Baş, Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı'nca (UTESAV) düzenlenen ''Haliç Buluşmaları''nda yaptığı konuşmada, araştırma komisyonunun çalışmalarını değerlendirdi.Çok az işin birlikte başarılabildiği bir ortamda meclisteki uzlaşmayı sergilemek adına komisyonun çalışmalarını önemli ve anlamlı gördüğünü belirten Baş, şunları kaydetti:''Gerçekten darbeler dediğimizde her dönemde yaralanan, eksik bırakılan veya inkıtaya uğratılan kesim siyasi partiler ve siyaset kurumu olmuştur. Dolayısıyla bu anlamda bence bu işe imza koyan siyasilerin geleceklerinin çok anlamlı bir şekilde anılacağını düşünüyorum. İlk kez meclis kendi iradesine sahip çıkma adına çok anlamlı bir şey yaptı. Darbecilerin, darbe yapmadan önce oluşturdukları iklim ve psikolojik harekatın en önemli unsuru, 'siyasilerin ülkeyi iyi yönetemedikleri, kaosa sürükledikleri' imajıdır.''Baş, her darbede darbecilerin toplumun psikolojik desteğini yanlarına aldıklarını belirterek, şöyle dedi:''Gerçekten ülkenin iyi yönetilemediği, terör ortamına mahkum edildiği inancı pekiştirilmiştir. Darbeciler bu anlamda bence başarılı da olmuşlardır. Toplum olarak üzerimize düşen, her birimizin bu zihniyeti uzaklaştıracak çalışmalarda bulunmasıdır. Her şeyden önce biz aslında darbecileri tanıyoruz. Yani bir de bu var. Her zaman üniformalı bir kesim temsil etmez. Darbe ve darbecilik bir zihniyet sorunudur. Halen daha bence siyasi partilerde önemli görevlerde bulunanlar dahi darbeci zihniyete sahip olabilirler.''Yaptıkları çalışmaların, gelecekte sivil, demokratik bir anayasa hazırlanmasında referans anlamında katkı sağlayacağını vurgulayan Baş, ''Bütün duygusal bağlılıklarımızdan ve ideolojik saplantılarımızdan uzak bir gözle meselelere bakmayı başarmamız gerekiyor. Sonuçları itibarıyla her darbeyi, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak görmeliyiz'' diye konuştu.-''Vatandaşlık aidiyetlerini sakatlıyor''-Baş, darbecilerin sadece demokrasiye darbe vurmakla kalmadığına dikkati çekerek, ''Darbeciler aynı zamanda vatandaşların vatandaşlık aidiyetlerini sakatlıyor, bu ülkeye ait olma duygusunu kaybettiriyor'' dedi.Ordusuna, askerine ''Mehmetçik'' diyen bir toplumun 28 Şubat'ta derinleştirilen düşmanlıklarla neredeyse ordusuyla karşı karşıya geldiğini anlatan Baş, şöyle konuştu:''Eğer bu millet bu kadar devlete bağlı olmasaydı, bunca kritik gelişmelerde devlet diye bir şey kalmaz, yıkılırdı. Bütün o darbeciler de belki altında kalırdı. 28 Şubat'ta fiilen bir darbe olmamıştır. Olmasına gerek de yoktur. Milli Güvenlik Kurulu ülkeyi yönetmeye devam etmiştir. Dolayısıyla siyasilerin, siyasi aktör olmayı bırakın, karar mekanizmalarında bile yer almalarına izin verilmemiştir. Dolayısıyla kurgulanan sistem işlemiştir. Fiilen yönetime el koymayı gerektirecek bir durum yok, zaten yönetimdedirler.''Baş ayrıca, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda görevli bir sivil memurun evinde yapılan aramada el konulan bir belgedeki, ''Yasak dini yayınlar arasında olmamasına rağmen dini bilgiler ihtiva ettiğinden el konulmasına (Kur'an-ı Kerim)'' yazısının kendisini çok etkilediğini belirterek, bunu, ''bu kadar da olmaz ki'' dediği yazılardan biri olarak gördüğünü söyledi.-Karadayı'nın gözaltına alınması-Bir gazetecinin, ''Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın gözaltına alınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna Baş, şu yanıtı verdi:''Siz bana iki gün önce sormuş olsaydınız bu soruyu, çok daha açıklıkla ve farklı cevap verebilirdim. Komisyon çalışmalarında şundan itinayla kaçındık. Meclis adına bir araştırma görevi yapıyorduk. Amacımız bilgi almaktı. Aynı zamanda 28 Şubat ve 12 Eylül soruşturmaları savcılıklardaydı. Ve bağımsız olarak yargının yürüttüğü soruşturmanın görev alanına girmemek adına da aslında çok fazla dikkatli davrandık. Nedeni biraz da şuydu; anayasal çizgiler içerisinde yetki taşmasına yol açmamak. Bu konuda herhangi bir politik spekülasyon üretilmek suretiyle yargının kendi işlevini, bağımsız ve tarafsızlığını gölgeleyecek bir tutum ve davranıştan kaçınmak. Bunu başardığımızı düşünüyorum bu süreçte. Şimdi şu aşamadaki gelişmelerle ilgili söyleyebilirim ki, bağımsız ve tarafsız bir şekilde icra ettikleri göreve ilişkin benim yapacağım her yorum, bu kişinin çevresi tarafından, hukukçular tarafından başka türlü anlaşılabilir. O yüzden 'görev onların' diyoruz. Yani bir yorum yapmayacağım o konuda.''Baş, başka bir soru üzerine, çalışmaları sırasında dikkatini en fazla çeken noktalardan birinin, darbe süreçlerinde yer alan kişilerin birçoğunun pişman olmadıklarını söylemesi olduğunu sözlerine ekledi.UTESAV Başkanı İsrafil Kuralay ise darbe komisyonu raporundan ders alabilmenin önemine işaret ederek, yapılması gereken en önemli şeyin darbe zihniyetinin yok edilmesi olduğunu söyledi.Bu anlamda darbe komisyonunun önemli çalışmalar yaptığına inandığını aktaran Kuralay, ''Bu raporun dikkatlice okunup, içinden çeşitli tezler çıkarılıp, diri tutulması lazım. Yoksa meclis arşivlerinde unutacağız'' dedi.
Siyaset
Yayınlanma: 04 Ocak 2013 - 03:08
Nimet Baş: Siyasetteki Darbeciler Bitmedi
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Baş, ''Darbe ve darbecilik bir zihniyet sorunudur. Halen daha bence siyasi partilerde önemli görevlerde bulunanlar dahi darbeci zihniyete sahip olabilirler'' dedi.
Siyaset
04 Ocak 2013 - 03:08
İlginizi Çekebilir

























