Hızır Yılmaz - Beykoz zor bir ilçe değil, aslında sorunları çok olan bir ilçe diyebiliriz, önemli olan bakışınız. Koltukları doldurmak için değil, sorunları çözmek için bakarsanız hiç de zor değil. Beykoz işçi havzası, emeklisi, emekçisi ile geliri çok olan bir ilçe idi, genel gereksinimleri yanı sıra sosyal ve kültürel gereksinimleri içinde bütçe ayırabiliyordu. Özelleştirme ve özel işletmelerin kapanmasıyla işsizlik baş gösterdi. Beykoz adeta iflas eden bir işletme gibi insanları bir anda yokluğun ve yoksulluğun pençesine düştü. Mevcut iktidar bu durumu görmezden geldi, görmeye de pek niyetli olmadığı gibi, Beykoz’ un rantını nasıl bölüşürüz, yakınları ve yandaşları nasıl zengin ederiz çabası içinde oldular. Beykoz’ un birçok alandaki varlılarını rant olarak paylaşırlarken, bu yetmezmiş gibi, Beykozlunun onlarca yıldır içinde oturduğu evlerinin rantının peşine düştüler. Yorgun ve umutsuz Beykoz’a planlarımız ve projelerimizle umutlu ve çözümcüyüz, sorunlardan korkmuyorum, çünkü; sorunları bildiğimiz gibi çözümlerini de biliyoruz.
Y.Kaba Çıkarılan 2b yasası beklentileri karşılıyor mu? Bu konuda partinizin görüşü nedir?
H.Yılmaz- Hayır karşılamıyor, kesinlikle bir hayal kırıklığı var. Bu meseleye bizler parti gözlüğü ile değil insanlarımızın ortak sorunu olarak bakıyoruz. Ancak CHP olarak bu konuda hakkaniyetli ve adaletli çözüm önerilerimiz var.
Bu alandaki çalışmalarımız Partimizin Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili M. Akif Hamzaçebi ile birlikte ilçemizde 22 ayrı toplantı gerçekleştirdik. Yaptığımız bu toplantılarda her kesimin takdirini toplarken, onlardan gelen önerileri de dikkate alarak 2b yasası TBMM görüşülürken vekillerimiz tarafından yasa teklifi verdik. Adaletli 2b kanunu 3 kategoride olmalıydı.
1- Orman köylüsüne işledikleri araziler, ücretsiz verilmeliydi, çünkü bu kesimin ortalama aylık geliri 80 $ dır. Orman köylümüze hangi fiyatla sunarsanız sunun yaşamlarını bir şekilde sürdürdükleri bu yerleri alma gücü ve olanağı yoktur.
2- Vatandaşın barınma amaçlı kullandığı konut arazileri, belediye emlak bedeli üzerinden verilmeliydi.
3- 2b arazisi üzerinde otel, villa vb. lüks yapılar ve rant amaçlı kapatılan araziler, rayiç bedel üzerinden verilip kaynak sağlanmalıydı.
Bir yanda yaşama tutunabilme çabası içinde olanlar, bir yanda anayasamızdan gelen barınma hakkını kullanma durumunda olanlar, diğer yanda varlıklı insanlarımızın elinde bulundurdukları arazilere rayiç bedelin altında sahip olanlar. Bu yasa vatandaşın bütçesi göz önüne alınmadan, gelirleri eşit sayılarak hazırlanmıştır. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ,” metrekaresi 8 TL “ diyor, böyle olmadığını vatandaşta biliyor, bu söylemle halkı uyutmaya çalışıyorlar, oldu bittiye getirmek istiyorlar. Biz CHP olarak bu hesapları bozarız, gerçekleri halkımıza anlatırken tepkimizi ve çözümü ortaya koymaktan geri durmayacağız. Bu konudaki tutumumuzdan kimsenin şüphesi olmasın. Çıkarılan kanun sorunları çözmediğine göre, bir yerlerde yanlışlık var demektir. Bu yanlışlık Bağdat’tan değil, bu sefer Beykoz’dan dönecektir. Bu sorun, Beykoz’un olmaktan öte, Türkiye’nin de sorunu değildir. Bu bir insanlık sorunudur. Korkarım ki, bundan dolayı tarih onları yargılayacaktır.
Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek ile birlikte katıldığımız bir televizyon programında “Burada AKP’ li Belediye Başkanı olarak değil, Beykozlu bir vatandaş olarak konuşuyorum” derken vicdanının onu da ne kadar rahatsız ettiğini anladık. Üzülerek gördük ki, AKP’ yi savunamaz durumda olan bir başkanın sözleridir bu sözler.
