|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

NOBEL KARDEŞLERİ VE AZERBAYCAN
  • Reklam
Dr. Nazile ABBASLI

Dr. Nazile ABBASLI

NOBEL KARDEŞLERİ VE AZERBAYCAN

27 Ağustos 2020 - 13:49 - Güncelleme: 27 Ağustos 2020 - 13:57

NOBEL KARDEŞLERİ VE AZERBAYCAN  

Kim bu kardeşler?

Genel olarak Nobel ismini duyan her kes bir anda senede bir adı ile bağlı olan Alfred Nobel’i hatırlar. Alfred Bernhard Nobel, İsveçli kimyager ve mühendis, dinamitin mucidi

Çok az insan Nobel Kardeşler'in, Alfred Nobel, Ludvig Nobel ve Robert Nobel'in, bir zamanlar Bakü'de yaşadıklarından ve burada fabrika kurduklarından haberdardır. Nobeller önce Rusya'da silah üretimi ve gazyağı ticareti ile uğraşıyorlardı. Robert Nobel 1870'li yılların başlarında Petersburg'dan Azerbaycan'a gelerek petrol çalışmaları ile ilgilenmiştir. O daha sonraları kendi kardeşini de bu sektöre çekmiş ve birlikte 1879 yılında "Nobel Kardeşleri Şirketi"ni kurmuşlardır. Nobel Kardeşler, Bakü'de petrol sanayinin gelişmesi ve yeni nakliye imkanları yaratmak için her tür girişimde öncülük yapmışlardır. Vasiyetiyle Nobel Ödülleri'ni başlatmıştır. Yıllardır, her Aralık ayının 10 da nefesler tutulur bu ödülün kimleri bulacağı beklenilir. Pekiyi, kimdir bu Nobel ve Nobeller ailesi ki, bu paralar bir türlü bitmek, tükenmek bilmiyor. Bu ödüller kimlere verilir? Gerçek sahiplerini buluyor mu, yoksa aynı halkanın devamı olarak duruyor. Bunlar aslinde gerçek bir tartışma konusudur. Bu konuya bir daha döneceğiz. Ama şimdi bu ödülün sahipleri ve onların hayat hikâyesi dikkatimi çekti, çünkü bu ailenin bir ayağı dinamit lokumuna, diğer ayakları ise Azerbaycan’a, Bakü petrolüne bağlı olduğunu belki de birçoklarınız bile bilmiyorsunuz.

Gelelim ailenin ilk çocuğu Alfred Nobel’e. 1883’te İsveçli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Mühendis olan babası ve üç kardeşiyle birlikte iş hayatına başladılar. Giriştikleri bu hayat Stockholm, Petersburg ve Bakü ekseninde seyretti. Patlayıcılar konusunda dinmez merakı bir kardeşinin hayatına mal oldu ise o bu çalışmasından yılmadı, tam tersi daha hızlı çalışmağı ön gördü. Önce nitrogliserinin güvenli bir şekilde korunabildiğini ve gerektiğinde infilak ettirebildiğini buldu. Çok mutlu idi. Daha sonra ise ona gerçek anlamda ün getiren büyük icadı devreye girdi. O da dinamit idi. Söylentilere göre şöhret ve servet iş de bu buluştan sonra gerçekleşti. Ama ne kadar doğru olduğunu söylemek bir az zor. Çünkü diğer iki kardeş servetin yolunu ondan evvel bulmuşlar bile. Böyle ki, Alfred Nobel patlayıcılarıyla meşgulken, kardeşleri Ludvig ve Robert Azerbaycan’da petrol aramakta idiler. Rus petrolleri adına Bakü’de zengin yataklar keşfeden Nobel kardeşler, Alfred’in dinamitleri sayesinde petrole o kadar hızlı ulaştılar ki, kısa zamanda dolar milyoneri olmayı başardılar. Evet, Nobel’in servetinin içerisinde dinamit ve Azerbaycan petrolünün kokusu halen de duruyor diye biliriz.

Dedemin anlattıkları

O günleri yaşayanlardan birisi de bu kardeşlerin çok sevdikleri çalışanlarından biri olan rahmetli dedem idi. Onun anlattıklarının hiç unutmadım.

Annemin babası, yani dedemler kalabalık bir aile idi. Onlar bu gün Ermenilerin elinde bulunan Sisyan ilinden Nahçıvan’a göç etmişlerdi. Culfa bölgesinin Erefse köyüne yerleşmişlerdi. Babaları Abbas ve anneleri Güllüden dokuz çocuk dünyaya gelir. Beş erkek ve dört kız. İki ağabeyi anti Sovyet propagandası yaptıklarından dolayı çok genç yaşlarında kurşuna dizildiler. O zamanlar eğitimli çok az kişi vardı. Onlardan birisi de dedemin ağabeyi köy muhtarı Rıza idi. Köy halkı ve etraf ilçe ve illerde iyi tanınır ve sevilirdi. Problemi olan, okumaya yazmağa ihtiyacı olan her kes ona koşardı. Maalesef, Sovyet devrinin bazı yalakaları onu fazla çekemediler ve anti Sovyet propaganda yaptığı gerekçesiyle yakalattılar. Her kes gibi o da sorgusu yapılmadan kurşuna dizildi.

