|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|
BAROK MİMARİ ESERLERLE DOLU BAŞKENT PRAG
  • Reklam
Pekcan TÜRKEŞ

Pekcan TÜRKEŞ

BAROK MİMARİ ESERLERLE DOLU BAŞKENT PRAG

21 Eylül 2020 - 05:32 - Güncelleme: 21 Eylül 2020 - 05:59

ÇEK CUMHURİYETİ VE BAROK MİMARİ ESERLERLE DOLU BAŞKENT PRAG

Günümüzdeki Çekler'in ataları 5.yüzyılda Karadeniz ve Karpat dağlarından kalkarak Orta Avrupa'ya göç etmiş Slavlardır.
Kutsal Roma Cermen İmparatorluğunun bir parçası olan ve 8.yüzyılda Slavlar tarafından kurulan Bohemya, önce Avusturya İmparatorluğu Sonra da Avusturya Macaristan İmparatorluğu bir parçası haline geldi. Avusturya Macaristan İmparatorluğu 1.Dünya Savaşı sonunda yıkılınca 1918 yılında; Slovakya, Bohemya ,Moravya,Silezya ve Karpat Rutenya birleşerek Çekoslovakya adında bir ülke haline geldi.

Çekoslovakya, 1 Ocak 1993 tarihinde barışçı bir biçimde Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olmak üzere iki ülkeye ayrıldı. 
Ülkenin kısa adı 3 Temmuz 2016'da alınan bir kararla resmen "Çekya" oldu. 2004'te Avrupa Birliği’nin üyesi olmuştur.

BAROK MİMARİ TARZIN HAKİM OLDUĞU TARİHİ PRAG ŞEHRİ

Prag, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti ve en büyük şehri. Geçmişte Çekoslovakya'nın da başkentiydi.
Orta Bohemya'da Vltava Nehri'nin üzerinde yer alır ve 1.2 milyon nüfusu vardır. 
Tarihî Prag kenti, ülkenin başkenti ve en büyük kenti olmasının yanı sıra, çok ilgi çeken bir turizm merkezidir.
Prag; aşıklara hitap eden Karl (Charles) Köprüsü, heykelleri ve akşam kaleden yansıyan ışıkların altında tekne gezintisi yapılabilen Vltava Nehriyle Avrupa’nın en romantik şehirlerinden biri.
Barok stili mimarinin sadece dini yapılara değil, 19. yüzyıldan itibaren evlere kadar uygulandığı Prag’ı yürüyerek gezdiğinizde ne yanına bakarsanız bakın muhteşem bir görüntüyle karşılaşıyorsunuz.

PRAG KALESİ  

Prag kalesi bugün bir kraliyet sarayı, bir katedral, üç kilise, bir bazilika, bir manastır, iki savunma kulesi, kraliyet ahırları ve dar bir sokağı bünyesinde barındırıyor. İnşa edildiği 880’den bu yana kentin siluetinin önemli bir parçası.
Önemli ressamların eserlerine ev sahipliği yapan Lobkowicz Sarayı ve Müzesi, uzunca bir süre hapishane olarak kullanılan Daliborka Kulesi Kale Bölgesinde görülecek yerler arasında.
920’de inşa edilmiş ve günümüzde Prag Ulusal Sanat Galerisinde Monet ve Picasso gibi sanatçıların tablolarının yanı sıra Çek sanatçıların eserlerine de yer verilen koleksiyonda, fotoğraf, moda, heykel ve karışık sanat uygulamaları da sergileniyor.
Ünlü yazar Franz Kafka’nın bir zamanlar çalıştığı Orta Çağ sokağı Altın Sokak (Golden Lane), görülmeye değer yerlerden biri.Prag Kalesinin giriş kapısında her saat başı yapılan nöbet değişim törenini de kaçırmayın.

Aziz Vitus Katedrali, Kale bölgesinde yükselen devasa bir dini yapı, Çekya’nın en büyük katedrali. Neo-Gotik tarzın yanı sıra Rönesans ve Barok tarzına ait özellikleri de taşıyan bir yapı.
İçeriye adımınızı attığınızda gerçekten hayrete düşüyorsunuz büyüklüğü karşısında. Katedralde bulunan Aziz John Nepomuk’un gümüş mezarı da şehrin en meşhur simgelerinden birisi.

STERNBERG SARAYI  

Sternbersky Palác Sarayda Antik Yunan ve Roma eserleri, 14 ve 16. yüzyıl İtalyan başyapıtları, El Greco, Goya, Rubens, van Dyck, Rembrandt, van Goyen gibi sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapıyor.

