Tarihe tanıklık etmenin sorumluluğu ile yazan ve 28 Şubat’ı bir genç çocuğun gözünden anlatan Ahmet Özel, “Kanatlı Risaleler” ile birincilik ödülünü alırken, yurt dışında yaşayan bir baba ile oğulun ilişkisini anlattığı, “Gümrük Kapısında Çökelek Yiyen Adam ”hikâyesiyle Türkçe öğretmeni Âlim Akça ikincilik, evlendirildiği için 19 yıl susturulan iki çocuk annesi Mehtap Altan “Kuyudan Kumbara” adlı hikâyesiyle üçüncülük ödülünü aldı.Üçünün de ortak paydası; kendi hikâyelerinden yola çıkmaları ve ilk defa ödül almaları.Dil, kültür ve edebiyat dünyasının önde gelen yayınlarından Yağmur Dergisi, gelenekselleştirdiği ve bu yıl 6.sını düzenlediği hikâye yarışmasına, genç kalemler kazandırmaya devam ediyor. Paspas altına süpürülenleri gün ışığına çıkarmak için yazdığını söyleyen Ahmet Özel, öğrencilerine kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışırken, yazı yazmanın da önemini bu yarışma sayesinde öğrencilerine anlatan öğretmen Alim Akça ve ilk şiir kitabını yazdıktan sonra evlendirildiği için 19 yıl susmak zorunda kalan, gönlüne vurduğu kilitleri bu hikaye ile açan iki çocuk annesi Mehtap Altan ile konuştuk.“Kanatlı Risaleler” adlı hikâyeyi yazan Ahmet Özel, yatılı okulda okurken edebiyata ilgi duyduğunu belirterek, çocuk ve ergenliğinin 28 Şubat sürecinde geçtiğini söyledi. Özel: “O dönem çok dillendirilen bir dönem değil ve o dönemin asıl kahramanları, bu konuyu çok işlemiyor. Ben bu yüzden köşede sessizce ağlayanların sesi olmak istedim. Baskı çocuk ruhunda derin izler bırakıyor. Gözü yaşlı ablalarımı hala hatırlıyorum ve kuzenim İstanbul Üniversitesinde iyi bir derece almasına rağmen, başörtüsü probleminden dolayı ödülünü alamamıştı. Tüm bunları yansıtmaya çalıştım ve anlaşılmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum” dedi.Neden hikayenin adı “Gümrük Kapısında Çökelek Yiyen Adam” diye sorduğumuz Alim Akça şöyle diyor; “Yurt dışına gidenlerin anlattığı bir hikaye vardı. Çökelek gibi haşhaş gibi Avrupalıların bilmediği yiyecekleri gümrükten almazlar, bir gün bizim gurbetçilerimizden biri de oturmuş 5 kg. çökeleği yemiş almıyorlar diye. Gerçek bir hikâyeden yola çıkarak yazdığım baba-oğul ilişkisinde babayı çökelek yiyen adamla özdeşleştirdim. Türkçe öğretmeni olduğum için, yazı yazma girişimlerim oldu ama ilk defa aldığım bu ödül ile öğrencilerime yaptığım teşvik güçlendi” dedi.Hayatında ilk defa bir yarışmaya katıldığını söyleyen iki çocuk annesi Mehtap Altan, çocukluk yıllarında yaptığı kuyu şeklinde kumbaradan yola çıkarak adını “Kuyudan Kumbara” koyduğu hikâyesinde, beşeri ve manevi aşkı birleştirdiğini söyledi. Mehtap Altan “Bir şiir kitabı çıkardıktan sonra evlendirildim ve 19 yıl susturuldum. İki kızım oldu. Yazmak istiyordum ama eşim tarafından aşk şiirleri yazmam yasaklanmıştı. Kendi kendime karar verdim öykü kitabımda bir aşk hikâyesi olmalıydı. O hikâyeyi 17 yıl içimde sakladım. Beşeri aşk ile manevi aşkı birleştirdim ve çok özel bir hikâye; tek umut hikâyem, iliklerine kadar umudu anlatan tek hikâyem o benim. Düşünsenize ben sakladım, örttüm, şimdi Yağmur dergisi sayesinde insanlar keşfedecek bu öyküyü” dedi.Yağmur Dergisi Editörü Yusuf Gündüz, Yağmur Dergisinin gelenekselleştirdiği ve bu yıl 6.sının düzenlendiği hikâye yarışmasına, dünyanın dört bir tarafından binlerce hikâye gönderildiğini, yarışmanın amacının dil, kültür ve edebiyat dünyasına yeni yağmur damlaları olduğunu söyledi. Yarışmanın bu seneki jürisinde; Ali Şanverdi, Recep Şükrü Güngör, Şemsettin Yapar, Osman Alagöz, Yılmaz Yılmaz ve Zekeriya Kantaş gibi edebiyat dünyasının seçkin isimler yer aldı.
Kültür Sanat & Sinema
Yayınlanma: 07 Ocak 2015 - 00:37
Yazarlar Edebiyat Dünyasına Kazandırılıyor
Kendi hikâyelerinden yola çıktılar ve ödül aldılar.
Kültür Sanat & Sinema
07 Ocak 2015 - 00:37
İlginizi Çekebilir
























