Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, siyaseti yeniden milletin umudu haline AK Parti’nin getirdiğini söyledi. Cumhuriyetin en kritik dönemlerinden biri olan 7 Haziran-1 Kasım sürecinde ülkeyi sahipsiz bırakmadıklarını vurgulayan Davutoğlu, “Biz koalisyon yapmayız, CHP ile yapın” diyen MHP ve HDP’nin ise Türkiye ile ilgili hiçbir iddialarının olmadığını gösterdiğini belirtti. Davutoğlu, anjiyo olan MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye de acil şifalar diledi. HDP’nin Türkiyelileşme diye sunduğu projenin de yalan olduğunun ortaya çıktığını ifade eden Davutoğlu, “Sorumsuzluğun adresi ve şiddetin sözcüsü oldular” şeklinde konuştu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sözlerine tepki gösteren Davutoğlu, şöyle konuştu: “Kongrede çıkmış, Cumhurbaşkanımıza bir siyasi lidere yakışmayan bir üslupla, nezaketsizlikle tepki göstermeye kalkıştı. İthamda bulundu, mesnetsiz suçlamalarla Cumhurbaşkanımızı, devletin en ali makamını itham etmeye kalktı. Kötü söz sahibinindir. Cumhurbaşkanımıza yaptığı küstahlığı kendisine aynen iade ediyoruz. Dikta, CHP siyasetine ait bir kavramdır. Dikta veya tek adamlık idaresinin sembolü olan milli şef kavramını CHP üretmiştir. Her şeyden önce kendi geçmişlerine bakmaları lazım. Baskı, dikta, milli şef, zorbalık CHP kültürüne ait bir gelenektir.”TRT BASKINICHP’nin son zorbalıklarından birini de TRT’yi basarak gösterdiğini dile getiren Davutoğlu, “Siyaset üretemeyince hakaret üretmek siyasi bir yöntem olarak benimsendiğinde toplumda nezaket kalmaz. Bunlar fikir üretemeyince, hakaret, itham ve küfür üretiyorlar. Hizmet ve eser üretemeyince kabalaşıyorlar, çirkinleşiyorlar. Hakaret ettiği kişinin bu ülkenin yüzde 52 oyuyla seçilmiş cumhurbaşkanı olduğu gerçeğini bile umursamıyorlar. Orada Cumhurbaşkanımıza hakaretin ötesinde ona oy vermiş, gönül vermiş vatandaşlarımıza da hakaret ettiğini düşünemeyecek kadar da düzeysiz ve basiretsiz davranıyorlar” diye konuştu.KOLTUK KURNAZLIĞIKılıçdaroğlu’nun partisinin şifa bulmaz hastalıklarını gözden kaçırmak için tartışmayı başka yere çektiğini vurgulayan Davutoğlu, “Bir ana muhalefet liderine yakışan, terbiye hudutlarını çiğnemek değil siyaset yapmaktır, proje üretmektir. Parti kitlesini küfürle, hakaretle bir arada tutacağını düşünmek Kılıçdaroğlu’na yaramaz. Kılıçdaroğlu’nun da CHP’nin de başlarını iki elinin arasına alıp ‘1 Kasım seçimlerinde biz niye hata yaptık’ diye düşünmelerinin vaktidir. Seçmenini, teşkilatını bir arada tutacak özgün proje ve fikirlere sahip olmadığı için Cumhurbaşkanımıza dil uzatarak, partisini bir arada tutmaya çalışıyor. Koltuğunu geliştirdiği fikirlerle koruyamayacağını bildiği için Cumhurbaşkanı’na karşıtlıkla koltuğunu koruma, koltuğuna tutunma kurnazlığı gösteriyor. Belediyelerindeki yolsuzlukların, peşkeş çekilen rezidansların hesabı sorulmasın diye seçmenini, teşkilatını Cumhurbaşkanımızla ve ona yaptığı ithamlarla meşgul etmeye çalışıyor. Bunlar, koltuklarını korumak için sergiledikleri küçük kurnazlıklardır. Bugün O’na diktatör benzetmesi yapan zihniyet O’nu hapse attırdı. Her krizde ‘Buyurun milletin huzuran çıkalım’ diyen lidere diktatör demek sadece kendini aldatmaktır.”İKİRCİKLİ TAVIRTürkiye’nin uzun zamandır terörle mücadele ettiğini hatırlatan Davutoğlu, “İnsanlarımız terör sebebiyle ağır bedeller ödedi, acılar çekti. Son bir yılda dünyada yaşanan saldırıların bile terörün iyisinin kötüsünün olmayacağını insanlığa öğretmiş olması gerekir. Londra, Madrid ve Paris saldırılarından sonra teröre karşı bir bilinç oluşmaya başladı. Ama ne yazık ki terör bütüncül bir bakış açısı geliştirilmiş değil. Hala ‘senin teröristin iyi, benimki kötü’ zihniyet ortadan kalkmış değil. Kimden gelirse gelsin ve amacı ne olursa olsun her türlü terörist odağı mahkum etmek gerektiğini herkes anlamalıdır. Her türlü terörist örgütle aynı kararlılıkla mücadele etmek gerekir. Uluslararası toplumun terör karşısında ortak bir irade geliştirememiş olması çok acı” şeklinde konuştu. 7 Haziran sonrası yaşanan belirsizliği fırsat bilen terör örgütleri DEAŞ, PKK ve DHKP-C’nin aynı anda saldırıya geçtiğine dikkati çeken Davutoğlu, “O zaman eş zamanlı operasyon başlattık. ‘Türkiye’nin her dağını, vadisini, şehrini, sokağını temizleyeceksiniz’ talimatı verdik. Bu talimat bugün de geçerlidir. Hiçbir baskı bizi bu topraklardaki terör tehdidi ortadan kalkana kadar mücadele azmimizden geri çeviremez” ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Güneydoğu’daki operasyonların terör örgütünün tümüyle etkisiz hale getirilene kadar süreceğini söyleyerek, “Kazılan çukurları, barikatları tek tek temizliyoruz. Geride tek bir çukur, tek bir barikat bırakmayacağız” dedi.DİNLERKEN YÜREĞİM TİTREDİÇınar’da şehit olan Mehmet Şenol Çiftçi’nin babası Ali İhsan Çiftçi’yi taziyelerini iletmek için telefonla aradığını anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti: “Olayda hem oğlunu hem torununu kaybeden yiğit insan Ali İhsan Bey’i telefonla aradım, taziyelerimi ilettim. Zannedersiniz ki sesinde titreme olacak, ağlayan bir baba olarak, dede, kayınpeder olarak ağlayan bir ses duyacağım. İhsan Bey, yiğitçe, gür bir sesle ‘Sayın Başbakanımız, biz size inanıyoruz, bu hainlerin üstüne gidiniz. Bu vatan için, millet için, oğlumu, torunumu şehit verdim ama her türlü fedakarlığa hazırız’ dedi. Buradan Ali İhsan Bey’i ve bütün şehit babalarını, şehit analarını en yüce dualarla, şükranlarla anıyorum, hepsini selamlıyorum. Yine hain saldırıda şehit verdiğimiz Yalçın Yamaner’in eşi Hacer Hanım’la görüştük. Anadolu kadınının dilinden dökülen o yiğit, gür sesi emin olun bütün milletim adına yüreğim titreyerek dinledim. O da aynı şeyi söylüyordu: (Biz bu millet için, bu ülke için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırız.)”