Hasan Uğur Epirden'in kaleminden...
Yaşasaydı bugün 72 yaşına basacaktı...
Olmadı... Olamadı...
Onu çok zamansız, en verimli döneminde, 56 yaşında, 01 Şubat 1999'da kaybettik...
Konserleriyle, ilginç saçları, giysi ve takılarıyla, engin müzik ve tarih kültürüyle sadece, kendi deyimiyle kitleleri 7’den 77’ye peşinden sürüklemekle kalmadı, Türkiye elçiliğini dünyanın dört bir tarafına taşıyarak siyasetçilerimizin bile yapamadıklarını başardı, ülkemize prestij kazandırdı…
İLK TANIŞMAMIZ...
Onunla ilk tanışmamız her ne kadar 1969 ise de gerçek beraberliğimiz 1972 senesinde oldu… Polatlı’da vatani görevini topçu olarak yapaktaydı… İstanbul’a izinli geldiği bir gün o zamanın Ses dergisinde karşılaştık! ... Askerliğinin bitmek üzere olduğunu, ve bir konserini yapıp yapamayacağımı sordu !...
İşte belki de ikimizin hayatındaki dönüm noktalarından bir tanesinin böylelikle temeli atıldı! ...
1972 DAĞLAR DAĞLAR KONSERİ
Beyoğlu Sinemalarının kiralarının astronomik oluşu, Fitaş’ın fiyatının ise bizim CEM KARACA-MOĞOLLAR konseri sonrası, gördüğü ilgiden dolayı ikiye katlanmış olması bize alışılagelmişin dışında bir yer aramaya zorlamıştı! ...
Aranan yer bulundu! ... Şan Sineması…
O zamanlar çift Türk filmi oynatan Şan sinemasında, sadece Pazar günleri saat 11.00’de İstanbul Radyosu tarafından yayınlanan Münir Nurettin Selçuk Konserleri ve sair günlerde suarelerde İdil Biret, Suna Kan gibi klasik müzik virtüözlerinin konserleri dışında, hele Türk pop müziği dalında hiç konser olmamıştı! ... İlk olarak bu geleneği Barış ile biz bozduk !...
İşte ünlü “Dağlar Dağlar” konseri bu şekilde gerçekleşti…
1972 Mart’ında hafta içi, bir çarşamba günü olmasına rağmen 700 kişinin geldiği konserin en önemli yanı Kurtalan Ekspres’te Nur Moray ve Engin Yörükoğlu yan yana, çift davul çalmaları, ayrıca Ohannes Kemer, Murat Ses, Celal Güven gibi önemli elemanların yer almasıydı! ... Barış bu konsere perukla çıkmıştı! ...
Tam 3 kez “Bis” yaptığı “Dağlar Dağlar”ın yanı sıra, “Ölüm Allah’ın Emri”, “Ağrı Dağı Efsanesi” ve “Lambaya Püf De” de hayli ilgi görmüştü...
512 KONSERİNDE İMZAM VAR...
Dile kolay… 1972-1988 yılları arasında onun tam 512 konserinde benim izam var! ... En çok konser verdiğimiz sinemalar ise Elmadağ Şan, Beyoğlu Emek ve Suadiye Atlantik’ti… Türkiye’de gidip, konser vermediğimiz il ve ilçe sanırım bir elin parmaklarını geçmez! ...
İLK VE TEK VEKÂLETNAMESİ BANAYDI...
Barış, hayatında bir kişiye vekâletname vermiştir! ... Bu umumi vekâletname 13 Ocak 1976 tarihinde, 1846 sayıyla, Barış Manço tarafından, Üsküdar 2. Noterliğinden çıkarılarak şahsıma verilmiştir! ...
Benden sonra, menajerliğini vefatına kadar, asistanlarım Tamer Şahin ve Melih Erdem yapmaya çalıştılar! ...
ACI HABERİ TÜRKİYE’YE VERMEK KÂBUS GİBİYDİ...
31 Ocak 1999…
Gecenin ilerleyen saatleri…
Acıbadem’de Melih’in evinde oturup, televizyon seyrediyorduk! ...
O sırada Nedim Saban’ın TV programından aradılar !...
Konu Türk Pop Müziği idi…
Bir müddet sonra benimle canlı telefon bağlantısı yapacaklarını söylediler…
Bağlantıyı beklerken telefon çaldı !...
Barış’ın bir komşusuydu arayan !...
Ağlıyordu telefonda !...
Barış’ın o anda durumunun çok kritik olduğunu, kalbinin durduğunu, ambülansla Siyami Ersek Hastanesine kaldırılmakta olduğunu söyledi !...
Şoke olmuştuk !... Kapıya fırladık !...
Tam o sırada çalan telefona baktık !... Canlı yayındaydık !...
Konuşabilmemin imkansız olduğunu söyleyerek durumun vahametini kısaca özetleyip, beni af etmelerini rica ettim !...
Kısacası Türkiye kötü haberi ilk benden duydu !...
Hastaneye vardığımızda, Barış için iş işten geçmişti !...
Reanimasyon servisinde bütün doktorlar tek vücut olmuşlar, bir mucize yaratmak için olanca güçlerini harcıyorlardı !... Ama nafileydi !...
Koca Barış, tarihinin altın sayfalarındaki yazısına son noktayı koymuştu !...
Ölüm Allah’ın emriydi !... Ayrılık olmasaydı !...
Yeri doldurulamayacak sanatçılarımızdan biriydi...
Halkının daima içinde oldu...
Koruma nedir bilmedi...
Elinde file “Salı Pazarı”nda halkının içinde alışveriş yapardı...
Kimseyi kırmazdı...
Özellikle yazlık sinema konserlerinde, Anadolu Turnelerindeki mütevazı sinema kulislerini hiç bir zaman dert etmezdi...
Ekibe öncülük ederken daima birkaç parça aletini elemanlara bırakmayıp, bizzat endisi taşırdı...
Uzak noktadaki konserlerine ekibini yalnız bırakmaz, kiraladığımız, zamanın meşhur lüks (!) 302 Mercedes otobüsüyle, bizlerle birlikte seyahat ederdi...
Dedim ya onu en verimli çağında, ülkemize bir çok alanda büyük katkılarının olacağı yaşta kaybettik...
Koca Türkiye'de her kesimden ve yaş grubundan sevilen, el üstünde tutulan sayılı kişilerden biriydi...
Işıklar içinde yatsın...
























