Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Washington'da yapılan Nükleer Güvenlik Zirvesini hatırlatarak, ''Zirvede bizden istenen şuydu; İran elindeki az zenginleştirilmiş uranyumun 1200 kilosunu size verecek. Size vermesi halinde biz de zenginleştirilmiş 120 kilo uranyumu sizin elinizle İran'a aktarabiliriz. Bunları geniş manada konuştuk ve 1200 kilo az zenginleştirilmiş uranyumun Türkiye'ye emanet edilmesini bir ay içerisinde karara bağladık'' dedi.Başbakan Erdoğan'a, ''Medeniyetler İttifakı, halklar arası dostluk ve barışa olan katkılarından'' dolayı Madrid Avrupa Üniversitesinde düzenlenen törenle fahri doktora unvanı verildi. Törende, ''mücadeleci ve zamanının önemli bir lideri'' olarak nitelenen Erdoğan'a cübbe giydirildi ve unvanı takdim edildi.Erdoğan, İran ziyareti sırasında takas anlaşmasını imzaladıklarını hatırlatarak, şunları söyledi:''Tabii burada insani amaçlı olarak her ülke uranyumun zenginleştirilmesini yapabilir ama kalkıp da kitle imha silahı olarak veyahut da atom bombası üretme amacıyla nükleer silah inşa etmek veyahut da onu üretmek amacıyla bunu kullanamaz. Biz bölgemizde zaten böyle bir şey istemiyoruz.Fakat çok açık, samimi bir şey söylüyorum; bugün nükleer güvenlik konusunda konuşanlara dikkat ettiğiniz zaman, 'Biz belirleyiciyiz' diyenlere baktığımız zaman burada BM Güvenlik Konseyi'nin beş tane daimi üyesini görüyoruz ve bunun yanında da Almanya'yı görüyoruz. Ama sizin hepinizde bu var. Hepinizde nükleer silah var. Sizde nükleer silah varken siz 'başkasında olmasın' dediğiniz zaman bunun inanılırlığı olmuyor.Burası bir sosyal bilim merkezi olması sebebiyle bir gerçeği teyit etmemiz lazım; dünyada bizler üstünlerin hukukunu mu oluşturacağız yoksa hukukun üstünlüğünü mü oluşturacağız? Bu çok önemli. Eğer üstünlüğün hukukunu oluşturmak için varsak insan olarak kendimizden utanmamız gerekir ama hukukun üstünlüğünü oluşturmak için varsak o zaman yaradılışımızın gereğini yerine getirmiş oluruz.''Erdoğan, ''Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak Türkiye'nin şu anda AB'ye girmesi 1.5 milyarlık islam dünyası ile batının bütünleşmesi anlamına gelir. Burada Türkiye'den daha anlamlı, daha güçlü bir köprü olamaz. Avrupa Birliği (AB) şunu da diyebilir, 'şöyle ya da böyle, biz sizi kabul etmiyoruz', biz bunu alkışlarız, takdir ederiz. Ama hem 'sizsiz olmaz' hem de 'sizinle olmaz' derseniz bu dürüstlük olmaz ve bu AB müktesebatının 'ahde vefa' ilkesine de ters düşer. Zaten şu anda da ters düşüyor'' diye konuştu.
Siyaset
Yayınlanma: 18 Mayıs 2010 - 21:04
'bizden İstenenleri Konuştuk'
Başbakan Erdoğan'a, ''Medeniyetler İttifakı, halklar arası dostluk ve barışa olan katkılarından'' dolayı Madrid Avrupa Üniversitesinde düzenlenen törenle fahri doktora unvanı verildi.
Siyaset
18 Mayıs 2010 - 21:04
İlginizi Çekebilir






