KARL (CHARLES) KÖPRÜSÜ  

On dördüncü yüzyılda Kral IV. Karl tarafından yaptırılan 520 metre uzunluğuyla Prag’ın en eski köprüsü Karl (Charles ) Köprüsü; her iki yakasını on beşer heykelin süslediği oldukça görkemli bir yer. Kenti simgeleyen iki önemli tarihi yapıdan biri olan köprü 1600’lerden 1800’lü yıllara kadar Katoliklerin heykel merakı nedeniyle çok sayıda görkemli eserle donatıldı.

Bunlardan en dikkat çekeni ise Aziz John Nepomuk heykeli. Çevresi en kalabalık olan bu heykeli farketmemeniz ise imkansız. Turistler sol ellerini heykelin üzerindeki haç üzerine koyarak dilek dilemek için sıraya giriyorlar. Sözü geçen aziz, Bohemia döneminde kraliçenin günah çıkarma sırasında paylaştığı sırları krala anlatmadığı için nehirde boğdurulmuş. Efsaneye göre, kraliçenin en yakın azizi Nepomuk, kralın kıskançlık hışmına uğruyor ve bu köprüden aşağı atılıyor. 10 gün kadar sonra nehrin suları çekiliyor ve Aziz Nepomuk’un hiç bozulmamış cesedi ortaya çıkıyor.
Halk bunu görünce Aziz Nepomuk’a haksızlık yapıldığına inanıyor ve onu nehrin ve köprünün koruyucusu olarak aziz ilan ediyor. O nedenle heykele elini sürüp dilek dileyen çok sayıda turist görürseniz şaşırmayın.

Köprüdeki diğer önemli bir heykel de o dönemde Osmanlı’ya karşı duyulan korkuyu gösteriyor. Heykelde, tespih çeken Osmanlı Yeniçerisi neşeli şekilde zindanın kapısında beklerken, yukarıdaki üç Aziz içerideki Hristiyan esirleri kurtarmaya çalışır şekilde resmediliyor. Bu heykelin önüne gelen turist grubuna bazı rehberler Türk’leri maalesef zalim olarak anlatıyor. 

MALA STRANA KÜÇÜK ŞEHİR (Azınlıklar Bölgesi)

Küçük Şehir olarak da bilinen Malá Strana, yamaç kenarında Vltava nehrinden tarihi bölgeye doğru manzara sunan bir bölgedir. Dar sokaklarında oteller, rahat restoranlar ve geleneksel barlar bulunur. 
Çoğunlukla Barok mimari tarzı yapıların bulunduğu ve Prag’ın en eski mahallelerinden olan Mala Strana, Prag kalesi ile Charles Köprüsü arasında kalan tarihi bölgeye deniyor.

JOHN LENNON DUVARI 

Mala Strana bölgesinde bulunan John Lennon Wall John Lennon duvarı
değişik John Lennon tasvirlerinden ve Beatles grubunun şarkılarının bölümlerinden yapılan graffitilerden oluşmakla birlikte, gençlerin uğrak yerlerinden birisi.
80’li yılllarda Komünist rejiminin hüküm sürmesi sonucu Batı Pop müziği Orta ve Doğu Avrupa’da yasaklanıyor. John Lennon’ın özgürlük şarkılarını dinleyen Orta ve Doğu Avrupa’nın gençleri, zaman geçtikçe John Lennon’ı bir kahraman olarak görmeye başlıyorlar.

1980 yılında John Lennon’ın öldürülmesinden sonra Orta Avrupa gençleri tarafından sembol haline gelen John Lennon’ın resimleri ve tasvirleri yapılmaya başlıyor ve günümüze kadar değişik grafitilerle destekleniyor. Sonuçta ise mükemmel bir sanat ortaya çıkıyor. Ayrıca, buraya yakın mesafede bulunan bir de John Lennon Pub’ı bile var.

FRANZ KAFKA MÜZESİ

Franz Kafka Müzesi şehrin en merkezi yerinde Vltava nehrinin kenarında ve Charles köprüsüne yakın bir mesafede bulunuyor. Yazarın doğduğu ve altı yaşına kadar yaşadığı evin bulunduğu Kafka Müzesi’nde Edebiyat tarihinin önemli yazarlarından Kafka’nın yaşamı ve yapıtlarına dair pek çok obje ve belgeye rastlayacaksınız.

