Wim Wenders’in “Lisbon Story” filminde tüm dünyayı müziklerine aşık eden, Portekiz’in efsane grubu Madredeus, 25.yılı geride bırakırken, dünya turnelerinin Avrupa ayağında Lizbon’un romantik ve melankolik havasını 26 Nisan’da İş Sanat’a getiriyor.
Portekiz’e özgü hasret ve aşk şarkılarını kendi tarzlarında ve bu kez Klasik müzik tadında düzenlemelerle yorumlayacak topluluk, bir yandan meşhur fado müziklerinden de ilham alırken, eleştirmenler performanslarını, “müzikal bir şiir” olarak tanımlıyor.
Madredeus’un 26 Nisan’da, İş Sanat’ta vereceği konser öncesinde grubun beyinlerinden Carlos Maria Trindade ile bir sohbet gerçekleştirdik.
1. “Madredeus” Portekiz müziklerini 25 yıldan uzun bir süredir temsil ediyor, ancak grubunuzun geleneksel müziklere farklı bir yorumu da var, peki siz müziklerinizi bize nasıl tarif edersiniz? Öncelikle biz müzikler kadar sözlere de önem veriyoruz ve Portekiz dilinin en güzel şekilde sunuluyor olması ve şiirsel sözler de bizim için çok önemli. Yaptığımız Portekiz geleneksel müziklerini kendi tarzımızı oluşturarak sunmak ve Portekiz dilini müzik dinleyicisi için daha aşina hale getirmek.
2. Madredeus şarkılarının sözleri çoğunlukla melankolik sözler, sizce melankolinin Portekiz geleneksel müziklerindeki yeri nedir? Portekiz geleneksel müziklerinde okyanusun ayırdığı insanların hikayeleri var. Sevgiliden ayrılan, topraklarından ayrılan insanların hikayesinde de doğal olarak melankoli eşlik ediyor. Portekiz’in geleneksel şarkılarında en çok evinden ve sevdiğinden uzaklarda kalan insanların hasret duygusu var ki bu duyguyu özetleyen kelime saudade.
3. Müziklerinizin 1994 yılında , Wim Wenders’ın meşhur filmi Lizbon Hikayesi’nin bir parçası olması Uluslararası kariyeriniz için büyük bir adım olmuştu, sizce de kariyerinizin yönü aslında bu filmle değişmedi mi? Buna kesinlikle katılıyorum. Wim Wenders filmin hikayesini Madredeus’u dinlediği bir geceden sonra müziklerden ilham alarak yazmış. Lisbon Story bir aşk hikayesi ve filmdeki müzikler bir aşk hikayesine, Lizbon’a ve Lizbon’un manzaralarına en çok yakışacak müzikler.
4. Madredeus’ta bugüne kadar birçok kez müzisyen değişiklikleri oldu, peki farklı müzisyenlerle tarzınızda da değişiklikler olmuyor mu? Kesinlikle. Bu yüzden de yaklaşık bir yıldır kemancımız Jorge Varrecoso’nun fikriyle onun gerçekleştirdiği Klasik müzik ve yaylı aranjmanlarıyla Madredeus’un müziklerini yine yepyeni ve bambaşka bir şekilde sunuyoruz.
5. Eleştirmenler Madredeus için Çağdaş Portekiz müziklerinin son 20 yıldaki en başarılı projesi yorumunda bulunuyorlar ancak yepyeni şarkılar da hazırlıyor musunuz? Madredeus’un yepyeni ekibiyle Klasik müziğe daha çok yaklaştığımızı söyleyebilirim. Vokalimiz Beatriz Nunes’in de hem Klasik müzik hem de caz geçmişi var ve birşekilde yine kendi tarzımızı ortaya koyuyoruz. Müziklerimiz kesinlikle fado değil ama fado bize ilham veriyor.
6. Konserlerinizde Madredeus’un kariyerinin en iyi şarkılarıyla sahnede oluyorsunuz, ancak 26 Nisan’daki İstanbul konserinizde, İş Sanat’ta başka sürprizleriniz de olacak mı? Madredeus’un en ünlü şarkılarıyla sahnede oluyoruz ama bahsettiğim gibi yepyeni düzenlemelerle sürprizler yapıyor olacağız. Caz’dan, Bossa Nova’ya kadar farklı türlerden ilham alarak müzikler yapıyoruz ve bu kez yaylı düzenlemelerle sahnede olacağız.
7. Repertuvarınızın çeşitliliği ile Portekiz geleneksel müziklerini dünya turnenizde binlerce kişiye ulaştırmaya devam ediyorsunuz, peki sıradaki projeleriniz? Pasion Turca ekibiyle Türkiye’de başka sürprizlerimiz de olabilir. Bir yandan Avrupa turnemize devam ediyor olacağız, bir yandan yeni şarkılar kaydediyoruz. Yeni düzenlemeler ve çok farklı bir konserle Portekiz’de sahne çıktıktan sonra İngiltere’de Londra konserimiz var ve üçüncü durağımız İstanbul.
Cenk Erdem
























