|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|
PLAJLAR DİYARI CAPE TOWN
  • Reklam
Pekcan TÜRKEŞ

Pekcan TÜRKEŞ

PLAJLAR DİYARI CAPE TOWN

24 Eylül 2021 - 18:40 - Güncelleme: 25 Eylül 2021 - 19:09

KIŞIN GÜNEY AFRİKA’DA PENGUENLERLE BİRLİKTE YÜZEBİLECEĞİMİZ PLAJLAR DİYARI CAPE TOWN

Ocak ayında Güney Afrika'da Yaz Mevsimi yaşanırken Safari Boulders Plajında Penguenlerle birlikte yüzmek, Kruger Parkında vahşi doğayla tanışmak ve Masa Dağının eşsiz manzarasını fotoğraf karelerinde yaşatmak için Capetown'a gitmeye karar verdim.

AFRİKA RUHUYLA BATI MODERNİZMİN HARMANLANDIĞI ŞEHİR: CAPE TOWN

Kıtanın güney batı ucunda yer alan yaklaşık dört milyon nüfusa sahip Cape Town, aynı zamanda Afrika’nın en önemli turistik şehirlerinden biri.

Cape Town, Afrika ruhu ile Batı modernizminin en güzel şekilde harmanlandığı bir şehir. İstanbul iki Kıtayı bileştiren şehir ise, Cape Town da iki Okyanusu birleştiren kent.

Ne ararsan var Cape Town'da:

İki Okyanusun birbirine kafa tutarcasına birleştiği Ümit Burnu,

Fransız rivyerasını, Côte d’Azure’i,

Miami Beach’lerini kıskandıracak plajlar,

“Şarap” tutkunlarına hitap edecek üzüm bağları…

HOP ON-HOP OFF ile TABLE MOUNTAIN  GEZİSİ

Dünyanın her yerinde karşılaştığımız Sightseeing (Gezi) otobüsleri burada da mevcut. Katılabileceğiniz iki ayrı Hop on-Hop off otobüs var. Yani indi bindi yapabileceğiniz turistik otobüsler. Bir biletle (Dünyanın çoğu yerinde bu bileti ibraz ettiğinizde % 10 indirim de alıyorsunuz) güzergâh üzerinde belirtilmiş durakta iniliyor, yeterince gezdikten sonra bir sonraki otobüse binebiliyorsunuz.

Bu Hop on-Hop off’un birincisi Mavi tur (Mini Peninsula) yani uzun olanı, şehrin çevresinde tam bir tur atıyor. Bu turda Kirshtenburch denilen Arboretum’u botanik bahçesi (doğa, bitki türleri, trekking alanı) ile World of Birds’de penguen dahil çeşitli kuşları görebiliyorsunuz. Otobüste Türkçe dahil birçok dilden banttan rehberlik hizmeti veriliyor. Otobüsler ortalama 20 dakikada bir geçiyor. Üç km uzunluğundaki düz yüzeyi ile masayı andıran Table Mountain zengin bir bitki örtüsüne sahip. 1086 metre yükseklikteki bu Dağın   üzerinde sürekli bir bulut demir atmış gibi durur. Muhtemelen Okyanus’dan gelen sıcak havanın Dağın zirvesinde yoğunlaşmasından oluşuyor. Dağ, şehirle o kadar iç içe ki sanki uzansanız ona dokunabileceğinizi hissediyorsunuz.

Burada bineceğiniz  Teleferik kabinleri sayesinde bu kısa seyahat süresince Cape Town ve çevresinin muhteşem manzarasına şahit olacaksınız.

