|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|
GONDOLLAR ŞEHRİ VENEDİK
  • Reklam
Pekcan TÜRKEŞ

Pekcan TÜRKEŞ

GONDOLLAR ŞEHRİ VENEDİK

18 Temmuz 2021 - 23:29 - Güncelleme: 22 Temmuz 2021 - 01:53

GONDOLLAR ŞEHRİ VENEDİK

Venedik; beşinci yüzyılda Barbarlardan kaçan Avrupalı kavimlerin Adriyatik denizi üstündeki adacıklar  üzerine kurulmuş bir şehir. Sıra dışı karnavalları ile eğlence tutkunlarını, romantik atmosferiyle âşıkları kendisine hayran bırakan Venedik gezilecek yerler konusunda, İtalya’da görülebilecek en güzel şehirlerden.

LAGÜNLER ÜZERİNE KURULU BİR ŞEHİR

Venedik şehri, akarsuların taşıdığı alüvyonların birikmesiyle oluşan adacıklar üzerine kurulu. Şehirdeki yapılar ise ağaç kazıklar üzerine inşa edilmiş. Ağaç kazıklar binaların taşıma gücünü sağlamak amacıyla lagünün alt katmanı olan sıkışmış kil tabakasına ulaşacak şekilde yaklaşık sekiz metre kadar çakılıp ve sıkıca birbirine bağlanmış.
Lagünler üzerine kurulu olması nedeniyle eşine nadir rastlanabilecek bir planlamaya sahip kent, aynı zamanda paha biçilemeyecek kadar değerli kültürel birikimi bünyesinde barındırıyor.
Kent merkezini oluşturan 118 adet adada yaşayan nüfus sadece 60 bin olsa da Venedik her yıl yaklaşık 3 milyon turist tarafından ziyaret ediliyor. Venedik’te görülecek sayısız yer mevcut.
Görülecek yerlere geçmeden önce birkaç ufak bilgi vereyim: İtalyanca adı Venezia olan kentin ismi şehri kuran Venetii kabilesinden geliyor.
San Marco Meydanı,Düklük Sarayı Palazzo Ducale, San Marco Bazilikası,Çan kulesi Campanile di San Marco,Saat kulesi Torre dell'Orologi, Galleria dell'Accademia di Venezia, Peggy Guggenheim Müzesi, San Giacomo di Rialto Kilisesi ile Santa Maria della Salute Bazilikası görülecek yerlerden bazıları.

AVRUPA’NIN SALONU SAN MARCO MEYDANI 

Aşk şehiri Venedik’in aşkı en güzel temsil eden yeri San Marco Meydanı’dır.Fransız yazar Alfred de Musset San Marco Meydanı’na ‘Avrupa’nın Salonu’, Napolyon ise ‘Avrupa’nın en güzel şenlik alanı’ diye tanımlamış. Meydan turistlerle ve sayıca onlarla yarışan güvercinlerle dolu. Kuşlar o kadar çok ve insanlara o kadar alışık ki şaşırırsınız. Şehrin simgesi olan kanatlı aslan figürü de koruyucu aziz olan Marco’dan geliyor ve çizimine de, heykellerine de her yerde rastlayacaksınız.

SAN MARCO BAZİLİKASI

Şehrin koruyucu azizi olan San Marco’ya adanmış meydanda aynı azize adanmış bir de katedral var. Bizans mimarisinin sanatının en iyi bilinen örneklerinden biri olan San Marco Bazilikası, Düka’nın Sarayına bitişik ve bağlantılıdır. 1807 yılından beri Venedik Patriği'nin, Venedik piskoposluk ruhani dairesi Roma Katolik Başpiskoposunun ikametgahıdır.San Marco Bazilikası'nın ön cephe kapısındaki replika (Quadriga) dört bronz at heykelinin orijinali müzede koruma altında. 1204 yılında 4. Haçlı Seferi’yle İstanbul’a gelen Latinler, Şehri işgal edip yağmalamışlar.
Bu Atları da 1204'te Hipodromdan(Bu günkü Sultanahmet) alıp kilisenin girişine yerleştirmişler. Daha sonra dört bronz at Napolyon tarafından Paris’e götürülmüş, 18. yüzyılda tekrar Venedik’e getirilmiş. 
Bazilikanın ön cephesinde Venedik'i temsil eden Kanatlı aslan Markos Luka ve Mata’yı temsil eden ve ellerinde İncil tutan aslan, boğa ,kartal ve insan (melek) motifleri yer almaktadır.

