Dünyanın en büyük mobilya kenti MASKO, sektörün en eski ve deneyimli zanaatkârlarını bir araya getirerek; Türkiye için hala kilit öneme sahip mobilya zanaatının önemini gündeme taşıdı.
Zanaatkarların mobilya sektöründe büyük rekabetçi güç olduklarını belirten MASKO Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Karcı; “Türkiye yurtdışında adından söz ettirmek ve ihracatçı güç olmak adına zanaatkârına sahip çıkmalıdır. Bu meslek erbaplarına hak ettikleri ortamı MASKO sağlamaktadır” dedi. Karcı, ayrıca 12 Eylül’de gerçekleşen referandum sonrası mobilya sektörünün canlandığını belirterek, “MASKO Mobilya Kenti’nde de mobilya satışlarında ciddi bir artış söz konusu oldu. 2010 yılını yüzde 30 artışla kapatmayı hedefliyoruz” dedi. Karcı, toplantıda hükümetten KDV, nakliye ve mobilya teşhir alanları konusunda teşviklerin artırılmasını beklediklerini de sözlerine ekledi. 550’yi aşkın firma ve 778 iş yeri Türkiye’de her sektörde sayısız zanaatkâr bulunuyor. Emeğin yoğun olduğu mobilya sektörü, Türkiye’de otomobil ve tekstil sektörlerinden hemen sonra geliyor. Dahası, mobilya sektörü tekstilden sonra en büyük istihdam olanağına da sahip. Ülke ekonomisi için bu kadar önemli olan bir sektörde, en önemli faktör elbette üretim. Yaratıcı, trendsetter, farklı ve ihtiyaçlara yanıt verebilen mobilyaları ise elbette zanaatkârlardan başkaları üretemiyor. Dünyanın en büyük mobilya kenti MASKO, 550’yi aşkın firma ve 778 iş yeri kapasitesi ile ülkemiz mobilya ihracatının yüzde 10’unu gerçekleştiriyor. Perakende mobilya ihracatında bir üs haline gelen MASKO, Türkiye ekonomisinde böylesi önemli bir yere nasıl geldi? İşte bu sorunun yanıtını aslında üreticiler, yani mobilyanın gerçek ustaları, sahipleri veriyor. 28 Eylül Salı akşamı basının da katıldığı özel bir buluşmada konuşma yapan MASKO Mobilya Kenti Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Karcı, referandum sonrası mobilya sektörünün canlandığına dikkat çekti. Karcı, “Tatilin sona ermesi, bayramın geçmesi, okulların açılması, kısacası yeni sezonun açılması bu canlılıkta çok etkilidir. Ancak tüm Türkiye 12 Eylül tarihinde gerçekleşen referandumu bekliyordu. ‘Evet’ çıkmasaydı insanlar tedirgin olacaktı; paralarını harcamayacaktı, ekonomik bir dengesizlik olacaktı. Eminim yabancı yatırımcılar ve alıcılar da bir süre durumu gözlemleyip yatırımlarda bulunmayacaklardı. Kısaca bekle-gör politikası uygulayacaklardı. İç ve dış ekonomi politikası olumsuz olacaktı. Ancak şu an her şey yolunda, biz MASKO olarak bu yılı yüzde 30 artışla kapatmayı hedefliyoruz” dedi. Toplantıda MASKO Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Karcı, global krizle birlikte yüzlerce mobilya zanaatkârının iş yerlerini kapattığına ve mobilya zanaatkârlığının kaybolmaya başladığına da dikkat çekti. Türkiye’de mobilya sektörü üretiminin yüzde 80’inin el sanatları noktasında atölye, merdiven altı, büyük atölye ve sanayileşme yolunda olan gruplar tarafından, yüzde 20’inin de fabrikasyon olarak yapıldığını ifade eden Karcı, “Mobilya sektöründe 300 bin kişinin çalıştığını düşünürsek bunun yaklaşık 60 bini fabrikasyon grubunda yer alıyor. 