Nartların masal ülkesi Abhazya’da Bağımsızlık ruhu tüm Abhaz ulusunu kuşattı.Bağımsızlığını ilanından günümüze Abhazya’yı beş ülke tanıdı bu ülkeler: Rusya, Nikaragua, Venezüella, Nauru ve Tuvalu.
Abhazya'nın nüfusu yaklaşık 400 bin. Ancak Abhaz kentlerinde yaşayanların sayısı 200 binin altında. Yani Abhazlar, kendi ülkelerinde azınlığa düşmüş durumda, yüzölçümü: 8.600 km² olan Güneybatı Karadeniz kıyısında bulunan küçük ve şirin bir masal ülkesi Kafkasya’nın.
Abhaz halkının, tarihi çok eskilere dayanır. Abhaz tarihi Antik Yunan kaynaklarından izlenebilmektedir. Antik Grekler, ayrım yapmadan Doğu Karadeniz kıyılarında yaşayan herkese „COLCHIS“ demişlerdir. Strabo'ya göre M.Ö. 1.yy da Abhazya'nın sınırları bugünkü Pitsunda kentinin bulunduğu yerden, Trabzon'a kadar uzanmaktaydı. Hekataios (M.Ö.500) Heniokhai'yi (Wubıh Yurdu) Abhazya'nın sınırları içinde göstermektedir. Karyanda ise (M.Ö. 500) Akhaioi (Achaenos) olarak belirttiği toplumu ve bölgeyi yine Abhazya ile çakıştırmaktadır.
Bu yöreler, Ortaçağ başlarında, Bizans İmparatorluğu'nun nüfuz alanı olarak görülmektedir. Dolayısı ile İmparator Justinyanus döneminde Hıristiyanlık dini ile tanışmışlardır. Özellikler Pitsunda yöresi, Abhaz Hıristiyanlığının dini ve kültürel merkezi olmuştur. Bu dönemim Hıristiyan kaynakları ve Ortaçağ Gürcü tarihçileri Abhazların varlığından söz etmektedir. 8. yüzyıl sonlarında Bizans İmparatorluğu'nun gücü azalınca, Abhaz Kralı 2.Leon, Abhazya, Egrisi, Likhe'yi de kendi tacı altında Abhaz Krallığı olarak birleştirmiştir.
Giderek Abhaz Krallığı bugünkü batı Gürcistan'ı da içine alan bir genişliğe ulaşmıştır. Bu durum 200 yıl sürmüştür. Bu dönem Abhaz Kralı 3.Bagrat’in Gürcü tahtına çıkarak iki devleti birleştirdiği tarihe kadar sürmüştür. 790–975 tarihleri arasında ''Abhazia'' adı, bütün Gürcistan'a verilen ad olarak kalmıştır. 13.yy'da Moğolların batıya yürüyerek Selçuklu devletini yıkmaları sonucu Gürcistan'ın özellikle doğu ve orta kısmı Moğolların eline geçmiştir. Tiflis yakılıp yıkılmış, Moğol vahşetinden kaçan Gürcüler batıda yoğunlaşmıştır. Bu olaylar sonucu devlet yönetimi çökmüş, devlet, eskiden olduğu gibi yine Abhaz ve Gürcü prenslikleri olarak ikiye bölünmüştür.
Abhazların Müslüman oluşu 14. yy'da Mingrel (Laz) Prensi Georgi Dadiani, Abhaz Hanedanı Çaçba’ları kuzeye sıkıştırarak Abhazya'nın güneyini, bugünkü Gal ve Oçamçıra bölgelerini ele geçirmiştir. Bu zaman dilimi içinde sıkışan nüfusun bir kısmı, kuzeydekileri de iterek harekete geçmiş, küçük bir grup Abhaz ile Abhazya ve Wubıh bölgesi arasında oturanlar, bugünkü Adler, Loov Mitesta (Abazacada Mıtsaşta-ateş yolu) ile Mızımta vadisinden kalkarak ve Kulhor geçitlerinden kuzeye, bugünkü Çerkessk ve Kabardey topraklarına doğru yayılmışlardır. Abhazya topraklarında kalanlar ise, zaman zaman Mingrelya egemenliğine başkaldırarak çatışmalara girmişlerdir. Tam bu sıralarda, 16.yy'ın başlarında Osmanlılar, Abhaz Halkı ile İslamiyet'i tanıştırmışlardır. 1500–1800 arası 300 yıl, Türk-Abhaz ilişkilerinin yoğun yaşandığı dönem olarak tarihte yer almaktadır. Abhazya'da Osmanlı egemenliği, Rus saldırıları sonucu 1810' da sona ermiştir. Bu dönemde Abhaz nüfusunun büyük bir çoğunluğu İslamiyet'i kabul etmiştir. Bu tarihten itibaren Rus-Abhaz çatışmaları başlamaktadır. Abhaz halkı, Çar yönetimini her fırsatta ayaklanarak kabul etmediğini belirtmiştir.
