T24 yazarı gazeteci Tolga Şardan, 28 Şubat sürecinde “Emniyet’teki darbe gecesi”nin merkezindeki isim olan Emekli Vali ve Emniyet Genel Müdürü (EGM) Alaaddin Yüksel’in ölümünün ardından EGM makam odasına yönelik yaşanmış operasyon olayını köşesine taşıdı.

Tolga Şardan'ın "Emekli Vali ve Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel’in ölümü" başlıklı köşe yazısında şu ifadeler yer aldı :
"28 Şubat sürecinde “Emniyet’teki darbe gecesi”nin merkezindeki isim hayata veda etti.Bu isim, Emekli Vali ve Emniyet Genel Müdürü
Alaaddin Yüksel’den başkası değil.Emekli Vali Yüksel, önceki hafta sağlık sorunları sebebiyle hayatını kaybetti.Yüksel’in hayata vedasını duyunca, merkezinde yer aldığı ve ülke gündeminde tartışılan “Emniyet’te gece darbesi” olayını hatırladım.Ülkenin siyasi tarihinde önemli yeri bulunan 28 Şubat sürecinin içindeki en dikkat çekici olaylar arasındadır bu.Kısaca özetleyim; Yüksel, Trabzon Valisi iken Nisan 1996’da, görevdeki Başbakan
Mesut Yılmaz’ın yönetimindeki 53. Hükümet yani Anayol kabinesince Emniyet Genel Müdürü yapıldı.Yüksel’in göreve başlamasından hemen sonra Haziran 1996’da Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin koalisyonuyla Refah Yol Hükümeti iş başı yaptı.Anayol’un İçişleri Bakanı
Ülkü Güney’in yerine bu koltuğa Refahyol döneminde
Mehmet Ağar oturdu. Ağar, Başbakan
Necmettin Erbakan’ın Libya gezisine yönelik eleştirilerde bulununca 8 Kasım 1996’da istifa etti. Bu arada istifadan beş gün önce Türkiye’yi yaşandığı dönemde “mafya-siyaset-devlet” düzleminde büyük çalkantılara sokan ünlü Susurluk Kazası yaşandı.Gerek kaza sonrasında kendisine yönelik ağır iddialar gerekse Libya gezisini protesto etmesiyle Ağar’ın ayrıldığı makama DYP’li
Meral Akşener oturdu.Genç bir siyasetçi olarak İçişleri Bakanı olan Akşener’in ilk icraatlarından birisi Emniyet Genel Müdürü Yüksel’i değiştirmekti.Takvimler Nisan 1997’yi gösterdiğinde Akşener ve ekibinin hazırladığı valiler kararnamesiyle Yüksel görevinden alındı ve yerine dönemin Hakkâri Valisi
Kemal Çelik atandı.Bu satırların yazarının gazeteci olarak bizzat takip ettiği süreçte, daha ilginç gelişmeler yaşandı.Refahyol Hükümeti’ne karşı rahatsızlığını sürekli gündeme getiren Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) destek verdiği bürokratlar arasındaki Yüksel, atama kararnamesine karşın odasını boşaltmadı.Ve 4 Nisan gecesi saat 03.30 sıralarında Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) Dikmen yerleşkesinde hareketli saatler yaşanmaya başlandı.Yaşananlar o kadar heyecanlıydı ki, EGM yerleşkesinin hemen karşısındaki Kara Harp Okulu’nun nöbetçi askerleri teyakkuza geçip, tam teçhizatlı vaziyet almışlardı.İçişleri Bakanı Meral Akşener, bu saatte bizzat binaya geldi. Nöbetçi polislerin meraklı bakışları altında nizamiyeden giren Akşener’in beraberinde Hakkâri’den gelen yeni Emniyet Genel Müdürü
Kemal Çelik ve yakın çalışma ekibinden isimler vardı. Bu isimlerin başında dönemin Emniyet İstihbarat Başkanı
Bülent Orakoğlu bulunuyordu.Akşener ve beraberindekiler, binanın ikinci katındaki genel müdür makam odasına geldiler. Binanın ışıkları tamamıyla yanmaya başlarken; evinden getirtilen Yüksel’in özel kalem müdürü odanın kapısının kilidini açtı ve Çelik, Emniyet Genel Müdürü olarak o an itibarıyla göreve başladı.Yüksel, görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Önce Balıkesir’de, sonra İzmir’de ve son olarak da Ankara’da valilik yaptı. Yüksel 2014’te emeklilik hakkını kullandı.Akşener dün siyasetten ayrıldı, bugün evinde. Kemal Çelik önce DYP’den milletvekili oldu. Şimdilerde AKP’den Antalya milletvekili. Orakoğlu, 28 Şubat sürecinde “polisin, askeri takibe aldığı ve telefonlarını dinlediği” iddiaları çerçevesinde Emniyet İstihbarat Başkanı iken gözaltına alındı, tutuklandı cezaevine girdi. Şimdilerde iktidar yanlısı Yeni Şafak’ta yazarlık yapıyor.Bilmeyenler için küçük bir kesit aktardım.Bu arada Yüksel’in yaşamını yitirmesi sebebiyle ne İçişleri Bakanlığı’nın ne de Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, sosyal medyada herhangi bir paylaşımda bulunmaması dikkat çekici.Yüksel’in konumunu beğenip beğenmemek bir yana, bugün o makamlarda oturanlar, ebediyete intikal edince acaba nasıl hatırlanacaklar? "
Tabi ki 28 şubatçı darbeciler hatırlayabilirse efferin diyecek, ama o dönemde darbeci 28 şubatçılara yakın diye darbeye karşı millet tarafından kötü hatırlanacak...