240 bin kişilik grup esas zanaatkâr ve yüksek vasıflı insanların olduğu grup. Ancak bu insanların sayısı gün geçtikçe azalıyor. Ağır çalışma şartları, uzun üretim sürecinde emeklerinin karşılıklarını alamamak, teknolojik gelişmeler ve bu alanda nitelikli elemanın yetiştirilememesi zanaatkârların hızla azalmasına neden oluyor” açıklamasında bulundu. Mobilya sektörünün başkahramanları zanaatkârlar MASKO Yönetim Kurulu Başkanı Karcı, mobilya sektörünün gelişimi için elleri ile klasikten moderne sayısız tasarım gerçekleştiren mobilya zanaatçılarını gündeme getirmelerinin gerekliliğini hissettiklerini belirtti. Karcı: “Aslında hepsinin dertleri ortak. Değişen dünya düzeni içinde artık çırak bulamamak, taklitçiliğin artması, teknolojinin bu işte de her işte olduğu gibi çok fazla kullanılması. Tabii tüm bunlar zanaatkârların artık yetişmemesine neden oluyor. Hatta öyle ki, Almanya ve İtalya gibi ülkeler mobilyada plastik ve suni malzemeleri kullanırken, sadece zanaatkarları ve iyi pazarlama stratejileri ile Türkiye’nin önünde yer alıyor. Her ne kadar modern mobilyalar daha fazla tercih ediliyor gibi görülse de, el işçiliği mobilyanın değerini iki kat arttırıyor. Dünyanın her yerinde en değerli ve en iyi mobilya, zanaatkârların ürettikleri mobilyalar. İşte bu nedenle MASKO’nun ve mobilya sektörünün başkahramanları olan zanaatkârlarımız bizler için çok önemli” açıklamasında bulundu. Hasan Karcı, MASKO olarak üzerlerine düşen görevi bildiklerini belirterek, diğer tarafların ve hükümetin de zanaatkârların yaşaması ve bu alanda üretimlerin devam etmesi için üzerlerine düşen görevleri yerine getirmeleri çağrısında bulundu. Ticari faaliyetler hız kazanacak Karcı, dünya ihracatında 21. sırada bulunan Türkiye mobilya sektörünün, 2010 yılı ile birlikte 15. sıraya yükselmeyi hedef olarak belirlendiğini de belirterek, “Türkiye mobilya ihracatının yüzde 10’unu gerçekleştiren MASKO Mobilya Kenti, 778 iş yeri ve 550’yi aşkın firması ile ülkemiz mobilya sektörünün merkezinde bulunuyor. Ulusal ve uluslararası platformda tanınan 150’yi aşkın büyük marka tarafından tercih edilen MASKO, yapı kooperatifinden işletme kooperatifi yapısına geçti. MASKO Mobilya Kenti’nde bundan böyle ticari faaliyetler hız kazanacak. Bu yolda en büyük destekçiler, elbette ki zanaatkârlardır” dedi. MASKO Mobilya Kenti olarak çeyrek asrı geride bıraktıklarının altını çizen Karcı, “MASKO Mobilya Kenti, özellikle son bir yılda yapılan yatırımlarla kabuk değiştirdi, Türkiye’de mobilya sektörünün önemli üretim üslerinden biri haline geldi. Bugün mobilya, Türk ekonomisi ve ihracatında lokomotif sektörlerin başında yer alıyor. Yönetim olarak tek yürek olduk ve MASKO’yu uluslararası ticaretin uğrak noktası konumuna getirecek başarılı projeler imza attık ve atmaya devam ediyoruz. MASKO, Türkiye’nin perakende mobilya ihracatının en aktif olduğu yer olma özelliğini taşıyor. Mevcut konumu ile Türkiye’deki ihracat pastasında da önemli bir yere sahip. 2008 yılında mobilya ihracatı 1 milyar 212 milyon dolardı. 2009 yılında 101 milyar 629 milyon dolar olan genel ihracat oranının, 1 milyar 156 milyon dolarını mobilya sektörü karşıladı. Bu rakam, genel ihracat rakamı içerisinde mobilya sektörünün yüzde 1’ini karşıladığı anlamına geliyor. MASKO Mobilya Kenti de mobilyadaki ihracat oranının yüzde 10’unu gerçekleştiriyor. 2010 yılında da bu oranın yüzde 15 civarında olmasını hedefliyoruz. Yıllara bakıldığında ihracatımızda herhangi bir düşüş olmuyor. Özellikle 2009 yılının 3.çeyreğinden bu yana yurt dışı ile kurduğumuz bağlantılar ve izlediğimiz politikalar, son 1 yıl içerisinde MASKO’nun adının daha da duyulmasını sağladı. 2010 yılının bitimi ile iç pazar büyüklüğümüz 7,5 milyar dolar, ihracatımızın ise da 1 milyar 500 bin dolar olacağını düşünüyoruz” açıklamasında bulundu. Nakliye, teşhir alanı ve KDV teşvikleri artırılmalı Karcı, sektörün sorunları ile ilgili olarak: “Mobilya sektöründe birçok ürün için büyük araçlara ihtiyaç duyan nakliye hizmeti sunuluyor. Aynı zamanda teşhir için de büyük alanlara gereksinim duyuluyor. Bütün bunlar, mobilya sektöründe maliyetleri yükseltiyor ve ekonomik kayıplar yaşanmasına neden oluyor. Bir de bunların üzerine yüzde 18’lik KDV uygulaması eklenince mobilya sektörünün önü tıkanıyor. Nakliye ve teşhirde destek yok. Fuar tanıtımlarında ise 45 metrekare üzerine mobilyacılara destek verilmiyor. Bu da mali kayıpların yaşanmasını beraberinde getiriyor. Avrupa’ya baktığımızda mobilya sektörüne bu anlamda çeşitli destekler verildiğini görüyoruz. Devletin KDV’yi düşürmesi, tabana yayması ilk ve en önemli talebimiz. Bunun yanı sıra nakliye ve teşhir alanı konularında da destek verilmesini bekliyoruz. Mobilya ihracatının artması, 2-3 milyar dolar seviyesinde olması için bu konularda devletimizden destek bekliyoruz” dedi. Türk mobilya sektörünün potansiyeli yüksekMobilya sektörü emeğin yoğun olduğu bir sektör ve otomotiv ile tekstilden sonra Türkiye ekonomisinde 3.sırada yer aldığına dikkat çeken Karcı, “Türkiye mobilya sektörünün potansiyeli çok yüksek. Bu nedenle bu potansiyeli çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Gerek zanaatkârlarımız, gerek hammaddemiz ve gerekse de üretim kapasitelerimiz ile Türk mobilya sektörü çok ciddi bir kaynak. Biz MASKO Mobilya Kenti olarak, yurt dışı ile ilgili çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Fuarları takip ediyor, dünyadaki gelişmeleri yakından izliyoruz. En son yurt içinde İMOB Fuarı’na MASKO olarak katıldık ve Milano Mobilya Fuarı’na da ziyaretçi olarak yerimizi aldık ve bağlantılar kurduk. Amacımız hem Türk mobilya sektörünü daha ileriye taşımak, hem de MASKO Mobilya Kenti’ni de bu anlamda geliştirmek. Biz MASKO olarak her an yurt dışı ile bağlantılar içerisindeyiz. Artık web sitemizden güvenilir alışverişin anahtarını sunan MEP Projemiz sayesinde hem yurt içi hem de yurt dışı müşterilerin MASKO ile güven içinde iş yapabilmelerini sağlıyoruz. Dünyanın en büyük mobilya kenti MASKO, bundan böyle yeni ve farklı ülkeleri de portföyüne ekleyecektir” dedi. Zanaatkârlar ne dedi?Zanaatkâr yetişmesi çok zor Gürler Mobilya sahibi Cemil Gürler de, Türk ustaları ile Makedonya’daki ustaları karşılaştırarak Türk