Abhazya Cumhuriyeti'ne doğru 1864'te biten Kafkas-Rus savaşları, bütün Kuzey Kafkasya'da olduğu gibi Abhazya'da da halka çok büyük felaketler getirmiştir. Bu dönemde Abhaz tahtında bulunan ve Rus ordularında generallik yapmış olan Çaçba Hamid (Mikhail Şervaşidze) 11–12 Mayıs 1864'deki intihar savaşlarını engelleyememiştir. Felaket, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşıyla büyümüş ve Abhazya tarihinin en büyük nüfus kaybına ve kıyımına sahne olmuştur. Ülkede bugün yaşayan Abhazlar 120 bin civarındadır. Türkiye'de yaşayan Kuzey Kafkasyalıların 500 bin kadarının Abhaz kökenli olduğu dikkate alındığında, bu trajik sürgünün boyutları açıkça gözler önüne serilecektir. 1918 yılı içerisinde Abhazya'da ilk Sovyet yerel yönetimi kurulmuştur. Kırk gün süren bu yönetim, Menşevik Gürcü hükümetinin saldırısı sonucu ortadan kaldırılmıştır. Yeni yönetim kurulduktan hemen sonra Mahalli Askeri Devrim Komitesinin yöneticileri olan Efrem Eşba, Nestor Lakoba, Platon Agiyaşvili, N. Akırtaa, V.I. Lenin ve J. Stalin'e, Abhazya'ya ilişkin kararlarında ağırlık noktalarının şu üç şeyi kapsamasını bildirmişlerdir.-Abhazya'nın birinci derecede bir devlet olarak ilan edilmesi, -Abhazya'nın Sovyet Federasyonu içerisinde yerini alması, -Halkın kendi kaderine terk edilmemesi ve Sovyet Rusya ile bağdaşlaştırılması (henüz Gürcistan'a bağlı değil) Özgür Abhazya Cumhuriyeti'nin kurulmuş olduğu 31 Mart 1921' de Lenin'e bildirilmişken Gürcistan ancak 21 Mayıs'ta, “Bağımsız Abhazya Cumhuriyeti'ni” tanıdığını açıklamıştır. Bu gelişmeleri tehlikelerde bekliyordu. 5 Temmuz 1921' de Komünist Parti Merkez Bürosunda toplanan Stalin'in verdiği karar şöyleydi: Parti çalışmaları açısından Abhazya'nın Özerk Cumhuriyet statüsünde ve Gürcistan Sosyalist Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalması gerekmektedir. Stalin'in bu müdahalesi, Abhazya Cumhuriyeti'ne ve Abhaz halkına duyduğu ve saklayamadığı kin ve düşmanlığını da belirtmektedir. Stalin'in bu tutumunun, Sosyalist Rusya Federatif Cumhuriyeti'nin (RSFSR) ve Sovyetler Birliği Sendikaları Komitesinin (VISK) tepkisiyle karşılaştığı, 8 Eylül 1921'de açıklanmıştır. Bütün bu direnmelere karşın, Abhazya, 1922 yılında, başlangıçta anlaşmalı bir federatif statüyle Gürcistan devletine bağlanmıştır. 1931 yılında ise, “Karşılıklı Anlaşma ve Özel İttifak“ tek yanlı olarak bozulmuştur. Abhazya yalnızca özerklik hakkına layık görülerek Gürcistan Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanmıştır. Tarihsel olarak Abhaz halkının yerleşim alanı olan Kodor vadisi Gürcistan’ın işgali altındadır. Gürcistan sözüm ona Kodor vadisinde yukarı Abhazya diye bir yönetim kurmuştur. Ülkeyi 15 yıllık dönemde en çok ekonomik ambargo vuruyor. Yani Abhazlar bir kez daha küllerinden doğmaya çalışıyor. Başkent Sohum’da adım başı savaşın izlerini taşıyan binalar görülüyor. Her biri delik deşik. Abhazlar bir yandan karınlarını doyurmaya çabalarken, diğer yandan da bu binaları restore etmeyi hedefliyor. Güzel atlar ülkesidir... Abhazya, Diğer Kafkas halklarından farklı olarak bir yabze anayasası var, Abhaz delikanlıları, Yabze”ye uymamanın “yemuk” yani “ayıp olduğunu öğrenerek büyüdüler. Abhaz erkekleri, At sevgisinin tutku haline geldiği bu bu masallar ülkesinde Bundan ötürü at çalmayı asla hırsızlıktan saymadılar ve at çalıp getirmeyen delikanlıya da kız vermediler. Rusya’nın Abhazya’yı tanıması tamamen siyası bir ataktır. Tarihsel olarak Ruslar Kafkas haklarını soykırıma uğratan, sürgün eden, yurtlarına el koyan, onları zorla Ruslaştırıp, Hıristiyanlaştıran sömürgeci bir halktır ve Kafkas haklarının en azılı düşmanıdır. Rusların Kafkas halklarına yaptığı mezalimin en canlı tanığı Çerkez soykırımı. Rusya tarihsel olarak, Gürcü emperyalizmini Kafkasya stratejisinin bir parçası olarak kullanma konusunda oldukça deneyimli. Koşullarını kendisinin belirlediği bir savaşta çıkarları için attığı adımları dünyaya bir kurtarıcılık misyonuyla yutturmaya çalışan Rusya için son savaş ayrıca kendi kamuoyunu da aldatmak için bir araç haline geldi. Rus milliyetçiliğinin kararmış vicdanını ne kadar paklar bu operasyon bilemiyoruz ancak mağdurları Rusya'nın gerçek yüzünü gayet iyi biliyor. Eğer Gürcistan’da Amerikan ve Batı yanlısı bir yönetim yerine Rus yanlısı bir yönetim olsaydı, Rusya Abhazya’yı asla tanımazdı.
Yücel Tanay - TNA
Abhazların Müslüman oluşu 14. yy'da Mingrel (Laz) Prensi Georgi Dadiani, Abhaz Hanedanı Çaçba’ları kuzeye sıkıştırarak Abhazya'nın güneyini, bugünkü Gal ve Oçamçıra bölgelerini ele geçirmiştir. Bu zaman dilimi içinde sıkışan nüfusun bir kısmı, kuzeydekileri de iterek harekete geçmiş, küçük bir grup Abhaz ile Abhazya ve Wubıh bölgesi arasında oturanlar, bugünkü Adler, Loov Mitesta (Abazacada Mıtsaşta-ateş yolu) ile Mızımta vadisinden kalkarak ve Kulhor geçitlerinden kuzeye, bugünkü Çerkessk ve Kabardey topraklarına doğru yayılmışlardır. Abhazya topraklarında kalanlar ise, zaman zaman Mingrelya egemenliğine başkaldırarak çatışmalara girmişlerdir. Tam bu sıralarda, 16.yy'ın başlarında Osmanlılar, Abhaz Halkı ile İslamiyet'i tanıştırmışlardır. 1500–1800 arası 300 yıl, Türk-Abhaz ilişkilerinin yoğun yaşandığı dönem olarak tarihte yer almaktadır. Abhazya'da Osmanlı egemenliği, Rus saldırıları sonucu 1810' da sona ermiştir. Bu dönemde Abhaz nüfusunun büyük bir çoğunluğu İslamiyet'i kabul etmiştir. Bu tarihten itibaren Rus-Abhaz çatışmaları başlamaktadır. Abhaz halkı, Çar yönetimini her fırsatta ayaklanarak kabul etmediğini belirtmiştir.
Abhazya Cumhuriyeti'ne doğru 1864'te biten Kafkas-Rus savaşları, bütün Kuzey Kafkasya'da olduğu gibi Abhazya'da da halka çok büyük felaketler getirmiştir. Bu dönemde Abhaz tahtında bulunan ve Rus ordularında generallik yapmış olan Çaçba Hamid (Mikhail Şervaşidze) 11–12 Mayıs 1864'deki intihar savaşlarını engelleyememiştir. Felaket, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşıyla büyümüş ve Abhazya tarihinin en büyük nüfus kaybına ve kıyımına sahne olmuştur. Ülkede bugün yaşayan Abhazlar 120 bin civarındadır. Türkiye'de yaşayan Kuzey Kafkasyalıların 500 bin kadarının Abhaz kökenli olduğu dikkate alındığında, bu trajik sürgünün boyutları açıkça gözler önüne serilecektir. 1918 yılı içerisinde Abhazya'da ilk Sovyet yerel yönetimi kurulmuştur. Kırk gün süren bu yönetim, Menşevik Gürcü hükümetinin saldırısı sonucu ortadan kaldırılmıştır. Yeni yönetim kurulduktan hemen sonra Mahalli Askeri Devrim Komitesinin yöneticileri olan Efrem Eşba, Nestor Lakoba, Platon Agiyaşvili, N. Akırtaa, V.I. Lenin ve J. Stalin'e, Abhazya'ya ilişkin kararlarında ağırlık noktalarının şu üç şeyi kapsamasını bildirmişlerdir.-Abhazya'nın birinci derecede bir devlet olarak ilan edilmesi, -Abhazya'nın Sovyet Federasyonu içerisinde yerini alması, -Halkın kendi kaderine terk edilmemesi ve Sovyet Rusya ile bağdaşlaştırılması (henüz Gürcistan'a bağlı değil) Özgür Abhazya Cumhuriyeti'nin kurulmuş olduğu 31 Mart 1921' de Lenin'e bildirilmişken Gürcistan ancak 21 Mayıs'ta, “Bağımsız Abhazya Cumhuriyeti'ni” tanıdığını açıklamıştır. Bu gelişmeleri tehlikelerde bekliyordu. 5 Temmuz 1921' de Komünist Parti Merkez Bürosunda toplanan Stalin'in verdiği karar şöyleydi: Parti çalışmaları açısından Abhazya'nın Özerk Cumhuriyet statüsünde ve Gürcistan Sosyalist Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalması gerekmektedir. Stalin'in bu müdahalesi, Abhazya Cumhuriyeti'ne ve Abhaz halkına duyduğu ve saklayamadığı kin ve düşmanlığını da belirtmektedir. Stalin'in bu tutumunun, Sosyalist Rusya Federatif Cumhuriyeti'nin (RSFSR) ve Sovyetler Birliği Sendikaları Komitesinin (VISK) tepkisiyle karşılaştığı, 8 Eylül 1921'de açıklanmıştır. Bütün bu direnmelere karşın, Abhazya, 1922 yılında, başlangıçta anlaşmalı bir federatif statüyle Gürcistan devletine bağlanmıştır. 1931 yılında ise, “Karşılıklı Anlaşma ve Özel İttifak“ tek yanlı olarak bozulmuştur. Abhazya yalnızca özerklik hakkına layık görülerek Gürcistan Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanmıştır. Tarihsel olarak Abhaz halkının yerleşim alanı olan Kodor vadisi Gürcistan’ın işgali altındadır. Gürcistan sözüm ona Kodor vadisinde yukarı Abhazya diye bir yönetim kurmuştur. Ülkeyi 15 yıllık dönemde en çok ekonomik ambargo vuruyor. Yani Abhazlar bir kez daha küllerinden doğmaya çalışıyor. Başkent Sohum’da adım başı savaşın izlerini taşıyan binalar görülüyor. Her biri delik deşik. Abhazlar bir yandan karınlarını doyurmaya çabalarken, diğer yandan da bu binaları restore etmeyi hedefliyor. Güzel atlar ülkesidir... Abhazya, Diğer Kafkas halklarından farklı olarak bir yabze anayasası var, Abhaz delikanlıları, Yabze”ye uymamanın “yemuk” yani “ayıp olduğunu öğrenerek büyüdüler. Abhaz erkekleri, At sevgisinin tutku haline geldiği bu bu masallar ülkesinde Bundan ötürü at çalmayı asla hırsızlıktan saymadılar ve at çalıp getirmeyen delikanlıya da kız vermediler. Rusya’nın Abhazya’yı tanıması tamamen siyası bir ataktır. Tarihsel olarak Ruslar Kafkas haklarını soykırıma uğratan, sürgün eden, yurtlarına el koyan, onları zorla Ruslaştırıp, Hıristiyanlaştıran sömürgeci bir halktır ve Kafkas haklarının en azılı düşmanıdır. Rusların Kafkas halklarına yaptığı mezalimin en canlı tanığı Çerkez soykırımı. Rusya tarihsel olarak, Gürcü emperyalizmini Kafkasya stratejisinin bir parçası olarak kullanma konusunda oldukça deneyimli. Koşullarını kendisinin belirlediği bir savaşta çıkarları için attığı adımları dünyaya bir kurtarıcılık misyonuyla yutturmaya çalışan Rusya için son savaş ayrıca kendi kamuoyunu da aldatmak için bir araç haline geldi. Rus milliyetçiliğinin kararmış vicdanını ne kadar paklar bu operasyon bilemiyoruz ancak mağdurları Rusya'nın gerçek yüzünü gayet iyi biliyor. Eğer Gürcistan’da Amerikan ve Batı yanlısı bir yönetim yerine Rus yanlısı bir yönetim olsaydı, Rusya Abhazya’yı asla tanımazdı.
Yücel Tanay - TNA
























