İklim alanında çalışan 17 sivil toplum kuruluşundan oluşan İklim Ağı COP31 öncesi online olarak düzenlediği 4. basın toplantısında Türkiye’nin iklim karnesini açıkladı.
Türkiye’nin iklim karnesinde, aşağıdaki hususların Türkiye’nin iklim liderliği iddiasıyla çeliştiğine dikkat çekildi.COP31’in inandırıcı bir iklim eylemine dönüşmesi için katılımcılık, emisyon azaltımı, kömürden adil çıkış ve yenilenebilir enerjiye dayalı elektrifikasyon alanlarında somut adımlar atılması gerektiği ifade edildi. İklim Karnesi şöyle:İklim Ağı COP31’den dışlandı1- COP31 Başkanı’nın katılımcılık taahhüdü uygulanmadı. İklim Ağı’ın COP31 Başkanı ile görüşme talebi dikkate alınmadı ve COP31 kapsamında Türkiye tarafından düzenlenecek yan etkinliklerde kendisine yer verilmedi. Bunun yerine maden ve fosil yakıt şirketlerinin COP31’e ortak olması sağlandı. İklim Ağı’nın hem karar alıcılarla diyalog kurmasının hem de zirve programında yer almasının önünün tıkanması, sivil toplumun katılımına ilişkin verilen sözlerle açıkça çelişiyor. Türkiye’nin emisyonları artıyor2- İklim değişikliğine karşı dayanıklı olmanın ilk adımı, iklim değişikliğinin etkilerini artıran ve şiddetlendiren emisyonları azaltmak ve küresel sıcaklık artışını durdurmak. İklim krizinin etkilerini giderek daha ağır yaşadığımız Türkiye’de orman yangınları, seller, kuraklık ve tarımsal kayıplar karşısında etkili bir iklim politikasına ihtiyacımız var. Türkiye’nin 2035 iklim hedefi, sivil toplumun görüşleri dikkate alınmadan hazırlandı ve emisyonları azaltmak yerine artırmayı öngörüyor. Bu yaklaşım, Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelesini güçlendirmekten uzak olduğu gibi, toplumun güvenli ve dirençli bir geleceğe hazırlanmasını da riske atıyor.Kömürden çıkış şart3- Bir yanda Çanakkale ve Afşin-Elbistan’da yeni kömürlü termik santraller kurulması planlıyor, bir yanda Akbelen çevresinde kömür madenciliği için zeytinlikler ve köyler acele kamulaştırma ile yok ediliyor. Öte yandan termik santral şirketlerine devlet teşvikleri sağlanıyor. Bu durum, zirveye ev sahipliği ve başkanlık yapacak Türkiye için bir çelişki yaratıyor. Kömüre yönelik kamu destekleri sonlandırılmalı, madencilik için acele kamulaştırma kararlarına son verilmeli, yeni kömür projeleri durdurulmalı, kömürden adil çıkış için bir takvim belirlenmeli. Adil geçiş kömüre bağımlı bölgelere çözüm sunmuyor 4- Ulusal Adil Geçiş Stratejisi ve Eylem Planı Taslağı, kömür bölgelerinde adil geçiş ihtiyacına çözüm sunmuyor. Taslak kömür bölgelerinde çalışanların istihdam ve gelir güvencesini sağlayacak, bölgesel ekonomik dönüşümü destekleyecek eylem planları ortaya koymuyor. Kadınların istihdam olanakları ve ücretsiz bakım emeği gibi toplumsal cinsiyet boyutlarını da yeterince ele almıyor. Ayrıca hazırlık sürecinde sivil toplumun taleplerinin dikkate alınmaması, adil geçişin temel ilkelerinden biri olan katılımcılıkla çelişiyor. Elektrik kömürden değil, yenilenebilirden gelmeli5- Türkiye’nin COP31 kapsamında ortaya koyduğu küresel elektrifikasyon taahhüdü iklim hedeflerine ulaşmak için önemli ve gerekli bir adım. Ancak elektrifikasyonun başarısı, elektrik talebinin rüzgâr ve güneşten karşılanmasına ve kömür ile gazdan çıkışın hızlandırılmasına bağlı. Katılımcılığı ve sosyal adaleti gözeten bir elektrifikasyon stratejisi; yenilenebilir enerji yatırımlarını enerji verimliliği, tasarruf, depolama, şebeke alt yapısı ve temiz esneklik çözümleriyle birlikte ele almalı. Plastik atık ithalatı yasaklanmalı6- COP31’e başkanlık ve ev sahipliği yapacak olan Türkiye, Sıfır Atık temasını zirvenin eylem ajandasına da ekleyerek öne çıkarmayı amaçlıyor. Türkiye’nin hâlâ başka ülkelerin plastik atıklarını almaya devam etmesi Sıfır Atık hedefiyle çelişiyor; deizlerimizi, ormanlarımızı ve ve halk sağlığını zehirliyor. Plastik atık ithalatı Sıfır Atık kapsamına alınmalı ve tamamen yasaklanmalı. Plastik, iklim krizinin bir parçası olarak görülerek yeni plastik üretim tesislerinin açılmasına son verilmeli. Taksonomi için şeffaflık şart7- Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, net sıfır ekonomiye geçiş sürecinde gazdan ve nükleerden enerji üretim projelerini “yeşil” kabul ederek finansal olarak desteklenmelerinin önünü açıyor. Ayrıca taksonominin güncellenmesi ve geliştirilmesine yönelik kurulan komitede sivil toplum yer almıyor. Diğer yandan yönetmelik, ticari sır niteliği taşımasa bile her türlü bilgi ve belgenin paylaşımını ilgili şirketin iznine bağlayarak şeffaflığı ve bilgiye erişimi önemli ölçüde sınırlandırıyor.
İklim Ağı’nın karar alma ve COP31 yan etkinliklerine katılımının sağlanmaması,
Maden ve fosil yakıt şirketlerinin COP31’e ortak olması,
Emisyonları azaltmak yerine artırmayı öngören 2035 iklim hedefi,
Yeni kömür yatırımları ve madencilik baskısı,
Türkiye’de faaliyet gösteren 17 uzman sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesiyle kurulan İklim Ağı, iklim krizi ile mücadelede iklim adaletinden hareketle küresel ortalama sıcaklık artışının sanayileşme öncesi döneme kıyasla 1,5 °C ile sınırlandırılması için çalışır. Bu çerçevede, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim krizinin etkilerine karşı uyum tedbirlerinin geliştirilmesi için bilime dayalı gerçekçi hedeflerin ve ulusal politikaların geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlar.
İklim Ağı nedir?
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, ClientEarth, Doğa Derneği, Greenpeace Türkiye, Hukuk Doğa ve Toplum Vakfı (HUDOTO), İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (İDPAD), İklim için 350 Derneği (350 Türkiye), Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV), Mekanda Adalet Derneği (MAD), Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA), Temiz Hava Hakkı Derneği (THHD), Türetim Ekonomisi Derneği, TEMA, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Yeşil Düşünce Derneği (YDD), Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels), CAN Europe (Avrupa İklim Eylem Ağı) (Gözlemci üye)
İklim Ağı üyeleri kimler?























