Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne, sabah saatlerinde oğlu ve arkadaşıyla gelen Hacı İnan, burada tutuklu olarak yargılandığı ve kendisi hakkında tahliye kararı veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine uğradı.
Adliye çıkışında gazetecilerin, ''Neden geldiniz?'' sorusunu yanıtlayan İnan, ''Kararı almaya geldik. İmzamızı pazartesi günleri atıyoruz. Sultangazi Polis Merkezinde atıyoruz'' dedi.
Tahliyelerle ilgili oluşan tepkilere yorumu sorulan İnan, ''Tahliye olmasaydık zaten normal mahkeme neticesinde yine tahliye olacaktık. Bir şey yok ki. 11 senedir yargılanıyoruz, bir tek delil kırıntısı getirin'' diye konuştu.
Bir gazetecinin, ''Cinayetler kanıt değil mi?'' diye sorması üzerine, ''Size de aynı iddialarda bulunulur. Sen de mesela 50 kişiyi öldürdün. Önemli olan delil değil midir?'' şeklinde yanıtlayan İnan eleştirilere yönelik benzer bir soruyu da şöyle yanıtladı:
''11 senedir içerideyiz, yetmiyor mu? Şu ana kadar en küçük bir delil kırıntısı yok. Kırıntı diyorum. Zaten mahkemenin neticesinde yine aynı şeyi bekliyorum. Bir şey yok. Zaten görüntüler bellidir işte, bak mesela olup bitenler hepimizin gözünün önünde oluyor. Cereyan ediyor.''
Abdullah Öcalan'ın, bugün basına yansıyan haberlerde ''Hizbullah'ı tahliyelerini eleştiren'' yorumu da sorulan İnan, ''O zaman bak, devlete söylüyor aynısını. Onu gidip devlete sorunuz'' dedi.
''İSLAM'DA PİŞMAN OLUNMAZ''Hacı İnan, bir gazetecinin, ''Siz de pişmanlık var mı? 11 sene içerde yattınız, bu süreçte öz eleştiri yaptınız mı hiç?'' diye sormasına karşılık da, ''Neden pişman olacağız ki? Biz Müslümanız, İslam'da pişman olunmaz ki. İddiadır, kanıt yok, bir şey yok'' ifadesini kullandı.
Tahliye edilmelerine yönelik eleştirilerin artık kendilerini ilgilendirmediğini belirten Hacı İnan, ''Bağımsız aday olarak seçimlere katılacağı'' yönündeki söylentilere ilişkin de, hiç bilgisinin olmadığını söyledi.Hacı İnan, mahkeme kararının kendisine tebliğ edilmesinden sonra, Sultangazi Polis Merkezine her pazartesi imza atacağını da dile getirdi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Hizbullah terör örgütüne ilişkin açılan dava dosyasında, CMK'nın 102. maddesi kapsamında yaptığı incelemenin ardından tahliyesini kararlaştırdığı Hacı İnan, örgütün sözde İstanbul sorumlusu İlyas Kutulman, İbrahim Evliyaoğlu, Mehmet Bayram Eren, Emin Ekinci, Sabahattin Alkan, Abdülsettar Yıldızbakan ve Burhan Ekineker hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına da karar vermişti.
Mahkeme ayrıca 8 sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmasına hükmetmişti. Mahkeme heyeti, aynı dava kapsamında tutuklu yargılanan, Üsküdar'da 10 kişinin cesedinin çıkarıldığı evin kiracısı Cevat Işıklı'yı ise sonradan yakalandığı ve tutuklulukta geçirdiği süre 10 yılı doldurmadığı için tahliye etmemişti.
"ÇATIŞMA KIŞKIRTICILIĞI YAPIYOR"
Öte yandan Hizbullah sanıklarının tahliye edilmelerine tepki gösteren Abdullah Öcalan’ın avukat görüşmelerinde "eğer eski tarzda devam edeceklerse o zaman meşru savunma, öz savunma devreye girer, onlara Diyarbakır’da yer verilmez" sözleri, Hizbullah tarafından sert şekilde eleştirildi. Hizbullah’ın internet sitesinde yer alan yorumda, geçmişte yaşanan PKK- Hizbullah çatışmasının sorumlusu olarak Abdullah Öcalan olarak gösterilerek, Öcalan’ın ’Derin dayıları’ nın gaz vermesiyle bir kez daha çatışma kışkırtıcılığı yaptığı belirtildi.