CANAL GRANDE BÜYÜK KANAL

Venedik’teki en geniş kanal olan ve adeta kenti ikiye ayıran Grand Canal’ın iki yakasını birbirine bağlıyor. Venedik’te 400 köprü, 180 kanal bulunuyor. Venedik’in tarihi bölgesinin ortasından bir “S” harfi çizerek ilerleyen Büyük Kanal, üzerinde yoğun bir su trafiğini, çevresinde ise birbirinden güzel pek çok tarihi yapıyı barındırıyor.
San Marco ile Santa Lucia Tren Garı arasında uzanan su hattı 3.800 metre uzunluğa, yaklaşık 5 metre derinliğe ve ortalama 90 metre genişliğe sahip.
Yoğun trafiği engellememesi için kanal üzerine uzun süre köprü inşa edilmemiş. 16. yüzyıla gelindiğindeyse bir yarışma sonucunda Rialto Köprüsü inşa ettirilmiş.
İlerleyen dönemlerde kanal üzerine bu köprüye ek olarak önce Ponte delgi Scalzi, Ponte dell-Accademia ve son olarak 2008 yılında Ponte della Canstituzione yapılmış.
Başta Gotik stilli Ca’ d’Oro ile barok tarzı Santa Maria di Nazareth Kilisesi ve Santa Maria della Salute Bazilikası olmak üzere çevresinde farklı mimari anlayışla inşa edilmiş çok sayıda evin, sarayın ve dini yapının sıralandığı kanalı gezmek için gondol turlarına katılabilir, deniz otobüsüne veya su taksisine binebilir, özel bot kiralayabilirsiniz.

RİALTO KÖPRÜSÜ

Venedik deyince aklımıza, gondol,kanal  ve köprüler geliyor. Kanallar arasında her an kaybolabilirsiniz. Şehrin içinden akan sayısız kanalın arasından en büyüğü olan Grande Canale’nin üzerinde yer alan tarihi ünlü Rialto Köprüsü üzerinde bir çok aşık  evlilik teklifi yapmış sevgilisine .Gerçekten Köprüler şehri Venedik, muhteşem güzelliği ve romantik köprüleriyle dünyanın her tarafından ziyaretçileri kendine hayran bırakıyor.Bu masalsı Şehirde  ulaşım  vaporetto (Tekne) ve gondollar ile sağlanıyor.
San Polo ile San Marco’yu birbirine bağlayan köprünün inşa süreci aslında 1181’e kadar uzanıyor. Ancak aynı noktada aynı adla inşa edilen bu yapıların hiçbiri yangın nedeniyle uzun süre kullanılamamış. Venedik’teki birçok yapıda olduğu gibi burada da kemerler dikkat çekiyor.

SAN ROCCO LONCA BİNASI

Ünlü mimar Tintoretto tarafından inşa edilen bu güzel yapı da Venedik’te yer alan mimari şaheserlerden biri. Adeta yekpare taştan oyulmuş gibi görünen bir ön yüzü var, tepesinde ise heykel yer alıyor. İçeride de tavandaki detaylı işlemeler dikkat çekici ama altın varakların parıltısı göz yorabiliyor. Beş asırdan beri ayakta olan bina hala aktif olarak kullanılıyor. 

SAN MARCO KULESİ

Aynı isimli meydanda, hemen katedralin karşısında bulunan bu kule 1912 yılında yapılmış. Kırmızı tuğlaları güzel görünse de tepedeki kemerli balkon hariç sade bir mimarisi var. Neredeyse yüz metreye erişen tepe noktasında ise altından bir heykel bulunuyor 

PALAZZO DUCALE DÜKLER SARAYI

Görkemiyle kente denizden gelenlerin ilk dikkatini çeken yapı olan Dükler Sarayı, Venedik Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi olarak 9. yüzyılda inşa edilmiş.
Ruskin’in “Dünyanın merkezindeki yapı” yakıştırmasını yaptığı saray görkeminin asıl kaynağını ise 1309-1424 yılları arasında gerçekleştirilen genişletme çalışmalarından alıyor.
Yapı ilk başta Gotik unsurlar ön planda tutularak inşa edilse de zamanla bu kısımlar yerlerini Neo-Klasik detaylara bırakmış. Ancak 16. yüzyılda gerçekleşen yangın sırasında sarayda ciddi hasar oluşunca, yapı yenileme sürecine alınmış ve değişen bu kısımlar aslına uygun olarak Gotik stile çevrilmiş.
Cumhuriyetin görkemini ve üstünlüğünü vurgulaması amaçlanan saraydaki gezintinize, taç giyme törenlerinin yapıldığı Dev Merdivenler’den başlayabilirsiniz.
Ardından içeriye girip Tintoretto’nun “Cennet” ve “Collegiate” isimli başyapıtları ile vatana ihanet eden düklerin tasvir edildiği Sala del Maggior Consiglio’yu inceleyebilirsiniz.
San Marco Meydanı’nda, hemen katedralin yanında yer alan bu müze eskiden Venedik’i yöneten dük tarafından saray olarak kullanılmış bir bina, ayrıca meşhur Kazanova da burada hapis tutulmuş. Zaten saraydan çok kaleyi andıran bir mimarisi var. 

