Asrın en büyük soykırımı Hocalı katliamı Araştirmacı -Yazar Dr. Nazile Abbaslı tarafından kitaplaştırıldı. Sponsorluğu Azerbaycan - İstanbul Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Erol Göllü tarafından yapılan kitap Bilge Karınca yayın evi tarafından yayınlandı.
Yüzyılın Soykırımı Hocalı katliamının 19 yıldönümünde Hocalı şehitleri anılıyor. Hocalı Soykırımının 19 yıldönümünde Araştirmacı – Yazar Dr. Nazile Abbaslı tarafından kaleme alınan asrın en büyük soykırımı Hocalı katliamını belgeleri ve fotoğrafları ile anlatan “Yüzyılın Soykırımı Hocalı” kitabı okurları ile buluştu.
Üç bölümden ibaret olan kitap Karabağ olayları, Rus - Ermeni ilişkileri, Batının Ermenistan politikasını destekleyen lobi faaliyetleri, büyük ülkelerin “duydum duymaz” politikası, Azerbaycan Türklerinin yaşadıkları akıllara durgunluk getiren vahşet ve işkenceler, bu konu ile bağlı yabancı basında yer alan yazılar, fotoğraflar ve görgü tanıklarının ifadeleri yer alıyor.
Duygusal anların yaşandığı toplantıda konuşmacılar “Yüzyılın Soykırımı Hocalı” kitabını şöyle anlattılar:
“26 Şubat,1992… Azerbaycan, Hocalı kenti ve bu kentte Ermeni saldırganları vasıtasıyla gerçekleşen insanlık dışı bir vahşet… Bir soykırım… Gerçek bir soykırım.
Hоcаlı Karabağ’ın 10.000 ahalisi olan bir şehirdi. Bu şehir stratejik olarak, Ağdam - Şuşa, Eskeran - Hankendi yollarının üzerinde yerleşiyor. Şehir yerli ahalinin cesareti ve kahramanlığı sayesinde yaşıyordu. Yerli korumalar ve jandarma grupları şehrin müdafaasını sağlamaya çalışıyorlardı.
1992 yılının ikinci yarısından itibaren Ermeni silahlı gruplarının saldırıları devam ediyordu. Şubatın 25’ni 26’sına bağlayan gece Ermeni silahlı kuvvetleri geçmiş Sovyetler Birliğinin 366’cı mekanikleştirilmiş atıcı alayının yardımıyla Hocalı kentini işgal etti. Hocalı üç taraftan kuşatmaya alınmıştı ve ahali kurtulmak için Eskeran tarafa koşmaya çalışıyordu. Ama bu yolda Ermeniler onlara tuzak kurmuşlardı. Eskeran - Nahçıvanik istikametinde bu korkunç olaydan koşup kurtulmaya çalışan insanlar dere ve ormanlarda düşerek kışın buz gibi havasında donmuş, onları izleyen Ermenilerin amansız işkencelerine maruz kalmış ve öldürülmüşlerdi. Ermeniler kendilerine has olarak kurbanlarını öldürmeden önce onlar için farklı işkenceler düşünüyorlardı. Azerbaycan silahlı kuvvetleri şehrin sakinlerini kurtarmak için savunmayı yaramadılar, hatta cesetleri almak imkânı bile bulamadılar. Bu korkunç olaylar Mart ayına kadar devam etmişti.
Ne yazık ki, masum soydaşlarımız, çaresiz insanlarımız göz göre - göre katledildi. Her zaman olduğu gibi bu sefer de Ermeniler geçmişte nasıl emperyalistleri yanlarına almışlarsa Fransa’sını, İngiliz’ini, Rus’unu bu sefer de tekrar Rus ordusunu yanlarına aldılar ve yine güçsüzleri vurdular. Ermeni teröristler tarihte doğal yollardan millet ve devlet olamamanın acısını işte böyle çıkarırlar. Teröristler katliam, etnik temizlik gibi insanlık suçu işleyerek, komplolarla egolarını tatmin ederler. Katliam yaparak Hocalı’ da şehit edilenlerin, katledilenlerin görüntüsü insanlık adına utanç vericiliğin had safhasıdır.
Maalesef, yaşanan olaylar her şeyin düşünüldüğü gibi olmadığını bir daha göstermektedir.
Çaresiz, korumasız halk zor günlerini yaşamaktaydı. Tehlike peşlerini bırakmıyordu.
… Ermeni ve Ruslar hatta ölülere bile işkence veriyorlardı. Bütün bunlar unutulmaz olaylardır. Bu kadar şehit vermiş Hocalı buna rağmen yine de kahramanlık gösteriyordu. Eli silah tutan Hocalılar askerlerimizle birlikte son ana kadar şehri müdafaa ediyorlardı. Hocalılar düşmanlarının bu kadar zalim olabileceklerini nereden bilebilirdiler ki? Hocalı Ermeniler tarafından kuşatmaya alındıktan sonra da dağ yolu, ormanların içi ile geçip Ağdama ve başka yerlere gidebilirlerdi. Hocalının sağ kalan ahalisi bu gizli yollarla gidip canlarını kurtara bilmişlerdi. Hocalı soykırımı ile kanlı Azerbaycan tarihi tazelendi. Tarih kitaplarından okuduğumuz, duyduğumuz soykırımın aslında ne olduğunu, halkımızın Ermeniler tarafından nasıl vahşicesine mahıv edildiğini biz bir daha Hocalı faciasında gördük. Bizi bu faciada bu kadar acıtan ise, bu hadiselerin şimdi huzur içerisinde yaşayan sivil dünyanın, hak taraftarı olan teşkilatların gözleri karşısında olmasıydı. Onlarsa izliyor ve sadece susmakla yetiniyorlar.
Maalesef, bu gün bizler hala bu görülmemiş soykırımı dünyaya yeteri kadar iletemedik. Kendi derdimizi kendimiz söyleyip, kendimiz ağladık. Bu korkunç Hocalı soykırımına, topraklarımızın % 20’sinin işgal olunmasına, 1 milyon vatandaşın kendi ata yurdu olan Azerbaycan topraklarından göç etmesine rağmen Karabağ meselesinde kimin haklı, kimin haksız olduğu halen de ispat edilmedi ve bu olaylar görüşmeler, toplantılar çerçevesinden dışarıya çıkamadı. Bunca çalışmalara rağmen bir sonuca varılmadığını dünya kamuoyuna duyurmak için bu kitabı hazırladık.
Umarız bir gün gelir, hak ve adalet yerini bulur. Elleri boğazlarına kadar kanla sıvanmış Ermeniler tarih ve gelecek önünde cevapsız kalmayacaktır.”
Yüzyılın Soykırımı Hocalı katliamının 19 yıldönümünde Hocalı şehitleri anılıyor. Hocalı Soykırımının 19 yıldönümünde Araştirmacı – Yazar Dr. Nazile Abbaslı tarafından kaleme alınan asrın en büyük soykırımı Hocalı katliamını belgeleri ve fotoğrafları ile anlatan “Yüzyılın Soykırımı Hocalı” kitabı okurları ile buluştu.
Üç bölümden ibaret olan kitap Karabağ olayları, Rus - Ermeni ilişkileri, Batının Ermenistan politikasını destekleyen lobi faaliyetleri, büyük ülkelerin “duydum duymaz” politikası, Azerbaycan Türklerinin yaşadıkları akıllara durgunluk getiren vahşet ve işkenceler, bu konu ile bağlı yabancı basında yer alan yazılar, fotoğraflar ve görgü tanıklarının ifadeleri yer alıyor.
Ermenilerin, Rusların desteği ile 26 Şubat 1992’de Azarbaycan’ın Hocalı Kasabasında 700’e yakın çocuk, kadın ve yaşlı sivil Türk’ü vahşice, işkencelerle katlettiğini anlatan Azerbaycan - İstanbul Kültür ve Sanat Derneği Başkanı ve İşadamı Erol Göllü, bu katliamın ilk olmadığını 1905 -1908 de daha büyük soykırım ve katliamlar yaptıklarını ve dünyanın bunları görmezlikten geldiğini anlattı.
Türklerin yaşadığı coğrafyaya zorla, Ermenilerin sokulmak istendiğini, Ermenilerin yaptıkları vahşi saldırı, katliamlar ve Türk soykırımına seyirci kalındığını kaydeden Azerbaycan - İstanbul Kültür ve Sanat Derneği Başkanı ve İşadamı Erol Göllü, Azerbaycan’ın yalnız olmadığının dost ve düşmana kararlı bir şekilde anlatılması gerektiğini söyledi.
Azerbaycan - İstanbul Kültür ve Sanat Derneği Başkanı ve İşadamı Erol Göllü, İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Gökmen Kılıçoğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Adil Allahverdiyev, Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslar arası İlişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Giray Saynur Bozkurt, Merkez Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nigar Almangızı, Azarbaycan Gazeteci Kadınlar Derneği Başkanı Gazeteci Sevil Yusifova ve Araştirmacı – Yazar Dr. Nazile Abbaslı “Yüzyılın Soykırımı Hocalı” kitabı hakkında görüşlerini dile getirdiler.Duygusal anların yaşandığı toplantıda konuşmacılar “Yüzyılın Soykırımı Hocalı” kitabını şöyle anlattılar:
“26 Şubat,1992… Azerbaycan, Hocalı kenti ve bu kentte Ermeni saldırganları vasıtasıyla gerçekleşen insanlık dışı bir vahşet… Bir soykırım… Gerçek bir soykırım.
Hоcаlı Karabağ’ın 10.000 ahalisi olan bir şehirdi. Bu şehir stratejik olarak, Ağdam - Şuşa, Eskeran - Hankendi yollarının üzerinde yerleşiyor. Şehir yerli ahalinin cesareti ve kahramanlığı sayesinde yaşıyordu. Yerli korumalar ve jandarma grupları şehrin müdafaasını sağlamaya çalışıyorlardı.
1992 yılının ikinci yarısından itibaren Ermeni silahlı gruplarının saldırıları devam ediyordu. Şubatın 25’ni 26’sına bağlayan gece Ermeni silahlı kuvvetleri geçmiş Sovyetler Birliğinin 366’cı mekanikleştirilmiş atıcı alayının yardımıyla Hocalı kentini işgal etti. Hocalı üç taraftan kuşatmaya alınmıştı ve ahali kurtulmak için Eskeran tarafa koşmaya çalışıyordu. Ama bu yolda Ermeniler onlara tuzak kurmuşlardı. Eskeran - Nahçıvanik istikametinde bu korkunç olaydan koşup kurtulmaya çalışan insanlar dere ve ormanlarda düşerek kışın buz gibi havasında donmuş, onları izleyen Ermenilerin amansız işkencelerine maruz kalmış ve öldürülmüşlerdi. Ermeniler kendilerine has olarak kurbanlarını öldürmeden önce onlar için farklı işkenceler düşünüyorlardı. Azerbaycan silahlı kuvvetleri şehrin sakinlerini kurtarmak için savunmayı yaramadılar, hatta cesetleri almak imkânı bile bulamadılar. Bu korkunç olaylar Mart ayına kadar devam etmişti.
Ne yazık ki, masum soydaşlarımız, çaresiz insanlarımız göz göre - göre katledildi. Her zaman olduğu gibi bu sefer de Ermeniler geçmişte nasıl emperyalistleri yanlarına almışlarsa Fransa’sını, İngiliz’ini, Rus’unu bu sefer de tekrar Rus ordusunu yanlarına aldılar ve yine güçsüzleri vurdular. Ermeni teröristler tarihte doğal yollardan millet ve devlet olamamanın acısını işte böyle çıkarırlar. Teröristler katliam, etnik temizlik gibi insanlık suçu işleyerek, komplolarla egolarını tatmin ederler. Katliam yaparak Hocalı’ da şehit edilenlerin, katledilenlerin görüntüsü insanlık adına utanç vericiliğin had safhasıdır.
Maalesef, yaşanan olaylar her şeyin düşünüldüğü gibi olmadığını bir daha göstermektedir.
Çaresiz, korumasız halk zor günlerini yaşamaktaydı. Tehlike peşlerini bırakmıyordu.
… Ermeni ve Ruslar hatta ölülere bile işkence veriyorlardı. Bütün bunlar unutulmaz olaylardır. Bu kadar şehit vermiş Hocalı buna rağmen yine de kahramanlık gösteriyordu. Eli silah tutan Hocalılar askerlerimizle birlikte son ana kadar şehri müdafaa ediyorlardı. Hocalılar düşmanlarının bu kadar zalim olabileceklerini nereden bilebilirdiler ki? Hocalı Ermeniler tarafından kuşatmaya alındıktan sonra da dağ yolu, ormanların içi ile geçip Ağdama ve başka yerlere gidebilirlerdi. Hocalının sağ kalan ahalisi bu gizli yollarla gidip canlarını kurtara bilmişlerdi. Hocalı soykırımı ile kanlı Azerbaycan tarihi tazelendi. Tarih kitaplarından okuduğumuz, duyduğumuz soykırımın aslında ne olduğunu, halkımızın Ermeniler tarafından nasıl vahşicesine mahıv edildiğini biz bir daha Hocalı faciasında gördük. Bizi bu faciada bu kadar acıtan ise, bu hadiselerin şimdi huzur içerisinde yaşayan sivil dünyanın, hak taraftarı olan teşkilatların gözleri karşısında olmasıydı. Onlarsa izliyor ve sadece susmakla yetiniyorlar.
Maalesef, bu gün bizler hala bu görülmemiş soykırımı dünyaya yeteri kadar iletemedik. Kendi derdimizi kendimiz söyleyip, kendimiz ağladık. Bu korkunç Hocalı soykırımına, topraklarımızın % 20’sinin işgal olunmasına, 1 milyon vatandaşın kendi ata yurdu olan Azerbaycan topraklarından göç etmesine rağmen Karabağ meselesinde kimin haklı, kimin haksız olduğu halen de ispat edilmedi ve bu olaylar görüşmeler, toplantılar çerçevesinden dışarıya çıkamadı. Bunca çalışmalara rağmen bir sonuca varılmadığını dünya kamuoyuna duyurmak için bu kitabı hazırladık.
Umarız bir gün gelir, hak ve adalet yerini bulur. Elleri boğazlarına kadar kanla sıvanmış Ermeniler tarih ve gelecek önünde cevapsız kalmayacaktır.”






