Beykozluya rağmen bir diretme ve dayatma var. AKP’nin İlçe ve Belediye Başkanlarının bu fiyatlardan rahatsız olduklarını, Beykozlunun mağdur edileceklerini, kendileri ifade etmişlerdir. Onlar bu haksızlıkla savaşsalar bile, çözüm Başbakan’ın insaf modunda olması ile ilgilidir.
Y.Kaba- Sizce gerçek Beykoz’u oluşturan eski yapılar, işgal ve rant amaçlı mı yapılmıştır?
Hızır Yılmaz-Bu durum sağlıksız kentleşmenin getirdiği sorunlardır. O yıllarda ilçemizde bulunan fabrikaların, işçi ihtiyacını karşılamak amacıyla ülkenin dört bir yanından davet edilen yurttaşlarımızın barınma ihtiyaçları ilk dönemlerde karşılanmıştır. İlçemizde işçi evleri olarak bilinen bu yapılar hala mevcuttur. Ancak sonraları, ne yazık ki bu göz ardı edilmiş, fabrikalara çalışmaya gelen işçiler kaderleriyle baş başa bırakılmıştır. Onlarda, aldıkları 100-200 m2 arsalara, başlarını sokabilecekleri birer barınak yapmışlardır. Barınak diyorum çünkü ailece sokakta kalmamak adına yapılan evlerdir. İmece usulü bir günde bir gecede yapılmışlardır. O gün devleti yönetenler elini taşın altına sokmaktan imtina etmişler, onları gelecekte yasal güvenceye kavuşturma umudu vermişlerdir. Yıllarca çözülmeyen sorun karşısında, ilçede doğup büyüyen çocuklarını, ek yapılarla yine dönemin yerel yöneticileri, çözümsüzlük karşısında kendisine çözüm üreten Beykozluyu hoşgörü ile karşılamıştır. Eğer rant amaçlı olsaydı, o yıllarda dönümlerce arazi kapatılabilirdi. Ama burada konu olan evler, 300-500 m2’yi geçmeyen arsalar üzerindedir. Devlet açıkça bu yapılaşmaya göz yummuştur. Devlette devamlılık esassa, geçmişte çözülmeyen bu sorun şimdi çözülmelidir. Bu günkü iktidar 10 yıldır kesintisiz işbaşındadır. Hem genelde hem yerelde Beykozlulara bu konuda çözüm sözleri vardır. Beykozlu oturduğu alanın vergisini kesintisiz ödemiştir. İktidar bu sözünü yerine getirmelidir.
Geldiğimiz noktada Beykoz’da elinde barınacak kadar yeri olanlara değil, 20 dönüm-50 dönüm yeri olanlara bakılmalıdır. Buradan sakın Orman köylümüz algılanmasın. Onlar Beykoz’da hep varlardı, arazilerini, geçimlerini sağlamak için kullandılar ve öylede kullanıyorlar. Bu durum karıştırılmamalıdır. Dediğim miktardaki arazilerin ne zaman alındığı ortada, tarihlere ve arazilerin kullanım durumlarına bakarsanız anlarsınız.
YKaba- 2b Arazilerinin hak sahiplerine satışı, sizce seçimlerden önce gerçekleşir mi?
Hızır Yılmaz-AKP’nin meziyetlerini bu konuda kestirmek mümkün değil! Ne yapacağını biliriz ama ne zaman yapacağını bilemeyiz. Buradaki rantı iktidardan düşmeden fırsat olarak görüp, yandaş ve yakınları ile kullanacaktır. Süreli olan bu yasa çıkalı yaklaşık iki ay olmak üzere, talepleri alıyorlar fakat fiyatları belli değil, bedellerini açıklayın. Yarın insanlara diyeceksiniz ki alabilen alsın alamayan başının çaresine baksın. Buradaki manevrayı anlamak hiç zor değil.
Y.Kaba- Beykoz’da Kentsel Dönüşüm uygulaması çözüm olur mu?
Hızır Yılmaz –Kentsel dönüşüm çarpık ve sağlıksız yapılaşmayı düzenleme adına öz itibarıyla doğru bir çözümdür. Ancak siz bu uygulamayı rant elde etmek amacıyla kullanırsanız, bir insanlık suçu işlersiniz. İnsanları bulundukları yerlerden yani doğup büyüdükleri ya da bir ömür tükettikleri yerlerden koparır, onları başka bir yere gönderirseniz, anıları, hatıraları, silersiniz. Bu insanlar, ülkenin dört bir yanından kalkıp gelmişler, bir sokakta bir mahallede komşu olmuşlar, geldikleri yerlerin kültürlerini taşımışlar, karşılıklı etkileşim içinde bulunmuşlar. Kaynaşmışlar bir olmuşlar birlikte olmuşlar. Şehirleri şehir yapan; orada yaşayan insanların ruhlarını ona katarak, bir şehir ruhu yaratmışlar. O ruhu çeker alırsanız, o şehri öldürürsünüz. Ruhsuz bir şehir ölü insana benzer. O şehirden sürdüğünüz insanlarda yarattığınız travma, nesiller boyu onarılmaz bir yara bırakır. İnsanları ve ruhları parçalarsınız, bu uygulama katliamdır. Ruhların, insanlığın katliamıdır. Beykozluların kentsel dönüşüm çerçevesinde anılarını bir kenara bırakarak, yakınlarının mezarlarından kopması sağlanarak, komşularından ayrılması istenerek göçe zorlanıyorsa; AKP bu yasanın altında boğulur. 10 yıl tek başına iktidar olmak, ülkeyi tek başına yönetmek, AKP’ ye farklı bir özgüven kazandırdı. Bu haddinden fazla olan özgüven, sonlarını hazırlar. İnsanların evine, temeline kadar girdiğinizde her gecekondunun altında kalırsınız.