ATLANTİK İLE HİNT OKYANUSUNUN BİRLEŞTİĞİ NOKTA GOOD HOPE-ÜMİT BURNU

Afrika’nın Avrupa kıtasına en uzak noktasında bulunan  1488’de Portekizli kaşif Bartholomeu Dias tarafından keşfedilen bu şirin kent, adını eski denizciler için çok önemli bir geçiş noktası olan dünyaca ünlü Ümit Burnu’ndan alır. Cape Town; ılıman iklimi, kültürel zenginliği, farklı tarzdaki mimari geleneklerin kendine has sentezi ile oluşturduğu sıradışı mimari dokusu ve UNESCO tarafından Dünya Kültür Varlıkları Listesi’ne alınmış Robben Adası gibi değerlere sahip olması nedeni ile turistik açıdan Afrika’nın güneyinde en çok ziyaret edilen yerlerden biri olmuştur. Şehirden çıkıp güneye doğru yöneldiğimizde kıtanın alt ucunun doğal yaşamı ile karşı karşıya geliriz.

Ümit Burnu’na doğru yolculuğumuz sırasında karşılaşacağımız Penguenler, Deve kuşları ve iri bir maymun türü olan Babün sürüleri bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Denize doğru uzanan kayalık bir burun olan Ümit Burnu, denizden yaklaşık 245 m. yüksekliktedir. Hint ve Atlas Okyanuslarının birleşme noktası olan Ümit Burnu’nu görmeye gelenler giderken burada bulunduklarını ispatlayan bir sertifika da alıyorlar. Tıpkı Portekiz’de Atlas Okyanusu’nun kıyısında Kara’nın   bittiği yer olan Capo da Roca’da olduğu gibi.

ALFRED VE VİCTORİA WATERFRONT RIHTIMI

Masa Dağı’nın en güzel göründüğü noktalardan biri de Alfred ve Victoria Waterfront Rıhtımı, 19.yüzyılın sonlarına doğru Kraliçe Viktoria’ın ikinci oğlu Alfred inşa ettirmiştir. Deniz kenarında liman yanına kurulmuş Waterfront denen bu turistik alanda bir dönme dolap, deniz turları düzenleyen ofisler ve devasa alışveriş merkezi bulunuyor. Waterfront’da “Two Oceans Aquarium”’da penguenler, kaplumbağalar ve köpekbalıkları dahil 3000’den fazla canlı yaşıyor. Rıhtım, şehrin limanı ile iç içe, kafe ve restoranlarla dolu, büyük bir alışveriş ve eğlence alanı. Malezya’dan Etiyopya mutfağına kadar değişik Afrika ülke mutfaklarının yemeklerini tadabileceğiniz sayısız alternatif dolu bir yer. Burada dolaşırken rıhtıma çıkmış ve güneşin altında miskinlik yapan Denizaslanlarını( Karada hareket eden bir çeşit Fok ) fotoğraflamak, canlı etnik müzik performanslarını izlemek keyif verici bir duygu. Burada insan bir taraftan Batı standartlarında bir şehir havasını teneffüs ederken diğer taraftan derinlerdeki Afrika ruhunu içinde hissediyor.

ÖZEL İZİNLE GİRİLEN SEMT: 6.DİSTRİCT  – 6.BÖLGE

“6.Bölge ”, Cape Town’ın etnik mozaiği içerisinde Malay kültürünü beraberinde getiren Malezyalıların  Waterfront ile Masa Dağı arasında yerleştikleri özel bir bölge. Bu bölgede yapacağımız kısa bir yürüyüş turu bile bize farklı mimari sentezi gözlemleme imkanı veriyor. District Six (Altıncı Bölge) ise 1970’lerde binlerce siyah ve melezlerin yaşadıkları yerden zorla sürülmesi ve evlerinin buldozerler ile yıkıldığı yer. Apartheid rejim bu talihsiz insanlara şiddet uygulayıp “Paso” ile kendi belirtiği yerlerde kalmalarına izin vermiş. Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela’nın başkan olmasının ardından 2003’de geri dönüşler başlamış. Evler tekrar yapılarak eski sahiplerine iade edilmiş. 6. Bölge Müzesi; o günlerin acılarını yansıtan eşya ve belgeleri içinde barındırıyor. Bölgenin ismi daha sonra Peter Jackson’un yönetmenliğini yaptığı District 9 (Dokuzuncu bölge) filmine de isim kaynağı olmuştur.