Hizbullah’ın internet sitesi olan ’hüseynisevda.com’da Abdullah Öcalan’ın avukat görüşmelerinde Hizbullah ile ilgili sözlerine, örgüt tarafından "Öcalan suçüstü yakalandı" başlığıyla cevap verildi. Geçmişte yaşanan PKK-Hizbullah çatışmasının baş sorumlusunun Abdullah Öcalan olduğunun belirtildiği yorumda, Öcalan’ın avukatları aracılığıyla bir kez daha çatışma kışkırtıcılığı yaptığı dile getirildi.
'ÖCALAN BİZE ÇATIŞMAYI DİRETİYOR'Gazetenin haberine göre, Hizbullah Cemaati ile ilgili her defasında "Kürt yurtseverleri" vurdular diye Abdullah Öcalan’ın yaygara kopardığının kaydedildiği yorumda şu ifadeler yer aldı:
"Ancak herkesin de bildiği gibi Ergekoncu ’Derin Dayıları’ gaz vermesiyle, (birkaç sofiktir, bir tehditle dağılıp giderler) diyerek, Hizbullah camiasına çatışmayı dayatan Öcalan, hızını alamamış olacak ki adeta yeniden çatışma emri verdi. Kürt halkının büyük bir zarar gördüğü çatışmaları unutmuşçasına yapılan bu yorumlar, Öcalan’ın Kürt sorununda kaybeden taraf olduğunun açıkça göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ancak ilginç olan, bir taraftan kendi yandaşlarına (Buna nasıl müsade edersiniz, neden tepki vermiyorsunuz?) diye fırça atan Öcalan’ın, öte yandan (gidin konuşun, gelip çatımız altında siyaset yapsınlar) çağrısı arasındaki çelişki. Demek ki, (caniler) çatıları altına girince bir anda (melek) oluveriyorlar. Demek ki, düşmanımdır dediği (sistemin adamı) diye suçlananlar, çatısı altına girince en ala (yurtsever) oluveriyorlar."
KENDİLERİ NE KADAR LEGALBir diğer ilginç nokta ise, Öcalan’ın kendi geçmişini unutmuşçasına, (eğer eski tarzlarında devam etmeyeceklerse, özeleştirilerini yapmışlarsa, hatalarından ders çıkarmışlarsa, bundan sonra kendilerini legal olarak ifade edeceklerse) çağrısı olduğu belirtilen yorumda şöyle denildi:
"Bilmeyen, Öcalan’ın karıncayı bile incitmeyen en büyük insan hakları savunucusu zanneder. Kendilerinin ne kadar legal olduğu ortada iken Kani Yılmaz, imam Aziz Tan, Hikmet Fidan, Özdemir kardeşler vukuatları binlerce olaydan sadece bir kaçı olarak hafızalarda yer edinmiş iken, bu çağrıyı yapması gülünç bir komedi filminden dahi daha gülünç. Ancak işin asıl can alıcı noktası ise Öcalan’ın; (Eğer eski tarzda devam edeceklerse o zaman meşru savunma, öz savunma devreye girer, onlara Diyarbakır’da yer verilmez" sözlerinde saklı."
HİZBULLAH, PKK İLE BİR ARADA OLAMAZHizbullah’ın ne ideolojik olarak, ne de başka açıdan PKK ile bir arada olmasının imkânsız olduğu vurgulanan yorumda şöyle devam edildi:
"Hizbullah’ın hiçbir zaman PKK politikalarına teveccüh etmediği ortada iken, kendi başına özellikle Müslüman Kürt Halkı içinde bir güç iken, daha 90’lı yıllarda (geliniz çatımız altında çalışın) teklifine tüm bu acıların yaşanacağını bile bile değerlerinden ödün vermemek adına yanaşmayan Hizbullah’a, bu saatten sonra bu çağrının yapılması ve ardından bu tehdidin yapılması savaş kışkırtıcılığından başka ne anlam ifade eder?
Tüm bunca kışkırtmalara rağmen yeni bir çatışmanın yaşanılmaması için sürekli itidalli davranan ve 2003 yılından beridir tüm kışkırtma, taciz ve hakaretlere rağmen bu çizgisini koruyan Hizbullah’ın, yeni bir çatışmaya niyeti olmadığı bilinmesine ve kendisini toplumda cehalet, fakirlik ve ahlaki yozlaşmanın ortadan kaldırılmasına adadığını deklere etmesine rağmen, yine de itidal çizgisini koruyan kesim olması tüm kesimler için en hayırlı sonuç olacaktır."
Adliye çıkışında gazetecilerin, ''Neden geldiniz?'' sorusunu yanıtlayan İnan, ''Kararı almaya geldik. İmzamızı pazartesi günleri atıyoruz. Sultangazi Polis Merkezinde atıyoruz'' dedi.
Tahliyelerle ilgili oluşan tepkilere yorumu sorulan İnan, ''Tahliye olmasaydık zaten normal mahkeme neticesinde yine tahliye olacaktık. Bir şey yok ki. 11 senedir yargılanıyoruz, bir tek delil kırıntısı getirin'' diye konuştu.
Bir gazetecinin, ''Cinayetler kanıt değil mi?'' diye sorması üzerine, ''Size de aynı iddialarda bulunulur. Sen de mesela 50 kişiyi öldürdün. Önemli olan delil değil midir?'' şeklinde yanıtlayan İnan eleştirilere yönelik benzer bir soruyu da şöyle yanıtladı:
''11 senedir içerideyiz, yetmiyor mu? Şu ana kadar en küçük bir delil kırıntısı yok. Kırıntı diyorum. Zaten mahkemenin neticesinde yine aynı şeyi bekliyorum. Bir şey yok. Zaten görüntüler bellidir işte, bak mesela olup bitenler hepimizin gözünün önünde oluyor. Cereyan ediyor.''
Abdullah Öcalan'ın, bugün basına yansıyan haberlerde ''Hizbullah'ı tahliyelerini eleştiren'' yorumu da sorulan İnan, ''O zaman bak, devlete söylüyor aynısını. Onu gidip devlete sorunuz'' dedi.
''İSLAM'DA PİŞMAN OLUNMAZ''Hacı İnan, bir gazetecinin, ''Siz de pişmanlık var mı? 11 sene içerde yattınız, bu süreçte öz eleştiri yaptınız mı hiç?'' diye sormasına karşılık da, ''Neden pişman olacağız ki? Biz Müslümanız, İslam'da pişman olunmaz ki. İddiadır, kanıt yok, bir şey yok'' ifadesini kullandı.
Tahliye edilmelerine yönelik eleştirilerin artık kendilerini ilgilendirmediğini belirten Hacı İnan, ''Bağımsız aday olarak seçimlere katılacağı'' yönündeki söylentilere ilişkin de, hiç bilgisinin olmadığını söyledi.Hacı İnan, mahkeme kararının kendisine tebliğ edilmesinden sonra, Sultangazi Polis Merkezine her pazartesi imza atacağını da dile getirdi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Hizbullah terör örgütüne ilişkin açılan dava dosyasında, CMK'nın 102. maddesi kapsamında yaptığı incelemenin ardından tahliyesini kararlaştırdığı Hacı İnan, örgütün sözde İstanbul sorumlusu İlyas Kutulman, İbrahim Evliyaoğlu, Mehmet Bayram Eren, Emin Ekinci, Sabahattin Alkan, Abdülsettar Yıldızbakan ve Burhan Ekineker hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına da karar vermişti.
Mahkeme ayrıca 8 sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmasına hükmetmişti. Mahkeme heyeti, aynı dava kapsamında tutuklu yargılanan, Üsküdar'da 10 kişinin cesedinin çıkarıldığı evin kiracısı Cevat Işıklı'yı ise sonradan yakalandığı ve tutuklulukta geçirdiği süre 10 yılı doldurmadığı için tahliye etmemişti.
"ÇATIŞMA KIŞKIRTICILIĞI YAPIYOR"
Öte yandan Hizbullah sanıklarının tahliye edilmelerine tepki gösteren Abdullah Öcalan’ın avukat görüşmelerinde "eğer eski tarzda devam edeceklerse o zaman meşru savunma, öz savunma devreye girer, onlara Diyarbakır’da yer verilmez" sözleri, Hizbullah tarafından sert şekilde eleştirildi. Hizbullah’ın internet sitesinde yer alan yorumda, geçmişte yaşanan PKK- Hizbullah çatışmasının sorumlusu olarak Abdullah Öcalan olarak gösterilerek, Öcalan’ın ’Derin dayıları’ nın gaz vermesiyle bir kez daha çatışma kışkırtıcılığı yaptığı belirtildi.
Hizbullah’ın internet sitesi olan ’hüseynisevda.com’da Abdullah Öcalan’ın avukat görüşmelerinde Hizbullah ile ilgili sözlerine, örgüt tarafından "Öcalan suçüstü yakalandı" başlığıyla cevap verildi. Geçmişte yaşanan PKK-Hizbullah çatışmasının baş sorumlusunun Abdullah Öcalan olduğunun belirtildiği yorumda, Öcalan’ın avukatları aracılığıyla bir kez daha çatışma kışkırtıcılığı yaptığı dile getirildi.
'ÖCALAN BİZE ÇATIŞMAYI DİRETİYOR'Gazetenin haberine göre, Hizbullah Cemaati ile ilgili her defasında "Kürt yurtseverleri" vurdular diye Abdullah Öcalan’ın yaygara kopardığının kaydedildiği yorumda şu ifadeler yer aldı:
"Ancak herkesin de bildiği gibi Ergekoncu ’Derin Dayıları’ gaz vermesiyle, (birkaç sofiktir, bir tehditle dağılıp giderler) diyerek, Hizbullah camiasına çatışmayı dayatan Öcalan, hızını alamamış olacak ki adeta yeniden çatışma emri verdi. Kürt halkının büyük bir zarar gördüğü çatışmaları unutmuşçasına yapılan bu yorumlar, Öcalan’ın Kürt sorununda kaybeden taraf olduğunun açıkça göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ancak ilginç olan, bir taraftan kendi yandaşlarına (Buna nasıl müsade edersiniz, neden tepki vermiyorsunuz?) diye fırça atan Öcalan’ın, öte yandan (gidin konuşun, gelip çatımız altında siyaset yapsınlar) çağrısı arasındaki çelişki. Demek ki, (caniler) çatıları altına girince bir anda (melek) oluveriyorlar. Demek ki, düşmanımdır dediği (sistemin adamı) diye suçlananlar, çatısı altına girince en ala (yurtsever) oluveriyorlar."
KENDİLERİ NE KADAR LEGALBir diğer ilginç nokta ise, Öcalan’ın kendi geçmişini unutmuşçasına, (eğer eski tarzlarında devam etmeyeceklerse, özeleştirilerini yapmışlarsa, hatalarından ders çıkarmışlarsa, bundan sonra kendilerini legal olarak ifade edeceklerse) çağrısı olduğu belirtilen yorumda şöyle denildi:
"Bilmeyen, Öcalan’ın karıncayı bile incitmeyen en büyük insan hakları savunucusu zanneder. Kendilerinin ne kadar legal olduğu ortada iken Kani Yılmaz, imam Aziz Tan, Hikmet Fidan, Özdemir kardeşler vukuatları binlerce olaydan sadece bir kaçı olarak hafızalarda yer edinmiş iken, bu çağrıyı yapması gülünç bir komedi filminden dahi daha gülünç. Ancak işin asıl can alıcı noktası ise Öcalan’ın; (Eğer eski tarzda devam edeceklerse o zaman meşru savunma, öz savunma devreye girer, onlara Diyarbakır’da yer verilmez" sözlerinde saklı."
HİZBULLAH, PKK İLE BİR ARADA OLAMAZHizbullah’ın ne ideolojik olarak, ne de başka açıdan PKK ile bir arada olmasının imkânsız olduğu vurgulanan yorumda şöyle devam edildi:
"Hizbullah’ın hiçbir zaman PKK politikalarına teveccüh etmediği ortada iken, kendi başına özellikle Müslüman Kürt Halkı içinde bir güç iken, daha 90’lı yıllarda (geliniz çatımız altında çalışın) teklifine tüm bu acıların yaşanacağını bile bile değerlerinden ödün vermemek adına yanaşmayan Hizbullah’a, bu saatten sonra bu çağrının yapılması ve ardından bu tehdidin yapılması savaş kışkırtıcılığından başka ne anlam ifade eder?
Tüm bunca kışkırtmalara rağmen yeni bir çatışmanın yaşanılmaması için sürekli itidalli davranan ve 2003 yılından beridir tüm kışkırtma, taciz ve hakaretlere rağmen bu çizgisini koruyan Hizbullah’ın, yeni bir çatışmaya niyeti olmadığı bilinmesine ve kendisini toplumda cehalet, fakirlik ve ahlaki yozlaşmanın ortadan kaldırılmasına adadığını deklere etmesine rağmen, yine de itidal çizgisini koruyan kesim olması tüm kesimler için en hayırlı sonuç olacaktır."






