ESKİ ŞEHİR MEYDANI  

Stare Mesto, Karl Köprüsünü geçtikten sonra Karlova Sokağını takip ederek yürüdüğünüzde, Çek dilinde ‘Staroměstské náměstí’ olarak bilinen tarihi meydan Eski Kent meydanı karşınıza çıkıyor. Wenceslas Meydanı ve Karl Köprüsü arasında kalıyor.
Her bir köşesinde, Barok, Rococo, Gotik ve Rönesans gibi tüm mimari tarzları bir arada görebileceğiniz çok sayıda görkemli ve etkileyici tarihi yapıların sıralandığı meydan 1992’den bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alıyor.
Bana göre Avrupa’daki en güzel meydanlardan birisi. Akşam saatlerinde meydanı birbirinden eğlenceli etkinlikler düzenleyen sokak müzisyenleri, göstericiler ve onları izlemek için toplanan turistler dolduruyor.

Prag Eski Belediye Sarayı (Prag Town Hall) şehirdeki en iyi yeni sanat akımı örneklerinden biri. 
Prag’ın eski şehir merkezinde yer alan 13 şehir kapısından biri olan Barut Kulesi (Powder Tower) da Stare Mesto’da görülecek yerler arasında.
Barut Kulesinin mimarisinde Charles Köprüsünde yer alan Old Town Bridge Kulesinden esinlenilmiş. Savunma kulesi gibi görünmesine rağmen şehre estetik bir giriş kapısı kazandırmak amacıyla yapılmış.
Prag silüetinin en belirgin yapılarından biri.
Eski Şehir Meydanı’nda bir tarafta Astronomik Saat Kulesi, diğer tarafta sokak yemeği satan tezgahlar, gözün görebildiği her yer ise muhteşem mimari!

ASTRONOMİK SAAT KULESİ  

Kenti simgeleyen iki önemli tarihi yapıdan diğer biri olan Astronomik Saat Kulesi 1410’da matematik profesörü olan bir saatçi tarafından yapıldı ve tam 610 yıldır çalışıyor. 12 saat dilimiyle birlikte 12 burcun sembollerini de taşıyan Astronomik Saat dünyanın halen çalışan en eski üçüncü saati. Dünyanın en eski çalışan saati “Salisbury Katedrali” saati.
Kentin en ünlü simge yapılarından Astronomik Saatin üst tarafına 1865’te iki pencere ve pencereler içerisine de 12 havariyi temsil eden havari figürleri eklenmiş. Her saat başında bu pencereler açılıyor ve havariler sırayla çalan çanın ve öten horozun eşliğinde pencerelerin önünden geçiyor. 
Prag Astronomik Saat Kulesi’nin orijinal ismi Orloj‘dur.
Dünyanın dört bir yanından yüzlerce turistin, hazır olan kameralarla birlikte, Orta Çağ’da dünyanın harikalarından biri olarak kabul edilen;
Saatin çevresindeki figürler 4 insan tipini simgeliyor: kibirli-aç gözlü-ölümlü ve bohem hayat yaşayan.Kibirli elindeki aynada kendisine hayran şekilde bakan bir adam ile simgeleniyor.
Aç gözlü yine bir başka adamın elindeki bir kese altın ile, ölümlü iskelet figürü ile ve bohem hayat yaşayan ise elindeki çalgı aletiyle kaygısız mutlu bir figür ile anlatılıyor.
Astronomik Saat Kulesi’nde Havariler saat başı camda yer değiştiriyor.

TYN KİLİSESİ

Tyn Kilisesi, 80 metrelik kuleleri şehrin neredeyse her bir yanında görülebilen Gotik bir kilise. Stare Mesto Meydanında yer alan kilise 11. yüzyılda şehre gelen tüccarlar için Meryem Ana’ya ithafen yapılmış ve yapımı uzun yıllar da sürmüş. Bu nedenle mimarisinde Gotik, Barok ve Rönesans etkilerini bir arada görebiliyorsunuz.
Kilisenin kulelerine dikkatle bakarsanız birinin diğerinden daha büyük olduğunu görürsünüz. Biri Adem’i ve diğeri ise Havva’yı temsil ediyor. Kuleleri gece ışıklandırmalarıyla adeta bir masal şatosunu andırıyor. Disney’in dünyaca ünlü logosunda yer alan şatonun, Tyn Kilisesinin kulelerinden ilham aldığı söyleniyor.

Stare Mesto

Stare Mesto Meydanında bulunan Aziz Nikola Kilisesi 15. Yy’da inşa edilmiş ve barok kültürünün önde gelen mimari yapılarından biri.