İMZANIZI GERİ ÇEKİNİhanet bildirisine imza atan akademisyenlere de değinen Davutoğlu, “Bu hakkaniyetsiz girişimleri, hele terör örgütlerinin saldırıları ortadayken bu imzaları anlamak mümkün değildir. Doğrusu bu girişimde bir iyi niyetin, akademik bir hassasiyetin, yapıcı bir eleştirinin varlığından bahsetmek de mümkün değil. Silah zoruyla hakimiyet kurmayı hedefleyen, aziz Kürt vatandaşlarımızın hayatını zehir eden terör örgütünün, böyle bir akademik desteğe kavuşması, imza atan akademisyenler açısından ayrıca büyük bir talihsizliktir. Akademisyenler imza attıkları bu bildiriyi tekrar tekrar okuduklarında eminim utanç duyacaklardır. Buradan çağrıda bulunuyorum. Geliniz erdem irfan ışığında bu bildiriyi bir kez daha okuyunuz ve imzalarınızı çekiniz. Atacağınız bu adım bundan sonraki sözleriniz değerli kılacaktır. Bu adımı atmazsanız, çocukların cansız bedeni yerde yatarken terör örgütüne destek veren böyle bir bildiriden imza çekmezseniz hayatınız boyuncu söyleyeceğiniz her akademik söz şüphe ile karşılanacaktır. Çıksınlar ‘bu yanlış’ desinler” dedi.ARACINDAN İNİP YARALILARLA İLGİLENDİDavutoğlu, E-5 karayolu üzerinde kaza geçiren sürücüleri görünce aracından indi. Sürücülerin sağlık durumu ile yakından ilgilenen Davutoğlu, ekiplerin çalışmasını dikkatle takip etti. Yaralılara ilk müdahaleyi de Başbakanlık doktorları yaptı. Yaralıların ambulansa konulmasının ardından Davutoğlu, havaalanına gitti.CENGİZ ÖĞRETMENMuş’un Güdümlü köyünün mezrasında öğretmenlik yapan Cengiz Sur’la telefonda görüştüğünü dile getiren Davutoğlu, “Cengiz Sur, okula öğrencileri sırtında taşıyarak götürüyor ve geri getiriyor. Şimdi Cengiz Bey’in şartlarıyla bu akademisyenleri karşılaştırın. İstanbul’da boğaza bakan sıcacık öğretim üyesi odalarından bahsetmiyorum, mezra diyorum mezra. Bir yanda konforlu odalarından bu hükümete had bildirmeye çalışanlar, diğer yanda o beyefendiler... Cengiz öğretmene, bir meslektaşı olarak kendisiyle iftihar ettiğimi söyledim. Bu öğretmenler bu fedakarlıkları yaptıkça o gençler geleceğe aydınlık yürüyecek. Şunu söyledi (Başbakanım biz meslektaşız, biz de sizlerle gurur duyuyoruz. Bilin ki elinden tutup götürdüğüm her öğrenci bu vatana sadık olarak yetişecektir)” ifadesini kullandı.BAŞBAKAN’DAN TEŞEKKÜRÖnceki gün yaptığı 4 telefon görüşmesini anlatan Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Gaziantep’te Şerif Dağdelen, 70 yaşında bir emeklimiz. Emekli maaşıyla geçinirken tam 8 nüfuslu bir Suriyeli aileyi evine alıyor ve onlara bakıyor. Telefonda görüştük, kendisine milletimiz adına teşekkür ettim. Avrupa’da mülteci karşıtı gösteriler yapılırken, mültecilerin ayaklarına çelmeler takılırken, bir yiğit insan, bir irfan sahibi insan tek başına yaşayan Şerif amca, 8 nüfuslu bir aileyi evine alıp bağrına basıyor. Bu millet ne yüce bir millet, ne geniş gönüllü, engin gönüllü bir millet.”
Siyaset
Yayınlanma: 17 Ocak 2016 - 13:22
Başbakan Davutoğlu İstanbul'da Konuştu
Tek başarısı rakiplerini tehditle tasfiye etmek olan Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanına hakaretleri bardağı taşırdı. Sözleri aynen iade eden Başbakan Davutoğlu, "Dikta, CHP siyasetine ait bir kavramdır" dedi.
Siyaset
17 Ocak 2016 - 13:22
İlginizi Çekebilir
























