Yıl 2012. Aylardan Aralık. Facebook'un Cornell ve California üniversiteleriyle birlikte yaptığı bir çalışma, bir nevi online psikolojik test olma niteliği taşıyor. Amaç, farklı duygulara maruz kalıp kalmamanın gönderi yollama konusundaki etkilerini ölçmek...
Araştırma başarıya ulaşıyor. Sonuçlara göre haber sitelerinde olumsuz gönderiyle karşılaşanlar, bu iyimser havayı kendi gönderilerine de yansıtıyor. Tersi durum da farklı değil. İyi haberler, iyi mesajların kişilerin duvarlarına yansımasını sağlıyor.
Ancak bir sorun var: araştırmanın yapılma biçimi. Facebook, sosyal medyada duyguların nasıl yol aldığını irdeleyen bu deneyi 700 bine yakın kullanıcısı üzerinde uygulamış. Üstelik yalnızca 1 hafta içinde. Sonuç; bu tarz bir araştırmaya katılmalarına dair görüşleri sorulmamış olan yüzbinlerce kullanıcı. Zaten eleştiriler de bu noktada toplanıyor. "Evet, onlar bizim gönderilerimiz" diyen kullanıcılar, "ama ben izin vermedim ki!" tepkisinde de birleşiyor. Yoksa, Facebook'un bu uygulaması, site kullanım şartlarında yer alan maddelere uygun, yani yasal herhangi bir sakıncası bulunmuyor.
Ancak gelen tepkiler Facebook'un özür mahiyetinde resmi bir açıklama yapmasını da beraberinde getirdi. Araştırmanın Facebook tarafındaki ismi olan Adam Kramer, Facebook blog sayfasından "Araştırmada anlatılanlar ve neden olduğu gerginlik nedeniyle özür diliyoruz." mesajını aktardı.
Facebook'un Cornell ve California üniversiteleri ile yaptığı bu çalışmada elde edilen sonuçlar sosyal medyada duyguların nasıl yol aldığını doğruya yakın bir şekilde tespit etmiş olabilir. Ancak araştırma yöntemine dair çıkan haberler ve sonrasındaki tepkiler ise, internet sitelerinde çıkan bir haberin ne denli hızlı ve öfkeli olduğunu Facebook ve tüm sosyal medya platformu yöneticilerine göstermiş oldu.























