Bir millet, iki devlet, yoksa konfederasyon?
PKK'nın temel taleplerinden biri de Kürtlerin Türkiye'de Konfederasyon veya Federasyon şeklinde yaşama hakkına nail olmaktır. Bu fikir onların ekmeğine yağ dökmektir.
Son zamanlarda basında çok sık Azerbaycan-Türkiye İşadamları Konfederasyonu kurulması ile ilgili tartışılan konu hakkında görüşlerimi sizinle paylaşmak isterim. Kesinlikle tarihe geri gitmeyeceğim. Sanırım, Konfederasyon meselesi daha çok politikacıların ve siyaset âlimlerinin işidir. Ben bu konuya son yıllarda dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelerin açısından geleceğe bakarak, içimdeki his ve düşüncelerimi dile getirmek isterim.
Elbette ben de o fikirlere tam katılıyorum, Kafkasya Konfederasyon oluşturulması önerileri yeni seslenen fikirler değil. Gerçekten de hatta bu ayrı ayrı dönemlerde genel bir Kafkasya evinin oluşturulması gibi projelerin gerçekleştirilmesinde de yer bulmuştur. Bence bu fikirler iki türlü değerlendirilebilir. 1. iyi niyetli ve samimi olanlar. Biraz da hayalperest. Bu samimi ve hoşgörülü olanlar nedense bugün dünyada ve bölgede yaşanan hem bölgesel, hem de uluslararası düzeyde süreçleri yeterince değerlendirmek veya dikkate almak istemiyorlar. 2. bölgede karışıklık çıkarmak isteyenler ki, bunlar da çok tehlikeli. Bugün Türkiye ile Konfederasyon halinde birleşmek isteği sadece Gürcistan veya Azerbaycan'dan seslenmiyor. Bir takım ülkelerden bile teklifler sesleniyor. Hatta Irak'ın kuzeyinden yıllar var, bu önerileri duyuyoruz. Son günlerde ise Azerbaycan basınında Konfederasyon meselesi en çok tartışılan konuya dönüştü. Ben hem Irak'ın kuzeyinden seslenmiş, hem de Gürcistan'dan yapılan önerilerin müelliflerini kınamıyorum. Bu insanlar kendi ülkelerini küresel tehlikelerden korumak için böyle düşünüyorlar. Çünkü onların bu gün başka alternatif yolları da yoktur. Ama Azerbaycan'a gelince bu durum tamamen farklıdır.
Benim fikrimce Konfederasyon hiçbir tarafın ister Azerbaycan olsun, ister Türkiye'nin yararına olan bir teklif değil. Her devlet kendi başına ve yerinde güçlü olursa, aralarında tüm alanlarda güçlü işbirlikleri olsa, zannediyorum daha iyi olur. Bölgede bugün Rusya ve İran, ABD, AB daha fazla çıkarları olan büyük güçlerin olduğu bir zamanda Konfederasyon kurulması fikrinin gerektiğini dayandırmak bence bu bölgede karmaşık durumu biraz da gerginleştirmek olurdu. Dünyada ve bölgede jeopolitik süreçler fonunda çıkabilecek çok acı olaylar ve sonuçları gözaltına getirmeden NATO'nun ilk kurucu devletlerinden olan ve ABD'nin İslam dünyasındaki en güvenilir ortağı sayılan Türkiye'yi Konfederasiyaya tahrik etmek bence sadece sadəlövhlük. Türkiye ile Konfederasyon arzusunda olan bu ülkeler aralarında tüm alanlarda yüksek işbirliği, çok güçlü ortak ekonomi yaratırlarsa, onların ülkelerinin gelecek gelişmesi için daha geniş perspektifler açılır.
Bugün bölgede hatta ilginç güçlerin hiçbiri bir daha 2008 yılı Ağustos savaşının yaşanmasını istemez. Ben bu Konfederasiyaya Gürcistan'ı dahil etmeye çalışmak isteyenleri, kendisi de Azerbaycanlı politikacıları, politoloqları, ne bilim araştırmacıları bir türlü anlayamıyorum. Bu genellikle en az kendi ülkesinin kaderini düşünmemek demektir.
Ne kadar ki, ABD, Avrupa Rusya ile (hatta İran'la bile) hesaplaşıyorlar biz unutmamalıyız ki, Güney Kafkasya'da Rusya'nın katılımını gözetmeden sürekli gelişmeden, barıştan, barış konuşmak imkânsızdır. Bu anlamda AK Parti iktidarının gerçekleştirdiği çok başarılı dış politika sonucunda günden güne daha da gelişen Türkiye Rusya işbirliğini bence bölge ülkelerinin her birine olumlu etkisini göstermekle bölge ülkeleri için de büyük katkıdır. Rusya-Türkiye ilişkileri olumlu anlamda ne kadar ilerlerse ederse, Kafkasya'da barışın, huzurun ve kalkınmanın teminatı bir o kadar da güçlenir. AK Parti iktidarı tarafından ileri sürülmüş Kafkasya Platformunun felsefesi de işte bu yönelmiştir. Bugün bölgede hatta ilginç güçlerin hiçbiri bir daha 2008 yılı Ağustos savaşının yaşanmasını istemez. Türkiye'nin, zaten Gürcistan için yaptığı indirimler, özellikle, vizesiz gidiş-gelişlerin, ortamın karşılığı bile yok. Kimlik cüzdanı ile bir ülkenin vatandaşının başka bir devlete hiçbir engel olmadan gidip gelmesi bence işbirliğinin en yüksek seviyesi anlamındadır. Bazıları bunu ekonomik çıkarlara anlatmaya çalışıyor. Ama Türkiye için Gürcistan veya Gürcistan pazarı o kadar küçüktür ki, bunu hatta kıyas harcamak istemezdi. Türkiye burada hiçbir ekonomik ilgi gütmüyor. Türkiye bununla bölgesel gücünü göstermekle, bu bölgede onun da söz sahibi olmaya hakkı olduğunu sükût diplomasisi ile bildiriyor. Gürcistan gibi pazarlarda da Türkiye bölgede şeksiz liderdir. Türkiye'nin Rusya'da 40 milyardan fazla yatırımı bulunuyor. Azerbaycan ve Gürcistan'da ise birlikte 10 milyardan fazla değil.
PKK'nın temel taleplerinden biri de Kürtlerin Türkiye'de Konfederasyon veya Federasyon şeklinde yaşama hakkına nail olmaktır.
Bugün Türkiye'de nasıl derler Türkiye basınında veya kamuoyunda öyle de dikkat çekmeyen Konfederasyon konusu, aslında her bir Azeri'nin da rahatsız olduğu, bugünlerde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev'in resmi ve açık olarak beyan verdiği Azerbaycan devletinin PKK terörist örgüt olarak tanınan örgütün liderlerinin ve onların havadarlarının da deyirmenına su dökmektir.
Çünkü, herkese bellidir ki, PKK'nın temel taleplerinden biri de Kürtlerin Türkiye'de Konfederasyon veya Federasyon şeklinde yaşama hakkına nail olmaktır. Azerbaycan Türkiye arasında Konfederasiyaya gelince tabii ki, ben de hoşgörülü Konfederasyon taraftarları gibi her zaman ülkelerimizin, cumhuriyetlerimizin, milletimizin bir arada olmasını canımla, varlığımla, diliyorum. Ama Konfederasiyasız.
Düşünüyorum ki, Azerbaycan-Türkiye Konfederasyonu bugün küreselleşen dünyada, hızlı jeopolitik süreçler fonunda Türkiye’mizin bir güç merkezine dönüştüğü zamanda, Türkiye'nin zaten bu başarılarını kabullenemeyen bazı güçlü dünya devletleri, özellikle de bazı batılı devletler, yaşadığımız bölgedeki Devletler için yeni fırsatlar vermiş olur. Bugün Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerini göz önüne getirdikçe bazen adam inanmak istemiyor.
İstanbul'u kendine başkent görmek arzusunda olan I Pyotrun vasiyetlerini hatırladıkça tasavvur edebilir misin ki, Rusya vatandaşları Türkiye'ye vizesiz gidip gelirler. Tarihi gerçektir ki, Kafkasya her zaman Osmanlı, Farsların ve Rusların etki alanı olmakla zaman zaman bu üçlüden hangi biri zayıflamışsa, diğerleri esas söz sahibi olmuştur. Buna rağmen hiçbir ilginç dördüncü güç önemli etkiye sahip olmamışlar. Diğer dış güçler - Avrupa veya Amerika üçlük karşısında 2008 yılında Gürcistan-Rusya savaşında da hiçbir şey yapabilir bilmeyende bir daha bunun şahidi olduk.
Evet, tarih her zaman bir tekrarlanır ve o bir derstir.
Son sonuç da ortada
Ne yazık ki, saldırgan ve bedxah komşumuz olan Ermenistan bölgenin gelişiminde özellikle de Türkiye - Rusya ve Azerbaycan arasında tedaviye çok zor tabi olan kronik bir hastalıktır.
Değerli okuyucular, elbette basında hoş niyetle Azerbaycan'ın Türkiye Konfederasiyasını isteyenler bunu genellikle Karabağ sorununun çözüm edilmesindeki önemi dikkate alarak seslendiriyor. Fakat sanırım, belki de Konfederasyon sözleşmesi hatta imzalanmamış veya imzalanan anlaşmanın mürekkebi kurumamış Karabağ'ın bağımsızlığının ilk olarak Rusya tanıyacak. Bazı Ermeni ülkelerin tanımasını kimse ne istisna ne de mukayese edemez.
Bugün Türkiye'ye karşı bir takım adaletsizlikler, çifte standartlar herkesin malumudur. 2002 yılından bugüne ülkesini dünyanın 20 en güçlü ekonomisi olan ülkeler cərgəsinə sağlamıştır. 2002 yılından bu yana yapılan bütün seçimleri ile dünyaya demokrasi örneği gösteren Erdoğan'ın liderliği ile AKP hükümeti eşsiz başarılara imza atmıştır. Rusya'dan Rusların vizesiz gidip gelişi, Türkiye'nin Rusya'da sermayesinin 40 milyardan fazla olması, komşularıyla sıfır sorun politikası nail olması, bölgede bugün temel güçlerden biri olması çok kısa dönemin başarıları. Bütün bunlara dayanarak. Bir yandan Türkiye kendi gelişimini engelleyen sorunlarla mücadele ediyor, diğer yandan Irak'tan, Gürcistan, Azerbaycan ve hem de PKK yanlılarından Kürtlere özerklik talebi ile Konfederasyon yaratılma girişimi hiçbir fark yoktur.
