DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş, 20 Bin İmzayı Meclis Başkanlığı’na Sundu: “Tuzla’da Adım Atılmazsa Zehirli Varilleri Meclis’e Getireceğiz”
DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş, Tuzla’daki çevre kirliliğinin önlenmesi için toplanan 20 bin imzayı TBMM Başkanlığı’na, Çevre Komisyonu ve İnsan Hakları Komisyonu’na sunarken “Yetkililer hassasiyet göstermezse, zehirli varilleri Meclis’e getirmeyi düşünüyoruz” dedi. Ağırbaş, kirliliğin önlenmesi için gerekli tedbirler alınmazsa Tuzla’da 10 yıl içinde çok ciddi kanser patlamaları olacağına dikkat çekti.DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş, Tuzla’da yaşanan çevre kirliliğinin önlenmesi için toplanan 20 bin imzayı TBMM’ye sundu ve yetkililerin hassasiyet göstermemesi durumunda zehirli varilleri Meclis’e getireceğini söyledi. Ağırbaş, DSP Genel Sekreteri ve Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Macit’le birlikte TBMM’de Tuzla’daki çevre kirliliği hakkında basın toplantısı düzenledi. İstanbul’da 12 bin, kayıtsızlarla beraber 30 bin sanayi tesisi bulunduğunu ve bunların 1-2 milyon ton tehlikeli atık ürettiğinin, resmi makamlarca ortaya konulduğunu belirten Ağırbaş, “Harem’den başlayıp Sakarya iline kadar devam eden sanayi tesislerinin önemli bir kısmı Tuzla ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bu sebeple Tuzla çevre kirliliğinden en çok etkilenen yerlerden biridir. Tuzla bir çevre felaketiyle karşı karşıya bulunmaktadır” dedi.ATIKLARIN NEREDE VE NASIL DEPOLANDIĞI MUAMMAAğırbaş, sanayi kuruluşlarının atıklarının nerede ve nasıl depolandığı konusunun ‘bir muamma’ olduğunu vurguladı ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Fabrikaları denetlemekle görevli kurum, eleman ve ekipman yetersizliği nedeniyle denetim işlevini etkili olarak yerine getirememektedir. İlgililerin duyarsızlıklarına tepkilerini gösteren Tuzlalılar’ın 20 bin imzası, DSP Genel Merkezi’ne gönderilmiştir. Milletin temsilcileri olarak bu imzaları başta Meclis Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin’e, Çevre Komisyonu’na ve İnsan haklarını İnceleme Komisyonu’na sunup bu haklı tepkilerden kendilerini haberdar edeceğiz.Tuzla’daki çevre kirliliğini Meclis konuşmalarında, verdiğimiz soru önergelerinde birçok kez dile getirmeye çalıştık, kirliliğin yarattığı olumsuzlukları kamuoyunun gündeminde tutma gayretinde olduk. Ancak sonuç alınamadı.”DSP’LİLER DARP EDİLDİ, ŞİDDETE MARUZ KALDIDSP Genel Başkanı Masum Türker’in, Tuzla sakinlerinin kampanyasına bizzat imza vererek destek olduğunu vurgulayan Ağırbaş, “DSP, kirliliğe ve kimyasal atıkların sebep olduğu başta kanser olmak üzere hastalıklara karşı devletin tedbir alması için Tuzlalılar'la birlikte mücadele vermeye devam edecektir. Tuzla’daki çevreci kampanya sürdürülürken bazı kesimler bu mücadeleye karşı çıktılar, bu harekete destek veren DSP’liler darp edildi, şiddete maruz kaldılar. Bu davranışlar bile aslında bu olayın üzerine gidilmesinden rahatsız kesimlerin olduğunu ortaya koymaktadır. Bu rahatsızlığın neden kaynaklandığının sebebinin ortaya konması, Tuzla’daki kirliliğin nedenlerini ve bu kirliliğe