Dün futbolumuzdaki rekabetin içerisinde barındırdığı kin, hazımsızlık ve saldırganlık bir kez daha, hem de görülmemiş bir boyutta sergilendi…Üzüldük, kahrolduk !...
Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada, belki de yüz milyonlarca televizyon izleyicisi önünde… Onca Emniyet görevlisine, sözde alınan ince (!) tedbirlere rağmen…
Futbolumuz, “Şike” dosyalarından sonra çok ağır bir yara daha alıp bence komaya girdi… Dahası ipi çekildi…
Sporun erdemi ile tamamen zıt bu gözü dönmüş, aykırı saldırgan ve kindar zihniyetli yaratıklar, kaybettikleri Galatasaray maçından sonra, kendi evleri olan Rüştü Saraçoğlu Stadı’nı harabeye çevirdiler, ülkemizi tüm dünyaya rezil ettiler, onların çok hoşlarına giden (!) “Barbar Türkler” imajını oturdukları koltuklardan belleklerinde tazeleyip, malzeme dağarcıklarına atma şansı tanıdılar…
Sporda kazanmanın yanında kaybetmenin de olduğunu, koca liglerinden sadece 1 Şampiyon çıkacağını unutan, gözleri dönmüş, vicdanları ve “Fair” anlayışları körelmiş bu sorumsuz ve aykırı kişiler sadece Fenerbahçe’ye, kendi statlarına zarar vermekle kalmadılar, Türk futbolunun ipini çektiler, zaten yanlış devlet politikalarıyla kapılarında sürünmekte olduğumuz Avrupa Birliği gözünde çok önemli puan ve dünya kamuoyunda büyük prestij kaybettirdiler…
Ya çocuklar ?... Sporun içerisine sokmak, erdemini aşılamak, “Okuldan Olimpiyat’a” projesiyle kucaklamak istediğimiz çocuklarımız ?... Bu gecenin görüntülerinin yarattığı travma nasıl tedavi edilecek ?...
Telafisi mümkün olmayan bu iğrenç gece sonrası aklıselim Fenerbahçeli dostlarım, beni arayarak üzüntülerini ve yandaşlarına öfkelerini dile getirdiler… Bütünleştik… Aynı dili konuşmak ne güzel ?...
Bu yaratıkların sebebiyet verdikleri kirlilik asla koca Fenerbahçe camiasına mal edilmemelidir… Rekabet çerçevesinde bile olsa bu ezeli dostluk aynı zamanda ebediyete kanat açmıştır…
Oysa maçta her şey o denli iyi gidiyordu ki ?... Fenerbahçe seyircisi takımlarını alkışlıyor, ne güzel gaza getirmeye çalışıyordu ?... Ta ki, aldığı trilyonlara karşın, ona kucak açan kulübüne, profesyonelliğini unutarak, hatta hıyanet ederek, kenar mahalle takımı oyuncusundan farksız, daha önce almış olduğu sarı karta rağmen, bile bile, sinirlenip (!) oyun durduktan sonra topa tekme atan zibidinin 2. sarı karttan kırmızı kart görerek haklı olarak oyundan atılmasına kadar bu güzellikler çirkinliklere dönüşene kadar…
Hemen altını çizmekte yarar var, aynı hareketi yapan bir başka zibidi de Galatasaray formasıyla kendini saha dışında bularak takımını 10 kişi bıraktı…
Kimeydi o tarifsiz saldırganlık ?...
Hakem, kuralları hiçe sayıp, o zibidinin hareketini görmezden mi gelecekti ?... Kıl payı da olsa, şampiyonluk kazanan rakipleri sevinmeyecek miydi ?...
Tribünde Fenerbahçe Başkan vekili, Galatasaray Başkanını öperek kutlarken, sahada olanlara iğrenerek baktım, tiksindim !…
Emniyet sözde tedbir almıştı ?... Maçı daha güzel seyredebilmeleri için miydi bu tedbir ?... O yanıcı, patlayıcı maddeler nasıl üst aramasında vize (!) alıp, içeri sokuldu ?... O yasak icraatlara nasıl “dur” denilmedi ?...