SANTA MARİA DELLA SALUTE BAZİLİKA

Santa Maria della Salute Bazilikası, kenti veba salgınından kurtardığına inanılan Hz. Meryem adına 1687’de inşa edilmiş.
Venedik Senatosu’nun açtığı yarışmayı kazanan Baldassare Longhena tarafından yapımı üstlenilen dini yapı bu nedenle Veba Kiliseleri’nden birisi olarak anılıyor.
Kentte öncüsü olduğu Barok tarza sadık kalan Longhena, yapının mihrabını ve kubbesini inşa ederken Bizans ile Yahudi binalarının mimari özelliklerinden esinlenmiş.
Her yıl 21 Kasım tarihinde düzenlenen Bakire Yortusu dâhilinde San Marco’dan başlayan bir geçit töreninin düzenlendiği dini yapı, salgından kurtulmayı başaran Titiano’nun 12 tablosuna ev sahipliği yapıyor.

SAN MARCO ÇAN KULESİ (Campanile di San Marco)

99 metre yüksekliğe sahip Aziz Mark’ın Çan Kulesi, ilk olarak 9. yüzyılda inşa edilmiş. Ancak değişik dönemlerde yangın ve deprem gibi felaketler yaşayınca yapı, 16. yüzyıla kadar birçok defa yeniden inşa süreçlerine girmiş.
Aynı yüzyıldaki son süreç sırasında günümüzde gezginler arasında popüler olmasını sağlayan mimari özelliklerini kazanan çan kulesi, 1902 yılında tamamen çökse de 1912’de aslına uygun olarak yenilenmiş.
Üzerinde farklı amaçlara hizmet eden 5 çanın bulunduğu kulede Marangona günün başlangıç ve bitişini, Trottiera meclis üyelerinin acele etmesi gerektiğini, Mezza Terza senatonun toplanacağını, Malefizio ise infazları duyuruyormuş. Zamanınız varsa kulenin seyir bölümüne çıkıp, enfes kent manzarasının tadını çıkarmanızı tavsiye ederim.

GONDOL KEYFİ

Şehrin kanallarını, gondolcularını anlatan filmlerin, dizilerin, kitapların da haddi hesabı yok zaten. Sizin de yolunuz Venedik’e düşerse yapacağınız ilk şey bir kanal gezintisi olacaktır muhtemelen.
Venedik birçok filme ev sahipliği yapmış bir şehir ve gondol sahnesi de bu filmlerin olmazsa olmazı.
Gondol duraklarına Venedik’te gezerken illa ki rastlayacaksınız, özellikle belli bir noktaya gitmenize gerek yok. Zaten çizgili giysileriyle gondolcular da kolayca tanınıyor. Duraklar arasında da önemli bir fark yok.

SANTA MARİA DE MİRACOLİ KİLİSESİ

Yarım daire şeklindeki çatısıyla  ilginç bir görüntü sağlayan Mermer yapılı bu küçük kilise, Rialto Köprüsü’nün biraz kuzeyinde kalıyor, kolayca yürüyebilirsiniz. Venedik’te evlenmek isteyen Hristiyan çiftlerin sıkça tercih ettiği bir mekan olduğundan bir düğünün çıkışına denk gelmek güzel bir anı olabilir. 

SANTA MARİA GLORİOSAS KİLİSESİ
 (Frari Kilisesi)

En önemli özelliği meşhur ressam Titian’ın Assunta adlı eserine ev sahipliği yapan bu Kilise;Keşişler tarafından kullanıldığından manastır tipi bir mimariye sahip ve şehirdeki diğer kiliseler ile kıyaslandığında biraz sönük kalıyor. 

SAN ZANİPOLİ KİLİSESİ

Hem mimarisiyle hem de beyaz kulecikleriyle Frari kilisesine oldukça benzeyen bu kilise 1234 yılında inşa edilmiş ve birçok Venedik Dükü’nün mezarı burada yer alıyor.

SAN SİMEONE PİCCOLO KİLİSESİ

Kurşundan yapılmış, binanın kendisi kadar geniş ve oldukça yüksek bir kubbesi olan 1738 yılında inşa edilmiş bu kilise hemen Santa Lucia tren istasyonunun karşısında olduğundan Venedik’e vardığınızda sizi karşılayacak. Kubbe o kadar büyük ki binanın kendisini dar ve sıkışık göstermiş ama aslında o kadar da küçük bir yer değil.

Kentteki diğer kiliselere kıyasla oldukça farklı, Antik Yunan tipi sütunlu bir girişi var. Kubbenin tepesinde bir de heykel var.

MURANO ADASI

Cam üretimi ile meşhur olan Murano Adası, Venedik’e gelen birçok gezginin uğradığı bir nokta. Vaktiniz varsa, cam sanatına meraklıysanız iyi bir aktivite. Özellikle adalar arasındaki yolculuk keyifli olabiliyor.
Adada özellikle cam sanatına ayrılmış bir adet de müze yer alıyor. Venedik'teki Murano Adası dünyada cam tezyinatıyla nam salmış yerlerden biri. 1291'de Murano adası sadece cam atölyelerine tahsis edilmiş, cam ustaları loncası kurularak, üyelerin isimleri tek tek kaydedilmiş. Böylece Venedik, dünyanın cam merkezi olmuş. Rivayete göre, o kadar özel kadehler yapılmaya başlanmış ki, içine tek damla zehir atıldığında hemen kadehler parçalanıyormuş.Murano'da yaşayan Venedikli ustalar, özel hançerler yaparmış Metal kılıf içindeki jilet keskinliğindeki bu cam hançerler, bir kere saplandığında içerde parçalara bölünür, asla çıkartılamadığından yaşatmazmış düşmanı. Murano tüm Avrupa'ya cam ihraç ederken, bir de aynaları katmış listeye. 

BURANO ADASI

Bu Ada da Murano gibi Cam Merkezi.
Burano;bir dönem Avrupa’nın en önemli dantel atölyelerinin bulunduğu Ada. Bu adanın en ilginç yanı, rengarenk evleri.Her biri ayrı bir renge, hatta bazıları birden fazla renge boyanmış bu minik evlerin arasında yürürken, kendinizi Legodan yapılmış bir şehirde yürüyormuş gibi hissediyorsunuz.

TORCELLO ADASI VE SANTA MARİA ASSUNTA KİLİSESİ

Torcello da Venedik’e bağlı ufak adalardan bir diğeri. Burada yer alan Santa Maria Assunta Kilisesi ise mozaikleri ile meşhur. Bizans ile Venedik’in arasının daha iyi olduğu bir dönemde, Bizans sanatına özenerek inşa edilmiş. 

VENEDİK MASKESİ

Venedik maskesi; İtalyan kültüründe, özellikle Venedik karnavalı‘nda kullanılan bir maske çeşididir. Rönesans döneminde Commedia delarte tiyatro oyunlarında, günümüzde ise daha çok hediyelik eşya sektöründe kullanılmaktadır.
Kimilerine göre, maske 1500'lü yıllarda Roma’da Commedia dell'Arte'nin çıkışıyla birlikte ün topladı. Kimilerine göre ise Venedik'in kanallarının oluştuğu gün yas tutan bir sanatçının işiydi. Ama bilinene göre Maskeler, eski zamanlarda Güney Afrika’da yapılan tavus kuşu tüyünden yapılma maskelerinden esinlenerek yapılmıştır.
İtalyanlar bu özgün maskeleri milletleri için onur kaynağı olarak görürler. Ayrıca pek çok turist Venedik karnavalı‘na sadece bu maskeler için katılmaktadır. Bu maskeler onlar için ulusal bir mirastır.
Maskelerin Bauta, Larva, Moretta gibi çeşitli türleri bulunur. Bauta, en popüler maske türüdür. Bauta maskeleri festivallerde yeme, içme gibi aktiviteleri sağlamak için ağız kısmı hariç yüzü ya da göz çevresini kapatan maske türüdür.
Larva tüm yüze kalıp gibi oturan, oval ve genellikle beyaz olan maske.Larva, Latincede hayalet anlamına geliyor ve bu beyaz maskeler genellikle siyah pelerin ve şapkayla tamamlandıkları için gerçekten bir hayalet havası veriyor,
Kadınlara yönelik, koyu renk kadifeden yapılmış maskelerin ismi Moretta ilk olarak Fransa'da kullanılmış fakat Venedik'te popüler olmuş.
Venedik’te özellikle Venedik Festivali döneminde maskeleri ve muhteşem kostümleriyle sokaklarda dolaşan ve geçmişe yolculuk yapmanızı sağlayan insanları görebilirsiniz.

PONTE DELLE TETTE GÜNAH KÖPRÜSÜ 

Zamanında pek bilinmeyen bir köprü olduğu için fahişeler burda müşterileriyle buluşurmuş. 16.yüzyılda Carampane yakınlarındaki Kırmızı Fenerler Semtinde bu Köprünün üstüne çıkıp saatlerce popolarını sallayıp aşağıdan geçenlere memelerini gösterirmiş kadınlar .
Mahalli Hükümet;bunları cezalandıracağına bilakis teşvik ederek maddi yardımda da bulunurmuş.
O zamanlar Şehirde 11.000 genel kadın varmış.Başka uygar ülkelerde Şehirlerde cezalandırıldığı halde Venedik'e teşvik edilmesin altında başka fikir yatıyor. Balıkçılar teknelerle günlerce açık denizlere gittikleri için eşlerinden ve Kadınlardan uzak kalırlarmış.15.Yüzyıl Venedik'i Homoseksüelliği günah ve ahlaksızlık olarak telakki edermiş.Cezası da"Asılmak"mış. Fahişeler;Popolarını
salladıkça,"Memelerini" Fora ettikçe gemicilerin heteroseksüelliğe yöneleceklerine inanırlarmış.

VENEDİK'TE BİR GECE...

Venedik Gece Hayatı deyince Klasik müzik konserlerinden gece kulüplerine kadar pek çok seçenek seçenek aklımıza gelir :
Piazza San Marco’daki kafelerde sokak orkestralarını dinleyebilir ya da kiliselerde ve konser salonlarındaki müzik ziyafetlerine misafir olabilirsiniz. Campo San Bartolomeo, Campo Santa Margherita ve Campo San Luca gibi bölgelerde de Venedik gece hayatını renklendiren pek çok bar ve pub var. Galleria della Accademia bölgesinde ise genelde turistlerin ziyaret ettiği ve gecenin geç saatlerine kadar popüler müzikler eşliğinde dans edebileceğiniz bazı mekânları bulabilirsiniz.

İTALYA'DA DAMAK ZEVKİ

İtalyanca bilmeyiz ama İtalyan mutfağı denildiğinde aslında hepimiz birçok yemeği biliriz.Neden çok severiz peki?
Laf aramızda biz iki ülke birbirimize çok benziyoruz. Tam olarak olmasa da yediklerimiz, damak zevklerimiz benzer özellikler gösterebiliyor.
Mutfaklarımızda ufak değişiklikler var elbette ancak kullandıkları malzemeler, damak zevkleri yine bizim gibi. Zeytinyağı kullanımları, ince hamurları, taze makarnaları, mayalı ekmekleri, sebzeli çorbaları, pirinçli yemekleri, tereyağı kullanımları.