göz yuman işbirlikçileri ortaya çıkaracaktır” diye konuştu.YER ALTINDA ZEHİRLİ VARİL ARAŞTIRMASI YAPILMALIAğırbaş, Tuzla’da kirlilik artarken, halen yer altında zehirli variller bulunduğuna dair güçlü iddialar bulunduğunu bildirdi. Bunun araştırılması gerektiğini vurgulayan Ağırbaş, “DSP, Tuzla sakinlerinin göz göre göre kanser riskiyle karşı karşıya bırakılmasına göz yummayacaktır. Tuzla’da geniş çaplı bir araştırma yapılmalı, yer altında hala durduğu iddia edilen variller ortaya çıkarılmalıdır. O varillerin sahipleri bulunarak, bu işte parmağı olan, görevini, sorumluluğunu yerine getirmeyen makam ve merciler ile bugüne kadar görevini yapmayan ilgili kamu kuruluşları yöneticileri en ağır cezalara çarptırılmalıdır” dedi.GİZLENEN RAPORDA ‘YÜKSEK RİSK’ TESPİTİ VAR Ağırbaş, Tuzla Belediyesi’nin 2006 Aralık ayında kalite belgesi almak için ICC Danışmanlık Şirketi’ne hazırlattığı ve kamuoyundan gizlediği Tuzla Çevre Sağlık Raporu hakkında da bilgi verdi. Bu raporda, ilçe halkını tehdit eden çevre sorunlarının ‘Yüksek risk’ oluşturduğunun vurgulandığını anlatan Ağırbaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tuzla’da sanayi kuruluşlarının yarattığı sorunları ve arıtma tesislerinin durumunu gözler önüne seren raporda, ilçe halkını tehdit eden risk ‘yüksek’ olarak değerlendirilmiştir. Rapora göre, bölgede bulunan sanayi kuruluşlarının çoğu, yeraltı sularını ve toprağı kirletecek derecede çeşitli kimyasal maddeler kullanıyor. Ancak bu kimyasalların kullanılması sonucu ortaya çıkan atıkların depolanması için yeterli önlem alınmıyor. Kimyasallar ‘yasak’ olmasına rağmen kanalizasyon şebekesine veriliyor. Rapora göre, işletmelerin arıtma tesisleri bulunmamakta, arıtma tesisi olanlar ise bunları çalıştırmak yerine, atıklarını kanalizasyona vermektedirler. Zehirli gazların çıktığı bacaların tamamında ‘filtreleme sistemi’ bulunmamaktadır.”AĞIR METALLER UMUR DERESİ’NE AKITILIYORAğırbaş, sözkonusu raporda “Saha ziyareti sırasında Dericiler Organize Sanayi Bölgesi’ne ait atıksu arıtma tesisinde ‘sistemde problem olduğu gerekçesiyle’ krom, sülfür, boya ve ağır metal içeren atık suların arıtılmadan Umur Deresi’ne deşarj edildiği gözlemlenmiştir. Koku problemi yaratan bu atık sular, Tuzla Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ne gittiği için, daha geniş bir alana yayılmaktadır” tespitinin yapıldığına da dikkat çekti. 10 YIL İÇİNDE CİDDİ KANSER PATLAMALARI OLACAKİnsan sağlığını tehdit eden bu kirliliğini, biyolojik ve ekolojik dengeleri bozduğunu, halkın solumak zorunda kaldığı kötü kokulu kirli havanın, Tuzla'da hayatı olumsuz etkilediğini anlatan Ağırbaş, “Kirliliğin önlenmesi için gerekli tedbirler alınmadığı takdirde Tuzla’da 10 yıl içinde çok ciddi kanser patlamaları olacaktır” uyarısında bulundu. Ağırbaş, Tuzla’da zehirli hava nedeniyle hastalıkların arttığını da bildirdi ve “Tuzla’da hastalık verileri en kısa zamanda tespit edilip derlenerek, bunlara ilişkin gerekli tedbirler alınmalıdır. Tuzla’da baş gösteren sağlık sorunlarına ilişkin en kısa sürede bir araştırma ekibi kurulmalı, ilçe sakinlerine sağlık taramaları süratli bir şekilde yapılmalıdır” dedi.İNSAN SAĞLIĞINI HİÇE SAYMAK TOPLUMSAL CİNAYETTİRTuzla’da yaşanan kirliliğin İstanbul’un genelinde de tehlike yaratabilecek boyutta olduğunu vurgulayan Ağırbaş, şunları söyledi: “Denize dökülen pis sular, deniz mahsullerini de zehirlemektedir. Denizden tutulan balıkların tüm Tuzla ve İstanbullu vatandaşlar tarafından tüketildiği dikkate alındığında, tehlikeyle yüz yüze kalan kesimlerin ne kadar geniş olduğu ortaya çıkmaktadır. Tuzla’da yaşayan, buradaki fabrikalarda çalışan, İstanbul’da yaşayan herkes büyük bir kanser tehdidiyle karşı karşıyadır. Bugün alınacak ciddi tedbirlerle bunun önüne geçmek mümkündür. Çevre katliamını görmezden gelmek, insan sağlığını hiçe saymak toplumsal bir cinayettir ve bu durum gelecekte devasa sorunlara yol açacaktır.” Ağırbaş, 20 bin imzaya ulaşan ve her geçen gün sayısı artan tepkilere, ilgililerin ve kamuoyunun duyarsız kalmayacağına inandığını belirtirken, Tuzla’daki demokratik halk hareketinin, Gebze, Aydınlı ve Orhanlı’ya da örnek olmasını istedi. “Ekim 2010 Kanser Bilinçlendirme Ayı olarak ilan edilmiştir” diyen Ağırbaş, kanser hastalığının önüne geçmek için bilinçlenmenin önemine dikkat çekti. Ağırbaş, “Biz 20 bin imza getirdik. Eğer yetkililer gerekli hassasiyeti göstermezlerse zehirli varilleri Meclis’e getirmeyi düşünüyoruz. Bu, kimsenin kayıtsız kalmaması gereken bir durumdur” dedi. Bir gazetecinin, yer altındaki varillerle ilgili sorusu üzerine Ağırbaş, araştırma yapan şirketlerin hazırladığı raporlarda bu tespitin yapıldığını anımsattı ve zaten bu konunun araştırılmasını istediği için toplantı düzenlediğini sözlerine ekledi.
DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş, Tuzla’daki çevre kirliliğinin önlenmesi için toplanan 20 bin imzayı TBMM Başkanlığı’na, Çevre Komisyonu ve İnsan Hakları Komisyonu’na sunarken “Yetkililer hassasiyet göstermezse, zehirli varilleri Meclis’e getirmeyi düşünüyoruz” dedi. Ağırbaş, kirliliğin önlenmesi için gerekli tedbirler alınmazsa Tuzla’da 10 yıl içinde çok ciddi kanser patlamaları olacağına dikkat çekti.DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş, Tuzla’da yaşanan çevre kirliliğinin önlenmesi için toplanan 20 bin imzayı TBMM’ye sundu ve yetkililerin hassasiyet göstermemesi durumunda zehirli varilleri Meclis’e getireceğini söyledi. Ağırbaş, DSP Genel Sekreteri ve Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi ve DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Macit’le birlikte TBMM’de Tuzla’daki çevre kirliliği hakkında basın toplantısı düzenledi. İstanbul’da 12 bin, kayıtsızlarla beraber 30 bin sanayi tesisi bulunduğunu ve bunların 1-2 milyon ton tehlikeli atık ürettiğinin, resmi makamlarca ortaya konulduğunu belirten Ağırbaş, “Harem’den başlayıp Sakarya iline kadar devam eden sanayi tesislerinin önemli bir kısmı Tuzla ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bu sebeple Tuzla çevre kirliliğinden en çok etkilenen yerlerden biridir. Tuzla bir çevre felaketiyle karşı karşıya bulunmaktadır” dedi.ATIKLARIN NEREDE VE NASIL DEPOLANDIĞI MUAMMAAğırbaş, sanayi kuruluşlarının atıklarının nerede ve nasıl depolandığı konusunun ‘bir muamma’ olduğunu