ROBBEN ADASI

Robben adası, İkinci Dünya savaşı sonrası siyasi suçluların tutulduğu hapishane görevi görmüş. Güney Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela’nın ömrünün büyük bir bölümünü Cape Town’a yarım saatte motorla gidilebilen 10 kilometre uzaklıktaki bu Ada’da geçirmiştir. Adayı önce rehber eşliğinde otobüsle geziyoruz, ardından hapishanenin içine giriyoruz. Burada ise eski siyasi tutuklular rehberlik yapıyor ve zamanında hapishanedeki korkunç koşulları anlatıyor. Adada gezerken Afrika Penguenlerini de görmek mümkün.

ROBBEN ADASI HAPİSHANESİNDE AFRİKA’NIN ULUSAL ANITI

Cape Town Robben Adası Hapishane Turu sırasında gördüğümüz en ilginç yer, mahkumların çalıştırıldığı kireç ocağı. Alanın tam ortasında yumruk büyüklüğündeki taşlardan oluşmuş bir yığın dikkatimi çekmişti. Rehberimiz, Tur sırasında burayı en sona bırakmış ve bu taş yığını için ‘Afrika’nın en önemli Ulusal Anıtı’ demişti. Turdaki herkes çok şaşırmış, böylesine basit bir taş yığınının Ulusal Anıt olmasını anlayamamıştık. Meğer beş yılda bir, 11 Şubat günü bu hapishanede kalmış mahkumlar bir araya gelerek o günlerin anısına buraya birer taş bırakıyorlarmış. İşte bu taş yığını böyle oluşmuş. Bu gelenek, son mahkum ölünceye kadar da devam edecekmiş. Gezinin ikinci bölümünde asıl hapishaneyi geziyoruz. Yeni rehberimiz yaşamının yirmi yılını burada tutsak olarak geçirmiş olan yaşlı bir siyahî. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyah devlet başkanı Mandela’nın 1964’ten 1982 Mart’ına kadar 18 yıl kaldığı hücreyi, havalandırmaya çıktığı avluyu, banyoları ve yemekhaneyi gezdirip bilgi veriyor. Avluda Mandela’nın 1966 yılında hapishanede çekilmiş bir fotoğrafı var. Fotoğraf, tam fotoğrafın çekildiği noktaya dikilmiş. Robben Adası’ndaki hapishane 1997’de kapatılarak müze haline getirilmiş. 

SEYYİD ABDURRAHMAN MOTURU TÜRBESİ

Hapishanenin yanında Mescidi andıran bir Türbe var. Bu Türbe; Cape Town'un ilk İmamı, Endonezya'nın Java adasından Hollandalılar tarafından sürgün getirilmiş Seyyid Abdurrahman Moturu'ya ait. Malay Müslümanlar için saygın bir kişiliği olan Moturu; Robben Adası'nda 14 yıl sürgün hayatı yaşamış ve buraya defnedilmiştir. Güney Afrika’nın Alkatraz’ı olarak bilinen Robben Adası, Cape Town’a 11 kilometre uzaklıktadır. Güney Afrika’nın en ünlü özgürlük savaşçıları çeyrek asır gibi uzun bir süre tutsak kaldığı Robben Adası günümüzde Irkçılığa, Sömürgeciliğe, Adaletsizliğe ve Zulme karşı kazanılan Zaferin simgesidir.

REMEMBER "Hatırla" AĞACI

Cape Town Church Square Meydanı'ndaki “Hatırla” ağacında şunlar yazılı:

“Başkalarının özgürlüğünü reddedenler kendileri de onu hak edemezler”

“Zincirler; başkalarının özgürlüğünü artırır”

“Başkaları tutsak olduğu müddetçe hiçbirimiz özgür olamayız.”

GREEN MARKET

Alışveriş tutkunları için Waterfront’tan sonraki ikinci adres Greenmarket Meydanı. Burada çeşitli el sanatları ürün ve hediyelik eşyaları Açıkhava stantlarında ya da kulübelerde bulabilirsiniz. Dilerseniz çevredeki Cafe’lerde keyifle içkinizi yudumlayabilirsiniz.