Etler konusunda farklılık gösteriyoruz ancak birbirimizden özendiğimiz etlerimiz de var. Onların Carpaccio’su şimdilerde bizim ülkemizde sık yapılıyor. Onlar da bizim pastırmamıza hayran kalıyor. Çay konusunda pek benzerlik gösterdiğimiz söylenemez; onlar çayı limonlu ve şekerli içmeyi daha çok seviyorlar. Ama olsun, benziyoruz vesselam.
 Şimdi bu kadar benzerlikten sonra, İtalyan mutfağının göze çarpan, en sevdiğimiz yiyeceklerinin içeriklerinde neler var bir bakalım:
- İtalya denince akla pizza ve makarna (pasta) geliyor. Hem lezzetli hem de ekonomik. İtalyan pizzaları bizdeki Amerikan tarzı pizzalardan farklıdır. Daha ince hamur ve daha az malzemeli, kıtır kıtır oluyor. Pizzanın alt tabanına domates sosu, üzerine  peynir onun üzerine de mantar konulup sonra taş fırına atılıyor.
- Pizza Margarita: İngiltere kraliçesi Margarita’ya 1889 yılında Napoli ziyaretinde bir pizza tasarlandı. İncecik bir hamur açıldı. Domates ve domates sosu ile kırmızılar koyuldu, taptaze bir mozarella peyniri ile beyazlar döşendi ve en son yeşil fesleğen yaprakları lezzetine lezzet kattı. İtalyan bayrağı renklerinde tasarlandı, adını da bir kraliçeden aldı.
- Lazanya: İsmini pişirildiği kaptan alan taze makarnaların lazanya kabına göre kesilmesi, aralarına bolonez sos ve peynir, üzerine de beşamel sosla pişirilmesiyle yapılan çok lezzetli bir yemektir.
- Penne arabbiata: Acı soslu silindir şekilli makarna.
- Fettuccini Alfredo: İnce, enine genişçe hamurdan yapılan erişteye benzeyen makarna. 1900'lü yıllarda bir restoran sahibi olan Alfredo Di Lelio bu yemeği yapar ve yine kendi adını taşıyan Alfredo adlı restoranında müşterilerine sunmaya başlar. Zaman içinde öyle çok sevilir ki, yemeğin kendisi de Alfredo'nun adını alıverir.
- Ravioli: Bildiğiniz bizim mantımızın bir değişiği sayılabilecek ravioli! Etli yapıldığında neredeyse mantının lezzet ikizi olan ravioli, peynir ya da pesto sos gibi farklı malzemelerle de bir araya getirilebiliyor.
Farklılıkları da bünyesinde enfes bir şekilde barındırmayı bilen ravioli, İtalyanca "ravvolgere" yani bildiğimiz şekliyle sarmak eyleminden geliyor. Özenle hazırlanan hamur ve değişik şekillerde hazırlanabilen iç harcıyla bu güzel, sofranızın baş köşesine oturmak için sabırsızlanıyor.
- Carpaccio: Çok ince dilimlenen, hardal sosu veya yağ ve limon sosu ile servis edilen çiğ sığır filetosu Carpaccio.
Efsaneye göre 1550 yıllarında sadece çiğ et yiyebilen bir kontes Venedik’te bulunan Harry’s Bar ve Cipriani Hotel’e gelmiş. Otelin sahibi de kontese hardalla servis edilen, ince dilimlenmiş çiğ et tabağını sunmuş. Böylelikle dana carpaccio ortaya çıkmış. Venedikli ressam Vittore Carpaccio’nun çizdiği resimlerde kullandığı sarı ve kırmızı renkleri anımsattığı için bu isim kullanılmış. Pek çok çeşidi bulunan carpaccio sık olarak roka, su teresi veya hindiba üzerine soğan, kapari ve parmesanla servis edilir. 


- Calzone: Bir çeşit kapalı pide.Pizza hamurunun içine misler gibi mozzarella peyniri ve fesleğen konuluyor,
- Minestrone Çorbası: Kereviz sapı, havuç, soğan, patates, kabak gibi sebzelerin içine makarna konulup hazırlanıyor.


- Bruschetta: Kızarmış ekmek üzerine peynir, domates, tereyağı, zeytinyağı ve sarımsak sürüldükten sonra et veya tavuk parçalarıyla servis ediliyor.
- Focaccia ekmeği: Kuru domates, biberiye, zeytin,zeytinyağı ve sarımsaklı ekmek.


- Risotto: Şarap, tavuk suyu, mantar ya da başka bir malzeme ile arborio pirincinin buluşması. Risottoda kullanılan pirinç aslında bir Japon pirincidir. Yıkanmadan, nişastası ile birlikte kullanılır. Nişastanın ortaya çıkması ile bir sos oluşur ve bu risottoya lezzet katar.
Bir Risotto çeşidi olan Risotto alla milanese’in küçücük bir hikayesi var dillere destan. 1574 yılında Milano’nun ünlü Duomo katedralinin inşaatında görevli bir cam işçisi, bir başka camcının kızı Valerio Di Fiandra ile evlenecekti. Damadın lakabı, cam işlerinde altın yaldız kullanmayı sevdiğinden, safran anlamına gelen ‘Zafferano’ idi. Ancak Valerio’yu seven biri daha vardı. İki sevgilinin düğün yemeğinde kötülük yapmak isteyen adam, şölen yemeğindeki Risotto’nun içine bir avuç safran attı ve Risotto bir anda sapsarı oldu. Ama adamın beklediği olmadı ve tüm düğün davetlileri safranlı risottoya bayıldı. O zamandan beri çok sevilen bu yemek yerel yemek haline geldi, kötü adam da bu sayede ünlü oldu.

