Bir Nazi casusunun büyüleyici soğuk savaş hikâyesi…
CIA tarafından yönetilen bir radyo istasyonu ve Batı’da merkez haline gelen bir cami… 11 Eylül’de uçakları kaçıranların Avrupa’da yaşadıkları öğrenilince Washington Post yazarı gazeteci -yazar Ian Johnson bu grupların Batı’da nasıl var olduklarını merak etmeye başlıyor. Johnson, Londra'daki radikal İslami eserler satan bir kitapçıda Müslümanlıkla ilgili kitaplara bakarken Müslümanlıkta 4 adet caminin önemli olduğunu görür. Biri Mekke’deki Büyük Cami (her yıl milyonlarca Hacının uğrak yeri), Kudüs’teki Mescid-i Aksa (Hz. Muhammed’in (S.A.V) cenneti gördüğü varsayılan yer), harikulade Sultanahmet Camii ve Münih İslam Merkezi. Ian Johnson, Almanya'da yaşamış biri olarak Münih İslam Merkezi’nin bu görkemli gruba uymadığını düşünür. Cami hakkında, Almanya’nın daha küçük İslam organizasyonlarından biri olduğunu bilmektedir ancak Münih şehri İslam’ın merkezlerinden biri değildir. Cami ise Almanya’daki en büyük camilerden biri hiç değildir. Yine de birilerinin tapınağında ölümsüzleştirilmiştir…Münih'e giden Ian Johnson, camiyi bulur, kapısındaki görevliden cami hakkında bilgi alamayınca iyice kuşkulanır ve araştırmaya karar verir… Tüm araştırmalar yirmi yıl öncesine, Afganistan’da savaşan Müslümanların ABD tarafından desteklendiği günlere gitmektedir. Ama Johnson, araştırmasını daha da derinleştirdiğinde Soğuk Savaş günlerini, hatta 2. Dünya Savaşı’ndaki Sovyet Müslümanların Almanya adına savaştıklarını da bulur. Savaş bittikten sonra Batı Alman ve Amerikan ajanları bu grubu kontrol etmek için Münih’te bir cami kurulması gerektiğini ortaya çıkarttı ve Batı’daki bu çalışmaların ilk tohumları atılmış oldu...
Naziler, CIA ve Müslüman Kardeşler’in Batı’daki Doğuşu ve 2.Dünya Savaşı’nda cephede başlayan hikâye… İslamı, 2. Dünya Savaşı sırasında politik silah olarak Müslüman etnik grupları kullanmayı planlayan Adolf Hitler, kendine karşı savaşan Müslümanları organize edip Sovyet’lere karşı savaştırmaya başlamıştı. Bu stratejiyi, Soğuk Savaşlar döneminde Nazi düşünürleri sürdürmeye devam etmiştir. Batı Almanya ve ABD'nin Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA’in yaptıkları provokatif çalışmalar ve planları nezninde bu Müslüman grup komünizme karşı kullanılabilecek güçlü bir silahtır. Bunu yaparken de Münih'te bir cami altında yapılandırmalarının gündeme gelmesi, Müslüman Kardeşler’in oluşumu ve 24 Ağustos 1973 tarihinde açılan cami ile Müslüman Kardeşler’in aktif rolleri başlıyor. Modern savaşlar olarak adlandırılan dönemde ise, camiyi Batı’ya atlamak için sıçrama tahtası olarak gören, radikal Müslümanlar – İslamcılar devreye giriyor. Naziler, CIA ve Müslüman Kardeşler’in ortak bir noktası vardı: Bir ibadet merkezi değil de, politik ve hatta saldırgan faaliyetler için bir merkez kurmak.