Kentler kent gibi gelişirse kentlerin ruhu olur. Bize göre olması gereken dönüşüm yerinde sağlanmalıdır. İnsanlarımız barındıkları yeri belediye rayiç bedelleri üzerinden almalı, imar düzenlemesi yapılarak, yapılaşmada özgür bırakılmalıdır. Bu uygulama ile toplumsal bir travmanın önüne geçileceği gibi yıllardır ötelenen önemli birçok sorun aynı anda çözülecektir.
Y.Kaba- 3. Köprü İstanbul’un trafik sorununu çözecek mi? Beykoz bundan nasıl etkilenir?
Hızır Yılmaz- 3. Köprünün hangi ihtiyaçlardan doğduğunu konuşmak ayrı bir konu, oksijen deposu olan bölgeden geçirmek farklı bir konu, neden bu bakir alanlardan geçiyor. Bununla birlikte hayata geçirdiğiniz bu köprü, usulsüz ya da usulüne uygun hale getirilmiş yapılaşmanın da önünü açar. Buradan sayısız ağaç, konut ve insan katliamına gidilir. Kaçınılmaz olarak bir rant bölgesi oluşturulmaktadır. İstanbul’ un trafiğini köprü ile çözemezsiniz. Bu sorunu çözmek istiyorsanız, Rize’deki, Erzurum’daki, Sivas’taki, Diyarbakır’daki, barınma ve istihdam sorununu çözmeniz gerekiyor. Anadolu’nun köylerini kurtarırsanız, İstanbul’ u da kurtarırsanız. Ülkedeki üreticinin şartlarını iyileştirirseniz, teröründe önünü keser, yaşanır hale getirirseniz, köylerimizdeki yaşam koşullarını iyileştirirseniz, İstanbul’ un sadece trafik değil, birçok sorununu çözmüş olursunuz. Sorunlara bakışınızı değiştirmeniz yeterlidir. Yoksa İstanbul’un 3. 4. 5. Köprülerle, bloklarla, ulaşım ve yerleşim sorunlarını çözemezsiniz. İstanbul’un sorunu Türkiye’nin sorunudur. Sen vatandaşına çözüm sağlarsan, tüketime değil üretime dönük bir toplum yaratırsan. İstanbul’ a göç değil, İstanbul’dan göç olur. Böylece sorun zaman içinde kendiliğinden çözülmüş olur.
Y.Kaba- Söyleminizden İstanbul’un sorunu, diğer illerimizdeki sorunların toplamı anlamı çıkıyor sanki. İllerden seçilen milletin vekilleri, sorunlara duyarsızlar mı? TBMM bu sorunları gündeme getirmiyorlar mı?
Hızır Yılmaz-Milletvekilleri sorunları çok iyi biliyorlar. Türkiye’yi kim yönetiyor, ona bakmak gerek. Türkiye; Ankara’dan mı yönetiliyor? TBMM’mi yönetiyor? Yoksa başbakan tek başına mı yönetiyor? Aslında şöyle diyebiliriz. Türkiye Ankara’dan değil de, Ankara kim tarafından yönetiliyor? İktidar partisi milletvekillerinin önerge verme hakları var mı? Aslında var ama bu haklarını kullanabiliyorlar mı? Özgür irade ile görevlerini yapabiliyorlar mı? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın işareti aksine oylama yapabiliyorlar mı? Oyların rengini grup başkanvekili belirliyor. Milletvekillerinin ret veya evet oylarını niçin kullandıklarını dahi bilmedikleri iddiaları var. Kabul ettikleri ya da reddettikleri bir metnin ne olduğunu sorsanız size ne olduğunu söyleyemezler. Çünkü konu ilgi alanlarına girmiyor. Halkın sorunları, Başbakan’ın olaya nasıl baktığı ile ilgilidir. İktidar milletvekillerini iktidar sürecinde TBMM’ne verdikleri bir tek önerge göremezsiniz. Bunu yapamadıkları gibi, muhalefet partisi milletvekillerinin herhangi bir sorunla ilgili verdikleri bir önergeyi, halkın yada bölgenin yararına olsa dahi, müzakere edebilme cesaretleri yoktur. TBMM’nde olma gerekçeleri ise halkın yani milletin vekilleridirler. Ama gerçek ne yazık ki öyle midir? Bunu halkımın da görüşüne sunmak isterim. Yani tek adam yönetimi vardır. Recep Tayyip Erdoğan ne derse odur. Diğerleri onun verdiği direktifleri uygulamaktadırlar. Anayasa Komisyonu Başkanı Sayın Burhan Kuzu; bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada “Sayın Başbakanın izni ve haberi olmadan kimse tek başına hareket edemez, siz istediğiniz kadar Parlamenter sistem içinde olduğunuzu düşünün, her şey Başbakanın iki dudağı arasındaki bir çift sözden ibarettir. Meclise sunulan bir yasa teklifine dahi Başbakanın izni olmadan onay veremez” dedi. Buda açıkça gösteriyor ki Türkiye sivil dikta ile idare ediliyor.
Y.Kaba-Boğaziçi’nde vatandaşa bir çatı onarım izni dahi verilmez iken, sevda tepesine yapı izni verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hızır Yılmaz-Hiç şaşırmadım, Büyükşehir Belediye Meclisinde böyle bir gündem yokken, aynı gün içinde Büyükşehir Meclisinden imar kararı geçmiştir. Kral, Türkiye’ye geldiğinde, kaldığı otele, ayağına kadar gidilmişse, Sevda Tepesi’nde ki uygulamaya şaşırmak saflık olur. Her ikisi de bu sevdadan vazgeçmez. Ağaya olur, paşaya olur, vatandaşa gelince ya bahaneler üretilir ya da isterlerse olur. Buda onların ülkeyi, sistemle değil keyfiyetle yönettiklerini gösterir.
Vatandaşın oturduğu konutun çatı onarımı izni alamaması ise hazin bir tablo. Bu da milletin iradesi olduklarını her fırsatta söyleyenlerin samimiyetini ortaya koyuyor.
Y.Kaba-Peki sizce başka bir ülkenin kralının öncelikleri, bir Türk vatandaşının önceliklerinden önde mi gelir?
Hızır Yılmaz- Buna en iyi yanıtı Yüce Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk şu sözlerle vermiş “Bir Türk Dünyaya Bedeldir” Bu söz bu sorunun yanıtıdır ve çok anlamlıdır. T.C Vatandaşının önceliği, her zaman yabancıların önündedir. Ancak nedense bu söz pek anlaşılmak istenmez, başka anlamlar yüklenerek, gerçek kavramı halktan saklanmaya çalışılır.
Y.Kaba-CHP İlçe Başkanı olarak Beykoz’da ilk seçimlerde hedefiniz nedir?
Hızır Yılmaz- Beykoz’da CHP olarak, geçtiğimiz aylarda 4 adaylı bir kongre süreci yaşadık, seçimlerin doğası bir aday kazanır. Örgüt beni seçti, çok adaylı seçimden dolayı bazı tereddütler yaşandı kırılmalar ve küskünlüklerden korkuldu. Ama öyle olmadı, parti olarak bu kongreden güçlenerek çıktık, tek yürek olduk. Hedefimiz halka hizmet, arkadaşlarım yıllarca genci yaşlısı, kadını erkeği, CHP’ye yıllarca katkı veren insanlar. Bu nedenle kongre sonrası hesabı sandıkta bıraktık. Beykozluya nasıl hizmet edebiliriz çalışması içindeyiz, sorunları hep birlikte yaşıyoruz. Bu nedenle çözüm biziz, enerjimizi bu sorunlara yoğunlaştırıyoruz. Önümüzdeki süreçte örgütüm beni nereye layık görürse ve hangi göreve uygun bulursa orada işimi yaparım. Başkan adayı ol derlerse olurum. Yok İlçe Başkanı kal derlerse orada kalırım. Milletvekili adayımız ol derlerse orada olurum. Beykoz CHP Örgütünün vereceği tüm görevlerde canım pahasına görevden kaçmam. Örgüt dışından gelecek hiçbir telkinin benim nazarımda bir değeri yok. Biz hep birlikte başaracağız, örgütüm ve Beykozlu hemşerilerimle. Beykoz’a Sosyal Demokrasinin bayrağını yani sorunların çözümü bayrağını dikeceğiz. Korkunun ecele faydası yok. Sayın Yücel Çelikbilek’ e benden tüyo. “2b çıktı ondan kaybettim” diye savunsun kendini.
Röportaj: Yaşar Kaba - (www.istanbulflash.com)























