SETA’nın 03.02.2011 tarihinde düzenlemiş olduğu “Ortadoğu’da Değişen Dengeler ve Mısır” başlıklı panele SETA’dan Prof. Dr. Talip Küçükcan oturum başkanlığı yaptı. Panele konuşmacı olarak Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Samir Salha, SETA Genel Koordinatörü Taha Özhan ve SETA Araştırmacısı Ufuk Ulutaş katıldılar.
Ortadoğu’daki durumu ve değişim sürecini uluslararası sistem perspektifinden analiz eden Taha Özhan, 11 Eylül sonrası süreçte henüz kurulamayan yeni düzene ait boşlukta meydana gelen bu ayaklanmalar, Ortadoğu’nun akıbetinin ne olacağı konusundaki soru işaretlerini artırdı. Özhan bölgede yaşanan gelişmeleri “Tunusami” kavramsallaştırmasıyla ele alırken Obama yönetiminin retorikten eyleme geçip geçmeme adına bir sınavda olduğuna vurgu yaptı. ABD için Mübarek’in gidişinin sadece bir aktör değişimi olduğunu, ama sistem değişimine ne ABD’nin ne de İsrail’in sıcak bakmayacağını anlatan Özhan, Camp David düzeni denilen ve İsrail’in güvenliğini garanti altına alan sistemin kolay kolay değişmeyeceğini dile getirdi.
Ufuk Ulutaş ise Mübarek’in köşeye sıkıştığını ve elindeki bütün kozları oynamaya kararlı olduğunu anlattı. Müslüman Kardeşler’in gösterilerin en başından beri akıllıca davrandığını ve radikal İslamcı bir görüntüden kaçındığını ifade eden Ulutaş, yeni dönemde Mısır’da ordu gözetiminde/vesayetinde Baradey+İhvan formülüyle yeni bir yönetim oluşmasının ilginç bir senaryo olarak karşımızda durduğunu anlattı. Ortadoğu’da artık tek aktörün ABD olmadığını anlatan Ulutaş, Türkiye gibi diğer önemli aktörlerin de ciddiye alınması gerektiğini ve Ortadoğu’nun geleceğinde Türkiye’nin çok önemli bir aktör olacağını savundu. Ortadoğu’da baskıcı rejimlerin artık miadını tamamladığını anlatan Ufuk Ulutaş, Türkiye’nin demokratik rejimiyle bu ülkelere örnek teşkil ettiğini ifade etti. Mübarek sonrası dönemde en kötü senaryonun Ömer Süleyman’ın başa geçtiği bir senaryo, en iyi senaryonun da parlamenter demokrasiye geçilen bir senaryo olduğunu anlatan Ulutaş, ordu vesayetinde bir Baradey+İhvan yönetiminin ise ilginç ama mümkün bir senaryo olduğuna dikkat çekti.
Samir Salha ise Mısır’da manzaranın hala net olmadığını ve görülmesi gereken çok denklem olduğunu anlattı. Mübarek’in eski ve kurt bir politikacı olduğunu anlatan Salha, Mısır’daki sürecin kolay kolay sonuçlanmayabileceğine vurgu yaptı. Salha, kimin Ortadoğu’daki süreçleri iyi takip ve analiz ederse sonuçta onun kazanacağını ifade ederken Başbakan Erdoğan’ın çıkışını ilk başta “erken”, ama sonra “yerinde ve başarılı” bir çıkış olduğunu savundu. Ortadoğu’daki mevcut boşluğu Türkiye’nin somut adımlar atması halinde doldurabileceğini ifade eden Samir Salha, Başbakan’ın şu anda tüm Arap ve İslam âleminde tavrını net bir biçimde ortaya koyan tek lider olduğuna dikkat çekti. Bölgesel bir toplantı ya da benzeri bir liderlik rolüyle Türkiye’nin önemli bir boşluğu doldurabileceğini anlatan Salha, Türkiye’nin bölgedeki rejimlere demokratikleşme noktasında samimi bir destek verebileceğini ifade etti.
Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.























