|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

Yine Bir 12 Mart Sabahı
Selami OĞUZ

Selami OĞUZ

Yine Bir 12 Mart Sabahı

29 Mart 2014 - 02:48

 Yine Bir 12 Mart Sabahı

Sayın Hemşehrilerim,

            Kurtuluşundan bir yıl sonra 1919 yılının 12 Mart bayramında, o zamanın Erzurum Emniyet Müdürü Yeğenağa, Dervişağa, Kemhan ve Gülahmet camilerinde imamlık yapmış Kantarcızade Hacı Efendi;

           “Bilir misiniz bugün hangi gündür?

            Bugün, bizi esaretten hürriyete, ölümden hayata kavuşturan bir gündür. Bugünün büyüklüğünü, ehemmiyetini iyice bilelim. Hele sizler, dünkü kara günün, büyük şehitlerin yavruları olan siz gençler, kurtuluş gününü hiç unutmamalısınız. Bugün bizim en büyük bayramımızdır.

            Bugün, kandan, ateşten, işkenceden, zulümden, kurşun ve baltadan, hançerden kurtulduğumuzun yıl dönümüdür”

            Sözleriyle başladığı konuşmasında, şehrin Rus – Ermeni işgali ile neler yaşadığını anlatıyor, Ermenilerin mezalimlerini şu cümlelerle ifade ediyordu;

            “I. Dünya Savaşında, Erzurum’un Ruslar tarafından işgalinden bir müddet sonra Rusya’da çıkan büyük bir ihtilal üzerine Ruslar Erzurum’dan çekilmiş ve Erzurum vahşi Ermeni çetelerinin elinde kalmıştı. Bu vaziyetten istifade eden bu canavarlar, umumi halkı imhaya karar vermişlerdi ve imha siyasetine başlamışlardı.

            Gün geçtikçe zulüm ve dehşetlerini arttırıyorlardı. Bu günün arifelerinde kahraman Türk ordusunun Erzurum’u istirdat edeceğini anlamış olacaklar ki, bu imha siyasetini son haddine çıkarmaya karar vermişlerdi. Gece gündüz bütün şehir halkı kanlı sahneler içinde yuvarlanıp gidiyordu. Ateşler büklüm büklüm biçare halkı cayır cayır yakıyordu. İşkenceler, zulümler yapılıyor. Kapıları çalıp erkekleri dışarıya çıkarıyorlar. Ameleye ihtiyacımız var. Parasıyla geliniz, çalışınız diyerek masum vatandaşlar aldatılıyorlardı. Bu canavarlar, erkeğimiz yok diye efkar eden kadınları saçlarından tutup şehrin istasyon köprüsüne getiriyorlardı. Masum halkı, gerek erkek ve gerek kadınları, kafalarından baltalar ile eziyor, öldürüyorlardı. Bu ölüme, bu figana bu acıklı feryada gökte uçan kuşlar bile sağa sola kaçışarak tepki gösteriyorlardı. Çünkü süngüler bağırsakları deliyordu. Kurşun ciğerlerden geçiyordu. Baltalar kafaları parçalıyordu. Hançerler bağırsakları döküyordu.

            Kadınlar, kocalarını, evlatlarını kaybetmiş, anneler, hemşireler matemlere bürünmüş göz yaşı döküyorlar. Babalarının istasyondaki çalışmadan geleceklerini bekleyen çocuklar, ne olduğunu anlamayarak şehrin her tarafında atılan silah seslerinde feryat içinde titreşiyorlardı. Şehitlerimiz, yığın yığın can veriyordu. Herşey mahvolmuş, şehrin en mühim haneleri, mağazaları ve bütün resmi daireleri ateşlere verilmiş, ümitler büsbütün kırılmıştı. Düşmanlar silahsız biçare halkı büsbütün imha etmeye çalışıyorlardı. Facia her tarafta devam ediyordu”

         Kantarcızade Hacı Mustafa Efendi, konuşmasına, Ermenilerin tüyler ürpertici cinayetleriyle devam ediyor; şehir içinde ve Alaca, Stavuk, Dinarkom, Müdürge, Arzutu, Dutçu köylerinde katliamlar sonucu tek erkeğin kalmadığını, bu günlerde katledilenlerin sayısının Erzurum’da 9562 kişi, kaza ve köylerde bu rakamın iki katı olduğunu ifade ediyor ve konuşmasını şöyle bitiriyor; 

            “Ey Erzurumlular,

Bugünkü vakayı unutmayınız. Evladınıza çok canlı olarak anlatınız. Geçmişte bir faide yoktur. Gelecekte bütün gayret alınız.

Ey vatanın gelecekte birçok ümit verici, bilici yurtlarında okuyan genç yavrular,

Bu büyük günde size hitap ediyorum. Bütün Türk tarihindeki şehit babalarımızın, şehit kardeşlerimizin, şehit annelerimizin, şehit bacılarımızın, şehit küçük yavrularımızın o mübarek ruhları şimdi bizim üzerimizde uçuşup diyorlar ki; kurbanı olduğumuz Erzurum’un kurtuluş günü hayatta kalan ecdadımıza, hemşehrilerimize aydın olsun.

Bu günü unutmasınlar ve tarih gibi okusunlar.

(Doç. Dr. Betül Arslan, Erzurum’da Ermeni Olayları, 1918 – 1920 A. Üniversitesi yayınları no:943) 

Aziz Hemşehrilerim,

Evet, bundan yaklaşık 100 yıl önce Erzurum ve çevresinde bu olaylar yaşandı. Şimdi size soruyorum.

1910 – 1922 yılları arasında Ermeniler tarafından katledilen Müslümanların sayısını biliyor musunuz? Bu sorunun cevabını pek çoğunuz bilmiyor. Ben söyleyeyim. Söz konusu tarihlerde, Erzurum ilinde 31 277, Bitlis ilinde 66 835, Muş’ta 20 580, Kars – Ardahan’da 73 052 Kafkasya’da 96 368, Van’da 215 985, Doğu Beyazıt’ta 14000 ve yurdun diğer bölgelerinde 5808 olmak üzere, Ermeniler tarafından 523 955 kişi, insafsızca katledildi.

Bu gerçeği pek çoğunuz bilmiyordunuz. Şimdi öğrendiniz. Peki, bundan sonra ne yapacaksınız? Bana ne deyip, susup oturacak mısınız? Bu gerçek karşısında Ermenilerin “Türkler bize soykırım yaptı” iddiaları karşısında hala ezilip büzülecek misiniz? 

Oysa tarihi gerçekler şöyleydi:

1915 yılında Osmanlı Devleti kendisini arkadan vuran, Van’da ve Bitlis’te katliamlar yapan Ermeni çetelerine destek veren Ermenileri tehcir etmek zorunda kaldı. Yaklaşık 450 000 kişiyi, o tarihlerde Osmanlı sınırları içinde bulunan Suriye ve Irak’a göç ettirdi. Oralara iskan etti.

Tehcirde, 56 600 Ermeni hayatını kaybetti. Bunlardan 10 000’i asker kaçakları ve Kürt eşkıyaları tarafından katledildi. Devlet, bu suçu işleyenlerden hesabını sordu ve 65’i idam olmak üzere 1397 kişiyi cezalandırdı.

Pek çok Ermeni, Müslüman halkın himayesinde tehcirden kurtuldu. Hatta Konya Valisi, devlete karşı gelerek tehciri durdurdu.

Bu kadar hain bir topluma Müslüman Türk halkının göstermiş olduğu bu şefkati ve himayeyi biliyor musunuz? Hayır bilmiyorsunuz. Ama şimdi aramızda olmayan Ermeni kökenli Türk vatandaşı Sevan İNCE, biliyor ve şunları söylüyordu. 

Büyükbabam, Kayseri'de tüm sülalesini kurtarmak için çırpınan Osmanlı Yüzbaşı'sı Sinan'ı ağlayarak anlatırdı. Sayesinde o sülaleden kimsenin kılına zarar gelmemiş. Bizler, katliam hikayeleri dinlediğimiz gibi, bir Ermeni arkadaşı tehcire giderken askerin önüne yatan Türk'lerin; veya, yurtlarına geri döndüklerinde onlara tekrar kucak açan Türk komşuların hikayeleri ile de büyüdük.

Biz Türk Ermenileri, iyi biliriz ki: Anadolu, bu olaylar esnasında veya sonrasında, Müslüman olmuş Ermenilerle doludur. Bu kişiler, daha sonra serbest olmasına rağmen kendi dinlerine dönmemişler ve geçmişlerini gizledikleri için kayıp hanesine yazılmışlardır.

Sözün kısası budur.

Konuşmak gerekirse biz konuşur olayların uzun hikayesini anlatırız. Bu konuda bizlerden daha iyi tarihçi de olmaz. Fransızlara gelince. Onlara da küflü peynir yemek düşer.”

            Saygıdeğer Hemşehrilerim, 

            Sizler, bu günkü Ermenistan’ın ve Ermeni diasporasının 100 yıl önce yaşanan olayları, dile getirerek Türkiye Cumhuriyetinden;

 

-          1915 tehcir olayının soykırım olarak tanınmasını,

-          Erzurum, Kars, Ardahan, Van, Bitlis, Sivas, Elazığ ve Diyarbakır’ın kendi toprakları olduklarını ve mevcut siyasi sınırı kabul etmediklerini,

-          Terk ettikleri mallar karşısında tazminat talep edeceklerini,

-          Ermenistan okullarında tamamen Türk düşmanı eğitim verildiğini ve böyle bir gençlik yetiştirildiğini; biliyor musunuz?

İçimizde 1 milyon Ermeni’yi katlettik dediği için mükafatlandırılan bir Nobel alan yazarımız var. Onun bu sözlerine karşı ne tür bir tepki gösterdiniz?

Yakın bir geçmişte “Ermeni soykırımı yoktur” diyeni cezalandırmak için kanun çıkarmaya çalışan Fransa’nın, o tarihlerde Legion de honour madalyasını verdiği ve bu madalyayı tereddüt etmeden alan meşhur yazarımıza da bir tepki göstermediniz,

Televizyonlarda 1915 olayları konusunda sorumsuzca fikir beyan eden ve “Özür dilemekten ne çıkar?” diyebilen gaflet ve delalet içindeki bir kısım kişilerin beyanlarına da bir tepkiniz olmadı.

Suskunsuz, eziksiniz, toplumu bu konuda bilgilendirmeye çalışan sivil toplum kuruluşlarına da “Yahu başka işin yok mu?” diyecek bir fikir yoksunluğu içindeki yakınlarınıza dahi tepki göstermiyorsunuz.

Eğer gerçek Dadaş iseniz, Dadaş ruhuna sahipseniz, o zaman Kantarcızade Mustafa Efendinin son sözlerini unutmayınız ve; 

-          Ermeniler tarafından katledilen 523 955 vatan evladının, devlet büyüklerimizin ve dış işleri mensuplarımızın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliniz. Onları her dem rahmetle anınız.

-          Katledilen bu insanların haklarını koruyacağınıza söz veriniz ve Ermenilerden, onların destekçilerinden hesap sorunuz.

-          Bu gerçekleri 2012 yılından bu yana Türk toplumuna özellikle Erzurumlulara anlatmaya çalışan ERZURUM FEDERASYON, VAKIF, DERNEK, TADER VE SİVİL DÜŞÜNCE HAREKETİ’ne destek olunuz.

-          Erzurum’u yaşanan bu mezalimlerin yansıtıldığı bir anıt şehir haline getiriniz.

-          Söz konusu sivil düşünce hareketi önderliğinde gerçekleştirilecek olan Erzurum Yanıkdere Şehitliği Projesine sahip çıkınız.

İstiklal Marşımızın;

 

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı.

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen, şehit oğlusun incitme yazıktır Atanı.

Verme. Dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

 

-          Dizelerindeki şuur ile çocuklarınızı ve gençlerimizi şuurlandırınız. Onları bilinçlendiriniz ki, Atalarımız sizinle övünsün ve onur duysun.

 

Sizi, 24 Nisan 2014 Perşembe günü saat 11:00’de Ermeniler tarafından katledilen bütün şehitlerimizi anmak maksadıyla Erzurum Karskapı Şehitliğinde yapacağımız Atalarımızı Anma toplantısına davet ediyorum ve bize bu vatanı, bu bayrağı emanet eden aziz ecdadımıza Cenabı Hak’tan sonsuz rahmet diliyor,  

Derin saygılarımı sunuyorum.

Selami OĞUZ

 

ATALARIMIZA SAYGI

1910 – 1922 YILLARI ARASINDA ANADOLU’DA
ERMENİ ÇETELERİ TARAFINDAN KATLEDİLEN

523 955 MÜSLÜMAN TÜRK’ÜN

DEVLET BÜYÜKLERİMİZİN

VE ASALA TERÖR ÖRGÜTÜNCE ŞEHİT EDİLEN

35 DIŞİŞLERİ MENSUBUMUZUN

HUZURLARINDA SAYGIYLA EĞİLİYOR VE ONLARA 
CENABI HAK’DAN

SONSUZ RAHMET DİLİYORUZ

 

ÇAĞRI

ŞEHİTLERİMİZİ 24 NİSAN 2014 PERŞEMBE GÜNÜ SAAT 11:00’DE 
ERZURUM KARSKAPI ŞEHİTLİĞİNDE YAPACAĞIMIZ TÖRENLE ANACAĞIZ.

TÜM DOST ve HEMŞEHRİLERİMİZE DUYURULUR.

 

 

ERZURUM FEDERASYON, VAKIF, DERNEK,
TADER VE SİVİL DÜŞÜNCE HAREKETİ

Son Yazılar