ustalarının girişken olduklarını ve çok fazla işi kısa sürede, hatasız ve eksiksiz gerçekleştiğini belirtti. Gürler, devletin ise özellikle mobilya üreticileri için teşviklerde ve yardımlarda bulunmasını istiyor. Yurt dışına açılmak istediklerini ve bunun için özellikle MASKO’nun ciddi çalışmalar yaptığını belirten Gürler, devletten de bu konuda atılımlar beklediklerini belirtti. Metaş Mobilya sahibi Mustafa Metin Demirtaş, zanaatkârlığın artık son demlerini yaşadığına dikkat çekerek, “Biz zaten son nesiliz. Bundan sonra gelecek olan nesil, teknoloji ile çalışacak. Bilgisayarlar, makineler ile daha modern, hazır malzeme kullanıyor birçok kişi. Ancak klasik çalışanlar bunu elle yapmak zorunda. Başka bir alternatifleri yok. Modern dediğimiz mobilyalar için ise durum çok kolay. Üst üste koyup lazerle kesebiliyorlar. Bundan sonra atölyeler özel siparişle çalışacak” açıklamasında bulundu ve temel problemlerin başında pazarlama eksikliğinin olduğunu söyledi. Kalite birincil önceliğimiz Asya Mobilya sahibi Ahmet Kurt, “Yıllar önce yaptığımız koltuklar şu anda bile evlerde kullanılıyor. Klasik oymalı koltuklar, uzun vadeli kullanılırdı. Yaptığımız işi, biz çok kaliteli yapıyoruz. Kaliteden kesinlikle taviz vermedik. Önce kalite geliyor” dedi. Ayda 50 takım koltuk ürettiklerini belirten Kurt, kazancın giderleri karşılayamadığı için zanaatçıların zamanla dönüşüm içine girdiklerini de belirtti. Kurt, “Bu nedenle çoğu üretici, bir yerden sonra üretimi bırakarak sadece satışa yönlendi” dedi. MASKO’da bulunan İbrahim Şişman Mobilya’nın sahibi İbrahim Şişman, modanın değiştiği gibi mobilya tasarımlarının da değiştiğini belirterek, “Mobilya tasarımlarını öncelikli olarak İtalyanlar belirliyor” dedi. Usta olmanın kabiliyet işi olduğunu belirten Şişman, “Bu işe başlayan herkes usta olacaktır diye bir şart yoktur! Zaten günümüzde zanaatkâr yetişmesi çok zor. Çünkü eğitim sistemi değişti. Eğitim sisteminin 8 yıl olması ile lise yaşına gelmiş bir çocuk çıraklık yapamıyor. Bunun için ufak yaştan başlamak gerekiyor. Ağaç yaşken eğiliyor. Bu işin yetişme süresi, yani çıraklık süresi uzundur. Önce göz terbiye edilir. Sonra yavaş yavaş bir şeyler öğretilir ve bir şeyler yapılmaya başlanır. Kişi kısaca olgunlaşır. Bunun içinde zamana ihtiyaç vardır” dedi. En büyük sorun: PazarlamaEl işi tekniklerinin dönem dönem değiştiğine vurgu yapan Örnek 53 mobilya sahibi Sait Semiz, “El işi teknikleri ağaç oymacılığı, kaplama ve filota işçiliğidir. Günün şartlarına göre dönem dönem değişebilir” dedi. Sektörün ihtiyaçlarının makine parkı ve takım tezgahı olduğunu belirten Semiz, sorunların başında ise pazarlamanın geldiğine dikkat çekti. Devletin zanaatkâr yetiştirecek okulları çoğaltmasının faydalı olacağını belirten Semiz, “Türk zanaatkârları yaptıkları farklı tasarımlar ile diğer ülkelerden farklı ürünler üretip, ihracata yönelmelidir” dedi. Özdemir Mobilya sahibi Salih Özdemir, tasarımlarda taklitçilikten ve devletin bu konudaki politikalarından şikayetçi. “Yenilik yapmaya kalktığınızda ve patent almak istediğinizde, devlet ona koruyuculuk yapmıyor. Klasik tasarım