Saha içine o kadar gözü dönmüş taraftar nasıl girdi ?... Verdikleri hasara niçin müdahale edilmedi… Ve sonrası bu kişiler neden stattan dışarı salındılar, yani toplanıp işlem için Emniyete götürülmediler ?... Götürüldülerse kaç kişi şu anda nezarette ?... Kaç kişi Adliye’ye sevk edilecek ?... Dışarıda polise saldıranlar araçlarına hasar verenler şimdi nerede ?... Yoksa şimdi evlerinde, sapık zihniyetleriyle Erkeklik, delikanlılık, bu mu ?... Spor terbiyeleri bu denli mi yerlerde sürünüyor ?... Yoksa ailelerine, konu komşularına, eş dostlarına (!) gece yaptıkları marifetleri övüne övüne (!) anlatmakla mı meşguller ?...
İstanbul Emniyet Müdürü tüm bu soruların hesabını sadece bizlere değil, üst makamlarına vermelidir ?... Diğer bir değişle İçişleri Bakanlığı tüm bu yaşananları da içine alan, kapsamlı, geniş bir soruşturma açmalıdır ?...
Peki ya bu “Şiddet Yasası” ne için çıkarılmıştır ?... Dostlar alış verişte görsünler diye mi ?... Yasa varsa niye uygulanmıyor ?... Uygulanıyor da biz mi göremiyoruz ?... Yetersiz ise niye onarılmıyor ?... Ne bekleniyor ?... İlla ki ölümler, katliamlar mı olsun harekete geçilmesi için ?...
Fenerbahçe Kulübü’ne yazık değil mi ?... Bu çapulcular yüzünden gene çok büyük cezalar gelecek ?... Bence bunu hak etmiyorlar ?...
Aklıma hemen bir soru geliyor… Aynı olaylar acaba Arena Stadı’nda yaşanır mıydı ?... Yani final maçı Arena Stadı’nda olsaydı ve de Şampiyonluğu kıl payı Fenerbahçe kazansaydı, Galatasaray seyircileri arasında acaba aynı tabloyu oluşturacaklar olur muydu ?... Emniyet aynı emniyet, şartlar aynı şartlarken ?... Doğrusunu isterseniz, kendi kendime sorduğum bu sorunun cevabını ararken zorlanıyorum ?…
Futbolumuzun dibi oyulmuştur… İrtifa kaybedip, yere çakılmıştır… Bunda işleri kızıştıran bazı yöneticilerin tahrikleri, Basın ve Medya’daki bazı şövalyelerin rolleri büyüktür !... Dahası, sosyo ekonomik çıkmazlarla tetiklenen, spor kültürü cehaletinin de deşarj yansıması gerçeğini kabul edip, yaralarımızı vadeli planlarla sarmaya çalışmalıyız !...
Sakın ola birileri çıkıp da gecenin kahramanlarına (!) kulp takmaya, avukatlık yapmaya soyunmasın ?... Aynı kefeye koyulurlar !...
Ev sahipliğine aday olduğumuz, belki de hasarlarımızı kısmi de olsa onaracak “Avrupa Futbol Şampiyonası”nın artık bize verilme olasılığı mucizelere kalmış bulunmaktadır ?...
Aynı şekilde, Futbol’da tavan yapan bu , Basketbol ve Voleybol’a bulaşan bu aykırı seyirci profilinin, iştahla talip olduğumuz 2020 İstanbul Olimpiyat Oyunları için de bir handikap yaratacağı endişesini taşıyorum !...
Şimdi, Ankara’daki Voleybol Olimpiyat Elemeleri’ndeki organizasyonun, seyirci profili ve kalitesinin, Emniyet gücünün dört dörtlük koordinesi ile ortaya çıkardığı imrendirici örnek tablonun sporla ne kadar güzel ve anlamlı örtüştüğü gerçeğinin bizlere ne kadar onur ve gurur verdiğini çok daha iyi anlıyorum…
İşte sporumuzun akları ve karaları…
Birbirine zıt iki yüzü…
Güzellik ve İğrençlik…
Güzelliklerin çok daha öne çıkması dileklerimle Şampiyon Galatasaray’ı da, bu denli zor dönemlerinde son ana kadar örnek mücadele veren Fenerbahçe’yi de, çapulcu güruh yanında iki tarafın da sağduyulu, centilmen, örnek seyircilerini kutluyor, geri kalanlarını ıslah etmesi için Allah’a havale ediyorum…
Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada, belki de yüz milyonlarca televizyon izleyicisi önünde… Onca Emniyet görevlisine, sözde alınan ince (!) tedbirlere rağmen…
Futbolumuz, “Şike” dosyalarından sonra çok ağır bir yara daha alıp bence komaya girdi… Dahası ipi çekildi…
Sporun erdemi ile tamamen zıt bu gözü dönmüş, aykırı saldırgan ve kindar zihniyetli yaratıklar, kaybettikleri Galatasaray maçından sonra, kendi evleri olan Rüştü Saraçoğlu Stadı’nı harabeye çevirdiler, ülkemizi tüm dünyaya rezil ettiler, onların çok hoşlarına giden (!) “Barbar Türkler” imajını oturdukları koltuklardan belleklerinde tazeleyip, malzeme dağarcıklarına atma şansı tanıdılar…
Sporda kazanmanın yanında kaybetmenin de olduğunu, koca liglerinden sadece 1 Şampiyon çıkacağını unutan, gözleri dönmüş, vicdanları ve “Fair” anlayışları körelmiş bu sorumsuz ve aykırı kişiler sadece Fenerbahçe’ye, kendi statlarına zarar vermekle kalmadılar, Türk futbolunun ipini çektiler, zaten yanlış devlet politikalarıyla kapılarında sürünmekte olduğumuz Avrupa Birliği gözünde çok önemli puan ve dünya kamuoyunda büyük prestij kaybettirdiler…
Ya çocuklar ?... Sporun içerisine sokmak, erdemini aşılamak, “Okuldan Olimpiyat’a” projesiyle kucaklamak istediğimiz çocuklarımız ?... Bu gecenin görüntülerinin yarattığı travma nasıl tedavi edilecek ?...
Telafisi mümkün olmayan bu iğrenç gece sonrası aklıselim Fenerbahçeli dostlarım, beni arayarak üzüntülerini ve yandaşlarına öfkelerini dile getirdiler… Bütünleştik… Aynı dili konuşmak ne güzel ?...
Bu yaratıkların sebebiyet verdikleri kirlilik asla koca Fenerbahçe camiasına mal edilmemelidir… Rekabet çerçevesinde bile olsa bu ezeli dostluk aynı zamanda ebediyete kanat açmıştır…
Oysa maçta her şey o denli iyi gidiyordu ki ?... Fenerbahçe seyircisi takımlarını alkışlıyor, ne güzel gaza getirmeye çalışıyordu ?... Ta ki, aldığı trilyonlara karşın, ona kucak açan kulübüne, profesyonelliğini unutarak, hatta hıyanet ederek, kenar mahalle takımı oyuncusundan farksız, daha önce almış olduğu sarı karta rağmen, bile bile, sinirlenip (!) oyun durduktan sonra topa tekme atan zibidinin 2. sarı karttan kırmızı kart görerek haklı olarak oyundan atılmasına kadar bu güzellikler çirkinliklere dönüşene kadar…
Hemen altını çizmekte yarar var, aynı hareketi yapan bir başka zibidi de Galatasaray formasıyla kendini saha dışında bularak takımını 10 kişi bıraktı…
Kimeydi o tarifsiz saldırganlık ?...
Hakem, kuralları hiçe sayıp, o zibidinin hareketini görmezden mi gelecekti ?... Kıl payı da olsa, şampiyonluk kazanan rakipleri sevinmeyecek miydi ?...
Tribünde Fenerbahçe Başkan vekili, Galatasaray Başkanını öperek kutlarken, sahada olanlara iğrenerek baktım, tiksindim !…
Emniyet sözde tedbir almıştı ?... Maçı daha güzel seyredebilmeleri için miydi bu tedbir ?... O yanıcı, patlayıcı maddeler nasıl üst aramasında vize (!) alıp, içeri sokuldu ?... O yasak icraatlara nasıl “dur” denilmedi ?...
Saha içine o kadar gözü dönmüş taraftar nasıl girdi ?... Verdikleri hasara niçin müdahale edilmedi… Ve sonrası bu kişiler neden stattan dışarı salındılar, yani toplanıp işlem için Emniyete götürülmediler ?... Götürüldülerse kaç kişi şu anda nezarette ?... Kaç kişi Adliye’ye sevk edilecek ?... Dışarıda polise saldıranlar araçlarına hasar verenler şimdi nerede ?... Yoksa şimdi evlerinde, sapık zihniyetleriyle Erkeklik, delikanlılık, bu mu ?... Spor terbiyeleri bu denli mi yerlerde sürünüyor ?... Yoksa ailelerine, konu komşularına, eş dostlarına (!) gece yaptıkları marifetleri övüne övüne (!) anlatmakla mı meşguller ?...
İstanbul Emniyet Müdürü tüm bu soruların hesabını sadece bizlere değil, üst makamlarına vermelidir ?... Diğer bir değişle İçişleri Bakanlığı tüm bu yaşananları da içine alan, kapsamlı, geniş bir soruşturma açmalıdır ?...
Peki ya bu “Şiddet Yasası” ne için çıkarılmıştır ?... Dostlar alış verişte görsünler diye mi ?... Yasa varsa niye uygulanmıyor ?... Uygulanıyor da biz mi göremiyoruz ?... Yetersiz ise niye onarılmıyor ?... Ne bekleniyor ?... İlla ki ölümler, katliamlar mı olsun harekete geçilmesi için ?...
Fenerbahçe Kulübü’ne yazık değil mi ?... Bu çapulcular yüzünden gene çok büyük cezalar gelecek ?... Bence bunu hak etmiyorlar ?...
Aklıma hemen bir soru geliyor… Aynı olaylar acaba Arena Stadı’nda yaşanır mıydı ?... Yani final maçı Arena Stadı’nda olsaydı ve de Şampiyonluğu kıl payı Fenerbahçe kazansaydı, Galatasaray seyircileri arasında acaba aynı tabloyu oluşturacaklar olur muydu ?... Emniyet aynı emniyet, şartlar aynı şartlarken ?... Doğrusunu isterseniz, kendi kendime sorduğum bu sorunun cevabını ararken zorlanıyorum ?…
Futbolumuzun dibi oyulmuştur… İrtifa kaybedip, yere çakılmıştır… Bunda işleri kızıştıran bazı yöneticilerin tahrikleri, Basın ve Medya’daki bazı şövalyelerin rolleri büyüktür !... Dahası, sosyo ekonomik çıkmazlarla tetiklenen, spor kültürü cehaletinin de deşarj yansıması gerçeğini kabul edip, yaralarımızı vadeli planlarla sarmaya çalışmalıyız !...
Sakın ola birileri çıkıp da gecenin kahramanlarına (!) kulp takmaya, avukatlık yapmaya soyunmasın ?... Aynı kefeye koyulurlar !...
Ev sahipliğine aday olduğumuz, belki de hasarlarımızı kısmi de olsa onaracak “Avrupa Futbol Şampiyonası”nın artık bize verilme olasılığı mucizelere kalmış bulunmaktadır ?...
Aynı şekilde, Futbol’da tavan yapan bu , Basketbol ve Voleybol’a bulaşan bu aykırı seyirci profilinin, iştahla talip olduğumuz 2020 İstanbul Olimpiyat Oyunları için de bir handikap yaratacağı endişesini taşıyorum !...
Şimdi, Ankara’daki Voleybol Olimpiyat Elemeleri’ndeki organizasyonun, seyirci profili ve kalitesinin, Emniyet gücünün dört dörtlük koordinesi ile ortaya çıkardığı imrendirici örnek tablonun sporla ne kadar güzel ve anlamlı örtüştüğü gerçeğinin bizlere ne kadar onur ve gurur verdiğini çok daha iyi anlıyorum…
İşte sporumuzun akları ve karaları…
Birbirine zıt iki yüzü…
Güzellik ve İğrençlik…
Güzelliklerin çok daha öne çıkması dileklerimle Şampiyon Galatasaray’ı da, bu denli zor dönemlerinde son ana kadar örnek mücadele veren Fenerbahçe’yi de, çapulcu güruh yanında iki tarafın da sağduyulu, centilmen, örnek seyircilerini kutluyor, geri kalanlarını ıslah etmesi için Allah’a havale ediyorum…
