vurguladı ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Fabrikaları denetlemekle görevli kurum, eleman ve ekipman yetersizliği nedeniyle denetim işlevini etkili olarak yerine getirememektedir. İlgililerin duyarsızlıklarına tepkilerini gösteren Tuzlalılar’ın 20 bin imzası, DSP Genel Merkezi’ne gönderilmiştir. Milletin temsilcileri olarak bu imzaları başta Meclis Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin’e, Çevre Komisyonu’na ve İnsan haklarını İnceleme Komisyonu’na sunup bu haklı tepkilerden kendilerini haberdar edeceğiz.Tuzla’daki çevre kirliliğini Meclis konuşmalarında, verdiğimiz soru önergelerinde birçok kez dile getirmeye çalıştık, kirliliğin yarattığı olumsuzlukları kamuoyunun gündeminde tutma gayretinde olduk. Ancak sonuç alınamadı.”DSP’LİLER DARP EDİLDİ, ŞİDDETE MARUZ KALDIDSP Genel Başkanı Masum Türker’in, Tuzla sakinlerinin kampanyasına bizzat imza vererek destek olduğunu vurgulayan Ağırbaş, “DSP, kirliliğe ve kimyasal atıkların sebep olduğu başta kanser olmak üzere hastalıklara karşı devletin tedbir alması için Tuzlalılar'la birlikte mücadele vermeye devam edecektir. Tuzla’daki çevreci kampanya sürdürülürken bazı kesimler bu mücadeleye karşı çıktılar, bu harekete destek veren DSP’liler darp edildi, şiddete maruz kaldılar. Bu davranışlar bile aslında bu olayın üzerine gidilmesinden rahatsız kesimlerin olduğunu ortaya koymaktadır. Bu rahatsızlığın neden kaynaklandığının sebebinin ortaya konması, Tuzla’daki kirliliğin nedenlerini ve bu kirliliğe göz yuman işbirlikçileri ortaya çıkaracaktır” diye konuştu.YER ALTINDA ZEHİRLİ VARİL ARAŞTIRMASI YAPILMALIAğırbaş, Tuzla’da kirlilik artarken, halen yer altında zehirli variller bulunduğuna dair güçlü iddialar bulunduğunu bildirdi. Bunun araştırılması gerektiğini vurgulayan Ağırbaş, “DSP, Tuzla sakinlerinin göz göre göre kanser riskiyle karşı karşıya bırakılmasına göz yummayacaktır. Tuzla’da geniş çaplı bir araştırma yapılmalı, yer altında hala durduğu iddia edilen variller ortaya çıkarılmalıdır. O varillerin sahipleri bulunarak, bu işte parmağı olan, görevini, sorumluluğunu yerine getirmeyen makam ve merciler ile bugüne kadar görevini yapmayan ilgili kamu kuruluşları yöneticileri en ağır cezalara çarptırılmalıdır” dedi.GİZLENEN RAPORDA ‘YÜKSEK RİSK’ TESPİTİ VAR Ağırbaş, Tuzla Belediyesi’nin 2006 Aralık ayında kalite belgesi almak için ICC Danışmanlık Şirketi’ne hazırlattığı ve kamuoyundan gizlediği Tuzla Çevre Sağlık Raporu hakkında da bilgi verdi. Bu raporda, ilçe halkını tehdit eden çevre sorunlarının ‘Yüksek risk’ oluşturduğunun vurgulandığını anlatan Ağırbaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tuzla’da sanayi kuruluşlarının yarattığı sorunları ve arıtma tesislerinin durumunu gözler önüne seren raporda, ilçe halkını tehdit eden risk ‘yüksek’ olarak değerlendirilmiştir. Rapora göre, bölgede bulunan sanayi kuruluşlarının çoğu, yeraltı sularını ve toprağı kirletecek derecede çeşitli kimyasal maddeler kullanıyor. Ancak bu kimyasalların kullanılması sonucu ortaya çıkan atıkların depolanması için yeterli önlem alınmıyor. Kimyasallar ‘yasak’ olmasına rağmen kanalizasyon şebekesine