Bu kitap, bir takım boşlukları doldurmaktadır;Hollywood’dan Cakarta’ya, Washington’dan Mekke’ye götüren hikâyeler anlatmaktadır. Ancak çoğu kez Almanya’da olduğu gibi hikâye 2.Dünya Savaşı’nda cephede başlamaktadır…
“Münih’te Bir Cami” Hakkında — İslam’ın siyasal amaçlar için kullanılması üzerine üç deneyimin Münih’te yaşanması bu kitabın yazımında etkili oldu. İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği’nden gelen Alman Müslümanlarının Stalin’e karşı mücadelesiyle başlıyor bu süreç. Sovyetler Birliği’ni güçsüzleştirmek için Soğuk Savaş yıllarında ABD aynı stratejiyi sürdürdü. 1960’lı yıllarda da Münih’i üs olarak kullanan Arap Müslüman Kardeşler geldi. — Azerbaycan, Özbekistan, Tacikistan veya Kafkaslardan Alman Ordusu için savaşan adamların hemen hepsi, savaş sonunda Almanya’daki ABD birliklerinin elindeki bölgelere düşmüştü. Binlercesi geri gönderildi. Birkaç bin kişinin kalmasına izin verildi. Münih ABD’nin elindeki en büyük kentti ve burada Müslümanlar için iş vardı. Münih o zamanlar, ideolojik ön cephe kentiydi ve CIA’nin en önemli merkezlerinden biriydi. Çok büyük bir dinleme istasyonu vardı, konsolosluk Hong Kong’tan sonraki ikinci büyük konsolosluktu. CIA’nin finanse ettiği propaganda kanalları Radio Liberty ve Radio Free Europe dil bilen ve antikomünist düşüncede olan insanlara ihtiyaç duyuyordu. — Sovyetler Birliği’nden Müslümanları toplama düşüncesi kitabın üç ana figüründen biri olan Gerhard von Mende’den çıktı. Türkolog olan von Mende birçok dil biliyordu ve yoğun olarak Sovyetler Birliği ile uğraşıyordu. Sovyetler Birliği’nin aşil topuğunun Müslüman azınlıklar olduğunun bilincindeydi: Dinlerini baskı altına alan bu imparatorluğun bir parçası olmak istemiyorlardı. Sovyetler Birliği 1991’de gevşeyince, çözülüş aslında tam da bu çizgide oluştu. — Naziler, Doğu seferinde yüz binlerce Müslüman’ı da cephede esir etti ve bunlardan bir kısmı gönüllü olarak taraf değiştirdi. On binlerce kişi, Nazilerin eğitiminden sonra Kızıl Ordu’ya karşı savaşırsa ülkelerini kurtaracaklarına inandı. Böylelikle SS Silahlı Birlikleri’nde imamlar bile görev aldı ama genel olarak Müslümanlar, anti semitizm gibi hassas noktaları olduğu halde Nazilere inanmadı. — Von Mende Savaş sonrasında adamlarından bazılarını kullanmaya devam etmek istedi. O zamanlar Almanya’da 13 milyon savaş göçmeni vardı ve bu önemli bir siyasal güç oluşturuyordu. Muhafazakârlar, Oder-Neiße-Çizgisini benimsemekte zorlanıyordu. Savaş Göçmenleri Bakanı Theodor Oberländer gibi politikacılar ki, daha sonra Nasyonal Sosyalist geçmişi yüzünden bakanlıktan istifa etmek zorunda kalmıştı, Von Mende’nin yetiştirdiği insanların Sovyetler Birliği’nin yıkılmasında etkili olacağına inanıyordu. Sonraki versiyon şöyleydi: Von Mende’nin Müslümanları ve diğer azınlıklar, yeni ülkelerinde söz söyleme hakkını ele geçirince, eski bölgelerini geri almaları için, daha önceden teşekkür borçlu oldukları Almanlara yardım edecekti. Böyle düşünmek realist değildi ve bunu hayata geçirecek para da yoktu. — O zaman CIA yüz milyonlarca dolar harcadı. Von Mende için çalışmış insanları, CIA gizli operasyonlarında kullanarak amaçlarına ulaşmak istiyordu: Örneğin ajanları Mekke’ye hacca gönderiyordu ve bu hacılar Sovyetler Birliği’nin Müslümanları ne kadar baskı altında tuttuğuna dair açıklamalar yapıyordu. Bağlantısızlar ülkeleri de bu anlamda Amerikan etkisindeydi. — Komünizmle mücadelede her şeye izin vardı. En sonunda Amerikalılar, bir zamanların Nazi savaşçılarının, Münih’teki Müslümanların, dünyada inandırıcı bir biçimde İslam’ı temsil edemeyecekleri sonucuna vardı. Sovyet basınında bunların geçmişleri sürekli gündeme getiriliyordu ve bir zaman sonra bunlar yük olmaya başladı. — Müslüman Kardeşler bu role çok uygundu: Genç, hırslı, İslam dünyasıyla bağlantıları olan, eğitimli insanlardı. Bu iç çekişme sırasında Münih’e cami kuruldu. — Kitabın önemli aktörlerinden biri CIA ajanı Robert Dreher oradan Vietnam’a geçmişti ki, bu ABD’nin çıkarlarının değişmesini gösteriyor. 1970’li yıllarda Almanlar, Kızıl Ordu Fraksiyonu ve sol terörizmle savaş halindeydi. Camiinin sorumluları hiçbir biçimde göze batmıyordu.
Münih’te Bir Camiİan JonhsonÇeviren: Serhat AtamanMikado Yayınları / Tarih Dizisi2012 1.Basım244 sayfa23 TL.
