- Gnocchi: Kuzey İtalya'nın en meşhur yemeklerinden   Gnocchi’nin içine bolca patatesin girdiği, parmesan, semolina olarak adlandırılan incecik çekilmiş irmik unu ve rendelenmiş muskat cevizi ile bambaşka bir lezzete dönüşüyor.
- Dört peynirli tortellini salatası: Yuvarlak şekliyle görür görmez ayırt edebileceğiniz bu makarnanın içinde de genel olarak peynir ya da et çeşitleri bulunuyor. 


- Hemen hemen tüm kafelerde karşımıza çıkan Arangine(pirinç köftesi) de denenmesi gereken lezzetlerden birisi. İtalyanca'da Arangine Portakal anlamına geliyor. Herhalde bu Köftenin biçimi Portakalı andırdığı için bu isim verilmiş,
- Sebze yemeklerine düşkün olanlar ve patlıcanı sevenler "Caponata" yiyebilirler. Caponata, doğranmış kızarmış patlıcandan yapılan pişmiş bir sebze salatası ve tatlandırılmış sirke ile tatlandırılmış kereviz, tatlı ve ekşi sosta kapari içeren bir patlıcan yemeğidir. 
- Stromboli,dürüme benzeyen bir yemek. İçine peynir,et ve sebze konuluyor.
- Pansotti, ravioli ya da tortellini gibi bir çeşit mantı, bir çeşit makarna. Özenle hazırlanan hamurunun içinde beyaz şarap kullanılıyor. İçine konulan harçta ise ricotta peyniri ya da otlar rol alıyor. Ravioli'den net bir şekilde büyük olması, üçgen ve kenarları tırtıklı şekliyle de kendisini diğerlerinden ayırmasını çok iyi biliyor.
- Denizden babam çıksa yerim lafı İtalyanlar  için söylenmiş olsa gerek. İtalya’da deniz yosunu,deniz kestanesi , mürekkep balığı ve midye gibi deniz ürünleri de çok tüketiliyor. Deniz ürünü Kılıç balığı (Pesce Spada) tüm restoranların mönüsünde yer alır.
- Sardalyalı makarna ( Pasta con le sarde) da yiyebilirsiniz .


- İtalya, hamur işleriyle de çok meşhur olduğundan özellikle içi krema dolgulu, kızartılmış rulo şeklindeki bir tür pasta olan "Cannoli" denemeye değer.
- Tiramisu: Mascarpone peyniri, acı badem likörü, espresso, lady finger (kedidili) Bisküvi ile yapılan bu tatlı
Tiramisu’nun doğduğu yer Veneto.
- Panna cotta: Krema, süt, yumurta beyazı, bal ve meyveli sütlü tatlı.
- İtalya espresso ve cappucinonun ana vatanı.Süt; yeterince ısıtılmadan servis edildiği için kahvenizi sıcak seviyorsanız mutlaka belirtin Aksi takdirde ılık kahve içmek zorunda kalırsınız. 

İTALYA VE VENEDİK’İN ANIMSATTIKLARI 

- İtalya ile birçok örf ve geleneklerimiz aynı : bizim gibi çiçekli çikolatalı kız isteme merasimleri var.
- Manzari dağının eteklerinde yaşayan Moenalla köyü sakinleri tek kelime Türkçe bilmeden, Türk gelenek ve görenekleriyle yaşıyorlar.
- Halayları var inanamazsınız. Tam bizim gibi bir halay değil ancak onların da Tarantella adında yöresel halk oyunları mevcut.
- Avrupa’nın en romantik şehri Venedik'in bir çok ismi var: Adriyatik’in Kraliçesi, Sular Şehri, Maskeler Şehri, Köprüler Şehri, Yüzen Şehir,Kanallar Şehri, Serenissima (Sukünet) Şehri,La Dominante (İmparatoriçe),'El bundukiyye(Arapça Venedikli manasına gelen, bundukî kelimesinden iştikak etmiş. el-bundukiyye, benadik, benadikun olarak kullanılıyormuş:fındık, ufak top, silah manasına geliyor.)
- Şehrin toprağı balçıktan oluştuğu için çok kolay bir şekilde dağılabiliyor. Binlerce yıldır suyun ortasında bulunan adalar topluluğu denizle bütünleşerek balçık halini almış.Yapılan araştırmalara göre Venedik içinde bulunduğu tuzlu göl 18. yüzyıldan bu yana yaklaşık 80 cm civarında yükselmiş. Böyle ilerlemeye devam ederse küresel ısınmanın da etkisiyle şehir sular altında kalabilir. 
- San Marco Meydanı’nda canlı keman ve piyano eşliğinde Venedik resitallerini Caffe Florian’da izleyebilirsiniz.
- Rönesans döneminde Venedik'te yaşamış İtalyan ressam Gentile Bellini,  1478'de Venedik Cumhuriyeti tarafından Fatih Sultan Mehmet'in Portresi yapmak üzere İstanbul'a gönderilmiştir.
- Venedik’te bütün gondollar siyahtır. çünkü siyah suya en dayanıklı renktir. Ancak bir zamanlar rengarenkmiş.Veba gelip de ölümler başladığında; cesetleri gondollarla taşımışlar ve o günden beri matemin rengi olan siyaha boyanmış tüm gondollar. 

- Venedik’te maskeleri için de bir rivayet var: Veba yıllarında, şehir o kadar çok kokuyormuş ki, o kokuyu hissetmemek için hasta olmayan soylular uzun burunlu maskelerle dolaşıyormuş sokaklarda..
- San Marco meydanında kuşlara yem vermek ve fotograf çektirmek isteyen turistler sayesinde çeşitli kuşlar Venedik’i mekan seçtiler.
- Venedik’te gondollarda pazarlık yapabiliyorsunuz.
- İstanbul'a benzeyen, “vapuretto “ denen neredeyse 15 dakikada bir her bir yere giden deniz aracıyla Venedik.
- Venedik;romantizmin ve rutubetin başkenti.
- Amerikalı yazar  Donna Leon’un My Venice isimli polisiye roman dizisi Venedik'te geçer.
- Venedik sokaklarında google maps, apple maps, maps bütün uygulamaların navigasyon anlamında çuvallamasının nedeni gps sinyallerinin dar sokaklarda “multipath “oluşturmasıdır. Bu nedenle alıcı cihaz taşıyıcı sinyalinin fazını doğru hesaplayamadığından uydu takibinde başarısız olur.
- Yön duygusu olmayanlar için tam bir labirent şehir, o yüzden otel seçimini dikkatli yapmak lazım.
- San Marco meydanına kısa sürede gitmek için kesinlikle “San  Marco’ya gider" tabelalarının takip edilmemesi gereken şehir. Kentin güzelliğini gösterip alışveriş olasılığını artırmak için tabelalar tüm şehri dolaştıracak şekilde yerleştirilmiştir.
- Gondolcuların, yatak odanızın penceresinden giren serenadları ile uyanarak güne başlarsınız. 
- Kanalda gondola binerken yanınızda 100+ kg biri varsa lütfen sağa oturtunuz.
- Brenta Nehri’nin kenarında yer alan Riviera del Brenta’da eski köşklerin yanı sıra  bir de ayakkabı müzesi bulunuyor. 
- Venedik;Barok besteci Antonio Vivaldi’nin doğduğu şehir.


- İtalyan Komedi Tiyatro yazarı Carlo Goldoni (1707-1793)bir yandan tiyatro ile ilgilenirken diğer yandan avukatlık mesleğini devam ettirmiş. 
- Canal grande’de yer alan Türk hanı şehrin en on güzel yapısından biri olarak kabul ediliyor. 1830 lara kadar Türkler tarafından ticaret hanı olarak kullanılan bu yerde  halı, karabiber bir çok ürün satılırmış.Türk Hanı,Balzac, Dickens, Rousseau gibi isimleri ağırlamış
- ‘Denizin Gelini’ olarak anılan Venedik şehrinin denizle ilişkisi şu hikâye ile anlatılır:Hz. İsa’nın göğe çıkışının her yıldönümünde şehrin dükü Venedik’te yaşayan soylu aileleriyle birlikte kadırgasına binip Lido tarafından denize açılarak Venedik’in denizle özel bağının sembolü olan altın yüzüğü Adriyatik’in sularına atar ve Venedik Cumhuriyeti’nin denizle evliliğini teyit edermiş.
- Venedik, lastik tekerlekli araçlara kapalı bir şehir.
- İçinde olur olmadık kanal geçen her şehirde bir “Küçük Venedik” vardır. Kendi adının dışında, bu kadar çok yerde anılan başka bir şehir de yoktur. Fransa’da Colmar, Annecy, Londra, Mikonos.
Uluabat Gölü'ne kıyı Gölyazı Mahallesi ve Eskişehir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar