İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Küçükosmanoğlu, Türkiye'deki ormanların daha çok dağlık ve engebeli alanlarda bulunmasının, korunmalarını daha da zorunlu kıldığını belirterek, ''Aksi takdirde, buralarda heyelan, çığ, sel ve taşkınlar, erozyon gibi doğal afetler meydana gelerek yerel halkın ve doğa sporcularının can güvenliklerini tehlikeye sokacaktır'' dedi.İÜ Orman Fakültesi öğretim üyesi Dr. Hamit Ayberk ve İÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erhan Bakırcı ile yaptıkları ''Doğa Sporlarında Ormanların Yeri ve Önemi'' konulu araştırmaya ilişkin bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Küçükosmanoğlu, bugün orman ürünlerinin, asli ve tali ürünler olmak üzere 6 bin dolayında kullanım alanının söz konusu olduğunu, bunun yanı sıra ormanların, topluma sundukları fakat ölçülemeyen hidrolojik, anti erozyonal, klimatik, toplum sağlığı, tabiatı koruma, estetik, rekreasyon, ulusal savunma ve bilimsel fonksiyonları gibi kolektif yararlarının da bulunduğunu belirtti.Ormanların çok yönlü olan bu fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için biyotik ve abiyotik faktörlerin meydana getirdiği zararlardan mutlak korunması gerektiğini belirten Küçükosmanoğlu, Türkiye'de 20.7 milyon hektar olan orman varlığının, ülke alanının yüzde 27'sini kapladığını anlattı.Doğa yürüyüşleri, atlı doğa yürüyüşleri, orientering, dağ bisikleti, yamaç paraşütü, dağcılık, rafting, kayak ve foto safari gibi aktivitelerin, Türkiye'deki orman alanları ve milli parklar içinde her geçen gün daha geniş katılımlarla gerçekleştiğini ifade eden Küçükosmanoğlu, şunları kaydetti:''Türkiye ormanlarının daha çok dağlık ve engebeli alanlarda bulunması, korunmalarını daha da zorunlu kılmaktadır. Aksi takdirde, buralarda heyelan, çığ, sel ve taşkınlar, erozyon gibi doğal afetler meydana gelerek yerel halkın ve doğa sporcularının can güvenliklerini tehlikeye sokacaktır. Bu nedenle ülkemiz ormanlarının tahribine yol açacak eylem ve hareketlerden kaçınmak, doğa sporlarını yapabilmemize hizmet etmiş olacaktır. Günümüzde dağlık arazilerden yararlanma çeşitlerinin ve yoğunluğunun giderek artmakta olması, dağlık arazi havzalarının daha dikkatli bir şekilde ıslah ve idaresini zorunlu kılmakta, sel ve çığ kontrolü çalışmalarının önemini de artırmaktadır.''''TÜRKİYE, BÜYÜK BİR DOĞA SPORLARI POTANSİYELİNE SAHİP''Dünyadaki ekonomik, siyasal, teknolojik gelişmelere paralel olarak spor alanında da son yıllarda önemli değişimlerin gözlendiğini belirten Küçükosmanoğlu, yerleşim yerlerindeki spor merkezlerinden uzaklaşarak, doğayla iç içe olan spor faaliyetleri yönünde bir eğilimin yaşandığını ifade etti.Bu yeni eğilime sahip spor yapan kişilerin beklentilerinin, doğayla baş başa temiz bir çevrede ve bol oksijende spor yapmak olduğuna değinen Küçükosmanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:''Spor sektöründe yapılan her çeşit harcama, ekonomide bir hareketlilik ve canlılık oluşturmaktadır. Sporun bir ülkenin ekonomisine sağladığı etkilerin düzeyi, aynı zamanda o ülkenin sahip olduğu spor sektörünün gelişme düzeyini de göstermektedir.Türkiye, yaklaşık 8 bin kilometre uzunluğunda sahilleri, dünyanın çok az ülkesinde bulunan doğal güzellikleri ve iklim farklılıklarıyla büyük bir doğa sporları potansiyeline sahip olup, dağları, ormanları, denizleri, akarsu ve gölleri ile çok geniş bir doğa sporları yelpazesini bünyesinde barındırmaktadır. Ormanlar ve korular, insan-doğa ilişkileriyle rekreasyonel potansiyel açısından en önemli doğal kaynak niteliği taşımaktadır.''TÜRKİYE'DE YAPILAN DOĞA SPORLARIYrd. Doç. Dr. Küçükosmanoğlu, günümüzde avcılığın, 2003 tarihli 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve Merkez Av Komisyonu kararlarıyla yürütüldüğünü anlatarak, Türkiye'de istenilen düzeyin çok altında av ve yaban hayvanının yaşadığını, bunun başlıca nedeninin av ve yaban hayvanlarının yaşam alanlarının yok edilmesi, bozulması ve kirletilmesi olduğunu dile getirdi.Yamaç paraşütünün ise birkaç yenilikçi havacının, 1980'li yılların başında serbest paraşütlerle yamaçlarda koşarak havalanmalarıyla başladığını ifade eden Küçükosmanoğlu, yamaç paraşütünün, belli sağlık koşulları içerisindeki herkes tarafından yapılabilecek bir spor olduğunu belirtti.Dağcılığın, insanları birbirine kaynaştırabilen, insanı doğaya yaklaştıran, doğayla birlikte yaşamasını sağlayarak, insanı onun bir parçası haline getiren bir spor olduğunu söyledi.Doğa ve kültür yürüyüşünün, son yıllarda alternatif turizm içerisinde yer alan en gözde aktivite olduğunu kaydeden Küçükosmanoğlu, Türkiye'nin en yüksek noktasından Anadolu'nun gizemli coğrafyasını seyretmek ya da herhangi bir coğrafyada gökyüzüne dağlardan daha yakın olmak isteyenler için doğa yürüyüşünden farklı olarak zirve yürüyüşlerinin de yapıldığını ifade etti.Küçükosmanoğlu, atlı doğa yürüyüşünün, doğa yürüyüşünden farklı olarak insanların hayvan sevgisi ve ata binmenin verdiği özel zevkle doğada bulunma isteğinin bütünleştiği bir aktivite olduğunu söyledi.Foto safarinin de fotoğrafçılık için hoş motifler sunan yörelere topluca yapılan fotoğraf çekimi gezileri olduğunu ifade eden Küçükosmanoğlu, bu etkinliğin yaban hayatı güzelliklerinin, doğaya ve yaban hayatına zarar verilmeden yaşanmasına imkan tanıdığını dile getirdi.Dünyada yaygın olarak yapılan bir doğa sporunun da koşarak hedef bulma (orientring) olduğunu anımsatan Küçükosmanoğlu, bireysel veya takım halinde harita ve pusula kullanılarak yapılan bu sporun, tam yerleri harita üzerinde gösterilen ve önceden verilen sırayla koşulan kontrol noktalarından oluştuğunu belirtti.Küçükosmanoğlu, bisiklet turlarının ise iklimi, coğrafyası ve doğal zenginlikleriyle elverişli olmasına rağmen Türkiye'de yeterince yapılmadığını ifade etti.ORMANLAR, DOĞA SPORLARI İÇİN VAZGEÇİLMEZ ALANLARKüçükosmanoğlu, ormanların insanların yaşamında ve doğa sporlarının yapılmasında vazgeçilmez bir rol üstlendiğini, bu nedenle ormanların mutlaka korunması gerektiğini vurguladı.Türkiye'deki ormanların, canlı ve cansız faktörlerin etkilerinden korunması için tüm önlemlerin alınarak sürekliliğinin sağlanması gerektiğini belirten Küçükosmanoğlu, şunları kaydetti:''Ülke ekonomisine katkı sağlayan doğa sporlarının geliştirilmesi ve ülke genelinde yaygınlaştırılması için altyapının bilimsel ve teknik bakımdan iyileştirilmesi önemli bir zarurettir.Türkiye'de doğa sporlarının gerçekleştirilebilmesi için gelecek olan yabancı turistlerin dinlenme ve konaklamalarını sağlayacak tesislerin yeterli olması, sporcuların arazideki her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzenli örgüt ve rehberlik hizmetleri konusunun tamamlanmış olması ve faaliyetlerin çevreye zarar vermeden bir düzen içerisinde yürütülmesini sağlayacak yasal düzenlemelerin olması gerekmektedir.''Çığ tehlikesinin olduğu alanlarda, çığı önleyecek teknik önlemlerin, can güvenliği açısından mutlaka alınması gerektiğini ifade eden Küçükosmanoğlu, ''Türkiye'nin tamamında iklimsel değişimlerin etkisi etüt edilmeli ve veri bankası oluşturularak, risk alanları belirlenmelidir. Ağaçlandırma, erozyon kontrolü, mera ıslahı, çölleşme, çığ, sel ve taşkınlarla ilgili yatırımlara daha fazla bütçe ayrılmalıdır'' dedi.
Güncel
Yayınlanma: 16 Şubat 2010 - 20:50
Korunmayan Ormanlar Doğa Sporu İçin Risk
Yrd. Doç. Dr. Ali Küçükosmanoğlu, Türkiye'deki ormanların daha çok dağlık ve engebeli alanlarda bulunmasının, korunmalarını daha da zorunlu kıldığını belirtti.
Güncel
16 Şubat 2010 - 20:50
İlginizi Çekebilir