GÜMÜŞ VE ALTIN ALINIR

Günümüzde, yılda yaklaşık 2.500 ton altın üretiliyor. En büyük altın üreticisi ülke, yılda ortalama 475 ton ile Güney Afrika Cumhuriyeti. Onu sırasıyla ABD, Latin Amerika, Avustralya, Kanada, Çin, Endonezya ve Rusya izliyor. Avrupa altın üretimi açısından fakir bir kıta. Yıllık ortalama altın üretimi 25 tonu geçmiyor. Avrupa’da İspanya, Yunanistan, İtalya gibi ülkelerde üçüncü şahısların külçe altın satın almaları yasak. Türkiye’de ise, sadece kuyumcu firmalar, altın borsasından külçe altın satın alabiliyorlar. Cape Town’da boyunlarında tabelâ ile altın ve gümüş simsarları dolaşıyor.

GÜNEY AFRİKA MUTFAĞI

Farklı köklerden gelen insanların bir arada yaşaması sebebiyle Nelson Mandela’nın "gökkuşağı milleti" olarak tanımladığı Güney Afrika bu farklılığını mutfağına da yansıtmış. Coğrafi olarak Afrika kıtasında olmasına rağmen uzun yıllar Hollanda ve İngiltere gibi Avrupalı ülkelerin sömürgesi altında kalması sebebiyle Güney Afrika mutfağında Avrupa mutfağından lezzetler bulmak mümkün.

Bununla birlikte köle ticaretiyle Endonezya, Malezya, Hindistan ve Pakistan’dan gelen insanların yemek kültürünü Güney Afrika’ya taşıması sebebiyle Asya mutfağından lezzetler bulmak da mümkün.

Anlayacağınız Afrika mutfağı, Avrupa ve Asya mutfağı ile birleşiyor ve ortaya bugünkü lezzet şöleni çıkıyor.

Boerewors: Afrika’da insanların en çok tükettiği yemeklerden biri boerewors.

Afrikaans dilinde boer çiftçi, wors ise sosis demek. Okuması tuhaf geliyorsa siz ona çiftçi sosisi de diyebilirsiniz. Boerewors, Hollanda’dan Güney Afrika’ya gelen Avrupalıların Güney Afrika mutfağına kattığı bir tür sosis. Bu sosisin lezzetinin sırrı %90’ının sadece et, %10’unun ise baharattan oluşması.

Cape Malay köri soslu tavuk: Cape Malay köri aslında bir baharatın adı. Güney Afrika mutfağına Endonezya ve Hindistan’dan Cape Town’a köle olarak getirilen insanların yanlarında getirdikleri baharatları kullanarak yemek yapmasıyla giriyor. Adından da anladığınız gibi bu baharat köri gibi fakat içinde zencefil, tarçın, kurutulmuş kayısı olması sebebiyle köriden daha aromalı.

Malva puding: Kayısı marmelatıyla pişirilen ıslak kekin sıcak kremayla buluşması efsane bir lezzet sunuyor.

Biltong: Güney Afrika’daki kabileler buzdolabı icat edilmeden önce ana besin kaynağı olan eti tuzlama yöntemi ile muhafaza ediyorlarmış. İşte biltong o zamanlardan beri Güney Afrika mutfağının en önemli besini. Biltong, Türkçe kuru et demek. Biltong'un lezzetli olması için etin yağsız olması gerekir. Bu yüzden Güney Afrikalılar biltong yapımında inek etinden ziyade antilop eti kullanıyor. Az yağ yüksek protein içermesi sebebiyle sporcu atıştırmalığı, aşırı lezzetli olması sebebiyle bira atıştırmalığı olarak da yeniliyor.

Melktert: Melktert yani sütlü turta adından da anlayacağınız üzere tabanı bildiğimiz tart dolgu malzemesi ise süt, yumurta, şeker ve unun karışımından oluşuyor.