YENİ ŞEHİR NOVE MESTO

Makul fiyata resim ve gravürler, değişik kuklalar ve el işi eşyalar alabileceğiniz, her köşesinde ayrı bir tiyatro, opera, dans vs. gösterisi olan, masallardan fırlamış gibi, aynı zamanda hem son derece Gotik, hem de romantik olmayı becerebilen, büyüleyici Prag’ın Yeni şehir bölgesinde görülmesi gereken 3 yer var: Vaclav meydanı, Dans eden ev ve Ulusal tiyatro.

VACLAV MEYDANI 

Prag’ın iki ana meydanından biri olan ve adını Bohemya Dükü I. Vaclav’dan alan Wenceslas Meydanı (Václavské náměstí), alışveriş tutkunları için gerçek bir cennet. Kral IV. Karl tarafından 1348’de at pazarı olarak düzenlenen meydan, aslında meydandan çok tipik bir bulvarı andırıyor.
Mağazaların yanı sıra pek çok bar, gece kulübü, restoran, otel ve bankanın bulunduğu meydan, bu özelliğiyle kentin eğlence, ticaret ve finans merkezi. Otel tercihinizi bu meydan ve çevresinden seçerseniz bir çok yere rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

DANS EDEN EV  

20. yy’ın sonlarında yapılmış olan bu bina, birlikte dans eden erkek ve kadını temsil ediyor. Zamanının tasarım ödüllü binası, Prag’ın güzelliğine güzellik katıyor.
Bir yanı tarihin derinliklerine doğru uzanan doku ve atmosfere sahip olan Prag’ın diğer yanı ise akıl almaz tasarıma sahip mimari yapılarla süslü. Vlado Miluni tarafından 1992’de tasarlanan Dans Eden Ev; Postmodern mimari akımlarından dekonstrüktivist yapısıyla 1996’da açılmış. Dancing House, şirket binası olarak kullanıldığı için halka kapalı, ancak binanın en üst katı restoran olarak hizmet veriyor.
Efsanevi dansçılar Fred Astarie ve Ginger Rogers’ın anısına ‘Fred and Ginger’ olarak anılsa da ‘Drunk House’ (Sarhoş Ev) gibi takma isimi de var. Garip bir biçimde dizayn edilen ilginç bina, turistlerin odak noktası.

 

Vltava Nehrinin kenarına konmuş gibi gözüken Prag Ulusal Tiyatrosu, performans sanatlarını sevenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yer. Ülkenin en iyi opera, bale ve drama gösterilerine ev sahipliği yapan tiyatro binası, 1881’de Çek ulusal kimliğinin sembolü olarak ve Çek dilinin ve kültürünün gelişmesi için kuruldu.
Değişik olaylarla dolu tarihinde yanan, komünistler tarafından kapatılan, büyük kapsamlı restorasyonlardan geçen yapı, günümüzde şehrin kültür merkezi olarak hizmet veriyor. 18. yüzyılın sonlarında Neo-Klasik tarzda inşa edilen ve hatta Mozart’ın favorisi olduğundan Don Giovanni’nin galasını verdiği, Prag’ın diğer bir tiyatrosu ise Estates Tiyatrosu (Stavovské divaldo).

PRAG ULUSAL  MÜZESİ - NARODNİ MUZEUM

Prag Ulusal Müzesi (Národní Muzeum), Vaclav Meydanında yer alıyor. 1800’lerin başında kurulan ve şu anki yerine ise 1891’de taşınan, Çek Cumhuriyeti’nin en eski müzesi, entomoloji alanında tek başına 5 milyondan fazla örnek bulunduruyor.
Sayısız önemli koleksiyon içeren, mineraloji, hayvanbilim, antropoloji, arkeoloji, sanat ve müziğe dair milyonlarca parça içeren sergi odaları yer alıyor. Çek bilim adamı, yazar ve sanatçıların büst ve heykellerinin de bulunduğu Ulusal Müze, Prag’da ulusal kimliğin sembolü olarak da kabul ediliyor.
Arkeoloji sergisi 1. ve 2. yüzyıl Roma eserleri, sayısız Bronz ve Erken Demir Çağı bulguları ile dikkat çeken müzenin yanı sıra, yıllar boyu insanoğlu tarafından yapılmış uçaktan arabaya dek pek çok makineyi barındıran Ulusal Teknik Müze (Národní Technické Museum) de görülmeli.

