|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

BİR HIÇKIRIK
  • Reklam
Selami OĞUZ

Selami OĞUZ

BİR HIÇKIRIK

04 Haziran 2014 - 01:58

BİR HIÇKIRIK

           Biz, Erzurum Federasyon Vakıf Dernek ve TADER’in başlatmış olduğu “Ayyıldızlı Bayrak Altında Çağrı” Düşünce Hareketi’ne inanan 24 kişi; Ermeniler tarafından 1910 – 1922 yılları arasında katledilen 523 955 Müslüman Türk’ün anılarını yaşamak, yaşatmak ve onları saygıyla anmak amacıyla; Azerbaycan – Bakü Türk Şehitliğinde başlayan Atalarımızı Anma ve Şehitlerimize Saygı yürüyüşümüzde;

Gence – Tiflis – Batum – Artvin – Ardahan – Kars – Sarıkamış şehitlerimizi şehitliklerinde andık ve Erzurum’a ulaştık.

O gün, önce Alaca köy Şehitliğini ziyaret, daha sonra ise Erzurum Karskapı Şehitliğinde yapacağımız anma töreni ile Atalarımıza ve Şehitlerimize olan vefa, minnet ve saygı hislerimizi; şükran duygularımızı ve rahmet dileklerimizi ifade edecektik.

Grubumuza Ankara’dan ERDEF kapsamında 50’yi aşkın köy derneği temsilcileri ve Erzurum’dan katılan yaklaşık 20 kişi ile 24 Nisan 2014 Cuma günü saat 9:00’da Erzurum – Aziziye ilçesi Alaca köyüne vardık.

Başta Muhtar Veysel ÖZKAYA olmak üzere köy sakinleri bizi içten karşıladılar. Önce son derece mükellef bir kahvaltı ile bizi ağırladılar. Daha sonra geçmişte bu köyde yaşanan mezalimleri anlatan resim sergisini gezerken kendilerine dedelerinden, ninelerinden anlatılarak gelen ve hala canlı olan anılarını bizimle paylaştılar.

Köyde, Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in talimatlarıyla bir şehitlik yapılmış. Bu şehitlikte bir anıt ve sembolik mezarlar var. Orada toplandık. Köylülerin katılımıyla yaklaşık 150 kişi kadardık. Basın yoktu.

Önce saygı duruşunda bulunuldu. Muhtarın hoş geldin konuşmasından sonra Atatürk Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Erol KÜRKÇÜOĞLU, burada yaşanan olaylar hakkında bilgiler verdi. Mezalimden sağ kurtulan, Erzurum’un önde gelen düşünürlerinden ve Alaca Şehitlerinin bir nevi simgesi olan Dr. Ali GÜRCAN’ın babası rahmetli İsmail ustadan bahsetti. Ermeniler, bu köyde 1918 yılında tam 278 kişiyi acımasızca katletmişlerdi. Çocuk yaştaki İsmail, ancak anasının cesedi altında yaralı olarak kurtulabilmişti. Duygulanmıştık.

Yaşananlar karşısında hüzünlenmemek ve gözyaşı dökmemek mümkün değildi.

Daha sonra Maltepe Erzurumlular Vakfı adına emekli öğretmen Neşe ŞAİROĞLU, Ankara ERDEF adına mühendis Ferudun ÖNAL söz aldılar. Duygu ve düşüncelerini ifade ettiler.

Sonra söz aldım ve Ermeniler tarafından 1910 – 1922 yılları arasında Anadolu’da ve Kafkasya’da 523 955 kişinin katledildiğini, bu gerçeği toplumumuzun yeterinde bilmediğini anlatarak 24 Nisan gününün Atalarımızı Anma ve Şehitlerimize Saygı günü olarak kabul edilmesi, Atalarımızı Anma ve Şehitlerimize Saygı duygusunun gençliğe mutlaka mal edilmesi gereğini ifade ettim.

En sonunda Kur’an-ı Kerim okundu. Şehitlerimize topluca dua edildi. Tören Fatiha ile sona erdi.

Tam tören mahallinden ayrılırken duygulu bir hanım sesi bizi yerimize mıhladı. Bu hanım bir şiir okumaya başlamıştı. Kendisini tanımıyordum. Şiiri de ilk defa duyuyordum. Şiir, okundukça ruhumuzu derinden sarsmaya başladı. Sadece ben değil orada bulunan herkes hıçkırıklara boğulmuştuk.

Bu hanım efendinin duygu dolu şiiri hepimizi ağlatmıştı.

Atalarımıza yapılanları; içten gelen duygularla bakın ne güzel ifade etmiş Resmiye Hanım;

 ZEHR-İ BALDIRAN SENDİN

Sendin bu toprakların gördüğü en kara yüz

Beni en dar günümde sırtımdan vuran sendin

Savaş, açlık, hastalık sınarken beni ecel

Kıyamet düdüğünden ölüm çaldıran sendin

 

Ben harbin göbeğinde sen şeytanla kol kola

Sen kardeşin var iken düşmanla çıktın yola

Tutmaz bu kirli oyun.. gün ola hayır ola

Bu vatan toprağında soyumu kıran sendin

 

Habis bir tümör gibi içten içe kemirdin

Ben cephede ölürken sen evinde semirdin

Sen göğsüme saplanmış ucu paslı demirdin

Elinde süngü, pala karşımda duran sendin

 

Eğil de dinle bir kez toprak nasıl iniler

Kardeş kanını içtin geldi gitti siniler

Kadınımla, kızımı Sarkisyanla, Coniler

İşkencede öldürüp zevkten çıldıran sendin

 

Yaşlı, çocuk demeden gözlerini oyarak

El kadar bebeklerin canlarına kıyarak

Hamile anneleri çırılçıplak soyarak

Bahis tutup karnına hançer daldıran sendin

 

Bu nasıl edepsizlik, nasıl aymazlıktır bu

Bu ne büyük küstahlık adam saymazlıktır bu

Bu nasıl bir intikam ne tür doymazlıktır bu

Yol kesen, boyun vuran, canlar solduran sendin

 

Doğru tek başınadır yalan şebeke kurmuş

Komitacı katiller her gün bir yerden vurmuş

Osmanlı tedbir diye almış güneye sürmüş

Tehcire mecbur kılan vatan böldüren sendin

 

Belgen yok, kanıt eksik, ama nefretin kesin

Arkan kuvvetli ondan yüksek çıkıyor sesin

Kadrini bil de otur, bir tadımlık nefesin

Her fırsatta sil baştan bana saldıran sendin

 

Sen bilip isteyerek nefret suçu işledin

Durmadan bu yarayı ısrar ile dişledin

Lobide hayal kurup yok olmamı düşledin

Yüz yıllık ölüm gülü zehr-i baldıran sendin

 

Yer gök şahadet eder secdeye durur çamlar

Toprağı sık hele az Müslüman kanı damlar

Hem suçlu hem de güçlü riyakar bu adamlar

Yalanı ters yüz edip doğru bildiren sendin

 

Gel bak; her yer şehitlik dağ, taş, bahçemin yanı

Madem katliam gördün göster senin ki hani

Kim çıkardı elinden Hocalı da ki kanı

Türk diye keyfe keder vurup öldüren sendin

 

Biz Edirne’den Kars’a zulmünün tanığıyız

Biz bu haklı davanın mağdurken sanığıyız

Tenimiz barut kokar katliam yanığıyız

Mazluma tetik çekip kurşun dolduran sendin

 

Karşılığı var elbet zerre kadar günahın

Hesabı sorulacak var ise bende âhın

Şaşmamış bu güne dek terazisi Allah’ın

Nefret tohumu ekip öfke kaldıran sendin

 

Şiir hakkında ilave bir şey söylemeye gerek yok. Çünkü her şeyi anlatıyor.

Resmiye Hanım ile tanıştık. Kendisini kutladık. “Gelirken yolda bir gece de yazdım” dedi. Olur’lu, bir bey ile evli olan Resmiye Hanım, sağlık personeli olarak görev yapmaktaymış.

Değerli dostlar, bu şiiri Resmiye EKİNCİ’nin internet sayfasından alın ve tüm tanıdıklarınıza duyurun.

Duyurun ki belki duymayan kulaklar duyar, özür dileme gafletinde bulunanlar ders alır, taziye de bulunanlar ise yanlışlıklarını fark ederler.

Çünkü, hatayı fark etmek ve ondan dönmek fazilettir, erdemdir.

Saygılarımla

Selami OĞUZ 

Son Yazılar