|SELECT LANGUAGE YOU WANT TO READ/Turkey News Agency Internet Newspaper||OKUMAK İSTEDİĞİNİZ DİLİ SEÇİNİZ/Türkiye Haber Ajansı İnternet Gazetesi|

OKUDUKÇA!
Selami OĞUZ

Selami OĞUZ

OKUDUKÇA!

29 Mart 2014 - 01:35

İlk Okunma: 23673 İlk Eklenme Tarihi 23.11.2013 20:20:42

OKUDUKÇA!

Evet. Okudukça her şey daha iyi aydınlanıyor. Bilgisizliğin getirmiş olduğu karanlıklar, sisler kayboluyor. Gerçekler ortaya çıkıyor.

Yirminci asrın başlarında Osmanlı Ermenilerinin Müslüman Türklere neler yaptıklarından bahsediyorum. Bu konuda daha önceleri de birkaç yazı yazmıştım. Ama dediğim gibi okudukça, inceledikçe yeni bilgiler ediniyorum. O bilgileri sizinle paylaşmak isterim. Dilerseniz buyurun;

Bu bölümde; Doç. Dr. Seyit SERTÇELİK’in Rus ve Ermeni kaynakları ışığında Ermeni sorununun ortaya çıkış süreci (TBMM yayını no 131, Ocak 2009) adlı kitabından (Kaynak1)alıntılar yapılarak, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Ermenilerinin devlete baş kaldırışlarını ve Osmanlı Ermeni toplumunun davranışlarına hakim olan psikolojik durum özetlenmiştir.

 

A - Birinci Dünya Savaşı öncesi Osmanlı Ermenilerinin çıkardıkları isyanlar

-             Osmanlı Devletinin yaptığı ıslahat çalışmaları

3 Kasım 1839             Tanzimat Fermanının ilanı

30 Mart 1856              Islahat Fermanının ilanı

24 Mayıs 1860            Ermeni Milleti Nizamnamesinin yayınlanması

17 Mart 1863              Ermeni Milli Meclisinin kurulması

-            Uluslararası antlaşmalar

3 Mart 1878                Yeşilköy antlaşması (madde 16)

13 Temmuz 1878        Berlin antlaşması (madde 61)

Bu antlaşmalar ile Osmanlı Devletinin; Ermeni toplumu için iyileştirme çalışmaları yapması hükme bağlanmış, bu konu antlaşmaya taraf ülkelerin denetimine tabi tutulmuştur.

Esasen Rusya’nın 1700’lü yıllarından bu yana Osmanlı İmparatorluğu aleyhindeki yayılma siyasetinde devamlı kullandığı, Kafkasya’daki ve Osmanlı sınırları içindeki Ermeniler; bu antlaşmalar ile bu kere İngiltere, Fransa ve Almanya’nın siyasi, ABD’nin dini ve ticari desteklerini arkalarına almış, Ermeni çeteleri Osmanlı Devleti sınırları içinde pek çok bölgede isyanlar çıkarmışlar ve bağımsızlık hareketlerine başlamışlardır.

Bu olayları kronolojik olarak sıralayalım;

-                     20 Haziran 1890        Erzurum isyanı: 1 Osmanlı askeri ölmüş. 2 asker yaralanmış. 15 Ermeni isyancı ölmüş. 200 kişi yaralanmış.

-                     15 Temmuz 1890      Kumkapı isyanı: 2 polis ölmüş, 1 polis yaralanmış, 10 Ermeni gösterici ölmüş, 6 kişi yaralanmış.

-                     9 Eylül 1893 Merzifon isyanı: 25 Osmanlı askeri ve 10 Ermeni gösterici ölmüş.

-                     1 – 23 Ağustos 1894 Sasun isyanı: 2400 Müslüman, 300 Ermeni gösterici ölmüş.

-                     18 Eylül 1895 Babıali isyanı: 150 – 200 Ermeni ölmüş.

-                     1895 Ekim ile 1896 sonuna kadar yapılan isyanlar: Trabzon, Bayburt, Gümüşhane, Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Diyarbakır, Muş, Harput ve Adana’da yapılan isyanlarda, 220 Müslüman, 182 Ermeni hayatını kaybetmiştir.

-                     Zeytun isyanları: 1862, 1865, 1873, 1878, 1884’te yapılan isyanlara 18 Ekim 1895’te yapılan ve 4 ay süren isyan ile devam edilmiştir. Bu isyanda geçici ihtilal hükümeti kurulmuştur. Bu son isyanda 20 000 Müslüman ve 3500 Ermeni hayatını kaybetmiştir.

-                     3 – 11 Haziran 1896 Van isyanı: 300 Müslüman ve 500 Ermeni hayatını kaybetmiştir.

-                     14 Ağustos 1896 Osmanlı Bankası’nın işgal edilmesi: Bu olay dış tahrik açısından Osmanlı Devletine tam bir kafa tutma harekatıdır.

-                     1899 – 1901 Muş olayları: Kürt köylerine yapılan baskınlarla yoğunlaşan olaylar Ermeni Antranik ve Serop’un yönetimlerinde gerçekleşmiştir.

-                     Ocak 1904 İkinci Sasun isyanı: Antranik tarafından yönlendirilen bu isyanda 100 Müslüman, 100 Ermeni hayatını kaybetmiştir.

-                     21 Temmuz 1905 Sultan II. Abdulhamit’e suikast: Bu harekatta, 26 kişi ölmüş, 58 kişi yaralanmıştır.

-                     25 Haziran 1907’deki Bitlis isyanı: 105 Müslüman öldürülmüştür.

-                     14 Nisan 1909 Adana isyanı: 1850 Müslüman ve 17 000 Ermeni hayatını kaybetmiştir.

-                   Kayıplar toplamı: Bu olaylarda 25 029 Müslüman, 21 922 Ermeni hayatını kaybetmiştir. Bu rakamlara Rus işgalinde bulunan Kars ve Ardahan’da Ermenilerin 1914 yılında yaptıkları katliamlarda katlettikleri 30 000 Müslüman sayısını ilave edersek, Müslümanların kayıpları 55 029’a yükselir. Ama bu olaylar nedeniyle Ermeniler Avrupa kamuoyuna Osmanlılar 300 bin Ermeni’yi katlettiler yaygarasını yapmışlardır.

-                    Ermenilerin bu hareketlerinin yorumunu yapalım:

Osmanlı Devletinin zayıfladığını ve giderek yıkılma noktasına geldiğini umut eden Ermeniler, nüfus azınlığında olmalarına rağmen, Hıristiyan camiasını arkalarına alarak, onları alabildiğine kandırarak Osmanlı sınırları içinde bağımsız devlet kurma hayallerine kapılmışlar ve bu isyanlarla Osmanlı Devletine resmen kafa tutmuşlardır.

Ermenilerin bu hareketlerinde Osmanlı sınırları içinde faaliyette bulunan ABD misyonerlerinin ve ABD okullarının son derece büyük etkisi olmuştur.

 

B - Osmanlı – Ermeni toplumunun davranışlarının psikolojik incelenmesi

Ermenilerle ilgili Rus, Ermeni ve diğer Avrupalı yazarların yazıları ile Rus arşivlerindeki askeri raporlar ve belgelerin ışığında; Osmanlı – Ermeni toplumunun psikolojik durumu ana hatlarıyla şöyle özetlenebilir;

-                     Ermenilerde bireysellik duygusu son derece ileridir. Kendilerine değer verirler ve verilmesini isterler.

-                     Ermenilerde milli duygular çok gelişmiştir. Ermeniler, Ermeni oldukları için gurur duyarlar. Ermenistan’ın ilk Başbakanı olan Kaçaznuni’ye göre “Ermeni halkı, kendine aşıktır”

-                     Bu iki duygu; yabancıların teşvikleriyle Ermenileri bağımsız devlet kurma arayışlarına sürüklemiştir.

-                     Ermeniler, ileri derecede girişimcidirler. Her meslekte ön sıralarda yer almaya çalışırlar, Osmanlı toplumunda da pek çok konuda öne çıkmışlardır.

-                     Ermeniler, olaylar karşısında “Bağırarak – Çağırarak” isyankar tavır sergilerler. Ermenilerin bu özelliği bir Rus şiirinde şöyle yer alır;

“Dar bir karyolada, yalnız yatmaktayım.

  Yan koğuşta, Ermeni bağırmakta”

            Rus yazar Veliçko’ya göre “Bağırmak, tipik bir davranıştır. Ermeniler her konuda bağırmaya yatkındırlar”

-                     Ermeniler, tarih boyunca çevrelerindeki güçlü devletlere bağımlı yaşadıklarından, Veliçko’nun ifadesiyle onlara sistematik olarak ihanet ederler.

-                     Rus yazar Yevetski’ye göre Ermeniler, kurnaz ve numaracı insanlardır.

-                     Ticari başarıları nedeniyle Musevi’lere benzetilirler. Kurnazlık konusunda Alman seyyah Kerte “Rum iki Musevi’yi, Ermeni ise 2 Rum’u aldatır” deyişinin her yerde doğrulandığını söyler. Kerte “Anadolu’da sizi her hangi bir yerde aldatan olursa, demek ki siz Ermenilerle iş yaptınız” der ve ilave eder “Bir Türk ile iş yaptığın zaman söz yeterlidir. Rum ile yazılı sözleşme yaparsınız. Ermeni ile ise yazılı olsa dahi hiçbir iş yapmam. Çünkü onların yalancılığı ve entrikalarından yazılı şartlarla bile korunamazsınız” der.

-                     Fransız yazar A. Dumas ise “Bir Ermeni ile anlaşma yapacaksanız ona bir kağıt imzalatın ve inkar etmemesi için yanınızda iki de şahit bulundurun” diye yazar.

-                     Rus Genelkurmayında görev yapan Subayların raporlarında, Ermenilerin çıkarcı,fırsatçı ve ticarette vurguncu oldukları anlatılır.

-                     Rus komutan Tveredohlebov, Ermenileri oldukça yeteneksiz, asalak, açgözlü ve başkalarının sırtından geçinen kişiler olarak değerlendirir.

-                     Belçika’lı hukukçu Jacquyens, Ermenilerin ketum, Kaçaznuni ise içe kapalı olduklarını söyler.

-                     Ermeniler kararlıdırlar. Kafalarına koyduğu şeyi zorluğu ne olursa olsun yapmaya çalışırlar.

-                     Ermeniler dindardırlar. Kendi kiliselerine bağlıdırlar. Ermeni kilisesi onların bir milli sembolüdür.

-                     Ermeniler dillerine bağlıdırlar.

-                     Gücüler “Ermeni geldi. Yeni bir bela getirdi” derler.

-                     Azeriler “Ermenilerin yolunu aydınlatmak için on parmağını mum olarak yaksan, sana teşekkür etmezler”

-                     Ermeniler, gizli örgüt kurmada mahir, komplo kurmada oldukça başarılıdırlar.

-                     Basını kendi lehlerine kullanmada çok beceriklidirler.

-                     Ermeniler, olayları, sayıları oldukça abartmaya yatkındırlar. Veliçko “Ermenilerin söyledikleri sayıların bir sıfır fazla olduğunu” söyler. Rus general Mayevsky ile İngiliz yüzbaşı Norman’da aynı fikirdedirler.

-                     Gürcü yazar Çavcavadze “Ermeni tarihçiler, yaratıcı bilgiler kullanmak suretiyle okuyucuyu aldatmakta epey ustadırlar” der.

-                     Ermeni yayıncıların ve Taşnaksutyan mensuplarının “Yalan üstüne yalan söyledikleri” bizzat Ermeni devlet adamı A. Myasnikyan tarafından ifade edilmiştir.

-                     Rus general Mayevsky de Ermeni basınının halkı yanlış bilgilendirdiğini, basının yalanları nedeniyle halkın gerçekleri öğrenemediğini, bu propagandalarının nelere mal olduğunu ifade eder “1894 – 1897 yılları arasında yayılan yalanın, Ermeni halkını yanlış ve maksatlı bir yola soktuğunu” söyler.

-                     Ermeniler yaptıkları propagandalar ile gerçekleri gizlemede ve saptırmada çok mahirdirler. Ermenilere yönelik dehşet ve vahşetler hakkında bağırmaları artırmak gerektiği, Ermeni siyasetçiler tarafından kabul edilmiştir.

-                     Ermeniler, heyecanlı bir yapıya sahiptirler. Yönlendirilmeye çok yatkındırlar. Bu sebeplerle özellikle başta Rusya ve İngiltere olmak üzere diğer güçler kendi çıkarları için Ermenileri kullanmayı tercih etmişlerdir. (kaynak1)

İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ, meclis konuşmalarından birinde “Israrlı bir şekilde yapılan ve yalan üzerine kurulu propagandaların önünde durmak mümkün değildir” demiştir.

Ani Harabelerinin surlarında Nazi Almanya’sının gamalı haçını görürsünüz. Amerikalı yönetmen Oliver Stone’un JFK filminden Hitler’in söylediği şu söz son derece önemlidir “Rakamlar ne kadar büyük olursa, inandırıcılığı o kadar yüksek olur” acaba Hitler bu öğretiyi Ermeniler'den mi aldı?

Ermenler, yaşanan olayları yalan üzerine kurmayı ve rakamları alabildiğine abartmayı meslek edinmişlerdir. Özellikle 1965’ten bu yana yapmış oldukları yayınlarla, Osmanlı devletinin son yıllarındaki olayları alabildiğine şişirerek dünya kamuoyunu yanlarına almayı başarmışlardır. Bugün biz Türkler, bu yalanlarla oluşan dünya kamuoyuyla baş etmek durumundayız.

 

Selami OĞUZ

23.11.2013

Son Yazılar