YAHUDİ MAHALLESİ/ JOSEFOV

Yusefov adıyla bilinen eski Yahudi mahallesi, Charles Köprüsünden kısa bir yürüyüş mesafesinde sinagogları, Golem Hikâyesi, gizemli mezarlığı ile bilinen eski Yahudi yerleşim bölgesi burası. 11 yüzyıldan bu yana Praglı Yahudi vatandaşlarının yaşadığı tarihi bir bölge.
Josefov tarihini gösteren müzelerin yanı sıra 6 sinagoga da ev sahipliği yapıyor. 
Zamanında Yahudi gettosu olan Josefov, geçmişin izlerini hâlâ taşımaktadır.
Eski Yahudi Mezarlığı'nın yıpranmış mezar taşları ve günümüzde Yahudi çocukları hakkındaki sergileriyle Holokost (Soykırım) anıtı olarak hizmet veren Pinkas Sinagogu gibi yapılar, geçmişin anısını yaşatır. Yahudi Müzesi'nde, dev bir kültürel eser koleksiyonu sergilenir.
Parizka Caddesi üzerinde  lüks tasarımcı mağazalar bulunuyor.
Avrupa’nın hala işlevini sürdüren en eski sinagogu olma özelliğine sahip Staronová synagoga (Eski-Yeni Sinagog), Prag’ın eski Yahudi mahallesi olan Josefov’da yer alıyor. Prag’ın ilk Gotik tarzdaki binası olan sinagogun yapımı 1270 yılında tamamlanmış ve zaman içerisinde Yahudi Mahallesi’nin merkezi haline gelmiş.
Sinagogun, melekler tarafından Kudüs’teki kutsal tapınaktan getirilen taşlarla inşa edildiğine inanılıyor. 13. yüzyıldan kalma sinagogun ismi garip gelebilir ancak daha eski bir sinagogdan ayırt etmek için ‘Yeni’ denmiş. 1942-45 arasındaki Nazi istilası haricinde ise dini vazifesini sürdürmeye devam etmiş.
Yahudi Mahallesinde Koşer(Kaşer) -Helâl restoranlar yer alır. Yahudilik inancında yenilmesi ve kullanılmasında dinen bir sakınca bulunmayan ürünlere bu isim verilir. Yahudiliğe göre; yenilmesi serbest veya yasak olan hayvanların listesi Tevrat’ta verilmiştir.Domuz, tavşan ve deve eti yasaktır. Denizden çıkartılan kabuklu hayvanların (midye, istiridye, ahtapot, kalamar, ıstakoz, karides, kerevit, yengeç ve denizkestanesinin yenilmesi de yasaktır.

MUSEUM OF TORTURE İŞKENCE ALETLERİ MÜZESİ

Ortaçağ döneminden kalma işkence ve öldürme yöntemleri sergileniyor burada. Bu akla hayale sığmayan ölüm aletlerinin bir zamanlar uygulandığını düşünmek bile tüyler ürpertiyor.
Biraz izbe, odacık odacık hazırlanmış olan bu müzede Mesela uzun demirden bir kazık hayal edin… ve bunun genital bölgenizden girip ağzınızdan çıktığını… Kafanızı bir mengenenin sıkıştırdığını…. Tırnaklarınızı sökmek için penselerin hazır beklediğini… Ya da ayak bileklerinizden bir tahtadan sallandırıldığınızı ve testereye benzer bir aletle ortadan ikiye bölündüğünüzü düşünün… Bunlar İşkence Müzesi’nde sergilenmek üzere yer alan azap aletlerden sadece birkaçı…
İşkence aletleri müzesi barında  sizi iki kadehte sarhoş eden cadı iksirleri de servis ediliyor.
Ortaçağ’dan kalma hayat ile ölüm arasındaki dengeye farklı bir açıdan bakmak isterseniz ve Prag’a bir gün yolunuz düşerse adresiniz belli…

ÇEK MUTFAĞI

Prag mutfağı oldukça zayıf. Çek mutfağının en popüler ve en çok bilinen yemeklerinden biri olan Svickova;bonfile et, kremalı bir sos, ekmek ve yanında kızılcık sosu ile servis edilir. 
Gulaş ve ördek eti yanısıra Langos (Sarımsaklı Pişi) deneyebilirsiniz. Bramborak ( mücver gibi ama patatesten yapılır) , Hermelin peyniri (marine veya ızgara ) ve Sosis.
Patates Salatası: Bramborový salát
Çeklerin patates salatası biz Türklerinkine benzemiyor çünkü Rus Salatasının birebir aynısı. Genellikle yemeklerin yanında sunuluyor özellikle de Şnitzelle birlikte!
Çek Ekmeği: Knedliky
Kırmızı Lahana Turşusu: Dušené červené Zelí
Peynir Turşusu: Nakládaný Hermelín
Panelenmiş Hermelin: Klasický Obalovaný Hermelín
Sosis Turşusu: Utopence
Ringa Balığı Şişi: Zavináče
Tarçınlı Trdelnik Tatlısı 