Melktert de Hollandalıların kendileriyle birlikte Güney Afrika’ya sürüklediği lezzetlerden biri. Bu tatlı o kadar hafif ki yedikçe yedirtiyor.

Timsah, zebra ve deve kuşu eti: Timsah, zebra ve deve kuşu eti Güney Afrika mutfağında oldukça önemli bir yere sahip. Fakat Güney Afrikalılar bu tür etleri restoranda yemektense bizim mangal onların braai dedikleri pişirme yöntemini kullanarak pişiriyorlar.

Timsah eti tavuk etine benziyor ama biraz daha sert. Zebra eti adeta bir lokum ama daha aromalısı. Deve kuşu eti ise çok güzel pişmiş kuzu etine benziyor.

Bobotie: Güney Afrika’ya Endonezya’dan gelmiş bir lezzetle daha. Bobotie bizdeki güveç yemeklerine benziyor. Kıyma, köri, kuru üzüm, krema ve defneyaprağının pişirilmesiyle ortaya çıkan bu lezzet Türk damak tadına çok uygun.

Amarula Dom Pedro: Amarula, kendiliğinden alkollü marula meyvesinin özütünden yapılan bir tür likör ve Güney Afrika’da çok tüketilen bir içki. Amarula Dom Pedro ise amarula likörünün vanilyalı dondurma ve kremayla karıştırılmasından oluşan bir tatlı. Genellikle yanında kakao servis ediliyor.

Snoek Balığı: Cape Town’un batı kıyılarında tutulan snoek balığının lezzeti bizdeki uskumru balığına benziyor fakat görünüş olarak yılan balığı gibi. Snoek balığını pişirmenin birçok yolu var fakat Güney Afrikalılar taze tutulmuş snoek balığını birçok yemekte kullandıkları kayısı marmelatıyla doldurup, alüminyum folyo içine koyup braai yani mangal ateşi üzerinde pişiriyorlar.

Chakalaka & Pap: Bizdeki kuru fasulye ve pilav ikilisi ne ise Güney Afrika mutfağında chakalaka ve pap ikilisi o.

Chakalaka, soğan, domates, biber, havuç ve baharatın karışımı ve soğuk servis ediliyor. Pap ise yulaf lapası gibi ama beyaz mısır unundan yapılıyor.

CAPE TOWN: AFRİKA KOKTEYLİ

Doğası, iklimi, muhteşem manzaraları, Kültürel dokusu, Çin-Hint ve Türk mutfak ile Capetown sanki bir Afrika kokteyli. Bir yanda muhteşem manzaralar eşliğinde doğal yaşamın hüküm sürdüğü milli parklar diğer yanda Hint Okyanusu’nun egzotik kıyı ve adaları ile Cape Town gerçekten görmeye değer bir Kent.

Bizler kuzey yarımkürede kış mevsimini yaşarken, Cape Town’nın bulunduğu güney yarımküredekiler ya da ekvator yakını ülkelerde yaşayanlar, yazın keyfini sürüyorlar. Soğuktan sıkıldıysanız, alternatif bir tatil arıyorsanız, Cape Town’nın yanı sıra kışın yaz tatili yapabileceğiniz harika yerler var. Üstelik bu ülkelerin pek çoğu, Türk vatandaşlarından vize de istemiyor. İşte kışın yaz tatili yapabileceğiniz 6 ülke:

Dominik Cumhuriyeti, Küba, Seyşeller, Maldivler, Dubai ve Tayland.

Afrika’nın, vadileri, plajları, limanları ve balıkçı köyleri ile ünlü, dünyanın en zengin bitki çeşitliliğine sahip bu güzel Şehre “Veda” etmek zamanı geldi. Ama her “Veda”, ”El Veda” değildir. Tekrar görüşmek üzere Cape Town!

SİYAHLA BEYAZIN ARMONİSİ SAYILAN GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ VE BAŞKENT CAPETOWN’ IN ANIMSATTIKLARI

* Güney Afrika'da yürütme başkenti Pretoria, yasama başkenti Cape

Town, yargı başkenti Bloemfontein olmak üzere üç başkent bulunmaktadır.

* “Çiçek Çeşmesi” veya “Gül Şehri” olarak da adlandırılan Bloemfontein, Güney Afrika’nın üç ulusal başkentinden biri olmasının yanı sıra ‘Yüzüklerin Efendisi’ kitabının yazarı J.R.R. Tolkien’in doğduğu yer olduğu için de insanların ilgisini çekiyor.

* Güney Afrika bayrağı, 6 renkten oluşuyor: Mavi; gökyüzünü, kırmızı ülke için savaşan insanları, siyah renk siyahi Afrika halkını, yeşil ülke topraklarını, beyaz ülkenin beyaz halkını, sarı ise yeraltı kaynaklarını temsil ediyor.

* Güney Afrika nüfusu, dört farklı etnik gruptan meydana gelmektedir. Siyahlar ve Bantular % 70 ile en kalabalık grubu oluştururlar. Beyazlar % 17, melezler % 10 ve Asyalılar ise % 3 ile nüfusun kalan bölümünü meydana getirirler. Beyazlar Hollanda, İngiliz, Fransız ve Alman menşelidir. Ülkede okuma yazma bilenlerin oranı % 80’dir.

* Dinazor fosillerinin en çok görüldüğü yer

* Balık göçü, uzaydan görülebilecek kadar büyüktür

* Güney Afrika; soyu tükenmekte olan Afrika penguenlerinin yaşadığı yer.

* Güney Afrika Cumhuriyeti’nin kağıt paralarında genellikle hayvan resimleri vardır.

* Siyah ile Beyazın insan ilişkilerinde uyumunu görüyorsunuz.

* İlginç noktalar: Elektrik prizleri üçlü

* Trafik soldan akıyor.

* Turistik yerlerde güvenlik açısından pek sıkıntı olmasa da şehrin iç kesimlerinde güvenlik problemi var.

* El işi ahşap ürünlerden ve Güney Afrika şaraplarından alın mutlaka.

* Güney Afrikalı kalp cerrahı Dr. Christiaan Barnard (1922 – 2001), İnsandan insana ilk başarılı kalp nakli ameliyatını 1967 yılında gerçekleştirdi

* Buradaki dolmuşları (minibüs) İstanbul’dakilere rahmet okutturacak cinsten. Minibüs şoförleri tehlikeli araç kullanıyor. Minibüs kamu taşımacılığı bizim Minibüs sistemi gibi. Bizdeki Minibüs muhabbeti burada da geçerli elden ele para uzatılıyor.

* 2010 World Cup Dünya Kupası

Güney Afrika'nın gelişmesine yardımcı oldu.

* Güney Afrika’da 11 adet resmi dil bulunuyor. En çok kullanılan diller İngilizce (beyazların bir kısmı, Hintliler), Afrikaans, Flaman kökenli beyazların (Boerler) ve colored denilen melezlerin konuştuğu Hollandacanın yerel dillerle karışıp değişime uğramış bir hali, Zulu (nüfusun çoğunluğunu oluşturan Zulu siyahileri) ve Sotho  (hemen hemen her siyahinin bildiği dil).

* Apartheid uygulaması 1989 yılında yapılan bir referandumla sona ermiştir.

* Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Yüksek mahkemenin verdiği emsal karar sonucunda evde esrar yetiştirmek ve içmek serbest fakat yetiştirmek üzere tohum veya esrar satın almak, özetle ticaretini yapmak suç.

* Güney Afrika’da yaşayan beyazların çoğunluğunu bölgeye özellikle 17. yüzyıldan itibaren göç eden Hollandalı, Alman, Fransız ve İngiliz göçmenlerden oluşuyor.

* Güney Afrika Cumhuriyeti’nde beyaz ırkın çok bariz üstünlüğü var ülkede. Beyazlar; en güzel semtlerde beyazlar; gettolarda ise siyahiler yaşıyorlar.

* Güney Afrika Cumhuriyeti; tek bir dini yücelten ve bu yönde eğitim veren eğitim kurumlarını yasaklayan bir ülke.

* Güney Afrika’da sokaklar da mor çiçekli jakaranda ağaçları var.

* Ölmeden değil yaşlanmadan görülmesi gereken ülkelerin başında Güney Afrika Cumhuriyeti geliyor.

* Güney Afrika Cape Town’a yerleşmiş Türkler şöyle diyor:

Siz “Afrika Cape Town” dersiniz. Biz “Evimiz”deriz.

* Güney Afrikalı kalp cerrahı Dr. Christiaan Barnard (1922 – 2001), İnsandan insana ilk başarılı kalp nakli ameliyatını 1967 yılında gerçekleştirdi

* Prof. Canan Karatay; 1976-1978 yılları arasında, Güney Afrika Cape Town Üniversitesi Groote Schuur Hastanesi’nde, dünyada ilk kez kalp nakli ameliyatını gerçekleştirmiş olan Christiaan Barnard’ın ekibinde çalışmış.

* Cape Town’da Türk yemekleri yapan Baran Kalay’ın sahibi bulunduğu ‘Mezopotamia Kurdish Restraurant’ isimli bir lokanta var.

* Capetown Hava Limanında ülkemize ait bir Havayollarının Simgesi ve reklamını muhtevi ücretsiz bagaj taşıma arabası var. Hatırladığım başka ülkelerde de ülkemizin turistik yerlerini gösteren Reklam panoları var: Newyork 42.Caddedeki devasa pano, Romanya (Constanta) Köstence’deki yol kavşağındaki pano.

* Buradaki dolmuşları (minibüs) İstanbul’dakilere rahmet okutturacak cinsten. Minibüs şoförleri tehlikeli araç kullanıyor. Minibüs kamu taşımacılığı bizim Minibüs sistemi gibi. Bizdeki Minibüs muhabbeti burada da geçerli elden ele para uzatılıyor.

* Trafik soldan akıyor. İngiliz kültüründen çokça etkilendikleri için arabaların direksiyonları sağda. Ayrıca trafik ışıkları sadece arabalar için var. Çünkü yayalar için koca caddede yeşil sadece 5 saniye yanıyor.

* Her gün öğlen saat 12 de gerçek top atışı oluyor saati belirtmek için. Korkmayın!

* Sokakta kedi, köpek göremezsiniz fakat parklar sincap dolu.

* Devekuşu ve timsah eti var. Timsah etinin lezzetini 1999 Kenya Nairobi’de Büyükelçimizin ikramıyla farkında olmadan tatmıştım. Gerçekten çok lezzetli bir etti.

* Bugün Güney Afrika Cumhuriyeti’ni oluşturan halk, 15. yüzyılda Hollanda'dan buraya getirilip yerleştirilenlerin torunlarıdır.

* Afrika denince akla gelen ilk olay güvenlik ve sağlık. Güney Afrika için herhangi bir aşı yaptırmanıza gerek yok, ama tabi HIV(AIDS'e yol açan virüs) siyahilerde çok yaygın, yine de dikkatli olun. Güvenlik için de şöyle diyeyim: ülkede bölgelere göre bu olay çok değişiyor. Johannesburg'da gündüz bile yürürken korktuğum zamanlar oldu, ama Cape Town'da ana caddelerde gece hiç endişelenmeden dolaştım. Kıyılar daha rahat, beyaz ve Hintli ağırlıklı.

* Dünyadaki en ucuz kömürlerden birine sahip olmasına rağmen, inatla gaz kullanılmasının pompalandığı ülkedir. Mozambik'ten gaz hattı bağlıdır.

* Hollandalı, İngiliz ve Fransızların bir kısmı Avrupa’ya göç ettikleri için Güney Afrika’daki beyaz nüfus azalıyor.

* 1994'te Apartaheidin bitmesinden sonra hızla dengeler değişmiş.

Apartheid’in yerine, beyazlarla siyahların el ele tutuşup şarkılar söylediği bir ortam kurulmuş. Şimdi beyazsanız iş bulmanız, özellikle devlet kurumlarında, daha zor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar