BEKLENTİLERLE GERÇEKLER ARASINDA SIKIŞMAK
Bazen hayallerinle yaşadıkların arasında dağlar kadar fark olur ve sen iki nokta arasında kalırsın. Ne ileriye gidebilir ne de geri dönebilirsin. Çünkü bir yanın hâlâ umut ederken, diğer yanın çoktan yorulmuştur.
Beklentiler güzel görünür; bir başarıya, bir yuvaya, bir sevgiye dair kurulan cümleler hep ışıltılıdır. Gerçekler ise çoğu zaman sessizdir. Bağırmazlar, alkış istemezler. Sadece gelirler ve kalbinin tam ortasına otururlar.
İnsan kendini bazen bu iki his arasında sıkışmış bulur: Bir tarafta başkalarının senin için çizdiği yollar, diğer tarafta ise senin bile hâlâ çözemediğin “SEN”…
Çevrendekiler senden güçlü olmanı bekler. Ailen ise düzgün bir hayat, sevdiğin ise hep anlayışlı olmanı…
Sen ise sadece uyum sağlamak değil, biraz da anlaşılmak istersin aslında.
Çoğu zaman insanların beklentilerini karşılamaya çalışırken, gerçek hâlini askıya alırsın. Bir rol gibi yaşarsın hayatını. Sana dair olanı ertelersin her defasında. Beklentilerle gerçekler arasında sıkışıp kalırsın.
En çok da kendine yabancılaşırsın. Çevrendekilerden gelen yansımaları yaşamaya başlarsın. Öyle zaman gelir ki neyi istemediğini, neye gerçekten “evet” dediğini bile hatırlayamazsın.
İçindeki ses hiç susmaz.
Kimi zaman bir sabah uyanınca, kimi zaman bir şarkının notalarında, kimi zaman da bir kahkahanın sustuğu anda fısıldar kulağına:
Sen kimin istediği gibi yaşıyorsun? Ve bu yaşamda gerçekten sen var mısın? Yoksa yalnızca görevlerin, sorumlulukların, beklentilere verdiğin cevaplar mı yaşıyor senin yerine? Kendinle en son ne zaman karşı karşıya geldin? Hiç düşündün mü aynaya sadece yüzünü görmek için değil içindeki yorgunluğu kabul etmek için ne zaman baktın?
Belki de en çok orada kaybettik kendimizi…
Herkese yetişmeye çalışırken, kendimize geç kaldık. Beklentilere çare olmaya uğraşırken, içimizde ki gerçekleri sessizce süpürdük. Ve bu role öyle alıştık ki..
Zamanla kendimizi bile inandırdık bu halin gerçek olduğuna. Evet, çoğumuz beklentilere göre yaşıyoruz.
Ama unutmamalıyız;
Gerçek, her zaman kendini bekliyor. Ve kendine Doğru atılan her adım, hayata atılan en doğru adımdır.
Çünkü bir gün herkes senden ne istediğini unutabilir,
Ama sen ne hissettiğini hep hatırlarsın.

