veriliyor. Rapora göre, işletmelerin arıtma tesisleri bulunmamakta, arıtma tesisi olanlar ise bunları çalıştırmak yerine, atıklarını kanalizasyona vermektedirler. Zehirli gazların çıktığı bacaların tamamında ‘filtreleme sistemi’ bulunmamaktadır.”AĞIR METALLER UMUR DERESİ’NE AKITILIYORAğırbaş, sözkonusu raporda “Saha ziyareti sırasında Dericiler Organize Sanayi Bölgesi’ne ait atıksu arıtma tesisinde ‘sistemde problem olduğu gerekçesiyle’ krom, sülfür, boya ve ağır metal içeren atık suların arıtılmadan Umur Deresi’ne deşarj edildiği gözlemlenmiştir. Koku problemi yaratan bu atık sular, Tuzla Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’ne gittiği için, daha geniş bir alana yayılmaktadır” tespitinin yapıldığına da dikkat çekti. 10 YIL İÇİNDE CİDDİ KANSER PATLAMALARI OLACAKİnsan sağlığını tehdit eden bu kirliliğini, biyolojik ve ekolojik dengeleri bozduğunu, halkın solumak zorunda kaldığı kötü kokulu kirli havanın, Tuzla'da hayatı olumsuz etkilediğini anlatan Ağırbaş, “Kirliliğin önlenmesi için gerekli tedbirler alınmadığı takdirde Tuzla’da 10 yıl içinde çok ciddi kanser patlamaları olacaktır” uyarısında bulundu. Ağırbaş, Tuzla’da zehirli hava nedeniyle hastalıkların arttığını da bildirdi ve “Tuzla’da hastalık verileri en kısa zamanda tespit edilip derlenerek, bunlara ilişkin gerekli tedbirler alınmalıdır. Tuzla’da baş gösteren sağlık sorunlarına ilişkin en kısa sürede bir araştırma ekibi kurulmalı, ilçe sakinlerine sağlık taramaları süratli bir şekilde yapılmalıdır” dedi.İNSAN SAĞLIĞINI HİÇE SAYMAK TOPLUMSAL CİNAYETTİRTuzla’da yaşanan kirliliğin İstanbul’un genelinde de tehlike yaratabilecek boyutta olduğunu vurgulayan Ağırbaş, şunları söyledi: “Denize dökülen pis sular, deniz mahsullerini de zehirlemektedir. Denizden tutulan balıkların tüm Tuzla ve İstanbullu vatandaşlar tarafından tüketildiği dikkate alındığında, tehlikeyle yüz yüze kalan kesimlerin ne kadar geniş olduğu ortaya çıkmaktadır. Tuzla’da yaşayan, buradaki fabrikalarda çalışan, İstanbul’da yaşayan herkes büyük bir kanser tehdidiyle karşı karşıyadır. Bugün alınacak ciddi tedbirlerle bunun önüne geçmek mümkündür. Çevre katliamını görmezden gelmek, insan sağlığını hiçe saymak toplumsal bir cinayettir ve bu durum gelecekte devasa sorunlara yol açacaktır.” Ağırbaş, 20 bin imzaya ulaşan ve her geçen gün sayısı artan tepkilere, ilgililerin ve kamuoyunun duyarsız kalmayacağına inandığını belirtirken, Tuzla’daki demokratik halk hareketinin, Gebze, Aydınlı ve Orhanlı’ya da örnek olmasını istedi. “Ekim 2010 Kanser Bilinçlendirme Ayı olarak ilan edilmiştir” diyen Ağırbaş, kanser hastalığının önüne geçmek için bilinçlenmenin önemine dikkat çekti. Ağırbaş, “Biz 20 bin imza getirdik. Eğer yetkililer gerekli hassasiyeti göstermezlerse zehirli varilleri Meclis’e getirmeyi düşünüyoruz. Bu, kimsenin kayıtsız kalmaması gereken bir durumdur” dedi. Bir gazetecinin, yer altındaki varillerle ilgili sorusu üzerine Ağırbaş, araştırma yapan şirketlerin hazırladığı raporlarda bu tespitin yapıldığını anımsattı ve zaten bu konunun araştırılmasını istediği için toplantı düzenlediğini sözlerine ekledi.