Bu zaman Güney Kafkasya'da her zaman çok ciddi çıkarları olan Rusya ve İran ile yeni sorunlar yaşanmıyor mu? Benim düşünceme göre öyle ülkelerimiz Azerbaycan ve Türkiye arasında en yüksek stratejik işbirliği yaratırsak neden biz dünyada ve ayrıca uluslararası kuruluşlarda iki sesle temsil olunmayalım.
Ben eminim ki, bugün Türkiye'nin ilerici kamuoyu arasında sorgu yapılırsa orada öyle şu cevabı alırız. Zaten artık, Türkiye kamuoyunda derin fikir formalaşdırabilen, sivil toplumlar bu fikri olmayan ciddi ve yakın gelecekte de Zaruriyetidir olmayan bir fikir gibi dəyərləndiriblər.
Azerbaycan'ın gücü Türkiye'nin, Türkiye'nin gücü ise Azərbaycanındır
Aziz okuyucular, Zengin ekonomik kaynakları olan ölkəmizlə Türkiye arasında bütün alanlarda yüksek stratejik işbirliği geliştirerek, belgeleri gerçeğe dönüştürmek, her düzeyde yüksek işbirliği yaratmakla, askeri stratejik işbirliği, ortak dilin oluşturulmasının hızlandırılması, TÜRKPA çerçevesinde daha çok işlerin yapılması, vizelerin ortadan qaldılması ve diğer önemli işbirliyin elde edilmesi düşünüyorum günün ve zamanın karakterine ve talebine uygundur.
Niçin Uluslararası örgütlerde BM, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği vb İki ses vermeyelim. Eğer bugün biz Nahçıvan'ın bile kaderini Rusya'nın katılımı olmadan çözebilecek bilmiriksə, bu Konfederasyon bize ne verebilir. Bence böyle argümanları çok uzatmak olur. Düşünüyorum ki, fikrimi esaslandırmak istediğim tüm bunlar çok ciddi argümanlar. Kısaca da olsa, bugün herkesin diqqətində olan gərginləşmiş ve çok ciddi çat vermiş Türkiye-İsrail ilişkilerine bir daha fikrimi belirtmek isterim. En kısa zamanda İsrail kendi hatasını itiraf edecektir. Başka ikinci yol da yoktur. ABD baskı yapacak, Avrupa baskı yapacak önemli değil, esas sonuçtur.
Türkiye toplumu her zaman sanki kaynar kazan gibi kaynayan bir toplum olmuştur. Bu toplum 2002 yılından daha da fazla kaynıyor. Bu kazanın kaynamasın hem de öte güçler daha meraklıdırlar. İktidara geldikleri ilk günden her an AK Parti'nin ya iktidardan en kısa zamanda gideceği ya da, bu partinin iptal edileceği, liderlerinin ise hapis olunacağı proqnozlaşdırılsa da henüz, dünyada yaşanan tüm gelişmeleri, sadece son yıllarda bölgede yaşanan süreçlerde, hatta ekonomik krizi bile göz önünde bulundurarak diye biliriz ki, Türkiye, kendi intibahını yaşıyor ve Erdoğan bir dünya lideri. Dünyada çok nadir demokratik ülke var ki, orada bir parti tek başına iktidara gelsin ve yüzde 50 oyla. Elbette bu başka bir yazının konusu olabilir.
Aziz okuyucular, bazen düşman tecrübesinden de öğrenmek gerekir. Türk milletinin tarihi düşmanı olan Ermeni toplumunda biri herhangi iyi göreve tayin olunursa, diğerleri düşünüyorlar ki, nasıl yapalım ki, o daha çok ileri gitsin ki, onun etki gücü daha fazla olsun. Elbette bu çok basit bir benzetmedir, ama canlı hayattan kısık bir örnektir.
Bugün hem Azerbaycan'ın, hem de Türkiye'nin dünyada daha fazla söz sahibi olmaları için yeterince çok kaynakları var, ister ekonomik, isterse de jeopolitik. Bu bir millete hizmet eden iki devletin - Azerbaycan'ın gücü Türkiye’nin, Türkiye'nin gücü ise Azerbaycan’ındır.
Aziz okuyucular, görüşlerimi Türk dünyasının büyük oğlu Atatürk'ün ölümünden birkaç yıl önce seslendirmiş olduğu fikirleri ile tamamlamak isterim:
"... TÜRK Birliği'nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. TÜRK Birliği'ne inanıyorum, onu görüyorum, yarının tarihi yeni fasıllarını TÜRK Birliği'yle aşacaktır ... "
Allah yolumuzu açık etsin.
Melahat İBRAHİMGIZI
Azerbaycan Milletvekili
