( Bu bir gerçek ki, o zamanlar, yani 1930’larda kurşuna dizilenlerin çoğu anti Sovyet propagandası yaptığı gerekçesiyle kurşuna dizildiler)        

Diğer kardeşi Mehmet Hüseyin de onunla ayni kaderi paylaştı. Dedemler ikiz kardeşlerdi.1901 senesinde Nevruz bayramı kadir gecesi ile ayni güne rastladığı için dedeme Kadir, kardeşine ise Bayram ismi verilir. Kadir ile Bayramı biri birilerinden ayırmak hiç de kolay değildi. Yalnız anneleri kimin kim olduğunu bilerdi. Başka hiç kimse onları ayıramazdı. İki ağabeyin ölümü, babalarının vefatı, onsuzda zor geçinen bir ailenin yükünü gencecik olan bu iki kardeşin omuzlarına yüklendi. Ağabeylerinden biri ise hastalıktan vefat etmişti. Bayram Erefse köyünde devlete mahsus bir kuruluşta muhasip olarak çalışıyordu.. Dedem Kadir ise 15 yaşında köyünü terk ederek Bakü’ye geldi, Nerede çalışacağını, kimin yanına gedeceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Bildiği tek bir şey vardı, o da bir an önce ekmek parası kazanmak, eve beş on kuruş para göndermek. İşte, o sırada Nobel kardeşlerinin yanlarında çalışacak işçilere ihtiyacı olduğu söylentisini duyuyor. Onu her iki kardeşle görüştürüyorlar. Boyu posu ile dikkatleri çeken dedem çalışkanlığı ile de sevilmeye başlıyor. İlk dört beş ayı az, daha sonra ise çok iyi para kazanmaya başladı. Tabii ki, Nobel kardeşler servetlerinin üstüne servet katladıkça orada çalışanları da bazen mutlu etmek gerekiyordu. İşin en ilginç tarafı bu kardeşlerin daima işçilerin yanında bulunmaları idi. Şimdiki gibi bir patrona elli korumacı düşmezdi.   Rusya 1872 yılında yabancı sermayeyi memlekete davet ederek ilk 20 senelik faaliyet esnasında muazzam gelişmeler kaydetmişti. Bilhassa Baku petrol sahalarında çalışan şirketlerin arasında Fransız Rotsçild ve İsveçli Nobel Sermayeleri vardı. İlk modern tanker 1877’de Hazar denizinde çalıştırılmıştı.1883’de Batum-Baku demiryolu inşa olunarak Kara Denize aktarılan petrol bu yolla da Avrupa piyasasına ulaştırılmıştı.1885 yılında Dünyanın ilk okyanus tankeri de yine bu şirketler tarafından yapılmıştı.1886 da ise Almanlar ilk Transatlantik tankerine ( Glaukauf ) sahip olmuşlardı. Aynı yılda bu tanker New York’tan hareket ettirilmişti.   Rus petrolünün kükürdü azvi parafin bazından olmadığı için gazyağı istihsaline daha elverişli idi. Ayrıca Baku petrollerinin işletme masrafları da çok düşüktü. Böylece Amerika da Rus rekabetine karşı koyamaz duruma gelmişti. Rusya’nın hayatında ise Baku petrolleri çok önemli idi. Onun ekonomisinin yükselmesinde Nobel kardeşlerinin payı çok idi.1883’de Baku petrolünün %23 bu kardeşler sayesinde Rusya’ya gönderilirdi.

Bakü’den Hindistan’a giden yolculuk

 Tabii, Rusya Azerbaycan’da bitmek tükenmek bilmeyen bu servete gözlerini kapatamazdı. Odur ki her tür oyuna başvurmakta kararlı idi. Bunu zaman içerisinde Robert ve Ludvig Nobel kardeşleri de farkında idiler. Onlar yeni arayışlara başlamakta ısrarlı görünüyorlardı. Buldukları merkez ise Hindistan idi. Hindistan’a giderken en başarılı işçileri de yanlarına almağı kararlı idiler. Onlardan birisi de dedem Kadir idi. Dedem razılık vermişti. Hindistan sınırlarına varmadan alınan kötü haber her kes gibi dedemi de tedirgin etti.   Rusya’da baş veren darbe haberleri sınırların kapatılması anlamına da geliyordu. Dedem çok korkmuştu. Arkada gözü yollarda kalan anne ve yardıma ihtiyaç kardeşleri vardı. Nobeller yanlarına aldıkları kişilerle bir araya gelerek olayı onlarla paylaştılar. Gitmek isteyenlere yardımcı olacakları sözü verdiler.

Gezmeye yaban iller, ölmeye Vatan yahşi

Vatan ve aile özlemini dile getirmiş, geri dönmek istediğini yetkililere bildirmiştir.

Bir grup genç geri döndü. Aralarında dedem de vardı. Nobel kardeşleri onların yol masraflarını ve harçlarını da ödeyerek yolcu ettiler. Dedem vatana-Azerbaycan’a geri dönmesine döndü ama bundan sonra hayatı tamamen değişti. Ömrünün sonuna kadar da Nahçıvan’ın, Culfa iline bağlı Abrakunis köyünde yaşadı ve çalıştı. Ama ne hikmetse o anları hiçbir zaman unutmadı. İşte bizim ailede Nobeller böyle tanındı. Odur ki, her defa Nobel ödülleri verildiği zaman oradan Bakü petrolünün kokusu ve petrol üzerine oynanan oyunlar gelir aklımıza. Bir de en önemlisi gelecekte petrol kokusuna Azerbaycan’a akışan dünya petrol şirketlerinin bizlere neleri getirip, neleri götüreceklerini de bilmeyiz. Şimdilik halk olarak bir hayır görmedik. Hadi hayırlısı diyelim. Dedemlere ve onun gibi vatanına bağlı olan büyüklerimize Allahtan rahmet dileriz.  

Dr. Nazile Abbaslı
Araştırmacı-Yazar, Gazeteci

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar