tabii çok farklı zeminlere çekiliyor. Ama ben şunu çok açık, net söylüyorum, biz bugüne kadar hiçbir bu tür olayın üstünü örtmedik ve asla da örtemeyiz'' dedi. Olayın adli ve idari tüm yönleriyle incelendiğini ve sürecin devam ettiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Ama burada bir şeyi de hassasiyetle değerlendirmemiz lazım. Burası ne bölgesidir? Bir defa burası bir terör bölgesidir. Bu terör bölgesinden 'efendim kaçakçılar gidip geliyorlar'. Olabilir ama unutmayın ki biz bir Hantepe yaşadık, biz bir Gediktepe yaşadık. Hantepe'de, Gediktepe'de katırlarla doçkalar taşındığında, onu uçaklarla veya helikopterlerle bombalamadığı için oradaki tümgeneral, biliyorsunuz, bir açıklama yaptı, 'biz katır zannettik, çoban zannettik, bundan dolayı ateş altına almadık'. Bu günlerce, haftalarca istihza edildi, köşe yazılarında vesaire ve şu anda da zaten o general, malum içerde. Bundan dolayı birçok yazılar yazıldı. Tabii bu bir defa güvenlik güçlerimizin de elinde önemli bir delildi ve burada atacağı adımda buna dikkatle bakıyor. Ben mesela, DVD'lerini izledim. İzlediğimde inanın, orada ne olduğunu anlamanız bir defa mümkün değil. Siz sadece orada bir hareket görüyorsunuz. Zaten giyim kuşam, hemen hemen aynı. Bu o mudur, yoksa başka bir şey midir? Katırlarda ne vardır, bunu da bilemezsiniz.'' ''Yerel istihbarat söz konusu mu?'' sorusu üzerine de Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bir defa anlık istihbarat yok. Orada bir hafta, 10 gün, 15 gün önce gelen istihbaratlar var. Bunu ben defalarca açıkladım, çok ilginç sağ kalanlardan bir delikanlının yaptığı açıklama var, 'sınıra 5 kilometre kala biz atışları duyduk' diyor. Ama bu atışları duymuş olmalarına rağmen, 'Biz devam ettik' diyor. Şimdi atışlar duyuluyor ama devam ediliyor. İşte bu noktada, tabii ki uçaklarda devam edildiğine göre demek ki teröristler sınırımızı geçip, atmaları gereken adımları atacaklar. Böyle bir şeyin içinde. Burada biz de baştan itibaren, Genelkurmay Başkanım dahil olmak üzere burada bir hata var, bunu bizler hepimiz kabul ettik, söyledik. Hatanın yanında atılması gereken adımlar nelerse bunu bakanlarım, eşim, kızım, hepsini oraya göndermek suretiyle bu adımları da attık. Fakat tabii burada hala illa 'faili kim' gibi bir tutturmayı, malum partiler yine istismar meselesi yapıyorlar. Dışarda buradan kaynaklanarak onlar da bu işi büyütmenin gayreti içindeler. Fakat bir soruşturma süreci devam ediyor. Gerek askeri, gerek sivil, bu konuda tüm çalışmalar devam ediyor, bunun neticesini tabii ki bekleyeceğiz.'' Sürenin ne kadar olacağı yönündeki bir soru üzerine Başbakan Erdoğan, ''Birçok davada biliyorsunuz, seneler sürdüğü oluyor'' dedi. Erdoğan, bir soru üzerine de yargının verdiği kararın kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.
Başbakan Erdoğan, ''Teşebbüs noktasında CHP'nin attığı adımı olumlu bir yaklaşım olarak'' gördüğünü ifade ederken, sorunun tanımı noktasındaki görüşünü şöyle aktardı: ''Böyle bir teröre karşı, onların 'Kürt meselesi' dediği olaya ama ben bugün olaya artık Kürt meselesi olarak yaklaşmıyorum. Yaptığım açıklamalar var. Artık Türkiye'de Kürt meselesi yok. Artık benim Kürt vatandaşlarımın meseleleri, sorunları olabilir. Kürt meselesi değil, Türkiye'de terör meselesi vardır, PKK meselesi vardır. Bununla bunu birbirine karıştırmamak gerekir diye düşünüyorum. Böyle inanıyorum ve arkadaşlarımızla yaptığımız değerlendirmelerde vardığımız nokta burasıdır. Bunu ben hatta Kürt kökenli vatandaşlarıma da bir hakaret olarak telakki ediyorum. Çünkü PKK sorununu, öbür tarafta adeta benim Kürt kökenli vatandaşlarımla eşleştirme gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bu da tabii birçok Kürt kökenli vatandaşlarımızı rahatsız ediyor.'' Öneri paketi CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının sunduğu 10 maddelik raporu, ''öneri paketi'' olarak görmediğini vurgulayan Erdoğan, ''Kendileri de daha sonra 'evet, bu bir öneri paketi değil' dediler. Bu 10 madde bir öneri paketi değil. Burada bir tespit var, teşhis var. Ölüm sayılarını veriyor'' dedi. CHP'nin sunduğu dosyadan bazı bölümleri okuyan Erdoğan, ''Ama burada öneri olarak en sonunda 'toplumsal mutabakat komisyonu' öneriyor. Bir de TBMM dışında 'akil insanlar grubu' öneriyor. 'Toplumsal mutabakat komisyonu' ifadesini kullandıkları anda MHP Genel Başkanı sert bir açıklamayla her tarafı tozu dumana kavuşturdu. Ben artık üzülüyorum. MHP Genel Başkanının, muhalefetin içinde böyle bir genel başkanın ağzından bu tür ifadeler, 'ihanet üçlüsü, şeytan üçgeni' gibi ifadeler kullanmasını doğrusu kendine yakıştıramıyorum. Siz böyle bir ziyareti kabul etmeyebilirsiniz. Nitekim ben 3 kez randevu talebinde bulundum. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak bu randevu taleplerimin hiçbirine olumlu cevap vermedi'' diye konuştu. 'Akil adamlar grubu'nu oluşturmuş oluyoruz Başbakan Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, 2009 Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni kendisine anlatmak isteyen Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın da randevu talebine olumlu yanıt vermediğini hatırlatarak, o zaman CHP'nin genel başkanı olan Deniz Baykal'ın da olumlu yanıt vermediğini söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti: ''Bu işin zaten yeni arayışında olan bir parti değiliz. Başından beri bu işin arayışı içindeyiz. MHP'nin bu cevabından sonra 'Toplumsal Mutabakat Komisyonu' da kendiliğinden zaten düşmüş oluyor. Parlamento içindeki gruplar arasında mutabakat demek ki sağlanamıyor. 'Akil insanlar grubu'na gelince buna bağlı olarak o da kendiliğinden düşmüş oluyor. Bizim Avrupa Birliği sürecimizle alakalı Nobel ödüllü Ahtisari'nin riyasetinde bir 'Akil Adamlar Grubu' oluşturdular ama hiçbir netice alamadılar. Türkiye'de de terörle ilgili olarak Parlamentomuzun içinde şu an elini taşın altına koymuş insanlar olarak aldığı ilimle, siyasetteki tecrübesiyle zaten hepimiz bir yerde de akil adamlar grubunu oluşturmuş oluyoruz.'' CHP'nin toplumsal mutabakat komisyonu ve akil adamlar grubu önerilerinin, uluslararası hukuktaki gerçekleri arama ve yüzleşme komisyonu gibi bir öneriye benzeyip benzemediğine ilişkin soruya Erdoğan, ''Bu, çok farklı bir şey. Belki onlarla benzer yanları olabilir. Parlamentomuzun içinde ya bir ihtisas komisyonu ya da bir araştırma komisyonu olacaktır. Şu anda biliyorsunuz bir anayasa komisyonu oluşturulmuştur, devam ediyor'' yanıtını verdi. Erdoğan'ı Kahkahaya Boğan O Soru CHP ile ikili komisyon CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na, ''(Ben size bir teklif daha getiriyorum) dedim. Girişiminizi olumlu bulduğum için getirdiğim teklif de şudur'' dediğini belirten Erdoğan, şunları söyledi: ''(MHP, BDP olumlu yaklaşmadılar, yaklaşmıyorlar. Gelin biz CHP ve AK Parti olarak şu anda yanımdaki 3 arkadaşım bu konularla ilgili çalışan arkadaşlardır. Sizin de yanınızdaki 3 arkadaşınız bu konularla ilgili çalışan arkadaşlar olduğuna göre hemen talimatları verelim. İktidar ve anamuhalefet partisi olarak biz bu konuda çalışmalarımıza başlayalım. Nerede iktidar olarak eksiğimiz var, ben bunu göreyim. Siz bu eksiğimizi bize önerdiğinizde biz de iktidar olarak bunu gidermenin gayreti içine gireriz. Ama bu getirdiğiniz şu metin bir öneri metni değil) dedim. onlar da bunu kabul ettiler.'' Uygulama safhasındayız Başbakan Erdoğan, ''Ortak komisyon önerinizi kabul ettiler mi?'' sorusunu, ''Diyorlar ki 'şu anda biz MHP'yle ilgili çalışmalarımızı devam ettirelim. Buradan belki bir netice alabiliriz. Ama bir ay, ama iki, ama üç ay... Ondan sonra bunu düşünebiliriz' dediler. Biz de 'peki' dedik'' diye yanıtladı. Soruna yönelik önerilerini AK Parti'nin kuruluşunda parti programında sıraladıklarını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Şu anda biz öneri safhasında değiliz, uygulama safhasındayız. Uygulama safhasında da biz bu işin artık güvenlik güçleriyle halledileceğine inanan bir parti değiliz. Biz mesela ret, inkar politikalarını kaldıran bir partiyiz. Asimilasyonu asla kabul etmeyiz. Çünkü Kürt kökenli vatandaşım da benim kardeşimdir, benim vatandaşımdır. Doğu ve Güneydoğu'da yaptığımız yatırım eski rakamla 30 katrilyonu aşmış durumda. Bunları sürekli olarak AK Parti iktidarı yapıyor. Daha iktidara geldiğimizin ayında olağanüstü hali kaldırdık.'' Bu tablonun güçlenerek devamı benim en büyük arzumdur
Başbakan Erdoğan, ''Karşınızda hakikaten yeni bir CHP ve müzakare üslubuyla konuşabileceğiniz bir muhalefet olduğunuzu görüyor musunuz?'' sorusuna ise şu karşılığı verdi: ''Doğrusu bugünkü tabloyu gördüğüm zaman, bu tablonun güçlenerek devamı benim en büyük arzumdur, isteğimdir. Onun için zaten o teklifi kendilerine de yaptım. 'Bunu beraber, onlar gelmesin kendi kendilerini dışlasınlar, bırakın biz beraber yapalım' dedim. Bunu da söyledim. Niye? Önemli olan bizim için milletçe şu üzümü yemek. Bağcıyı dövmek gibi bir derdimiz yok.'' Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, Kuzey İrlanda'daki benzer süreçle ilgili girişimlerini kendisiyle paylaştığına işaret eden Başbakan Erdoğan, '' Tony bana, 'o zaman biz IRA'yla mücadelede Muhafazakarların desteğini aldık' dedi. Aynı şekilde Zapatero da bana anlattı, 'İspanya'da ETA'yla olan mücadelede muhalefetin desteğini aldık' dedi. 'Biz 800 kişiyle mücadele ediyoruz' dedi. Düşünün bizim durumumuzu, bizim böyle bir durumumuz yok, buna rağmen...'' Başbakan Erdoğan, iktidarla muhalefet arasındaki bu diyaloğun siyasi üsluba yansıyıp yansımayacağına ilişkin bir soruya karşılık ise ''Bu süreç başlamadan dahi üslubumu mümkün olduğunda aldığımız ahlak dersi çerçevesinde yürütmeye çalışıyorum. Temenni ederim ki bunu karşılıklı olarak çok daha iyi bir noktaya getirelim. Yani miting meydanları tahrik etmesin ve bunu çok daha güzel bir şekilde sürdürelim. Bu meselede, hatta bazı benzer meselelerde de aynı şeyi yapmamız lazım'' diye konuştu. Terör örgütünün Parlamento'daki uzantısı kendi iradesiyle çalışmıyor
Erdoğan, ''Anlaşılan o ki CHP'nin önerileri beklentinizin altında görünüyor. Siz, zaten sürmekte olan demokratik açılım çerçevesinde CHP'ye bir yöntem önererek, bir hamle yapmayı düşünmekte misiniz?'' sorusu üzerine, şunları söyledi: ''Burada adeta yine bir istismar siyaseti yapmaya gerek yok. Dürüst olacağız. Zaten sonradan kendilerinin de kabul ettiği gibi öneriyle gelmediler. Öneri olarak gösterdikleri toplumsal mutabakat komisyonu. Bu komisyon da zaten daha baştan çöktü. Ama biz hemen karşı bir tekifle dedik ki 'bu çöküyor ama bu çökmüş olmasına rağmen gelin biz şurada 3 arkadaşımıza hemen talimatları verelim. Bu 3 arkadaşımız belli aralıklarla bir araya gelsinler. Bu alanda adımlarımızı atalım. Zaten terörle mücadelede yapmakta olduklarımız var. İnanın şu anda terör örgütünün Parlamento'daki uzantısı kendi iradesiyle çalışmıyor. Kendilerine gelen talimatlar çerçevesinde çalıştığı için de demokratik hayata İngiltere'de, İspanya'da, İrlanda'da olduğu gibi katılamıyor. Bunların asıl sıkıntısı burada. Bunların buradan çok derdi var, bunu da biliyoruz. Biz şu anda anamuhalefet, iktidar olarak birlikte çalışmaya başlasak, diğer muhalefet zaten ciddi bir yanlışın içinde olduğunu o zaman daha iyi görecek. Bakacak ki anamuhalefet-iktidar nasıl el ele verdiler, çalışıyorlar, terör sorununa karşı mücadele ediyorlar.'' Başbakan Erdoğan, ''Yöntemin işleyebileceğine inanıyorsunuz yani...'' denilmesi üzerine, ''Samimi olduktan sonra niye işlemesin. Baştan beri söylüyorum. Hiçbir önyargım, önkabulüm yok bu konuda. Oluşturmamız gereken ortak akıl. İktidar-muhalefet bu işi beraber halledebilir ve bu konuda somut adımı beraber atalım'' ifadesini kullandı. Habur'da başarılı olamadık
Başbakan Erdoğan, 2009'da yaşanan Habur olayına değinerek, şunları kaydetti: ''Habur, aslında bizim Milli Birlik ve Kardeşlik projemizin en önemli uygulamalarından biriydi. Biz burada samimiyet ortaya koyduk. MHP, 'ihanet projesi' dedi. Habur'da neydi bizim derdimiz? Habur'da Kuzey Irak'tan kendi kendine gelip teslim olacakların ilgili yasaya göre ülkeye girişlerini sağlayalım. Bir taraftan görünmeyen yönüyle terör örgütünün, öbür taraftan uzantısı olan BDP'nin bir operasyonuna kurban gitti. Bizim orda niyetimiz çok çok samimiydi. Ülkesine dönmek isteyenlerin önünü açmak istiyorduk. Derdimiz buydu. Maalesef provoke edildi. Bu işte biz orada başarılı olamadık ama bunu kalkıp da siyasi istismar vesilesi yapmayı da muhalefet partilerine, diğerlerine yakıştıramadım.' Uludere olayına yönelik bir soru üzerine Başbakan Erdoğan, ''Uludere olayı, tabii çok farklı zeminlere çekiliyor. Ama ben şunu çok açık, net söylüyorum, biz bugüne kadar hiçbir bu tür olayın üstünü örtmedik ve asla da örtemeyiz'' dedi. Olayın adli ve idari tüm yönleriyle incelendiğini ve sürecin devam ettiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Ama burada bir şeyi de hassasiyetle değerlendirmemiz lazım. Burası ne bölgesidir? Bir defa burası bir terör bölgesidir. Bu terör bölgesinden 'efendim kaçakçılar gidip geliyorlar'. Olabilir ama unutmayın ki biz bir Hantepe yaşadık, biz bir Gediktepe yaşadık. Hantepe'de, Gediktepe'de katırlarla doçkalar taşındığında, onu uçaklarla veya helikopterlerle bombalamadığı için oradaki tümgeneral, biliyorsunuz, bir açıklama yaptı, 'biz katır zannettik, çoban zannettik, bundan dolayı ateş altına almadık'. Bu günlerce, haftalarca istihza edildi, köşe yazılarında vesaire ve şu anda da zaten o general, malum içerde. Bundan dolayı birçok yazılar yazıldı. Tabii bu bir defa güvenlik güçlerimizin de elinde önemli bir delildi ve burada atacağı adımda buna dikkatle bakıyor. Ben mesela, DVD'lerini izledim. İzlediğimde inanın, orada ne olduğunu anlamanız bir defa mümkün değil. Siz sadece orada bir hareket görüyorsunuz. Zaten giyim kuşam, hemen hemen aynı. Bu o mudur, yoksa başka bir şey midir? Katırlarda ne vardır, bunu da bilemezsiniz.'' ''Yerel istihbarat söz konusu mu?'' sorusu üzerine de Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bir defa anlık istihbarat yok. Orada bir hafta, 10 gün, 15 gün önce gelen istihbaratlar var. Bunu ben defalarca açıkladım, çok ilginç sağ kalanlardan bir delikanlının yaptığı açıklama var, 'sınıra 5 kilometre kala biz atışları duyduk' diyor. Ama bu atışları duymuş olmalarına rağmen, 'Biz devam ettik' diyor. Şimdi atışlar duyuluyor ama devam ediliyor. İşte bu noktada, tabii ki uçaklarda devam edildiğine göre demek ki teröristler sınırımızı geçip, atmaları gereken adımları atacaklar. Böyle bir şeyin içinde. Burada biz de baştan itibaren, Genelkurmay Başkanım dahil olmak üzere burada bir hata var, bunu bizler hepimiz kabul ettik, söyledik. Hatanın yanında atılması gereken adımlar nelerse bunu bakanlarım, eşim, kızım, hepsini oraya göndermek suretiyle bu adımları da attık. Fakat tabii burada hala illa 'faili kim' gibi bir tutturmayı, malum partiler yine istismar meselesi yapıyorlar. Dışarda buradan kaynaklanarak onlar da bu işi büyütmenin gayreti içindeler. Fakat bir soruşturma süreci devam ediyor. Gerek askeri, gerek sivil, bu konuda tüm çalışmalar devam ediyor, bunun neticesini tabii ki bekleyeceğiz.'' Sürenin ne kadar olacağı yönündeki bir soru üzerine Başbakan Erdoğan, ''Birçok davada biliyorsunuz, seneler sürdüğü oluyor'' dedi. Erdoğan, bir soru üzerine de yargının verdiği kararın kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.


