ÇEKYA VE PRAG’IN ANIMSATTIKLARI 

- 1968 yılında iktidara gelen Dubçek; siyâsî bir liberalleşme dönemi başlattı.
- Çek Cumhuriyeti; 1989'da oyun yazarı Cumhurbaşkanı Vaclav Havel’in Kadife Devrimi adı verilen dönemde kansız bir devrimle kapitalizme dönüş yaptı. 
- Çek Cumhuriyeti nüfusunun %94,2'si Çekler’den oluşur. Küçük azınlık olarak Slovak, Alman ve Polonyalı’lar yaşar. 
- Pek çok ülkede yerel bira üreticileri isim haklarını  Plzen şehri olmak üzere bu ülkeden almıştır. Efes Pilsen birasındaki pilsen sözcüğünün kaynağı da bu şehirden gelir.
- Ülkenin dünya çapında tanınan ürünleri; kristal,cam işlemeleri ve Granat taşı (Lal Taşı-Merhamet Taşı)
- Prag’a yaklaşık 1,5 saatlik mesafede bulunan Karlovy Vary, dünyanın en önemli kaplıca kenti. Dünya liderleri 12 tane içme kaplıcası bulunan Karlovy Vary’e gelerek şifa bulmuş. Bunlardan biri de ulu önder Mustafa Kemal Atatürk…
- Prag ; Hitler’in hayran kalıp bombalatmadığı iki şehirden biri, diğeri Paris.
- 1968 Prag Baharı ve SSCB'nin işgalini anlatan “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği “ romanın yazarı Çek-Fransız asıllı Milan Kundera; Prag’ı “Belleksiz şehir" ve "Hüznün kenti" diye tanımlar.
- Şehir merkezindeki tüm binaların dış cephesi heykel, kabartma ve motiflerle süslenmiş. Mağazaların çoğunluğu kuklacı, züccaciye ve kuyumcu;sadece Çek cumhuriyetinden çıkarılan ve Çek taşı (Bordo Elmas)Çek Granatı olarak bilinen Granat’lı takıları Wenceslas caddesindeki kuyumcularda bulabilirsiniz. Dünyanın en kaliteli kristallerinden olan Bohemia kristali de tüm züccaciyelerde bulunmaktadır. Ayrıca elmas, ametist, opal ve silica gibi değerli taşları ve jeolojik madenleri burada görebilirsiniz. 
- Mozart'ın “Don Giovanni” prömiyeri Prag’da yapılmıştır. 
- Tarihte sanat dünyasından pek çok insanın uğrak yeri olmasıyla meşhur Vltava nehri kenarındaki Cafe Slavia’da Nazım Hikmet;1956 yılında Barış Ödülünü almak için geldiğinde “Memleketim” şiirini yazmış.
- “O’nun (Nazım Hikmet’in) yanında biz şair bile sayılmayız.” diyen, mütevazı, kuşların ve halkın şairi Nobel Edebiyat ödüllü Pablo Neruda’nın ismini taşıyan bir cadde var. Pablo Neruda,1949 yılında Puşkin’in 150.doğum yılı nedeniyle Sovyetler Birliğinde N.Hikmet ile tanışmış.
- Prag; dar sokaklarıyla ünlüdür. İspanya Sevilla’daki bir  sokak o kadar dar ki komşular karşıdan karşıya öpüşmeye mesafesindeymişler; bu yüzden adına Öpücük Sokağı (calle de los besos) demişler.
- Şehrin yapılarında Çek Gotik mimarisi ağır bastığı için kasvetli bir hava vardır. Özellikle sisli gecelerde gezerken  korku filmlerinin ürpertisini hissedebilirsiniz.
- II. Dünya Savaşı sırasında Doğu Avrupa'da dolaşan bir çocuğun hikâyesini anlatan Jerzy Kosinski'nin “Boyalı Kuş” romanını Çek film yönetmeni Václav Marhoul, beyaz perdeye aktardı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar