|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

Ermeni Yalanı ve Çölaşan'a Teşekkür
  • Reklam
Selami OĞUZ

Selami OĞUZ

Ermeni Yalanı ve Çölaşan'a Teşekkür

27 Nisan 2014 - 16:57

                24 Nisan; Ermeniler tarafından katledilen 523 bin 955 Müslüman Türk için anma günü ilan edilsin.

                Türkiye'deki Erzurum Sivil Toplum Kuruluşlarından oluşan İstanbul Erzurum Federasyon, Vakıf, Dernek ve Sivil Düşünce Hareketi olarak, 24 Nisan'ın; 1910 – 1922 yılları arasında Ermeni militanları, çeteleri ve katilleri tarafından Anadolu’da katledilen 523 bin 955 Müslüman Türk için;Türkiye'de Resmi olarak anma günü ilan edilmesini istiyoruz.
          
                 Sayın Emin ÇÖLAŞAN,

           Sözcü gazetesinde 26 Nisan 2014 tarihli yazınızı okudum. Etkilendim. Aşağıdaki satırları yazma gereğini duydum.

            Bizler, Erzurum Sivil Toplum Kuruluşu üyeleri 24 kişi, "Atalarımıza Saygı ve Şehitlerimizi Anma" maksadıyla;

            17 Nisam 2014 Perşembe günü: Bakü Türk Şehitliği ve Karabağ Şehitliğinde başlayan gezimizi, Tiflis Şehitleri, Batum Şehitleri, Artvin, Ardahan, Kars ve Sarıkamış Şehitlerini anarak 24 Nisan 2014 Perşembe günü Ankara ve İstanbul'dan gelen diğer hemşehrilerimizin katılımı ile saat 09:00'da Erzurum Alacaköyü Şehitliği, Saat 11:00'de Cemal Paşa, Hafız Hakkı Paşa, Fosforlu Mustafa Paşa ve pek çok askerin ve şehidin medfun olduğuErzurum Karskapı Şehitliğinde yaptığımız anma töreni ile ve aşağıda metnini sunduğumuz basın bildirisi ile tamamladık.

            Söz konusu basın bildirisini İHA ve AA kaydettiler. Ama servis etmediler.

            Atalarımıza Saygı ve Şehitlerimizi Anma görevimiz, aynı gün Saat 14:00'te Atatürk ÜniversitesindeErmeniler Tarafından Türklere Uygulanan Katliamlarla ilgili fotoğraf sergisini açmak, saat 16:00'da Erzurum Teknik Üniversitesinde I.Dünya Savaşında Türk - Ermeni İlişkileri ve Erzurum konulu panele konuşmacı ve dinleyici olarak katılmak, akşam namazından sonra Lalapaşa camiinde Kutlu Doğum, Atalarımıza Saygı ve Şehitlerimizi Anma mevlidi, hatim duası ve dini merasim ile devam etti. Aynı gün saat 22:00'de Kardelen TV'de düzenlenen bir programda  basın bildirisinde özetlediğimiz düşüncelerimizi açıklayarak görevimizi noktaladık.

            Sayın ÇÖLAŞAN,

            57.Alay ile simgelenen Çanakkale Şehitleri ile başka bir anlam kazanan 24 Nisan gününde bizlerAtalarımıza Saygı ve Şehitlerimizi Anma görevimizi gelenekselleştirdik ve her yıl bir başka mekanda bu görevimizi gerçekleştiriyoruz.

            24 Nisan gününün 23 Nisan bayramı ile birleştirilerek Atalarımıza Saygı ve Şehitlerimizi Anma günü olarak devlet protokol takvimine alınması için yetkili mercilere ve siyasi makamlara gerekli girişimlerde bulunacağız.

            Bir Erzurumlu olarak yazınızda vurguladığınız hassasiyete katıldığımızı ifade ediyor ve her ne kadar medyada yeterince yer alamasak da üzerimize düşen görevi yaptığımızı ve yapacağımızı bilgilerinize sunuyoruz.

            Derin saygılarımızla. 26 Nisan 2014

 

            Atalarımıza Saygı ve Şehitlerimizi Anma


            BASIN BİLDİRİSİ

 

            1910 – 1922 YILLARI ARASINDA ANADOLU’DA ERMENİ ÇETELERİ TARAFINDAN KATLEDİLEN, 523 955 MÜSLÜMAN TÜRK’ÜN DEVLET BÜYÜKLERİMİZİN VE ASALA TERÖR ÖRGÜTÜNCE ŞEHİT EDİLEN 35 DIŞİŞLERİ MENSUBUMUZUN HUZURLARINDA SAYGIYLA EĞİLİYOR VE ONLARA CENABI HAK’DAN SONSUZ RAHMET DİLİYORUZ

           

            23 Nisan’ı idrak ettik. En büyük bayram. Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı gün. Kutlu olsun.

            Ve, 24 Nisan. Çanakkale şehitleriyle anılması gereken bir gün olması gerekirken, son yıllarda adet olduğu üzere Ermenistan halkı, Ermeni diasporası ve onlara bizden daha dost, içimizdeki kaypak Müslümanlardan oluşan bir kısım basınımızın, 1915 yılında yaşananlardan bîhaber ama Amerika – Avrupa hülyalarıyla gözleri kamaşan bir kısım gençliğimizin ve o yıllarda yaşanan olaylardan habersiz bir kısım halkımızın;

Acaba Büyük Şef ne diyecek? Türkler 1915 yılında Ermenilere soykırım uyguladı diyecek mi?” endişesi ve korkusu içinde nefeslerini tuttukları ve  ABD Başkanı’nın ağzından çıkacak cümlelere kilitlendikleri bir gün.

Bu insanlar şu hususları hiç düşünmediler ve dikkate almadılar;

            ABD Başkanı, “1915 yılında Osmanlılar Ermeni halkına soykırım yaptı” demiş olsa neyi kanıtlamış, bu beyanı ile tarihteki hangi gerçeği değiştirmiş olacak?

            ABD Başkanı, “Soykırım yapıldı” demiş olsa, 1 Haziran 1920 tarihinde; kendi parlamentosunun “1915 yılında bu coğrafyada Osmanlı’lar Ermeni halkına soykırım yapmadılar” şeklindeki kararına ters düşmüş olmayacak mı?

            Daha önce başta Rusya, Fransa, Almanya, bir kısım Avrupa ülkeleri, bir kısım Güney Amerika ülkeleri, Avrupa Parlamentosu ve diğer bazı kuruluşlar, parlamentolarından soykırım kararını çıkardılar da ne oldu? Hiç bir şey olmadı. Bu büyük milletin azmi, haklılığı ve kararlılığı devam ediyor. Cenab-ı Hak'kın izniyle sonsuza kadar da devam edecek.

            Siz, ABD Başkanı’nın Fransa, Almanya, diğer Avrupa Birliğine bağlı devlet yetkililerinin 1910 – 1922 yılları arasında Ermeni militanları, çeteleri ve katilleri tarafından Anadolu’da katledilen 523 955 Müslüman Türk için; üzüntülerini belirttiklerini, “Bu olayların sorumlusu olan Ermenilerden hesap sorulması gerekir” dediklerini hiç duydunuz mu?

            Duymadınız. Duymazsınız. Duyamazsınız. Çünkü Ermeniler tarafından canice katledilen bu insanlar Müslüman’dılar ve Hıristiyanların gözünde Müslümanlar, pek değer verilecek varlıklar değildirler.

            Bu yüzden Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de, Azerbaycan’da ve dünyanın dört bir bölgesinde Müslüman’lar öldürülür, onların kılları dahi kıpırdamaz.

            Ne var ki her türlü gösterişli propagandalarla kendilerini “insancıl ve medeni varlıklar olarak” gösterseler bile “Onların kalpleri Müslümanlara duydukları kin ile doludur” Kuran gerçeğinden kaçamazlar.

          1910 – 1922 yılları arasında Anadolu coğrafyasında Ermeniler tarafından 523 955 vatan evladı katledildi.

            Biz bu gerçeği halkımıza yeteri kadar anlatmadık, anlatamadık.

            Onların tehcir ve soykırım yalanlarının peşine takıldık. Atalarımıza sahip çıkamadık. İçimizden Ermeni iddialarını haklı bulanlar dahi çıktı. Hatta özür dileyecek aşağılıkları da yaşadık.

            Tarihimize, kültürümüze ve ecdadımıza sahip çıksaydık, bütün dünyaya şu gerçekleri haykırırdık.

            T.C Başbakanlık Arşivleri Genel Müdürlüğünün 18 Nisan 2005 yılında belgelere dayalı olarak yayınlamış olduğu bilgiler ışığında; Ermeni çeteleri, katiller 1910 – 1922 yılları arasında Anadolu’da ve Kafkasya'da;

 

1910 yılında                                    10 şehit

1914 yılında                             30 000 şehit

1915 yılında                             92 207 şehit

1916 yılında                           231 172 şehit

1917 yılında                                       * Bilinmiyor

1918 yılında                                       * Bilinmiyor

1919 yılında                               9 003 şehit

1920 yılında                           146 083 şehit

1921 yılında                             15 476 şehit

1922 yılında                                       4 şehit

olmak üzere toplam 523 955 Müslüman Türk’ü şehit ettiler.

            O dönemde devlet yönetiminde görev yapan ve Osmanlı – Ermeni halkı için her türlü tedbiri almaya çalışan, onların güvenliğini sağlamaya çalışan başta Sadrazam Talat Paşa, Sadrazam Sait Halim Paşa, Cemal Paşa olmak üzere devlet büyüklerimizi de şehit ettiler. Bu cinayetlerin katillerini ulusal kahraman ilan ettiler.

            1973 yılından bu yana dünyanın dört bir tarafında görev yapan 39 dışişleri mensubumuzu ve onların yakınlarını da acımasızca şehit ettiler.

            25 Şubat 1992’de Azerbaycan - Hocalı’da 83 çocuk, 106 kadın 613 kişiyi de hiç acımadan, gözlerini kırpmadan, canice şehit ettiler.

Yüzyıllara dayanan bir kin ile bütün düşmanlıklarını, hınçlarını ve canavarlıklarını sergilediler. Oysa onlar yüzyıllarca Müslüman Türk’ün emniyetinde huzurla ve güvenle yaşamışlardı. Ne yazık ki aldanmışız. Koynumuzda neler beslemişiz neler.

            Bugün, bu canavarlıklarını örtmek maksadıyla “Denize düşen, yılana sarılır” misali Osmanlı Devletinin 1915 yılında uygulamış olduğu tehcir harekatını, yalan ve dolanlarıyla soykırım karalamasına dönüştürmeye çalışıyorlar. Ama her geçen gün gerçekler ortaya çıkıyor ve yalan balonları teker teker patlıyor.

          Artık gerçekleri biliyoruz ve Atalarımızın I.Dünya Savaşında yaşanan ihanetlere karşı ne kadar insanca davrandıklarını ve savaş şartlarında dahi kendi vatandaşına ne kadar adilane yaklaştıklarını okuyoruz, öğreniyoruz ve idrak ediyoruz ve bu gerçekler ışığında ATALARIMIZIN SON DERECE MASUM olduklarını görüyor onlarla övünüyoruz ve onur duyuyoruz.

Bugün dünyaya şu hususları haykırıyoruz.

            Atalarımıza sahip çıkacağız.

            Tarihimize, mukaddesatımıza, devletimize ve milletimize yapılmakta olan küstahça davranışların karşısına bütün gücümüzle çıkacağız. Bu duygulara sahip bir gençlik yetiştirerek Atalarımıza saygı duyulması gerektiğini herkese kabul ettireceğiz.

            Çünkü biz, haksızlıklarla tarih boyunca mücadele ettik. Bundan sonra da mücadele edeceğiz.

            Çünkü biz, Hak – batıl mücadelesinde daima Hak’kın tarafını tutan bir milletiz. Öyle kalacağız.

       Şüphesiz bizimle bu vatanda dostça, kardeşçe yaşamak isteyen Ermeni kökenli vatandaşlarımızla hiçbir sorunumuz yoktur ve olmayacaktır. Ama bize düşmanca davranmaya devam edenler ve etmek isteyenlerle hesabımız hiç kapanmayacaktır.

            Ey Türk Genci; Sana bir çağrımız ve nasihatimiz var,

 

Geçmişini iyi tanı.

Tarihine ve atana sahip çık.

Bu vatanı koru.

Günün iletişim imkânlarını kullanarak bütün insanlığa gerçekleri anlat,

Bu millete sürülmek istenen lekenin sürülmesine mutlaka mani ol.

Böylece sonsuza kadar AYYILDIZLI BAYRAK ALTINDA yaşamayı Hak et.

            Bu vesile ile aziz şehitlerimizi bir kere daha şükranla anıyor, onlara Cenab-ı Hak’tan sonsuz rahmet diliyoruz.

 

Emekli öğretmen Neşe ŞAİROĞLU

İstanbul Maltepe Erzurumlular Kültür ve Dayanışma Vakfı

Kadın Kolları Başkanı

 

Prof. Dr. Erol KÜRKÇÜOĞLU

Erzurum Vakfı (ERVAK) Yönetim Kurulu Üyesi 

 

Mühendis Ferudun ÖNAL

Ankara Erzurum Vakıf Dernek Federasyonu (ERDEF) Başkanı

 

Salih BAYRAKTAR

Türk - Azerbaycan Derneği (TADER) Başkanı

 

Emekli öğretmen Ayhan ŞAHİN

Ankara MAĞDURDER Başkanı

 

Mühendis Selami OĞUZ

İstanbul Erzurum Federasyon, Vakıf, Dernek ve Sivil Düşünce Hareketi

Son Yazılar