konusunda İstanbul yetersiz” diyor. Özdemir genel olarak mobilya tasarım mesleğinin geleceği ile ilgili olarak ise, “10 yıl sonra da bu iş, bu şekilde devam ediyor olacak. Yani ancak bizden yetişenler bu işi yapıyor olacak” dedi. Çırak yetişmiyor Günümüz zanaatkârlarının en önemli ve en büyük sıkıntılarının nitelikli işçi olduğunu belirten Cem Mobilya Sahibi Cihat Çapalar, “Arkadan yeni nesil zanaatçı yetişmiyor. Bir ara stajyer alıyorduk. Şu anda meslek liseleri çok önemli. Bu, sadece mobilya sektörü için değil, her sektör için önemli bir durum. MASKO’lu olmak bize çok avantajlar sağlıyor. Örneğin tanınırlığımız arttı. Çünkü herkes MASKO’yu tanıyor” açıklamasında bulundu. Özkırım Mobilya sahibi İlyas Özkırım, mobilya zanaatkârlarının artık yetişmediğine dikkat çekerek, “Yeni nesil, hep masa başı temiz işlerde çalışmak istiyor. Atölyelere çırak gelmiyor. Çıraklar olmayınca ustalar da yetişmiyor” açıklamasında bulunuyor. Özkırım devletin meslek sahibi olmayan kişilere devlet çatısı altında ücretsiz eğitim vererek onlara meslek kazandırabileceklerini belirterek, “Mobilya zanaatı ile ilgili olarak yetişen yeni nesli mobilya üretimi ve tasarımı ile ilgili meslek okullarına yönlendirmek, el işçiliğinden anlayacak yeni çıraklar yetiştirmek gerekiyor” dedi. MASKO’lu olmaktan memnunuz Axecoll Mobilya sahibi Hasan Balta, “Biz devletten yeni organize sanayi bölgeleri açmasını bekliyoruz. Bizim gibi girişimcilerin yararlanabilmesi çok önemli” diyor. MASKO’lu olmanın kendileri için olumlu olduğunu belirten Balta, “Adresi belli alternatiflerin çok olduğu yerler, insanların tercih ettiği yerler oluyor. MASKO da öyle bir yer. Mobilyacı olmasam mobilya alacak olsam buradan alırım. Nedeni ise alternatif çok” dedi. Uyar Mobilya sahibi Recep Uyar, zanaatkârlık mesleğinin eskisi gibi olmadığını belirterek MASKO’nun tam bir merkez olduğunu sözlerine ekledi. Uyar, dünya çapında tanınan bir merkezde faaliyetlerini sürdürüyor olmaktan da memnun. Zanaatkârlar yetişmeye devam etmeli Misyon Mobilya sahibi Selahattin Şahin mesleğin sürekliliği için çıraklığın devam ettirilmesi gerektiğini belirterek, “Ancak günümüz gençliğinde maalesef işe odaklanma, sabır, istek gibi bu mesleğin olmazsa olmazları yok. En önemlisi de belki de mesleğe duyulan sevgi… Hiçbir usta yoktur ki bu mesleğe aşkla bağlanmasın” dedi. Armada Mobilya sahibi Hasan Uygun da, “İster marangoz, ister cila ustası olsun. Birçoğumuzun ortak noktası ilkokul mezunu olmamızdır. Dünya görüşü olmayan, geleceği belirsiz olan bir genci düşünün. Bu noktada devletin ciddi anlamda desteği olması gerekir. İyi düşünülmüş bir politika olması gerekir ki zanaatkârlar yetişmeye devam etsin. Bu meslek ölmesin. Sonuçta kazanacak olan Türkiye’dir” dedi. Zanaatkârın sesi MASKO Mobilya Kenti ve çalışmaları hakkında daha fazla bilgiyi www (.) masko (.) com.tr adresinden ya da 444 1 675 numaralı telefondan alabilirsiniz. Ekonomi
Yayınlanma: 17 Ekim 2010 - 01:35
Masko, Zanaatkârın Sesi Oldu
Hasan Karcı: 2010'u Yüzde 30 Artışla Kapatmayı Hedefliyoruz
Ekonomi
17 Ekim 2010 - 01:35
İlginizi Çekebilir





















